21/01/2015 | Yazar: Ömer Akpınar

Esmeray, yeni oyunu ‘Kestirmeden Hikâyeler’de kendi beden geçişi sürecinden yola çıkarak bedenler üzerindeki ‘söz söyleme hadsizliğine’ odaklanıyor.

Esmeray: ‘Keşke sesini de değiştirebilsen’ diyenlerle karşılaştım Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Trans aktivist-oyuncu Esmeray, yeni oyunu “Kestirmeden Hikâyeleri”i 4. Pembe Hayat KuirFest kapsamında Ankara’da sahneledi. Esmeray ile Kaos GL Dergisi’nin “Lezbiyenizm” dosya konulu Mart-Nisan 2015 sayısı için görüştük.
 
Esmeray, “Kestirmeden Hikâyeler”de kendi beden geçişi sürecinden yola çıkarak bedenler üzerindeki “söz söyleme hadsizliğine” odaklanıyor. “Cadının Bohçası” ve “Yırtık Bohça”da olduğu gibi anlatı biçimi yine “meddahça” olsa da bu kez beden geçiş sürecine dair soru işaretlerini gidermeye yönelik, bilgilendirici bir oyunla karşımızda.
 
“Bizim bedenimiz hakkında çok kolay yorum yapılıyor”
 
“Bazen bedenimi paramparça hissediyorum,” diye anlatıyor Esmeray. “Hangi biri kimin elinde, nasıl toparlanacak bilmiyorum. Biri senin belinin ince olmasına karar veriyor, öbürü bedeninin daha yumuşak olmasına karar veriyor. Kalçan çıkık olsa keşke diyenler... Bunların hepsi sende mevcutsa daha farklı şeyler söylüyorlar. Mesela ben en fazla şunu yaşadım: Keşke sesini de değiştirebilsen...”
 
Esmeray, trans kadınların bedenlerine ilişkin genel algıyı şöyle tasvir ediyor:
 
“Bizim bedenimize çok kolay ulaşılabilir, çok kolay müdahale edilebilir, bedenimiz hakkında çok kolay yorum yapılabilir. Herkes bizim bedenimiz üzerinde söz söyleme hadsizliğini kendisinde buluyor.”
 
“Bir diğerine ‘putkalı adam’ diyen trans kadınlar var”
 
“Mücadele” Esmeray’ın anahtar sözcüğü. Eleştirdiği heteroseksist sistemden çıkış için samimi bir yüzleşme gerektiğine inanıyor. Aktivist-oyuncunun eleştirilerinden trans kadınlar da nasibini alıyor:
 
“Sistemden beslenen transeksüel kadınlar da var. Bir diğerinin bedeni üzerinde söz söyleme hakkını kendilerinde buluyorlar. Kavga ettiklerinde penisli transeksüel kadınlar, geçiş sürecini yaşamış vajinası olan trans kadınlara çok rahat bir biçimde ‘putkalı adamlar’ diyebiliyor. Bunu söyleyen topluluk da nefret söylemine karşı güya mücadele ediyor.”
 
“Trans birey ne ayol?”
 
Esmeray, kullandığımız söylemlerde her zaman dikkatli olmamız gerektiğini vurguluyor:
 
“Kesinlikle kanıksamamak, bunu normalize etmemek lazım. Buna sesini çıkarmazsan ‘trans birey’e kadar gelir. Trans birey ne ayol? Bu trans birey söylemi, ötekileştirmenin dışında bir şey artık, hendeğe atma durumu. Trans birey ne ya? Alman birey, Kürt birey, Türk birey. Onlar için niye söylenmiyor da bizim için çok rahat bir biçimde kullanılıyor? Bu zihniyette olan herkese artık şöyle bir dur demek lazım. ‘Kestirmeden Hikâyeler’in çıkış noktası da bu: Bir dur, kendi bedenimle ilgili önce benim söz hakkım var.”
 
Esmeray’la “Kestirmeden Hikâyeler”, beden üzerindeki baskılar ve beden geçiş sürecinde dikkat edilmesi gerekenler üzerine yaptığımız söyleşinin tamamını Kaos GL Dergisi’nin 141. sayısında okuyabilirsiniz. 

Video Haber İkon  İlgili Video:


Etiketler: yaşam
Nefret