11/05/2015 | Yazar: Ömer Akpınar

Trans aktivist-oyuncu Esmeray, ‘Kestirmeden Hikâyeler’ oyunu ile bu kez bedeni tartışmaya açıyor. Esmeray ile cinsiyet geçiş sürecini, beden üzerindeki baskıları ve yeni oyununu konuştuk.

Esmeray: Ben canlıyım, nasıl yani ‘biyolojik olmayan’?! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Trans aktivist-oyuncu Esmeray, “Kestirmeden Hikâyeler” oyunu ile bu kez bedeni tartışmaya açıyor. Esmeray ile cinsiyet geçiş sürecini, beden üzerindeki baskıları ve yeni oyununu konuştuk. 
 
“Keşke sesini de değiştirebilsen diyenlerle karşılaştım...”
 
Feministlerin “benim bedenim benim kararım” sözü, translar için ne anlam ifade ediyor?
 
Aslında kadın bedeni üzerinde oynanan oyunlardan hiçbir farkı yok, aynı şeyler. Fakat transeksüel kadınlar daha çok seks işçiliği için anıldıkları için direkt şöyle bir bakış var: Bizim bedenimize çok kolay ulaşılabilinir, çok kolay yorum yapılabilir, çok kolay müdahale edilebilinir. Çok basit bir yerde duruyor. Dolayısıyla herkes bizim bedenimizin üzerinden söz söyleme hakkı, hadsizliğini kendisinde buluyor. Bu sistem böyleyken, sistemden büyük bir şekilde beslenen transeksüel kadınlar da aynı şekilde kendi aralarında bir diğerinin bedeni üzerinde söz söyleme hakkını kendinde buluyorlar. Mesela kavga ettiklerinde penisli transeksüel kadınlar, geçiş sürecini yaşamış, vajinası olan transeksüel kadınlara şunu çok rahat söyleyebiliyor: Putkalı adamlar. Bunu son zamanlarda bu çete olaylarında çok görüyorum sosyal medyada. Bunu transeksüel kadınlar diğerlerine söylüyor. Bunu söyleyen topluluk da güya nefret söylemine karşı mücadele ediyor. Ama senin söylediğin nefret söylemi!
 
“Kestirmeden Hikâyeler” oyunumda buna da değiniyorum. Bazen böyle bedenimi paramparça hissediyorum. Hangi biri kimin elinde bilmiyorum, nasıl toparlanacak, kafam allak bullak oluyor. Çünkü herkes karar veriyor. Biri senin belinin ince olmasına karar veriyor, öbürü bedeninin daha yumuşak olmasına karar veriyor. Diğeri kalçan çıkık olsa keşke… Bunların hepsi sende mevcutsa daha farklı şeyler söylüyor. Mesela ben en fazla şunu yaşadım: Her şey tamam, mükemmel, keşke sesini de değiştirebilsen…
 
“Trans birey ne ayol?”
 
Ne hissediyorsun böyle yorumlarla karşılaştığında?
 
Bıkma hissiyatı da var ama bunu karşı mücadele etmemiz gerekiyor. Kesinlikle kanıksamamak lazım. Normalize etmemek lazım. Buna ses çıkarmazsan normalize edersin ve birileri senin hakkında sürekli karar verir ve şeye kadar gelir: “Trans birey”. Trans birey ne ayol? Bütün bu anlattıklarımdan bu noktaya geliniyor. Yani şey gibi hissediyorum bazen bu trans birey söylemi ile ilgili. Ötekileştirmenin dışında bir şey artık, hendeğe atma durumu. Trans birey ne ya? Trans birey, Alman birey, Kürt birey, Türk birey… Onlar için niye söylenmiyor bu kavramlar? Bizim için çok rahat bir şekilde söyleniyor. Dolayısıyla heteroseksizm ve erk, cinsiyetler burada hiç önemli değil, bu zihniyette olan herkese artık şöyle bir dur demek lazım.
 
“Kestirmeden Hikâyeler”de tam da buna değiniyorsun. Yeni oyununu biraz anlatır mısın?
 
