03/01/2014 | Yazar: Zeynep Bilginsoy

Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu (IGLHRC), 10 Aralık 2013 İnsan Hakları Günü için 20 ülkeden 45 aktivisti New York’ta bir araya getirdi.

Birleşmiş Milletler ve Türkiye LGBTİ Hareketi Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu (IGLHRC), 10 Aralık 2013 İnsan Hakları Günü için 20 ülkeden 45 aktivisti New York’ta bir araya getirdi. Bu seneki toplantıya Türkiye’den üç kişi katıldı: LGBTİ hareketinin destekçisi olan CHP İstanbul milletvekili Melda Onur, eski IGLHRC stajyeri ve SPoD aktivisti Onur Fidangül ile LGBTI NEWS TURKEY projesi ile Türkiye LGBTİ aktivistlerini temsilen ben.
 
Zeynep Bilginsoy, Melda Onur, Onur Fidangül
 
IGLHRC 1997’den beri Türkiyeli LGBTİ aktivistlerinin ve LGBTİ gündemini meclise taşıyan milletvekillerinin üretimlerini destekliyor ve toplantılara davet ediyor. Ayrıca IGLHRC Türkiye’deki LGBTİ örgütleri ve diğer uluslararası LGBTİ örgütleri ile birlikte hak ihlalleri ve gölge raporları üzerine çalışıyor. Türkiye’yi farklı uluslarası platformlarda temsil eden aktivistlerin çalışmaları 20 senelik LGBTİ mücadelesinin önemli bir parçasıdır ve bize bu sene gelen davet de bunun bir devamıdır.
 
2013 İnsan Hakları Günü ve Toplantılar
Türkiye temsilcileri olarak Yeni Zelanda, Danimarka, Fransa, Almanya, Türkiye BM Daimi Temsilcileri Büyükelçiler ile görüştük, “LGBT çekirdek grubu” ve ABD BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Samantha Power’a sunumlar yaptık, BM İnsan Hakları Günü “Spor Homofobiye Karşı” toplantısına katıldık, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve BM Kadın ile çalıştık. Bu toplantılarda devlet ve BM yetkilileri ile kurduğumuz diyalog sayesinde uluslarası platformda kullanabileceğimiz metodları gördük.
 
Devlet ve BM yetkililerini global LGBTİ gündemi ve hak talepleri konusunda bilgilendirdik. 20 farklı ülkeden gelen LGBTİ aktivistlerinin sorun ve talepleri paralel: cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli şiddet ve bu şiddete karşı adaletsizlik ve cezasızlık ortamı; gerekli yasal reform ve uygulamalar; LGBTİ birey ve aktivistlerin güvenlikleri; din ve ahlakın LGBTİ haklarına karşı kullanılması; devletler tarafından LGBTİ hak taleplerinin eşcinsel evlilik talebi ve Batı’nın bir neo-sömürgecilik taktiği olarak algılanması, vb.
 
Türkiye ve Uluslararası Sözleşmelere Vurgu
Toplantılarımızda Türkiye’nin imzacı olduğu “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”, “BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi” ve “BM Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi”ni hak ihlalleri ve ayrımcılık ile ilgili olarak vurguladık. Ayrıca iki ülke daha imzaladıktan sonra yürürlüğe girecek olan ve adı “İstanbul Sözleşmesi” olarak geçen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığı yasakladığının altını çizdik.
 
Ne kadar Türkiye Dışişleri temsilcileri “Türkiye’deki yasalar dışında hareket edemeyiz” dese de, TC Anayasa’sının 90. Maddesi bu uluslararası sözleşmeleri iç yasalarımızdan üstün kılıyor. Uluslararası sözleşmeler şimdilik direk olarak cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine referans vermese de, hak ihlalleri ve ayrımcılık üzerinden sözleşme ihlalleri konumlandırılabiliyor ve sözleşmelere bu ibarelerin eklenmesi için lobicilik faaliyetleri sürüyor. Ayrıca BM sözleşme denetim organları, Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu’nun periyodik incelemelerinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibareleri metinlere dahil ediliyor ve Türkiye bu konuda adım atmak için teşvik ediliyor.[1]
 
İzlenimlerim
LGBTİ aktivistleri ve Birleşmiş Milletler temsilcileri ile geçirdiğim süre içinde ve sonrasında aklımı kurcalayan ve konuşmanın faydalı olacağını düşündüğüm konuları bir kaç alt başlıkta topladım:  
 
