24/10/2008 | Yazar: Barış Sulu

Lambdaistanbul Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transseksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği, sivil toplum girişimi olarak 1993 yılında kuruldu. Kurulduğundan bu yana, Türkiye ve dışında yaşayan eşcinsellere yönelik etkinlikler düzenlemeye çalıştı.

Lambdaistanbul Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transseksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği, sivil toplum girişimi olarak 1993 yılında kuruldu. Kurulduğundan bu yana, Türkiye ve dışında yaşayan eşcinsellere yönelik etkinlikler düzenlemeye çalıştı.

KAOS GL

S. Gökçe Avcıoğlu - [[gavcioglu@gmail.com]]

Türkiye eşcinsellerini, AIDS ve cinsel sağlık konusunda bilinçlendirmek üzere faaliyetlerde bulundu. İlk yayını, 1996 yılında basılan ‘100’de 100 Gey ve Lezbiyen’ oldu. Gene aynı yıl, Açık Radyo’da ilk gey ve lezbiyen radyo programını yaptı. 1996 yılındaki Birleşmiş Milletler (BM) Habitat 2’de kiralanan standla tüm Türkiye basınında ilk kez yer aldı ve aynı sene ilk kez ileride ‘LGBTT Onur Haftası’na dönüşecek Onur etkinliğini düzenledi.

1998 yılında ilk kez Kaos GL, Sappho’nun Kızları, Bursa Spartaküs ve Almanya Türk Gay’ın da katıldığı ‘Türkiyeli Eşcinsellerin Buluşması’nda yer aldı. Bu buluşma 2004 yılına kadar devam etti. 2000 yılında ‘..cins..’ adlı yayınını çıkardı. Gene aynı yıl ‘Sivil Bir Anayasa İçin Girişim’ adı altında bir araya gelen kuruluşlara katıldı. 2002 yılında Savaşa Hayır Platformu bünyesinde 1 Mayıs gösterilerine katıldı. Aynı yıl nihayet eşcinsellerin kullanımına tamamen açık bir mekana kavuştu. 1 Aralık 2002’de Savaşa Hayır Platformu’nun düzenlediği ve yaklaşık 150 sivil toplum kuruluşunun katıldığı ‘Irak’ta Savaşa Hayır’ yürüyüşü ve mitingine ‘Lambdaistanbul EŞCİNSEL Sivil Toplum Girişimi’ pankartıyla katıldı. 2003 yılında kendi kütüphanesini oluşturmaya başladı. 2004 yılında Lambdaistanbul bülteninin ilk sayısı çıktı.

Aynı yıl Eşcinsel Danışma Hattı, 0 212 244 57 62 numarasıyla hizmet vermeye başladı. 2005’te 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yürüyüşüne ilk kez Lambdaistanbullu biseksüel, lezbiyen, travesti ve transseksüel kadınlar olarak katıldı. Ve 12 yıllık süreç içerisinde burada yer veremeyeceğim sayısız etkinlikte bulundu. Bir cinsin başka bir cinse hükmettiği bu dünyada, bulunduğu her ortamda, eşcinselliğin bir hastalık olmadığını ve eşcinsellerin var olduğunu anlatmaya çalıştı. Erkek doğan bir insanın kendini kadın gibi hissedebileceğini, kadın doğan bir insanın da kendini erkek gibi hissedebileceğini, kadının kadını, erkeğin erkeği ya da her ikisini sevebileceğini haykırdı bunca zaman.

Türkiye’de cinsel kimliklerin özgürleşmesi için örgütlenen ve aynı zamanda toplumun ilerici ve demokratik mücadelesinde yer alan kısaca tarihçesini anlattığım bu kurum hakkında, 29 Mayıs’ta "lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transseksüel’ kelimelerinin ve derneğin amacının ‘genel ahlaka ve Türk aile değerlerine aykırı’ olduğu iddiasıyla kapatma kararı verildi.

Kapatılma gerekçesini sorgulamadan edemeyeceğim:

Nedir bu ‘Türk aile değerleri’?

Kız çocuğu ise pembe giymesini, oğlan çocuğu ise mavi giymesini öğreten,

Kadınsa erkeği, erkekse kadını sevmeyi öğreten,

Kadınsa kapanmayı, erkekse açılmayı öğreten,

Kadınsa susmayı, erkekse bağırmayı öğreten,

Kadınsa evi, erkekse sokağı öğreten,

Kadınsa dayak yemeyi, erkekse dayak atmayı öğreten,

Kadınsa itaat etmeyi, erkekse hükmetmeyi öğreten,

Kadınsa utanmayı, erkekse sevişmeyi öğreten,

Kadınsa töreyi, namusu, erkekse öldürmeyi öğreten,

Eşcinselse belli etmemeyi, belli ederse ölmeyi öğreten…

Ya ‘genel ahlak’? Kişiden kişiye, toplumdan topluma değişen bu kavram nasıl genelleştirilir? Genelleştirilmekle kalmayıp hukuk sistemindeki karar mekanizmasını nasıl belirleyebilir? O halde hukukçular hukuk yasalarını değil kendi yasalarını mı yürütmektedirler? Aynı hukukçulara, eşcinsel örgütlenmesinin yanlış olduğunu, eşcinsellerin var olmadığını doğru kabul ettiren heteroseksist zihniyet nerede ve nasıl gelişmiştir? İşte erkek egemen sistemin doğuşuna gidebilecek sorular. Yanıtları, geçmişte ve bizde; çözümleri ise bizde ve gelecekte… Eşcinsellik ahlaksızlıksa biz de ahlaksızız diyebilmekte…


Etiketler: yaşam
Nefret