28/03/2014 | Yazar: Ömer Akpınar

Palikot Hareketi vekili Biedron, parlamentoda eşcinsel görünürlüğünün yarattığı etki ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne LGBT genel raportörü seçilmesiyle ilgili Kaos GL Dergisi’ne konuştu.

Dünyayı Değiştirmek mi İstiyorsunuz, Yapabilirsiniz! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Robert Biedron, Polonya Parlamentosu’nun ilk açık eşcinsel vekili. Palikot Hareketi vekili Biedron, parlamentoda eşcinsel görünürlüğünün yarattığı etki ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne LGBT genel raportörü seçilmesiyle ilgili Kaos GL Dergisi’ne konuştu.
 
Pek çok kişi sizi Polonya’nın ilk açık eşcinsel vekili olarak tanıdı. Politikaya girişiniz nasıl oldu, anlatır mısınız?
18 yaşımda sosyal demokrat harekete katıldım. Katoliklerin çoğunlukta olduğu homofobik ve muhafazakâr bir ülkede hem gey, hem de ateist olmak oldukça zordu. Bir şeyleri değiştirmek için politik bir harekete dâhil olmak gerektiğini biliyordum. Gençlik kollarında yer aldım. Dünyayı değiştirmek isteyen hem çok naif, hem de enerji dolu bir gençtim. Ama partinin çok hiyerarşik, homofobik ve patriyarkal bir yapısı olduğunu gördüm. Başlangıçta açık değildim. Çok geçmeden partinin daha ilerici olmasını isteyen başka insanlarla tanıştım. Eşitlik gibi, partide daha önceden hiç tartışılmamış meseleleri tartışmaya başladık.
 
2000 yılında, partinin yeni programının hazırlandığı büyük bir konferansta, cinsel yönelim temelli ayrımcılığın yasaklanması gerektiğini sunduk ve kabul edildi. Şunun şurası 14 yıl önce oldu, çok da uzak sayılmaz. Parti üyelerinin görmezden gelemeyeceği bir mesele oldu bu. Muhafazakârlar, homofobikler saldırdıkça bir şekilde bu meseleyi savunmaları gerekiyordu. Benim partide yükselmem de bu konularda bilgisi olan biri olarak LGBT haklarını savunabileceğime inanmalarıyla oldu. Medyada boy göstermenin yanı sıra Campaign Against Homophobia adlı bir LGBT örgütü kurdum, ki bölgedeki en büyük LGBT örgütlerinden biridir. Aktivizm yaparken sokağa inip programlara katılıp “buradayız, bu toplumun bir parçasıyız ve eşit muamele görmek istiyoruz,” dedik. Bunda da oldukça başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Kamusal hayata girme cesaretini gösterip güç kazanmalıyız.
 
Aktivist kimliğinizle LGBT mücadelesi verirken belli bir makam elde etme ihtiyacını nasıl duydunuz?
Bir gey aktivisti olarak politikacıların kapılarını çalıyordum, kapıyı açıp açmamaksa onlara bağlıydı. Çok sinir bozucu bir şey. Sonrasında yeter dedim, kapıyı açıp açmamak benim elimde olsun. 2003 yılında Varşova Kent Konseyi’ne girebilmek için yarıştım ama başarılı olamadım, partim beni listenin sonuna koymuştu. Ama o bile büyük bir olay olmuştu, nasıl olur da gey olduğunu gizlemeyen biri bu koltuğa aday olurdu?! Parlamento Başkanı, hasta insanların kamusal hayata katılmaması gerektiğini söylüyordu. Ben kaybetmiş olabilirim ama benden sonra çok daha fazla kişi politikada şansını denedi. 2 yıl önce de ben ve bir trans kadın olan Anna Grodzka, Parlamentoya girdik. Dünyayı değiştirmek istiyorsanız siyasi partilere katılın ve onları değiştirin. Politikada oldukça başarılı olacağına inandığım pek çok LGBT var. Belki ilkinde olmayacak, belki ikincisinde de olmayacak ama sonunda Harvey Milk’in başardığı gibi başaracaksınız. 
 