1. Eşcinsel Evliliğin Hak Mücadelesine Etkisi
Bunlardan ilki, eşcinsel evlilik mücadelesi ile ilgili. Bu alanda 2013 senesinde birçok kazanım elde edildi. ABD, İngiltere, Fransa, Brezilya, Meksika ve Kolombiya’daki eşcinsel evlilik hakkı bu ülkelerin LGBTİ bireyleri ve eşitlik adına önemli bir adım oldu. Fakat bu değişim yaşanırken birçok ülkedeki LGBTİ hak talepleri evlilik talebine indirgendi. Bu duruma iyi bir örnek ülkemizden: Anayasa Uzlaşma Komisyonu tutanaklarında eşitlik maddesine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerinin eklenmesi tartışılırken, milletvekillerinin bunu “Eyvah! Ya benim kızım bir kızla evleneceğim derse ben mahvolurum” olarak  algılaması, temel haklar ve eşitlik tartışmasını köstekledi.[2]
 
Bir kaç ülkede eşcinsel evlilik hakkı kazanılmış olabilir fakat 78 ülkede eşcinsel ilişkiler suç olarak kabul edilmekte ve ağır cezalara tabi tutulmakta.  2013’te Rusya, Hindistan, Uganda ve Nijerya eşcinselliği yasaklayan veya cezaları ağırlaştıran kararlar aldı ve BM düzeyinde devlet temsilcilerinin homofobik söylemleri devam etti. Eşcinsel ilişkileri suç olarak kabul eden ülkelerin 42’si ceza kanunlarında “gayri tabii” ve “doğal düzene aykırı” ibarelerini kullanmakta, 13’ü “sodomi”, 9’u “oğlancılık”, 7’si farklı sıfatlar ve sadece geriye kalan 7 ülke “eşcinsel” kelimesini kullanmakta.
 
Dünyanın birçok yerinde LGBTİ aktivistleri, temel hak ve özgürlük taleplerinin devlet ve toplum tarafından eşcinsel evlilik talebi olarak algılanıp zayıflatılması ile uğraşıyor. Evlilik, hak taleplerinden biri olabilir ama evliliğe gelene kadar mücadeleyi yaşam, çalışma, barınma, sağlık ve genel olarak eşitlik hak taleplerimiz üzerinden kurduğumuzu vurgulamaya devam etmeliyiz.  
 
2. Bir Neo-Sömürgecilik Modeli Olarak LGBTİ Hakları
Evlilik tartışmalarının olumsuz etkisi aslında pek çok ülkenin LGBTİ eşitliğini Batı’nın bir neo-sömürgecilik taktiği olarak görmesinin bir uzantısı. LGBTİ hak talepleri Batı’nın bir dayatması olup ve ülkelerin genel ahlak, kültür ve dini değerlerine aykırı olarak addedilmektedir.
 
Daha çok “Batı/Kuzey” ülkelerden oluşan Birleşmiş Milletler LGBT çekirdek grubu bu atışmayı çokça yaşıyor ve BM temsilcileri ile yaptığımız toplantılarda konu şöyle örneklendi: Fransa temsilcileri Batı Afrika ülkelerinin temsilcileri ile cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin korunması gerektiğini tartışırken, Batı Afrika ülkelerinin Fransa’ya cevabı, “bu bizim iç hukuğumuz ve kendi kültürümüz. Sizinle olan ikili ekonomik ve politik ilişkilerimizle alakalı değil. Ülkemizin yönetimine karışmayın” söylemi üzerinden oluyor. Bu örnek bir istisna değil. Buna karşı geliştirilmesi gereken metod BM düzeyinde lobicilik faaliyetlerinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği tartışmalarınını sömürgecilik geçmişi temiz olan hükümet temsilcilerinin yönetmesi olabilir. Konu ile ilgili olarak Güney Afrika’nın bir Afrika ülkesine lobicilik yapması ile Fransa’nın yapması arasında derin bir fark var. Zaten bu yüzden LGBT çekirdek grubuna üye olmak isteyen “Kuzey” ülkeleri artık beraberinde bir “Güney” ülkesi ile gelirse üye olabiliyor. 
 
Neo-sömürgecilik ve “dayatma” savı, ahlaka, dine ve kültüre aykırılık üzerinden LGBTİ hak taleplerine karşı çıkılmasının bir parçası. “Eşcinsellik ahlakımıza, dinimize, kültürümüze terstir” şiarını dünyanın her köşesinden duyuyor olmamız bu kavramların sorgulanması ve yeniden üretilmesi gerektiğini tekrar tekrar gösteriyor.
 
3. Birleşmiş Milletler ile Çalışmak
Global LGBTİ hareketi cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık ve şiddeti BM gündemine yerleştirmeyi başardı. Bu gelişmeleri “Birleşmiş Milletler’de Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği” başlıklı yazıda detaylandırdım. “Cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” terimleri BM metinlerine, uluslarası sözleşmelere, eşitlik ve ayrımcılık ile ilgili anayasal maddelere yerleştikçe, Türkiye’ye uluslararası platformda yasalar üzerinden yapılacak baskı daha da önemli oluyor.
 
