20/09/2013 | Yazar: Ömer Akpınar

Türkiye’nin ilk açık eşcinsel belediye başkanı olmayı hedefleyen Can Çavuşoğlu, siyasete atılmasını kaosGL.org için değerlendirdi.

Can Çavuşoğlu: Türkiye’nin Kendi Gerçeğiyle Yüzleşme Zamanı Geldi Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Can Çavuşoğlu, Türkiye’nin ilk açık eşcinsel belediye başkanı olmak için 2014 yerel seçimlerine hazırlanıyor. Giresun’un Bulancak ilçesinden aday adayı olan Çavuşoğlu, açık bir eşcinsel olarak siyasete atılmasını, Yeni Anayasa sürecinde LGBT’lerin eşitlik mücadelesini ve LGBT’lerin Türkiye’deki yerini kaosGL.org için değerlendirdi.
 
İlk olarak, belediye başkanlığına aday adayı olmaya nasıl karar verdiniz?
Çıkış noktam aslında “aday adaylığı” kavramını biraz eleştirmekti. Ya aday olursunuz ya da olmazsınız, burada bir uygulama kargaşası, kavram hatası gördüm. Sonra düşündüm, biraz da cesaretimi topladım ve kendi kendime neden olmasın, dedim. Zaten çevremde gey olarak bilinen bir yazarım, gizlim saklım yok, bunu esprili bir yolla, sosyal medyanın yardımıyla kampanyama yansıttım. Ertesi gün bir uyandım, bütün haberler mecralarında ben konuşuluyorum. O zaman anladım ki Türkiye aslında buna hazırmış da bizler farkında değilmişiz. Ve gene anladım ki ben zaten çoktan başkan seçilmişim. Bunun gene büyük sebeplerinden biri sanırım bağımsız olmam. Bir parti diğerine şu noktada “başımıza taş düşecek, bunun sebebi de sensin” gibi bir kampanya yürütemiyor.
 
Belediye başkanı seçilmeniz durumunda öncelikli hedefleriniz neler?
Benim seçilmek veya seçilmemek gibi bir kaygım en baştan beri olmadı. Seçilirsem Bulancak’a hak ettiği hizmeti fazlasıyla götürebileceğimi biliyorum. Bunun için gerekli alt yapım da var. Ama malumunuz zor bir ihtimal. Bugün yerel biz gazete, başkan adaylarıyla ilgili bir anket düzenliyor, aralarında benim adım bile geçmiyor. Yani konu zaten en baştan Bulancak değil, Türkiye’nin kendisiydi.
 
Eşcinsel kimliğinizden ötürü adaylığınıza karşı çıkanlar var. Homofobiyle mücadele etme konusunda yerel yönetimler neler yapabilir?
Herkesin fikrine saygı duyuyorum. Kimse beni sevmek, kabul etmek zorunda değil; ama karşılık olarak onlardan da eşit saygı istiyor ve bekliyorum. Bu benim bir birey olarak en doğal hakkım. Buradan hareketle yerel yönetimlerin kamu düzenindeki asli görevlerinden biri her bireye eşitlik esasına göre davranmaktır. Bir adaya, bu hangi partiden, görüşten olursa olsun bir imkân sunuluyorsa, diğer adaya da aynı imkân, aynı çabuklukta sunulmalıdır.  
 
Açık bir eşcinsel olarak siyasete atılmak LGBT’ler ve toplumun geneli itibariyle ne ifade ediyor?
Korkulan o ilk adımı attım ve insanların kafasındaki karanlık kapıyı araladım. Artık içeriye gökkuşağının bütün renklerinden oluşan bir eşitlik huzmesi süzülüyor. Diğer yandan ilk gelen şiddetli tsunami dalgalarını da onların adına, LGBT hareketi adına göğüsledim. Şimdi artık sıra partilerde, sivil toplum örgütlerinde, LGBT derneklerinde ve diğer LGBT’lerde. İsterim ki Türkiye’nin dört bir yanından benim gibi cesur, açık eşcinsel adaylar çıksın. Korkmasınlar, çekinmesinler, mahalle baskısını görmezden gelsinler ve mücadeleye devam etsinler. En fazla ne kaybedecekler? Seçilemeyecekler. Ama bu seçimde olmaz bir sonrakinde olur, bir diğerinde olur, ülke olarak bu engeli de aşacağımıza olan inancım sonsuz.
 
