20/04/2020 | Yazar: Kaos GL

Kaos GL’den Yıldız Tar Heinrich Böll Türkiye için Covid-19 salgınının LGBTİ+’ları nasıl etkilediğini yazdı: Sağlık hakkı, istihdam, eve kapanmak ve şiddet, mülteci LGBTİ+’lar ve nefret kampanyaları…

Covid-19 salgını Türkiye’deki LGBTİ+’ları nasıl etkiliyor? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Görsel: Murat Başol

Kaos GL Medya ve İletişim Program Koordinatörü Yıldız Tar, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği için Covid-19 salgınının Türkiye’deki LGBTİ+’ları nasıl etkilediğini yazdı.

“Birçok LGBTİ+ kişi için eve kapanmak, şiddet riskini de beraberinde getiriyor. İstihdamdaki en kırılgan gruplardan LGBTİ+’lar gelir kaybı ve işsizlik riski ile karşı karşıya. Sağlık hakkına erişimde ayrımcılığa uğrama riski yüksek. Bir yandan da Covid-19 bahanesiyle LGBTİ+’lara nefret söylemi yaygınlaşıyor” diyen Tar, beş başlıkta yaşanan hak ihlallerini derledi. Bu başlıklar şöyle:

1. Sağlık hakkına erişim

2. İstihdam

3. Ev sahiden de güvenli mi?

4. LGBTİ+ mülteciler

5. Korona bahaneli nefret!

Yazı kapsamında Pembe Hayat Derneği’nden Efruz Kaya, Pozitif-İz Derneği’nden Yasin Erkaymaz, Kaos GL Derneği’nden Defne Işık’ın yanı sıra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalından Doç. Dr. Koray Başar’ın görüşlerine de başvuran Tar’ın yazısından bir bölüm şöyle:

Covid-19’un yayılmasını engellemek adına evde kalma ve karantina çağrıları, doğru ve yerinde olsa da; evde kalma ihtimali olmayan ya da evde kaldığında aile fertleri tarafından şiddet görme ihtimali olan LGBTİ+’lar açısından yeni sorunlar yaratabiliyor. Bu sorunların çözümü konusunda hükümet ya da ilgili bakanlıkların bir eylem planı ise bulunmuyor. Şiddet riskinin yanı sıra, sağlık hakkına erişimde ayrımcılık pandemi günlerinde daha hayati bir konu haline gelirken; geçiş ya da uyum sürecindeki transların hastanelere gidememeleri ve süreçlerine dair adımları ertelemek zorunda kalmaları, HIV’le yaşayan LGBTİ+’ların hastane kontrollerinin aksamak zorunda kalması ve halihazırda sağlık hakkına erişimde sorunlar yaşayan mülteci LGBTİ+’ların karantina imkanı dahi bulamaması önemli sorunlar yaratıyor. İstihdamda ayrımcılığı en yoğun yaşayan gruplardan LGBTİ+’lar; işini kaybetme korkusu, işsizlik ve gelir kaybı ile karşı karşıya. Sosyal güvenceleri olmayan seks işçisi LGBTİ+’lar maddi gelir kaybını en yoğun yaşıyor. Bir yanda koronavirüs diğer yanda gelir kaybı bir cendere yaratıyor. Hizmet ve eğlence sektörünün neredeyse durmasından en çok etkilenen grupların başında da yine LGBTİ+’lar geliyor. Bütün bunlar yaşanırken LGBTİ+’ları hedef alan nefret kampanyaları da yaygınlaşıyor.

Koronavirüse karşı alınan önlemleri düşünürken haklara erişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalan LGBTİ+’ları da akılda tutmak ve LGBTİ+’ların maruz bırakıldığı hak ihlallerinin derinleşmesinin önüne geçmek gerekiyor. Bu konuda hükümetin ve ilgili bakanlıkların bir çalışması bulunmuyor. Koronavirüs ve ayrımcılığın sıkıştırdığı LGBTİ+’lar yalnızlaşma, damgalama ve şiddet çemberinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. LGBTİ+ örgütlerinin ve kolektiflerinin dayanışma ağları, online etkinliklerini her ne kadar bu sorunlara karşı önemli olsa da; ilgili devlet kurumlarının sorumluluğunu yerine getirecek adımları atmaması ve hem tarihsel hem de güncel olarak LGBTİ+ haklarını ihlal eden failler arasında olması “herkesin aynı gemide olmadığını” gösteriyor…

Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, medya, mülteci, nefret suçları, çalışma hayatı, sağlık, sağlık hakkı
Nefret