20/02/2020 | Yazar: Yıldız Tar

“Onarım Terapisi” dosyamızın ikinci bölümünde CETAD’tan Psikiyatr Ender Cesur anlatıyor: Zaten hastalık olarak kabul edilmeyen bir şeyi tedavi etmeye çalışmak bir kere akla mantığa aykırı.

CETAD’tan Psikiyatr Cesur: Onarım terapisi meslek etiğine ve insan haklarına aykırı! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD), cinsel eğitim alanında uzun yıllardır çalışmalar yürüten ve “onarım terapisi”nin tehlikeleri ve neden yanlış bir uygulama olduğu konusunda kamuoyunu bilgilendiren kurumlardan biri.

Kurulduğu 1998 yılından beri pek çok cinsel terapist yetiştiren CETAD, eğitimlerinde homofobi ve transfobi karşıtı bir yaklaşım benimsiyor, derslerinde cinsel kimlikle ilgili yanlış inanışları kapsamlı bir şekilde ele alıyor, LGBTİ+ olumlayıcı yaklaşımın temel ilkelerini katılımcılarına öğretiyor. Türkiye’nin çeşitli illerinde de hem LGBTİ+’lara hem de ailelere yönelik eğitim ve terapi desteğini sürdürüyor.

“Onarım Terapisi” dosyamızın ikinci bölümünde bu uygulamanın zararlarını ve neden bilimdışı, ayrımcı bir uygulama olduğunu ruh sağlığı alanında saygın kurumlardan CETAD’tan Psikiyatr Ender Cesur’la konuştuk.

TIKLAYIN - “Onarım terapisi”: Sağlık örgütleri ne diyor?

“Hastalık iddiasının önkabullerden öte dayanağı yok”

Cisgender ya da heteroseksüel olmayan kişilerin Orta Çağ’dan itibaren farklı şekillerde toplum dışına itilmeye, bastırılmaya ya da yok edilmeye çalışıldığını hatırlatan Cesur, “Özellikle Avrupa’da seküler söylemin güçlenip kilisenin etkisini kaybetmesi üzerine 20. yüzyılla beraber tıp ve psikoloji bu işlevi sürdürmek için devreye giriyor. Tabii hem LGBTİ+ aktivistlerin hem de bu alanda çalışan bilim insanlarının çabasıyla artık eşcinselliğin ya da translığın hastalık olmadığını, bir dönem hastalık olarak kabul edilmesinde heteroseksist önkabullerden öte hiçbir dayanağın bulunmadığını çok iyi biliyoruz” dedi.

cetad-tan-psikiyatr-cesur-onarim-terapisi-meslek-etigine-ve-insan-haklarina-aykiri-1

“Hastalık olmayan bir şeyi tedavi etmeye çalışmak akla mantığa aykırı”

Cesur, eşcinselliğin hastalık sınıflandırılmasından çıkarılması sürecinde yaşananları ise şöyle anlattı:

“Ruhsal hastalık sınıflamalarından çıkarılıyor ama çıkarılması da birden değil yavaşça oluyor. Eşcinsellik önce “istemediği halde” eşcinsel olanlar (egodistonik homoseksüalite) ve isteyerek eşcinsel kimliği benimseyenler olarak iki kategoriye ayrılıyor. Egodistonik homoseksüalite bir süre daha sınıflamalarda bozukluk olarak ele alınmaya devam ediliyor. Tam da bu noktada “onarım terapisi”nin önü açılmış oluyor. 1992 yılında ABD’de NARTH (Ulusal Eşcinsellik Araştırma ve Tedavi Birliği) kurulup dünyaya yayılıyor. Onarım terapisi uygulayıcıları eşcinselliklerinden memnun olmayanları tedavi etmeye çalıştıklarını, kimseyi bir şeye zorlamadıklarını iddia ediyor. Ama zaten hastalık olarak kabul edilmeyen bir şeyi tedavi etmeye çalışmak bir kere akla mantığa aykırı.

“Daha yaygın olan heteroseksüel yönelim, tek yönelim olarak dayatıldığı zaman, özellikle gençler eşcinsel olduklarını fark ettiklerinde zor bir süreç geçirebilirler ve toplum baskısı nedeniyle “değişmek” isteyebilirler. Yani toplum tarafından kabul gören heteroseksüel yönelime sahip olmayı arzulayabilirler. Ama cinsel yönelimin ya da cinsiyet kimliğinin sonradan değişmesi söz konusu değildir.”