Yeni Anayasa çalışmalarında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin tanınmasıyla ilgili ciddî sorunlar yaşanıyor. Yasal güvence olmamasından ötürü açık bir LGBT olarak var olmak oldukça zor. LGBT realitesinin tanınmasının Türkiye için önemi nedir?
Türkiye’de LGBT bireyler eşit haklara sahip olduğu an ülkemizde herkes eşit haklara sahip olacaktır. Bunun aksi durumda toplumun her katmanını kapsayan genel bir eşitlik anlayışından söz edemeyiz. Anayasa çalışmalarında maalesef eşitlik içeren bu ve benzeri pek çok noktada tıkanma yaşanıyor. İşin açıkçası ben pek umutlu değilim. İktidar partisinin mecliste temsil edildiği koltuk sayısıyla zor gözüküyor; ama gündemde olması, üzerine gidilmesi bizim açımızdan bir kazanımdır. LGBT realitesinin tanınmasının önemini kendimden bir örnekle açıklamak istiyorum. Dünyanın şu an Türkiye’ye dışarıdan bakışı özetle; protestolar, orantısız güç kullanımı, gerçekleşen ölümler, sakat kalanlar, bir çalkantı, kaos ve huzursuzluk, insan hakları ihlalleri, tecavüzler, kadına uygulanan şiddet ve cinayetler, trans bireylerin durumları ve nihayetinde Suriye ve savaş, gene kan ve göz yaşı. Benim Dünyaya bu şekilde haber olmam ise bir anda gözlerin ama bu sefer olumlu bir yönde Türkiye’ye çevrilmesine yol açtı. Yoksa tüm Dünya neden beni haber yapsın? İngiltere, Almanya, Amerika ve Kanada gibi ülkelerle, basınıyla, dergileriyle söyleşiler gerçekleştiriyorum. Umarım Türkiye’dekiler de bu olumlu durumun farkındadır.
 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in bir TV programında söylediği “inşallah eşcinsel belediye başkanımız olmayacak” sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Cinsel yöneliminiz politikada yükselme şansınızı nasıl etkileyebilir?
Melih Başgan’ın şahsi temennileri diye algılıyorum. Bu yönde de kişisel bir kampanya ve uğraşı verebilir. Orası beni ilgilendirmez, ben kendi projelerime ve hedeflerime odaklandım. Umarım bu sözlerimi de çarpıtıp kendi adına bir reklama dönüştürmez. İnternet üzerinden yürütülen yapmacık atışmalara, kişilerin birbirine hitap şekline ve aşağılama uğraşılarına inanmıyorum. Başta da belirttiğim gibi ben çoktan kazandım. Gönüllerin başkanıyım. Bundan sonra da politikada gene bu kimliğimle yer alacağım. Daha 43 yaşındayım, bakarsınız ileride farklı süprizlerle karşınıza çıkarım.
 
Son olarak, Türkiye’ye ne gibi bir mesajınız olur?
Türkiye’nin eşcinsellik konusunda çok büyük bir ikiyüzlülük yaşadığını düşünüyorum. Bir yanda LGBT oldukları için aileleri tarafından sokağa atılan, böylece seks işçiliği yapmaya zorlanan bireyler, çalıştıkları işlerinden kovulanlar ki önümüzde bir hakem arkadaşımızın örneği var, yetmedi toplumda aşağılanan, dalga geçilen, küçük düşürülen ve hor görülen bireyler, gasp edilenler ve en kötüsü sırf eşcinsel olduğu için öldürülenler duruyor. Diğer yanda bir eşcinsel bireye bundan dolayı ürün satmayı reddeden esnaf, dükkân var mı? Yok. İş paraya, şan, şöhrete gelince her şey tozpembe. Cinsel yönelimlerini toplumda açıkça yaşayan şarkıcıların konserlerine bilet bulamıyorsunuz, albümleri yok satıyor, TV programları Türkiye’yi ekran başına kilitliyor, her gün gazete manşetlerindeler. O zaman sorun ne? Sorun bu ikiyüzlülük. Türkiye’nin kendi gerçeğiyle yüzleşmesinin zamanı geldi. Bu toplumda LGBT’ler hep vardı ve olacaktır. Ben sadece herkesle eşit olmak, cinsel kimliğimi herkesin yaşadığı boyutta ve eşit yaşamak istiyorum. Ne bir eksik, ne de fazla.
 
Can Çavuşoğlu’nun seçim kampanyasını desteklemek için kendisini Twitter’dan takip edebilirsiniz: @cancavusglu   

Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret