17/12/2014 | Yazar: Ömer Akpınar

Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ Çalışmaları Kulübü’nden Beren Azizi ve M. Efe Fırat, Osmanlıca tartışmalarını LGBTİ’ler açısından nasıl yorumladıklarını kaosGL.org’a anlattı.

Boğaziçi LGBTİ: Akran zorbalığına odaklanan bir şura olmasını dilerdik Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
19. Milli Eğitim Şurası’nda Osmanlıcanın imam hatip ve sosyal bilimler liselerinde zorunlu, diğer liselerde ise seçmeli ders olarak okutulması yönünde tavsiye kararı alınmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik tavsiye kararına gelen eleştiriler üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “dünyada hangi millet vardır ki, iftihar ettiği şairleri, yazarları, münevverleri, yazarları, âlimleri ilk kaynağından öğrenemez?” demişti.
 
Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ Çalışmaları Kulübü (luBUnya) de yarın LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks) temalı “Osmanlıca şiirlerden” oluşan bir dinleti düzenleyecek. luBUnya’dan Beren Azizi ve M. Efe Fırat, Osmanlıca tartışmalarını LGBTİ’ler açısından nasıl yorumladıklarını kaosGL.org’a anlattı.
 
“Heteroseksizm konusunda Osmanlı ve TC’nin tarihi bıçakla ayrılamaz”
 
Osmanlı deyince ilk olarak heteroseksüel toplum inşasından başlıyoruz. Azizi, Cumhuriyet’in heteroseksüel kadın ve erkeklerden oluşan toplum idealinin sanıldığı kadar yeni olmadığına dikkat çekiyor:
 
“Heteroseksüel toplum inşasına yönelik politikaların uygulanmaya başlama tarihini konuşmak için mülkiyetin tarihi kadar eski bir zamana gitmek gerekir. Kaldı ki Osmanlı politikaları da zaman zaman oldukça heteroseksüel bir toplum inşasına yönelik olmuştur. Heteroseksizm konusunda Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti diye ortadan ikiye bıçakla ayrılamayacak bir tarih var.”
 
“Osmanlı devlet kadrosundaki çeşitliliği göstermek istiyoruz”
 
Beren’in özellikle altını çizdiği nokta ise, şiir dinletisiyle Osmanlı’daki LGBTİ kültürle “yeniden bağ kurmak” yerine devletin yüzleşmesini amaçladıkları oluyor.  
 
“Asıl mevzu devlet kadrosundaki çeşitliliğin normalliğini göstermek, bu da LGBTİ hareketine tarihî arka plan açısından tabii destek sağlar.”
 
“Toplumsal cinsiyet bir güç ilişkisi”
 
Fırat ise tarih anlatılarını toplumsal güç ilişkileri olarak okumak gerektiğini vurguluyor:
 
“İster Antik Yunan’ı, ister modern öncesi Çin’i; ister Osmanlı’yı ele alırken, bedeni tarihsel bir savaş alanı olarak görmeden; ikili cinsiyet rejimini ve verili cinsiyetler arası/içi ilişkileri birer toplumsal güç ve dahi hegemonya ilişkisi olarak okumadan tutturulan her tarih anlatısı günü kurtarmaktan öteye geçemez.”
 
Fırat, toplumsal cinsiyetin bir güç ilişkisi olduğunu göstermenin queer tarih yazımıyla mümkün olduğunu belirtiyor:
 
Lise tarih kitaplarına kadar akmış bir tarihyazımsal düstur düşünün ki, ikili toplumsal cinsiyetin ve heteroseksüelliğin ezel ebed sürmüş bir tahakküm biçimi olmasından ziyade; akışkan, aşınan ve değişen bir cinsellikler evreni olduğunu; ve toplumsal cinsiyetin hegemonik bir tertip, bir güç ilişkisi olduğunu tasavvur edebilen öğrenciler inşa edebilsin.
 
Milli Eğitim Şurası akran zorbalığından bahsetmedi!
 
Peki, homofobi ve transfobiyle mücadele için hiçbir kararın alınmadığı Milli Eğitim Şurası’nda hangi meselelerin tartışılmasını isterdiniz sorumuzu ise Azizi yanıtlıyor:
 
“Şuradaki dört gündem konusundan biri “okul güvenliği” idi. Dünya, yani eğitim konusunda dünyanın başarılı tarafı eğitimde revizyonda şu an neredeyse tek bir konuya odaklanıyor, o da "akran zorbalığı" (bullying). Buna odaklanabilecek bir şura olmasını dilerdim tabii.”
 
“Lisân-ı Osmânî ve Velev ki İbneyiz Dinletisi”nde Tarih Bölümü üyeleri LGBTİ temalı “Osmanlıca şiirleri” seslendirecek ve şerbet ikramı yapılacak. 

Etiketler: insan hakları, eğitim
Nefret