21/01/2019 | Yazar: Aslı Alpar

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği ile “rıza kültürü”nü konuştuk: “Erkek egemen bakış açısı her ifşayı linç kefesine koyma niyetinde.”

Cinsel şiddetle mücadele için kavramlar: Rıza kültürü Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği ile “rıza kültürü”nü konuştuk: “Erkek egemen bakış açısı her ifşayı linç kefesine koyma niyetinde.”

İllüstrasyon: Aslı Alpar

Her cinsel temas öncesi ve sonrası partner(ler)inizle iletişim halinde olmak önemlidir. Çünkü konuştukça partner(ler)inizin sınırlarını ve devam etmek isteyip istemediklerini öğrenebilir; böylece sınır(lar)ını zorlama riskini ortadan kaldırmış olursunuz.

“Kuir tahayyülü, feminizmleri, dayanışmayı, kolektif üretimi savunan anti-hiyerarşik bir örgüt” olarak kendini tanımlayan ve ikili cinsiyet rejimine, cinsel şiddete karşı mücadele yürüten Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği 2017 yılında gerçekleştirdiği Kavram Tartışmaları’nda cinsel şiddetle ilgili İngilizce’den çevrilen bazı kavramları ele aldı.

Kavram Tartışmaları buluşmalarında bahsi geçen kavramların sadece nasıl Türkçe’ye çevrileceği değil, orijinallerinin aslında nereden çıktığı, Türkçe’de hangi bağlamlarla ilişkileneceği de tartışıldı. Rıza Kültürü (Consent Culture) bu toplantıda ele alınan kavramlardan biri.

Rıza Kültürü birbirimizle ilişkilenirken saygılı ve güvenli yollar bulmamızı sağlayan yardımcı bir uygulama olan ‘onay’ı nasıl ele alacağımızı da anlaşılır kıldığı için son derece önemli. Bu sebeple Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’ne sorduk, “nedir bu rıza kültürü?”

Onay, onay inşası, sınır, ifşa gibi kavramları da ele aldığımız bu görüşmede aynı zamanda rıza kültürünün hukukta, ilişkilerimizdeki yerini de konuştuk. Görüşmemizin tamamında Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği bir konunun altını ısrarla çiziyor: Cinsiyeti, cinsel yönelimi ve cinsiyet ifadesi ne olursa olsun; interseks, akışkan cinsiyetli, cinsiyetsiz, kadın, erkek, gey, lezbiyen, heteroseksüel, biseksüel, trans, na-trans… Onay kavramı herkes içindir.

“Sessizlik onay değildir, onaysız gerçekleşen her edim cinsel şiddet potansiyeli taşır”

‘Rıza’yı nasıl tanımlıyorsunuz?

Rıza ya da onay, kişinin belirli bir cinsel davranışı yaşamak istediğini özgür iradesiyle ve sözlü ifade yoluyla belirtmesidir. Onay verilmeksizin gerçekleşen her edim cinsel şiddet olma potansiyeli taşır. Çünkü birbirimizin sınırlarını bilmiyoruz, bunu ancak sorarak öğrenmemiz mümkün. Herkesin sınırları kendine has, biricik. Ve cinsel davranışlar da çok çeşitli. Birinin neyi isteyip istemediğini yani neye onay verdiğini tahmin yürüterek anlayamayız. ‘Hayır’ cevabını duyana kadar ilerlersek de birinin sınırını ihlal etmiş olabiliriz. Eğer her adımınızı onay alarak atarsanız, birinin sizi isteyip istemediğinden emin olursunuz ve kendisine ne şekilde yakınlaşılmasından hoşlandığını zaman içinde keşfedersiniz. Bu da şu demek oluyor: çok soru sormak, hiç sormamaktan iyidir. Sessizlik onay değildir, ‘evet’ demek onaydır. Onay tek seferliktir. Alkol ya da uyuşturucu etkisiyle kişinin bilinci yerinde değilse onaydan söz edemeyiz.

Bir de kişinin karar verme yetisinin manipüle edildiği durumlarda rıza / onay inşasından bahsedilebilir. Kişinin onay vermediği herhangi bir cinsel davranıştaki ‘Hayır’ı, ‘Evet’e çevirmeye çalışmak o kişinin onayını inşa etmek anlamına gelir. Onay inşası fiziksel zorlama içermeyen yöntemleri kullanır. Bu yöntemler ısrar (sürekli talep etme), manipülasyon (rahatlatıcı yalan söyleme), duygusal tehditler (onay verilmezse başkalarına gitme tehdidi), ikna süreçleri (iltifat, hediyeler, maddi destek ve ikram), duygusal baskı (kişiye kendini suçlu hissettirme), kaygıyı azaltma (birliktelik üzerine verilen güvenceler) vb. olabilir.