“Bu tarz girişimler mutsuzluğa, öfkeye, utanca, depresyona yol açıyor”

Cesur, “onarım terapisi” gibi müdahalelerin kimlik gelişimini baskılamaya çalıştığını belirterek bu uygulamayı şöyle eleştirdi:

“Burada onarım terapisinin vaad ettiği şey belki kişilerin kendi cinsiyle ilişki kurmasını engellemektir. Fakat kişi cinsel eylemde bulunmamayı seçse de arzuları, fantezileri bakidir. Kişi eşcinselse eşcinsel, transsa transtır. Bu tarz girişimler translığı ya da eşcinselliği dönüştürmemekte sadece kimlik gelişimini baskılamaktadır. Bu da kişide mutsuzluğa, öfkeye, umutsuzluğa, değersizlik hissine ve utanca sebep olabilmekte; başta depresyon ve kaygı bozuklukları olmak üzere pek çok ruhsal hastalığa yol açabilmektedir. Hatta maalesef intihar girişimlerine ve ölümlere sebep olabileceği bilinmektedir.”

Dünya genelinde onarım terapisinin yapılmasını suç kabul eden ülkeler olduğunu ve sayılarının da giderek arttığını hatırlatan Cesur, bu uygulamanın meslek etiğine ve insan haklarına aykırı olduğunu da söyledi. Bir ruh sağlığı uzmanın görevinin cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliğini teşhis etmek ve değiştirmeye çalışmak olmadığını; kişinin yanında durarak yolculuğunda eşlik etmek olduğunu hatırlatan Cesur, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu noktada uygun yaklaşım hem kişilere hem aileye doğru ve bilimsel bilgileri vererek eşcinselliği ya da translığı normalize etmelerine yardımcı olmaktır. Bu elbette her zaman tek bir görüşmede mümkün olmayabilir. Sabırla, empatik bir tutumla kişinin yanında olmak, kişileri bilgilendirmek, önyargıları ele almak, zorlanmaların üstesinden gelmeleri için desteklemek gerekmektedir. Yani temel olarak kişinin kendini kabulüne dayanan olumlayıcı (affirmative) tedavi anlayışı benimsenerek kişinin kendini keşfetmesi ve içselleştirdiği homofobinin üstesinden gelmesi için çalışılmalıdır.”

“Tedavi adı altında işkenceye varan yollar denendi”

Cesur, ruh sağlığı uzmanlarının cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliğinin değiştirilebilir olduğunu iddia etmesinin bilimsel olup olmadığına ilişkin sorumuzu ise şöyle yanıtladı:

“Ne cisgenderlığın ne de heteroseksüelliğin nedenleri bilimsel olarak gösterilebilmiştir. Dolayısıyla translığın ve eşcinselliğin de kökenlerini bilmiyoruz. Fakat seçim olmadığını, sonradan değişmesinin söz konusu olmadığını çok iyi biliyoruz. Nasıl ki heteroseksüel biri istediğinde eşcinsel olamıyorsa, eşcinsel biri de isteyince heteroseksüel olmaz. Özellikle geçtiğimiz yüzyılda eşcinsellik ya da translık pek çok şekilde açıklanmaya çalışılmış ve kişileri “dönüştürmek” amacıyla tedavi adı altında işkenceye varabilen yollar denenmiştir. Hiçbirinin sonuç vermediğini biliyoruz. Dolayısıyla yönelimi ya da cinsiyet kimliğini değiştirebilecek bilinen bir yol yoktur. Dolayısıyla hastalık olmayan bir şeyi geçerliliği olmayan bir yöntemle tedavi ettiğini iddia etmenin etik ya da bilimsel bir yanı yoktur.”

*“Onarım Terapisi” dosyamız alandaki küresel gelişmeler, ruh sağlığı uzmanlarının görüşleri ve bu uygulamaya maruz bırakılmış kişilerle söyleşilerle devam edecek.

**Bu dosya kapsamında bilimdışı ve ayrımcı yayınları, sosyal medya sayfalarını yaygınlaştırmamak adına isimlerine yer vermiyoruz.


Etiketler: insan hakları, sağlık, sağlık hakkı
Nefret