29/09/2019 | Yazar: Kaos GL

Uluslararası Bellek ve Tarih Konferansı’nda düzenlenen forum, Renkli Ekran Söyleşileri konuklarını ağırladı.

Duyguları politikalara yansıtarak tarih yazmak Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Derneği’nin düzenlediği Uluslararası Bellek ve Tarih Konferansı “Biz burada tarih yazıyoruz” forumu ile devam ediyor.

Forumun moderasyonunu Aylime Aslı Demir üstlendi. Demir, “Bu kişiler neyden mustaripti ki harekete geçerek bu derdi kamusal bir derde dönüştürdüler” diyerek sözü nasıl bir araya geldiklerini anlatmaları için konuklara bıraktı.
Forumun konuşmacıları ise Kaos GL Derneği’nin sözlü tarih çalışması kapsamında ürettiği Renkli Ekran Söyleşileri’nin katılımcıları Yeşim Başaran, Oya Burcu, Mine Yanat ve Esmeray oldu.

duygulari-politikalara-yansitarak-tarih-yazmak-1-1

Dert çok, derman bizde…

Demir’den sözü alan Yeşim Başaran, “Başka bir kadına âşık olabilecek tek kadın ben zannediyordum. Ama yalnız olmak istemedim, benim gibi olanların varlığından haberdar olunca hemen ben de toplantılarına gittim” dedi.

Başaran’ın ardından Esmeray şöyle devam etti: “Dert çok. Kürt bir ailenin çocuğu olduğum için politik bir yaşantının içindeydim. Fakat trans kimliğimle ortaya çıkınca zaman kavram mekân hepsi değişiyor. Hele seks işçiliği yaptığınız o dönemlerde tek mekânınız otobanlar oluyor. 90’lı yıllarda trafik kazası gibi görünse de bilinçli bir şekilde Merter’de cinayetler yaşanmaya başladı. Böyle bir dert… Bu ortamda politik kimliğim bana bir şeyler yapmam gerektirdiğini hissettirdi. Atölyelere, toplantılara katılmam da böyle başladı.”duygulari-politikalara-yansitarak-tarih-yazmak-1-2

“Doğduğumdan beri bir derdim vardı benim” diyerek konuşmasına başlayan Oya Burcu cinsel yönelimini keşfettiği süreci paylaştı. “Sappho’nun kızları ile tanıştıktan sonra militan bir lezbiyen oldum” diyen Oya Burcu örgütlenme sürenini aktardı.

“Ne yaşadım LGBTİ hareketinden önce… Tek başınasınız, kimse yok etrafınızda, lezbiyen kelimesi dahi geçmiyor… Mektup arkadaşlığı sayesinde Türkiye’de bir grupla tanıştım. Yeşiller hareketin toplantısına gitmeye başladım. Gey ve translar vardı bu toplantılarda da ama lezbiyenler yoktu. Gece kulüplere eğlenmeye geliyorlar ama gündüz yoklar. Dört duvar arasında yaşıyoruz, ‘kendimizi açamayız’ diyorlardı. Ben gelecekte benim yaşadıklarımı yaşamasınlar istediğim için örgütlenmeye çalıştım” diye sözüne başlayan Mine Yanat Lambdaistanbul’un dernekleşme sürecini anlattı.

“Cesaretin olmadığında görünür olamıyorsun”

Aylime Aslı ikinci olarak “Örgütleri oluştururken, nasıl karar verdiler? Bizi bugünlere getiren tarihi nasıl yazmaya başladılar?” sorusunu yöneltti.

duygulari-politikalara-yansitarak-tarih-yazmak-1-3Yeşim: “Kaos GL’ye ilk gidişimde elim boş gitmek istemediğim için okul kütüphanesinde lezbiyenlerin akıl hastası olmadığına dair bir makale bularak çevirdim ve gittim. İngilizcem iyi olduğundan değil ama bir şey yapmak istedim. Kişilik olarak çok cesur bir insan değilim ama Kaos GL’ye gitmeye başladığımda ‘Yapılması gerekiyorsa yaparız!’ cesaretini gösterdim.”
“Sonrasında 40 tane erkek varsa 2 tane kadınını olduğu toplantılara katıldım. Geylerin dertlerini dert ediniyorduk ama biz ne yapabiliriz diye düşünmeye başladıktan sonra lezbiyen ve biseksüel kadınlar için Sappho’nun Kızları’nı kurduk.”

Esmeray: “Politik arenanın içine girdikten sonra bir sürü benim hikâyem sizin hikâyeniz diye düşündüm. Sahneye ilk çıktığımda bu kadar tutacağını bilmiyordum. İlk küçük gösterilerimi LGBTİ+’lara feministlere oynadım. Yırtık Bohça’da ben şunu fark ettim, Cadının Bohçası’na oranla ne kadar queer hikâyeler anlatmışım. Kestirmeden Hikâyeler bu ikisinin bir toplamıydı.”
“Bazı yerlerde ilk defa bir travestiyi sahnede gördüklerini görüyordum. Bazıları başladıktan hemen sonra kalkıyordu. Bazıları anlayamıyordu. Bana da çok şey öğretti bu hikâyeleri paylaşmak.”