“Tecavüz kültürünün cinsellikle değil iktidarla ilgisi var”

Rıza kültürü, tecavüz kültürü… Bunların birbiriyle ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Toplumsal olarak ‘hayır’ demenin yanlış addedildiği bir kültürde yetiştik. Bedenimizin sınırları bize ait değilmiş gibi davranıldı. Ama öyle değil. Her bireyin bedensel söz hakkı vardır. Bu bedensel söz hakkının tanınmaması, cinselliğin genel olarak konuşulabilir bir şey olmaması, hayır demenin güçlükleri ya da hayır diyen olmak zorunda bırakılmak, tüm bunlar tecavüz kültürünü besleyen ve kemikleştiren şeyler. Tecavüz kültürünün cinsellikle değil iktidarla, güç kazanmayla ilgisi var; cinsellik sadece araç olarak kullanılıyor. Rıza / onay kültürü ise bunun tam tersini söyler: kişisel sınırlarımız vardır, bunlar bizim sınırlarımızdır, onay vermediğimiz sürece aşılamazlardır. Sormak, konuşmak, açıklık iletişimimizde sahiplenmemiz gereken öğeler. Cinselliği ne şekilde yaşarsanız yaşayın, onay kavramı cinselliğinize olumlu ve güçlendirici bir bakış açısı sunar.

Peki ya günümüz hukukunda rıza kültürü?

Maalesef hukukun henüz içselleştirdiği bir kavram değil. Biz daha kendi yaşamlarımızda rıza / onay kavramını yerleştiremedik; iletişim biçimlerimizi onay almak üzerine yeni yeni kuruyor, bu meseleleri yeni yeni tartışıyoruz. Yani, henüz onay kültürünü içselleştiremedik. Dolayısıyla meslek mensupları, sözgelimi psikologlar, doktorlar, hâkimler ve diğerleri de onayın ne kadar elzem bir şey olduğunu idrak etseler dahi içselleştirip hukuki düzenlemelere yerleştiremediler.

‘Hayır, hayırdır’ sloganı rıza kültürünü anlatmak için yeterli mi?

‘Hayır, hayırdır’ sloganının belirli bir bağlamı ve tarihi var elbette. Ve hayatımıza çok şey getirdi. ‘Hayır’ın bir seçenek olduğunu, seçimi yapanın biz olduğumuzu anlamamızı sağladı. Ancak biz cinselliklerimizin aktif özneleri olarak artık bunu ‘evet, evet demektir’e çevirmeliyiz.

“Erkek egemen bakış açısı her ifşayı linç kefesine koyma niyetinde”

İfşa’nın yaygınlaşması rıza kültürünü geliştirir mi?

İfşa, kişinin maruz bırakıldığı şiddeti tekrar şiddet yaşamaksızın beyan edebileceği güvenilir bir alan ya da koşullar sağlandığında gerek duyulmayabilecek bir şey. Taleplerin dile getirilemediği ya da karşılanmadığı durumlarda, başkalarının da zarar görmemesi için, ihtiyaçtan ortaya çıkan politik bir tavır, linç ile karıştırılmamalı. Fakat mevcut erkek egemen bakış açısı her ifşayı linç kefesine koyma niyetinde. Bu bir tür yaklaşım. Bu bakış açısına göre ifşa sürdürülebilir bir dönüşüm sağlamaz, sadece kişiyi utandırarak ve etiketleyerek kişilerarası bir linç kültürüne destek olur. İkinci görüş ise yerinde yapılan, dönüşüme yönelik bir ifşanın, kişinin kendini dönüştürmesine imkân sağlayabileceğini söyler. Bu nedenle feminist hareket zaman zaman ifşayı tercih eder. Fakat değişim için kişinin zaten değişime açık olması, iletişimden yana olması gerekiyor. Birbirimizi dinleye dinleye dönüşeceğiz; hata yapa yapa öğrendik, öğreniyoruz. Maruz bırakılan da olabiliriz fail de olabiliriz. İletişim kanallarını kapatmadığımız ve soru sorarak yani onay ile ilerlediğimizde ifşalara da gerek kalmayacak.

Herkes için onay!

Rıza kültürünü geliştirmek için neler yapmak gerekir?

Kendimizin ve karşımızdakinin sınırlarının olduğunun farkında olalım. Konuşmaktan imtina etmeyelim. Her cinsel temas öncesi ve sonrası partner(ler)inizle iletişim halinde olmak önemlidir. Çünkü konuştukça partner(ler)inizin sınırlarını ve devam etmek isteyip istemediklerini öğrenebilir; böylece sınır(lar)ını zorlama riskini ortadan kaldırmış olursunuz. Onay, partner(ler)inize dokunduğunuzda, o an nasıl hissettiği konusunda bilgi sahibi olmanızı sağlayarak, daha güvenli bir ilişki için iletişiminizi güçlendirir.

Onayın herkes için olduğunun farkında olalım. Her birey, cinsiyetinden, cinsel kimliğinden, cinsiyet ifadesinden bağımsız olarak, cinsel davranışlara onay göstermeyi veya göstermemeyi seçer.

*Bu yazı ilk olarak Kaos GL dergisinin “Sağ Popülizm” dosya konulu 163. sayısında yayınlanmıştır. Dergiye; online aboneler dergi websitesinden ulaşabilir. Basılı halini edinmek isteyenler ise önümüzdeki haftadan itibaren kitapçılardan yeni sayıyı satın alabilirler. Dergiyi internetten satın almak için ise Notabene yayınları ile iletişime geçebilirsiniz. 


Etiketler: yaşam, cinsellik
Nefret