23/02/2016 | Yazar: Melahat D

LGBTİ’ler için Video Atölyeleri’nin ilk çalışmasında aktivistler video aktivizmi üzerine konuştular.

Eylemin görüntüsü dolaşıma girdikten sonra görüntünün eylemi başlıyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

LGBTİ’ler için Video Atölyeleri’nin ilk çalışmasında aktivistler video aktivizmi üzerine konuştular.

"Polis barikatının önünde öpüşürken selfie çekmekte üzerimize yok, peki ya videolar?" sorusuyla yola çıkan LGBTİ'ler için Video Aktivizm Atölyeleri başladı. Sokak hareketlerinin ve toplumsal mücadelelerinin tarihini kayıt eden, gerçeğin tanığı ve göstereni olan Ankara sokaklarının müdavimi Seyr-i Sokak aktivistlerinin konuşmacı olduğu ilk çalışmada video eylemliliği üzerine deneyimler paylaşıldı. 

Kaydedenlerin değil kaydedilenlerin isteklerine dönük yaklaşım sergiliyoruz"

Oktay İnce: Videa’nın içinden çıkan KaraHaber video eylem atölyesi 2000’li yıllarda ortaya çıktı. Arşiv oluşturabilmek ve sokağı kayıt altına alabilmek için çekim yapmaya başladık. İlk 4 yıl boyunca sadece eylemleri kaydettik. Sonra etkinlik ya da kampanyalar için videolar hazırlamamızı isteyen gruplarla video çalıştık. 2015 yılında KaraHaber’in web sayfasını kurduk videolarımızı yüklemeye başladık. Burjuva medyanın kaydettiği görüntüleri kendi açımızdan kaydediyorduk. Bu açıda hak için sokağa çıkan eylemcinin açısıydı. Mesela kameramıza da polis den gaz gelir.  Videolara kendi yorumlarımızı eklemiyorduk, eylemcinin sözüne yer veriyorduk. Görüntülerin eylemi, direnişi yeniden ürettiğini düşünüyoruz. Sadece şiddeti kaydedersek onu yeniden üretmiş oluruz. 2008 den sonra KaraHaber fiilen aktif değil ama haziran direniyle birlikte Seyr-i Sokak oluştu.

Kaos GL’yle birlikte LGBT hareketini 2001 yılında ilk kez 1 Mayıs’a çıktığı günden itibaren kaydediyoruz. İzlediğimiz birçok etkinlikte sadece konuşmacıları çektik. 2011’de çektiğimiz bir öğrenci toplantısında kamera çekim boyunca ayaklarda idi. 2008’e kadar birlikte çalıştığımız hareketleri kendi video aktivist ekibi olması ve kendi medya araçları, arşivi olması fikriyle gidiyorduk. Ama hareketin içeriğine uygun, özgün bir ekip ve çalışma gerekiyor. LGBT hareketi için kameranın arkasında değil önünde olmak problem görünürlük nedeniyle. Her politik hareketin görünürlük konusunda durumu çok farklı olduğundan bizde farklılıkları, hassasiyetleri gözetiyoruz.

Avrupada video aktivist el kitabı çıkartılıyor. Biz yerelde yayın çıkartmış değiliz. Bir sorunla karşılaştığımızda çözüm üretmeye çalışıyoruz, sorun yoksa kayıtta sınırımız da yok. Görüntülerde kaydedenlerin değil kaydedilenlerin isteğine dönük yaklaşımımız var. Eylemcilerin itirazını göz önünde bulunduruyoruz.

Özge Çelikaslan: Arşiv deyince genellikle akıllara devlet arşivi gelir, bu algıyı yıkıp yerine başka bir imaj oluşturmak gerekli. Kendi belleğimizi koruyup arşivlemeye, açık arşive dönüştürebilmeye, kendi belgelerimizi paylaşabilme ve dayanışmayı yükseltmeye yönelik bir istek ve amacımız var. “Bak.ma” olarak gezi direnişinin ilk günlerinde video eylem kolektifini kurduk. Direniş büyüyünce eylemcilere çağrı yaptık, herkes topladığı kayıtları yollasın bizde paylaşalım ve görüntüler erişilebilir olsun diye. Direnişten sonra kayıtları bir araya topladık ve arşivledik, Bak.ma’ya yükledik. Günümüzden 1977’nin 1 Mayıs’ına dek giden bir bellek çalışması yaptık. Bu süreç içinde Bak.ma genişledi, katagorileri oluştu. Kadrajta intikam söyleşisiyle birlikte, Kaos GL ile yaptığımız görüşmelerde de LGBT hareketinin, toplumsal hareketlerin kendi kayıtlarını oluşturması, koruması ve görünürlük meselesi üzerinden ne kadarının yüklenilebilir olduğunu tartışmaya devam ediyoruz.