“Kestirmeden Hikâyeler”in çıkış noktası şu: Bir durun, benim kendi bedenimle ilgili önce benim söz hakkım var, benim mahremimdir. Cadının Bohçası’nda tiyatral olarak bir şey söylemek gerekiyorsa, anlatı biçimi ve meddahça devam ediyor. “Kestirmeden Hikâyeler”de aynı formatta. Yalnız “Cadının Bohçası” daha çok bir transeksüel kadının hikâyesi ve bunun toplumsal boyutlarıyla birlikte bir anlatıydı. Yırtık Bohça daha çok kuir hikâyelerin oluşturduğu bir oyundu ve tabii ki onun da toplumsal boyutları vardı. “Kestirmeden Hikâyeler” bu ikisinden daha farklı bir konu, daha bedenle ilişkili ve geçiş sürecini anlatan bir oyun. İnsanların kafasında bin bir soru işareti var. Dolayısıyla “Cadının Bohçası”nı izleyenleri oyunun içinde algılıyordum ben, insanlar gülüyor ama aynı zamanda o yüzüne inen o şamar hissiyatını da yaşıyordu. “Yırtık Bohça”da da öyleydi fakat “Kestirmeden Hikâyeler”de şöyle bir şey var; hem eğleniyor insanlar, pür dikkat merakla dinliyorlar sonuna kadar, tek tek dinliyorlar, çünkü çok merak ediyorlar. Yani bir transeksüel kadın, az önce bahsettiğimiz tüm o bedene ilişkin kararlar var ya, tüm o önyargılarla gelip izlediği için, bütün bu hakkı kendilerinde buldukları için, şeyi merak ediyorlar: Bir trans gerçekten boşalıyor mu? O orgazm anını anlattığında bir şok anı yaşıyor insanlar ve sonuna kadar izliyor, eğleniyor. Ben oyunlardan sonra çok duydum gelen tepkilerden. Ya biz çok eğlendik falan ama oyun bittikten sonra anladık ki yüzümüze bir de bir şamar yedik.
 
Cinsiyet geçiş sürecine ilişkin bir bilgilendirme çalışması yapıyorsun aslında...
 
“Cadının Bohçası”nda da, “Yırtık Bohça”da da oluyordu. Bunda da oluyor, duyuyorum ben. Çok zoraki geldim, gelmek istemiyordum, ilk 5 dak’kasında kalkıp gitmek istedim, sonra dedim ki ben bir durayım felan… 4 tane öğretmen geldi geçen, gidelim mi gitmeyelim mi… 4 kadın öğretmen, gelmişler bir arkadaş grubuyla. Azıcık kendilerini de sorgulama şeyi var, kestirip atan fobik durumları yok. İlk 5 dak’kada 4’ü de aynı şeyi hissetmiş, çıksak mı acaba, sonra biri demiş ki hayır duracağız. Oyun bittikten sonra 4’ü geldi öptü beni. Sonra diğer arkadaş anlattı, bir özeleştiri yapmışlar. Bayağı bir allak bullak olduk, bayağı bir anlamaya çalıştık, sadece kendi ötekileşme durumumuzun olduğunu düşünüyorduk ve buna rağmen öteki olan birisini kabul etmeme hakkını kendimizde nasıl buluyoruz gibi bir özeleştiri yapmışlar. Biri şey demiş, bundan sonra duyurusunda ben çalışacağım, insanlar gitsin izlesin.
 
Cinsiyet geçiş sürecinin yasal boyutu nasıl işliyor?
 
Türkiye’de çok kötü. Geçişi yaşadıktan sonra kısır oluyorsun. Transeksüel kadınların cinsel organının hepsini kullanarak yeni bir cinsel organ yapıldığı için yumurtalıklar alınıyor. Yumurtalıklar alındığı an zaten üreme yeteneğinden düşüyorsun. Bir kişi penisiyle mutluysa, o penisle de gidip cinsiyet hanesindeki erkeklik ve kadınlık durumlarını düşürebilmeli, bu hak olmalı. Doğuramayan ya da doğurmak istemeyen milyonlarda kadın var, çocuk bir sorun olmamalı, ille çocuk bakmak istiyorsan kendin doğurman da şart değil. Alternatiflerin de olduğunu bilmek önemli.
 
Cinsiyet geçiş sürecinde en çok ameliyat merak ediliyor. Nasıl yorumluyorsun bunu?
 
Bu tamamen heteroseksist bir bakış açısı. Kabul etme durumu var ya, kendileri normal bir noktada gördüğü için, normal mutlak bir noktada, bir transeksüel kadının da o arada kalmamasını istiyor. Kalırsan seni kabul edemem, ya kadın olacaksın, ya erkek olacaksın. Birinci merak noktası bu bana göre. İkinci merak noktası ise... Genelde erkeklerin çoğu merak ediyor. Ya bir transeksüel kadını vajinasıyla sevmek istiyor ya da daha çok şundan korkuyor: Aaa penisi gittiyse ben bunla yatamam gibi bir merak var. Hepsinin kökeninde heteroseksizm yatıyor bence. Ya kadın olacaksın, ya da erkek. Yani ben adada oturuyorum, küçük bir yerde, herkes birbirini tanıdığı için daha kolay duyuluyor ya her şey, dolayısıyla herkes benim ameliyat olduğumu biliyor. Ben kendime transeksüel dediğimde insanlar aaa sen değilsin ki sen kadın oldun diyorlar.
 