Oya Burcu: “Yeşim ‘cesaret’ diyor ya, çok doğru. Anneme açıldığımda misal, dışarının ne kadar tehlikeli olduğunu söylediğinde; ‘Aaa haklısın’ demedim ‘Ama oluyor işte ben bana olmasın diye susamam!’ diye karşılık verdim.”

duygulari-politikalara-yansitarak-tarih-yazmak-1-4“Kaos GL gönüllüsü olduğum ilk dört yıllık süreçte aileme açık bir eşcinsel kadın değildim. Lezbiyenler hakkında araştırma yapmış cesur heteroseksüel bir kadın gibiydim. Annem ‘Araştırmayı yaptın, hâlâ onlarla mı görüşüyorsun? Seni de lezbiyen yaparlar’ diyordu. 2003’teki sempozyum (Lezbiyen ve Geylerin Sorunları ve Toplumsal Barış İçin Çözüm Arayışları Sempozyumu) ile birlikte ‘bu benim mücadelem’ diyebildim.”

Mine Yanat: “Cesaretin olmadığında görünür olamıyorsun. Kaybettiğin şeyler oluyor. Ben Yıldız’da (Teknik Üniversitesi) okurken gizliydim ama gizli olmak istemiyordum. Bir gün translar hakkında sohbet açmak istedim, o kadar fobik ifadeler duydum ki sınıf arkadaşlarımdan okulu bıraktım.”
“Bu yüzden Yeşil Bizans’taki toplantılara gittim. Hatta rahmetli İbrahim Eren bir gün bana ‘Bu kadar kendini atma Mine’ demişti. Demet de öyle ‘Yahu bende cesaret var ama sende deli cesareti mi var nedir’ demişti. Çok kaybettim cesaretim yüzünden, ailemi kaybettim okulumu kaybettim, o zamanki çevremi kaybettim ama ben zaten yalnızdım. Haklarım için mücade ettim, o zamana dönsem yine aynı şekilde hareket ederdim.”

Duygudaşlığı unutmadan

Forumun son bölümü harekete dair beklentiler ve eleştirilere dair oldu.

Yeşim Başaran, bu bölümde örgütlenmeye başladıkları ilk günün duygudaşlığının devam ettiğini düşündüğünü ifade etti. Başaran, “Bu duygudaşlığı hissettiren şey unutmamak. Biz yalnızdık bir araya gelince bunun üstesinden geldik. Biz bu duyguyu unutmayalım, hareketimize, politikalarımıza bunu yansıtalım” dedi.

Esmeray “Sosyal medyanın rolünü tahmin edememiştik” diyerek sözü sürdürdü. Deneyim aktarımının önemine değinen Esmeray tarihsel bilginin toplumsallaşması gerektiğine dikkat çekti. Esmeray, “Sosyal medyadaki dil benim canımı acıtıyor bazen. Birden bir linç havasına dönüyor” diyerek, hareket içinde yaşanan sorunların politik düzlemde ele alınması ve çözüm aranması gerektiğini söyledi.

Sözü Esmeray’dan devralan Oya Burcu, farklı LGBTİ+ örgütlerinin varlığının mutlu ettiğini belirtti ve bu örgütlerin birlikte mücadele etmesi, bir arada durması için çalışmak gerektiğini ekledi. Oya Burcu “Mücadelemizin amacı risklerin, bedellerin azaltılması” olmalı diyerek sözü Mine Yanat’a bıraktı.duygulari-politikalara-yansitarak-tarih-yazmak-1-5

Yanat, “30 yıl önce amacım ötekileştirilmeden yaşamak ve gelecek kuşağın da rahat yaşamasıydı. Benim için hareket biraz yavaş, çok ağır adımlarla ilerliyor. Bunu sebebi de bu ülkenin politikalarından kaynaklanıyor” dedi.

Forum katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.

Anlatılan sizin de hikâyenizdir…

Uluslararası Bellek ve Tarih Konferansı’nı önceleyen Çalıştay sona erdi. “Belki burada anlatılan sizin de hikâyenizdir. Belki bir izin peşine düşmüşüzdür beraber, belki de iz bırakmak için şarkılar söylemiş, hikâyeler anlatmışızdır. Çeyrek asrımızda bazen birlikte yürüdüklerimize, ayrılan yollarımıza, mektuplardan taşan hayatlara hürmetle…” diyerek yola çıkan Konferans bugün sona erecek.

*Fotoğraf: Semih Varol / Kaos GL

 


Etiketler: insan hakları, kültür sanat, yaşam
Nefret