Alper Şen: 15 sene öncesine kadar lükstü internet. Herhangi bir eylem kaydının neye dönüşeceğine dair fikir yoktu. Kaydedilmesi gerektiği öngörüsüyle başladık. KaraHaber’de videoları youtube kanalına yüklemeye başladık. Eylemin görüntüsü dolaşıma girdikten sonra görüntünün eylemi başlıyor. Arşivleme, kaydı tutma bir aşama ama arşivledikten sonrası ne üretildiği, alan açabilmek, bir başka üretime vesile olabilmek önemli. Ya da hukuki delil olarak kullanabilmek… 2000’lerin ikinci yarısı Eryaman olaylarının yaşandığı, transların örgütlendiği ve farkındalığın arttığı bir dönemdi. İş istiyoruz videosu, bir grup aktivistin iş bul kurma kurumunun önünde basın açıklaması yaptığı ve iş başvurusu yaptığı bir eylem videosu var. Bir yandan video izleniyor diye seviniyorduk bir yandan da artan homofobik ve transfobik yorumları siliyorduk. Yorumlara baktığımızda Türkiye’nin kırılma noktalarını görüyorduk. Niyetimiz homofobik olmayan, kendi dilimizi kurgulayabildiğimiz yorumları arttırmaktı. Kaos GL’nin 20. yıl sergisi Queer Future’da da sergilendi. Bu videoyu ve “yaşamak kabahat çalışmak kabahat” videosunu paylaştığımızda gelen yorumlarda görünürlüğün neye denk düştüğünü gördük.

Erinç Behiye Taş: Lambda İstanbul’da örgütlenmeye başladığım dönem Gezi Direnişi'ne denk gelen dönemdi. Direniş sürecinde LGBTleri çektim. Sonra tüm LGBT örgütleri izlemeye, katıldığım tüm LGBT etkinliklerini çekmeye, görüntüleri arşivlemeye başladım. Görüntülerin hepsini paylaşamıyorum, çektiğim insanların da iletim bilgilerini alıyorum yayınlamam halinde onay istiyorum. LGBT derneklerin video kaydını daha fazla desteklemesi, düzenli bir çalıma haline getirmesi, fon ayırması gerektiğini düşünüyorum.

Polis bizi tanıdıkça, basın kartımızı gördükleri halde çekimimizi engellemeye çalıştı

Sibel Tekin: Seyr-i Sokak olarak sosyal medyadan eylem takibi yapıyoruz. Gönüllülerle organize oluyor ve çekimleri gerçekleştiriyoruz. Sürekli çekim yapanları polis tanıyor. Tanımıyorken müdahale etmiyorlardı ama tanıdıkça, basın kartımız olduğunu bilseler de engellemeye çalıyorlar. Çekim yapmaya devam ettiğimiz, polisleri teşhir ettiğimiz gerekçeleriyle gözaltına alındığımız oldu. Polis şiddet gösterirken çekiyoruz ama polisin kim olduğu bilgisini paylaşmıyoruz. Çekim hakkı anayasal hak. Telefon özel alan olduğundan dokunamayacağı durumu var. Ama farklı gerekçelerle davalar açılabiliyor. Aktivistin güvenliği üzerine düşünmek önemli. Bir eylem sonrası polis yaptığı gözaltında, paylaştığımız video üzerinden polis insanları sesleri üzerinden tespit etmiş. Bir keresinde paylaştığımız bir fotoğraf üzerinden kişiler örgüt üyeliğinden yargılandı. Daha dikkatli olmamız gerekiyor, bizler de yaparken öğreniyoruz. Eylemcilerle birlikte neyin illegal olduğunu, o grubun illegalliğini öğrenebiliyoruz ona göre çekim yapıyoruz. Görünmezlik alanları sadece faklı toplumsal hareketlerde değişik derecelerde dikkat etmemiz gereken konu olarak karşımıza çıkıyor.

Yurttaş gazetecilerle basın kartı konusunda Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) destek oluyor. Oradan internet yoluyla da edinilebilir.

Onur Metin: 2006 dan beri video çekiyorum. “Balıkbilir” olarak videolarımı paylamaya başladım. Şu an hem balık bilir hem Seyr-i Sokak’a videolar çekiyorum. “ODTÜ’de Barış İstiyorum”, “Beni de Al” gibi yayılan kampanya videoları yaptık farklı konularda. Bu videoların farkındalığı arttırdığını, dikkat çektiğini fark ettik.

LGBTİ'ler için Video Aktivizmi Atölyeleri'nin programına buradan ulaşabilirsiniz.


Etiketler: kültür sanat
Nefret