Bu baskıya bir örnek 2012’de sözleşme denetim organı İnsan Hakları Komitesi’nin Türkiye’nin BM Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi uygulaması üzerine yayınladığı sonuç incelemesidir.[3] Komite LGBT bireylere karşı şiddet, ayrımcılık ve hak ihlallerinin kaygı verici olduğunu belirtti. Bu sözleşme denetiminden bir sene sonra Türkiye’nin bir takip raporu vermesi gerekiyor. Devlet raporu STK raporları ile karşılaştırılıp sözleşmeye uyum inceleniyor. LGBTİ örgütleri olarak hak ihlalleri ve sözleşme raporumuzu ilgili mercilere ulaştırdık. Burada amaç uluslararası platformda imzalanmış sözleşmelerin takibini yapmak, Türkiye’nin yetersizliklerini belgemek ve sözleşmeye uyum sağlamak için devlet ile beraber çalışmak.  
 
Benim Birleşmiş Milletler’de LGBTİ aktivizmi fırsatından öğrendiğim ve yapmak istediklerim de tam bu baskı ve teşvik ile ilgili. Lambdaistanbul üzerinden organize olan ve Türkiye LGBTİ örgütleri ile beraber ilerleyen LGBTI NEWS TURKEY projesinin başlama noktası Türkiye LGBTİ gündemini İngilizce’ye çevirmek ve bu bilgi üretimini aktivistlere, örgütlere, akademisyenlere ve gazetecilere sunmak idi. Çeviri aktivizmin oldukça basit bir formu ama bilginin dünyaya yayılması etkin bir baskı oluşturuyor.   
 
Gerekli olan baskı ve teşvik için siyaset de çok önemli bir alan. CHP İstanbul milletvekili Melda Onur’un Birleşmiş Milletler’de Türkiye LGBTİ hareketini temsil etmesi, parti içinde, mecliste ve sokakta destek vermesi muazzam bir kazanım. Bu politik destek Türkiye’de LGBTİ hak taleplerinin meşruiyetinin bir tezahürü. BM toplantılarımızda Türkiye gündemine diğer ülkelerden daha çok yer verilmesi ve bize söz hakkı tanınması şüphesiz gruptaki tek milletvekilinin Türkiye’yi temsil etmesi ile ilgili idi.
 
Uluslararası Platformlarda Türkiye LGBTİ Hareketi için Neler Yapabiliriz?
Türkiye LGBTİ aktivistleri son 15 senedir hak örgütleri ve global LGBTİ hak savunucuları ile beraber hareket ediyor.
         
Bu üretime katkı sunmak adına:
·         Türkiye LGBTİ örgütleri olarak Birleşmiş Milletler Evrensel Periyodik İncelemesi (UPR) ve Sözleşme Denetim Organları (Treaty Bodies) ile çalışabiliriz. Sivil toplum kuruluşlarının katılımına önem veren bu mekanizmalar, ülkedeki ilgili STK’lar ve hak savunucularının beraber hazırladığı raporları tercih ediyor. 4 senede bir yapılan UPR incelemelerinde sıra Türkiye’ye Ocak 2015’te gelecek.
·         Türkiye’de cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık üzerine istatistiksel ve analitik çalışmalar yapabiliriz. Akademisyenler ve araştırma şirketleri ile çalışarak nicelikli ve nitelikli verilere ulaşabiliriz. Bu bilgilerle uluslararası platformda daha etkili lobicilik faaliyetleri sürdürebiliriz.  
·         Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerini içeren sözleşme, tasarı ve bildirilerin tamamının Türkçe’ye çevirip bu bilgiler ile lobicilik faaliyetlerine katkı sunabiliriz. Ayrıca Birleşmiş Milletler’in Türkiye üzerine yaptığı raporlamaları Türkçe’ye çevirmeliyiz.  
·         Homofobi ve transfobiye karşı eğitim ve eğitici malzemeleri geliştirmeye devam edebiliriz. Bunları uluslararası sözleşmeler ile beraber Türkiye’deki eğitim, güvenlik, sağlık ve yargı mercilerine yerleştirme üzerine çalışabiliriz. Bunun için ilk adım Birleşmiş Milletler Türkiye ile çalışmak olabilir.   
 
Bu çalışmalar LGBTİ dışındaki hak örgütleri ile beraber çalışarak kapsayıcı olur. En önemlisi bu konular üzerine çalışmak isteyen insanların buluşması, tartışması ve bilgi üretmesi. Buradan gönüllü ve destek çağrısı yapıyorum!

Etiketler: insan hakları
Nefret