18/10/2018 | Yazar: Gözde Demirbilek

Avukatların LGBTİ+ müvekkillerle ilişkisi ve görüşme teknikleri Uluslararası Cinsiyet ve Hukuk Konferansı’nda konuşuldu.

“En çok etkilenen duygumuz güvense, müvekkille güven ilişkisini kurabilmek gerek” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Avukatların LGBTİ+ müvekkillerle ilişkisi ve görüşme teknikleri Uluslararası Cinsiyet ve Hukuk Konferansı’nda konuşuldu.

Kaos GL Derneği’nin İzmir’de düzenlediği Uluslararası Cinsiyet ve Hukuk Konferansı’nın ikinci günü “LGBTİ müvekkiller ile avukatların iletişimi nasıl olmalı?” oturumuyla başladı. Avukat Kerem Dikmen ve Uzman Psikolog Dünya Polat’ın konuşmacı olduğu oturumun moderatörlüğünü Dernek’ten Murat Köylü üstlendi.

“Bizi müvekkille buluşturan, doğuştan hakkını kullanamıyor olması”

İlk sözü Kaos GL’den Av. Kerem Dikmen aldı. Dikmen, avukatların müvekkillere karşı sorumluluklarını hatırlatarak başladı:

“Bizim bütün müvekkillerimize karşı belli sınırlarımız var. Sadece LGBTİ+lar için değil, tüm müvekkillerimiz için yükümlüklerimiz var. Buraya gelene kadar öncelikle aklımızda tutmamız gereken kural bu. Müvekkillerimizle girdiğimiz ilişkide sınırları sürdürmemiz gerekiyor. Mesleğimizle birlikte sahip olduğumuz bilgilerle birlikte barolar aracılığı ile öğrendiklerimiz de o mahrem alanda varlığını sürdürmesi gerekiyor.”

Dikmen, dosya ile ilgili olmayan ve avukatların kişisel merakları sonucu almaya çalıştıkları bilgilerin travmatize edici olabileceğine dikkat çekti:

“Müvekkilin travmalarını derinleştirici tavırlarla karşılaşıyoruz. Avukatın ‘merağı’ sonucu tetiklenen travmalar yeni yaralara yol açabiliyor. Zaten isim değişikliği için gelmiş bir müvekkilin hikâyesini kişisel merakla almaya çalışmak kötü bir örnek olabilir. Sahip olduğumuz literatürü tüm avukatların kullanmasını bekleyemeyiz. Ama temel bazı kavramların da terk edilmiş olduğunu görüyoruz. Örneğin, evli ve çocuklu bir gey müvekkile şok olmak, evli olması üzerinden yargılayarak konuşmak, olamazmış gibi davranmak… Bu kavramların da terk edilmiş olduğunu gösteriyor. Seks işçisi bir müvekkile sabah 10:00’da randevu veriyor olmak, öznenin öznel durumunu görmezden gelmek oluyor. Ofisin fiziki şartlarının güvenli olmaması, müvekkilin mahremiyetine saygıyı yitiriyor.”

“‘Acımaya’ varan yakınlıklar hukuka aykırı. Görüşmede böyle davranıp sosyal hayatta karşılaşınca tanımıyormuş gibi davranmak yine olumsuz bir örnek. Aklımızdan çıkarmamakta fayda var: Kişilerin doğuştan gelen hakları var, bizi müvekkille buluşturan şey hakkını kullanamıyor olması.”

“Kahraman değiliz, enerjimizi dengeli kullanmak zorundayız”

Oturum Uzm. Psikolog Dünya Polat’ın travmalı kişilerle görüşme teknikleri sunumuyla devam etti. Polat, sunumuna travma tanımı ile başladı:

“Dünden beri az çok kafamızda bir şey oluştu. Adli vakalarda neler oluyor, hak savunuculuğu konusunda neler oluyor bunları dünden beri görüşüyoruz. Ayrımcı tutumlara şiddete maruz kalmak bireyin ruh sağlığını, sağlıklı bir kendilik algısı gelişimini zedeliyor. Yaftalıyıcı, utanç uyandırıcı tutumların neye yol açtığını bilmek gerekiyor.”

“Travmatik olayın tanımını yapmamız, davranışı gözlemlememiz açısından önemli. Kişinin kendisinin ya da sevdiklerinin fiziksel ya da psikolojik bütünlüğüne tehdit oluşturan; tehlikeli, baş edilemez ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan olayları travmatik olarak tanımlayabiliriz. Travmayı tanımladıktan sonra bulunduğumuz ilk çevrede (genellikle aile) ve sosyal yaşamımızda toplumsal desteğe ihtiyacımız var.”

Polat, öfkenin haklılığına değinip kimsenin “kahraman” olmadığını belirterek sunumunu son verdi:

“Öfkemiz haklı bir öfke. Mağdur olmuş kişilerin saldırganlaşması, haklı bir öfke. Görüşme sırasında bu öfkenin size yönelmesi haklı bir durum. Şiddete maruz kalan kişi evrelerden geçer; inkar, suçluluk, aydınlanma ve sorumluluk evrelerinden geçer. Size gelen vakalarda da bu evreleri hissedebilirsiniz ve bu öfkeyle karışık suçluluk hissini dinlemeniz gerekebilir. En çok etkilenen duygumuz güvense, bizim de müvekkille güven ilişkisini kurabilmemiz lazım. Ancak, kahraman olmadığımızı unutmamak gerekir. Enerjimizi ve kaynaklarımızı dengeli kullanmamız lazım. Yoksa elimizdeki her şeyi bir anda dökerek, sonrasında çaresiz hissederek iyileşmeye yardımcı olamayız.”

Konferans, “Trans geçiş süreci aşamalarında kazanımlarımız neler, eksikliklerimiz neler?” oturumuyla devam edecek.

İlgili haberler:

“Toplumsal mücadele mahkeme salonlarında da sürüyor”

“Şimdi buradayız ve haklarımızı şimdi istiyoruz”

Cinsiyet temelli şiddet ve nefret suçlarına ilişkin hukuki zeminde ne durumdayız?

LGBTİ'lerin İnsan Hakları İçin Farkındalık ve Savunuculuk Projesi Avrupa Birliği tarafından desteklenmektedir. Bu, proje etkinliklerinin içeriğinin AB'nin resmi politikasını yansıttığı anlamına gelmez.


Etiketler: insan hakları