Seçildikten sonra aldığınız tepkiler neler oldu? Cinsel yöneliminizden ötürü herhangi bir saldırıya maruz kaldınız mı?
Çok büyük bir sürprizdi, tabii ki. Bölge için de bir ilkti. Ama Polonya toplumu çok hızlı değişiyor. Kendi seçim bölgemde 17,000 oy aldım, bu da neredeyse eski Başbakan’ın aldığı oya yakın. Bunu özellikle söylüyorum çünkü seçimlerde bana gülüp bunu küçük bir kuşla bir fil arasındaki yarışa benzetmişti. O küçük kuş, fille aynı oyu aldı. İnsanların gerçekten de seçimlerde aday olma cesaretini göstermesini istiyorum. Siyasi partilere girip oralarda söz sahibi olun. Kolay değil ama kesinlikle buna değer. Vekilliğim sırasında birkaç kez dövüldüm ve arkamdan hakaretler edildi ama biyografimdeki hiçbir şeyi değiştirmek ya da saklamak istemezdim. Parlamentodaki ilk konuşmamı hatırlıyorum da nasıl korkmuştum. Bazı vekillerin belden aşağı vurduklarını söylediğimde herkes gülmüştü. Ne olduğunu bir türlü anlayamamıştım. Başbakan ve vekiller benim seks hakkında konuştuğumu düşünmüşler, hatta daha sonra “bir gey seksten başka ne konuşabilir ki” dediler. Ama şimdi birinin söylediğim herhangi bir şeye cinsel yönelimimden ötürü gülmesi düşünülemez bile. Değiştiler.
 
Sizin Parlamentoya girmenizin ardından Palikot Hareketi’ndeki diğer vekillerin LGBT mücadelesine bakışı nasıl değişti?
Palikot Hareketi birkaç yıl önce kurulmuş yeni bir parti. İnsanlar partiye katılırken partinin LGBT eşitliğiyle ilgilendiğini biliyorlardı. Parlamentoya girdiğimde beni gördükleri zaman başını çeviren ya da bana selam vermeyen vekiller olduğunu görünce tabii ki şaşırmıştım. Ama değiştiler. Şimdi artık selam veriyorlar, muhafazakâr partiden vekiller bile benimle arkadaş olduklarını söylüyorlar. Önceden oldukça homofobik açıklamalarda bulunan bir vekil “eşcinseller kötü ama Robert hariç” diyor. Benim farklı olduğumu düşünüyor. Ama tabii ki insanların LGBT’lerle daha fazla temas etmesi gerekiyor.
 
Polonya’da LGBT hareketinin şu anki öncelikleri neler?
Aslında durum Türkiye’dekine oldukça benziyor. Toplum hızla değişiyor ama politikacılar bu değişimin gerisinde kalıyorlar. Öncelikli hedefimiz politikacıların LGBT haklarına bakışını ve tabii ki yasaları değiştirmek. Medenî birliktelik ya da homofobik ve transfobik nefret suçlarına karşı koruyucu bir yasamız bulunmuyor. Eşitlik yasası yeterince iyi değil, cinsiyet geçişi yasasıyla ilgili yapılması gerekenler var. Fakat tüm bunlar için kamuoyu desteği de var. İnsanlar oy verdikleri vekile gidip haklarını arıyorlar.
 
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde LGBT haklarından sorumlu yeni genel raportör oldunuz. Nasıl bir yol haritası izlemeyi düşünüyorsunuz?
2 yıl önce oluşturulmuş bir pozisyon bu. Ben bu göreve gelen ikinci kişiyim. Norveç İşçi Partisi’nden Håkon Haugli’nin yerini aldım. Haugli, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığın önlenmesi konusunda şahane bir rapor hazırladı ve ben de çalışmalarımda Haugli’nin raporunu ve önerilerini baz alacağım. Rusya’daki “geleneksel olmayan cinsel ilişkiler propagandası”nın yasaklanmasının Litvanya ve Ukrayna’da da yürürlüğe girmesini engellemeye ve bu yasanın toptan kaldırılmasına yönelik çalışmalarım olacak. Bu ülkelerdeki yasa yapıcılarla görüşeceğim. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğiyle ilgili kararlarının uygulanmasına yönelik elimden geleni yapacağım. Kuzey Kıbrıs’ta eşcinsel ilişkilerin suç olmaktan çıkarılması, eşcinsel, biseksüel ve trans kadınlar ile trans meseleleri de önceliklerim arasında olacak.
 
Son olarak, Türkiye’deki LGBT’lere ne mesajı vermek istersiniz?
Politikaya uzak durmayın. Kent Konseyine, Parlamentoya girmek için çaba gösterin. Türkiye’de de LGBT’ler tam eşitlik kazanacak ve Parlamentoya girecek. Mesele bu değil. Mesele bunun ne zaman olacağı. Ne kadar erken olursa o kadar iyi ve bunu siz yapacaksınız.
 
Bu söyleşi, ilk olarak Kaos GL Dergisi’nin “Kent ve Yerel Seçimler” dosya konulu 134. sayısında yayınlanmıştır. 

Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret