17/05/2020 | Yazar: Kaos GL

“Herkes gibi LGBTİ+ bireyler de damgalanmadan ve şiddetten uzak, özgürce, sağlıklı bir yaşam sürme hakkına sahiptir.”

CETAD: Damgalanma ve dışlanma sağlığa zararlıdır! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği, 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi, İnterfobi ve Transfobi Karşıtı Gün dolayısıyla açıklama yayınladı.

Açıklamanın tam metni şöyle:

“Homofobi, Bifobi, İnterfobi ve Transfobiye Karşı Uluslararası Mücadele Günü (IDAHOBIT)” lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks (LGBTİ+) topluluğun yaşadığı ayrımcılığa ve şiddete dikkat çekmek için her sene 17 Mayıs’ta kutlanmaktadır. 17 Mayıs 1990’da, Dünya Sağlık Örgütü eşcinselliği kısa süre dahil edildiği ruhsal bozukluklar sınıflandırmasından çıkartmıştır. İnsan cinsiyet gelişimi, cinsiyet, cinsiyet kimliği, cinsiyet ifadesi ve cinsel yönelim açısından geniş bir çeşitlilik gösterir. Her toplumda, her coğrafyada, her zaman olağan olarak var olan bu çeşitliliğin bazı bileşenlerine yönelik öfke, korku, aşağı görme tüm topluma zarar vermektedir. 

Son dönemde eşcinsel ya da trans olmanın hastalık olduğuna ve tedavi edilebileceğine dair bilimsel açıdan geçerliliği olmayan ifadelerin arttığını üzülerek görmekteyiz. 

Eşcinsel ya da trans olmayı hastalık olarak açıklamaya çalışmanın bilimsel olarak dayanağı yoktur. Cinsiyet kimliğini ya da cinsel yönelimi kişinin bu özellikleri dışında mizaç, karakter, ahlak, zeka, bilişsel ve duygusal özellikler, sosyal davranışlar gibi özellikleri belirlemez. Cinsiyet kimliği ya da cinsel yönelim kişinin eğitim almasına, bir işte çalışmasına, sevmesine, sevilmesine, yakın ilişkiler kurmasına, sayılmasına, mutlu olmasına engel değildir. Yapılan çok sayıda çalışma, tüm bu özellikler açısından yaşanan zorlukların kişilerin cinsel kimlik özellikleriyle değil, bu özellikleri nedeniyle maruz kaldıkları damgalanma ve ayrımcılıkla ilişkili olduğunu göstermiştir. Başta eşcinsellik ve translık olmak üzere cinsel kimliğin bileşenlerini patolojize eden tüm yaklaşım ve söylemler LGBTİ+ kişilerin ekonomik ve sosyal dışlanmalarına, fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz bırakılmalarına ve hatta yaşamlarının tehdit edilmesine kadar giden bir sürecin yolunu hazırlayabilmekte; fiziksel ve ruhsal sağlıklarını son derece olumsuz etkilemektedir.

LGBTİ+’lar, sağlık hizmetlerine erişimde ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasında da zorluklarla ve ayrımcılıkla karşılaşabilmektedirler. Sağlık hizmeti vermeyi reddetme, transları kimlik ismiyle çağırmakta ısrarcı olma, alay etme, zorla sterilizasyon (özellikle interseksler için), ‘onarım terapisi’ adı altında kişinin yönelimini ya da kimliğini değiştirebileceğini iddia etme, zorla anal ya da genital muayene gibi uygulamalar etik açıdan uygunsuz olup kişilerde ömür boyu sürebilecek ruhsal ya da fiziksel sıkıntılara yol açabilmektedir. 

Homofobi, bifobi, interfobi ve transfobinin sonucu olarak çok sayıda LGBTİ+ nefret suçlarına maruz kalmaktadır. Görevi zarar vermek değil yaşatmak olan sağlık çalışanlarının danışanlarını değerlendirirken kendi önyargılarını bir kenara bırakarak cinsel kimlik çeşitliliğinin farkında olmaları, farklı kimlikleri kucaklayabilmeleri ve ayrım yapmaksızın mesleğinin gerekliliklerini yerine getirmeleri hem LGBTİ+ bireylerin hem de toplumun sağlığı için önemlidir. 

Herkes gibi LGBTİ+ bireyler de damgalanmadan ve şiddetten uzak, özgürce, sağlıklı bir yaşam sürme hakkına sahiptir.  


Etiketler: insan hakları, sağlık
Nefret