Bu biyolojik kadın - trans kadın ayrımına nasıl bakıyorsun? “Biyolojik kadın” ne demek?
 
Oyunda onu da söylüyorum. Bu ne demek? Aslında kadın ve erkek bedeni arasında biyolojik bir fark yok, şekil farklılığı var. Çünkü hepsi aynı görevi, işleri görüyor. Cinsel organlar üreme için var. Haz almanın dışında söylüyorum. Haz noktaları da aynı. Aynı şekilde hormonlar salgılanıyor. Vajina ve penis birbirine çok benziyor aslında, sadece vajina penisin içeri girmiş şekli. Şu an benim vajinam öyle. Penisin içeriye çevrilmiş hali. Dolayısıyla, bunu biz de çok yapıyoruz. LGBT haklarıyla ilgili politika üreten bizler de bu dili çok kullanıyoruz. Ne demek biyolojik kadın? Yani hepimizin bir biyolojisi var. Şunu anlarım, mağazalarda duran mankenler, odur biyolojik olmayan. Ben canlıyım, nasıl yani biyolojik kadın, biyolojik olmayan? Senin vajinan da senin biyolojinden yapıldı, benimki de benim biyolojimden yapıldı. Seninki doğuşta yapıldı belki, benimki de doğuştan biraz sonra bir uzman tarafından. Bu benim biyolojim. Herhangi bir yerden alınıp konulmadı ki içine. Bir de insanlar şöyle zannediyormuş, oyundan sonra herkes şaşırıyor. Biz şey sanıyorduk, özellikle vajina, asıl vajina o girintili olan kısımdır ya, insanlar transeksüel kadın vajeni yapay sanıyormuş. Oraya bir delik açıyorlar, plastik bir şey koyuyorlar, e yuh! Kesildiğini zannedenler var, halbuki bir şey kesilmiyor, malzemenin tamamı kullanılıyor.
 
“Artık daha güzel orgazm yaşıyorum”
 
Cinsiyet geçiş süreci ameliyattan ibaret değil. Bu süreçte transların dikkat etmesi gereken noktalar neler?
 
Hormon kullanma olayıyla ilgili bunun bir dalı var, endokrinoloji, oradaki uzmanlara mutlaka danışsınlar. Terapiler çok önemli. Bazı üniversitelerde yapılıyor bu, SPoD da yapıyor. Bu terapiler çok çok önemli ve gereklidir. Çünkü insanlar halen eşcinselliği, geyliği bilmiyor, dolayısıyla bir erkekten hoşlanıyorsa benim kadın olmam gerekli deyip ameliyat olması gerektiğini düşünebiliyor. Terapiler kimlik oturtma için önemli. Gittikleri uzman doktorlara da çok iyi referanslarla gitsinler. Araştırsınlar. Uzmanları olan transeksüellerle konuşsunlar. Trans Danışma Merkezi Derneği var. Ben öyle yaptım. En az 50 transla görüştüm. Ve hiç korkmasınlar. Özellikle boşalmama olayını merak ediyorlar. Bunu niye takıyorlar ki? Mesela fetişizmi düşünsene. Ayağına dokundurtmadan ya da ayağına dokunmadan boşalamayan erkekler var. Beyinde biten bir şey bu orgazm olma olayı. Hiç öyle bir şey yok, çok rahat orgazm olunuyor. Sen eğer kafada bitirirsen bu şakır şakır giden bir şey, hiçbir sorun yok. Pratik olarak da hiçbir sorunu yok. Haz aynı, hatta daha güzel, en azından ben öyle yaşıyorum. Penisim varken orgazm olduğundan daha güzel bir orgazm hissiyatı yaşıyorum. Bir sekiz köşe olma durumu var. Penisim varken bunu olmuyordum. Burada başka bir şey var.
 
Bu röportaj ilk olarak Kaos GL Dergisi’nin “Lezbiyenizm” dosya konulu 141. sayısında yayınlanmıştır. 

Etiketler: kadın
Nefret