16/11/2011 | Yazar: Elif Kutlu

Sosyalist Feminist Kolektif aracılığıyla yapılan Kadın Emeği Konferansı 12-13 Kasım tarihlerinde gerçekleşti.

Feminist Politika İçin Daha Sağlam Adımlar Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Sosyalist Feminist Kolektif aracılığıyla yapılan Kadın Emeği Konferansı 12-13 Kasım tarihlerinde gerçekleşti. Konferansın sadece kadınların katılımına açık olması erkek akla sahip medya tarafından eleştirilse de kadınların dayanışması görülmeye değerdi. Konferansta asıl amaç nasıl bir feminist politika izlemek gerektiği sorusunu yanıtlamaktı. Bu nedenle son oturumda Avrupa ve Türkiye’nin izlediği feminist politika arasında bir karşılaştırma yapıldı. Her ne kadar İngiltere (Jean Gardiner), Amerika (Heidi Hartmann) ve Fransa’dan (Helena Hirata) verilen örnekler kadına pozitif ayrımcılık yapıyor gibi görünse de Türkiye’deki feminist hareketin de kadını daha görünür kılmaya başladığı üzerinde konuşuldu. Açılış konuşmasından itibaren ücretli ve ücretsiz emek kıskacında olan kadınlar için esnek ve güvencesiz iş koşulları yerine, güvenceli ve nitelikli emek gücüne nasıl katılabilecekleri tartışıldı.
 
İlk oturumun konuşmacısı Hartmann, daha önce yazmış olduğu “Marksizm ile Feminizmin Mutsuz Evliliği” başlıklı makalesinde eksik bıraktığını düşündüğü noktaları ele aldı. Hartmann’ın cevaplamak istediği soru kadının ezilmesinden kimin çıkarı olduğu ve kadını kimin ezdiği sorusunu yanıtlamak idi. Hartmann, Marksizmin feminizm açısından ortaya çıkan handikabının bu noktada olduğunu belirtti. Çünkü Marksist görüş kadının ezilmesinin/görünmezliğinin kapitalizmin ortadan kalkması ile aşılacağını düşünse de patriyarkanın göz ardı edildiği açıktır. Bu konuda Marx’ın aslında ev içi emeği görünmez kılmadığı konusunda belli düşünceler yok değil. Ama yine ev içi emek/bakım emeği/ duygusal emek söz konusu olduğunda Marksizm açısından feminist bir bakış açısı geliştirmek gereği görülmektedir.
 
İkinci oturum  Gardiner ile devam etti. Gardiner feminizm çalışmalarına Marksist teorinin toplumsal cinsiyet konusunda eksik kalmasını fark ettiği zaman başladığını belirtti. Ona göre kadın bakım emeği ya da ev içi emek gücüne değil aynı zamanda toplumsal cinsiyete göre değişen ücretli emeğe de bakmak gereklidir. Bu nedenle bakım emeğinin ücretli emeği nasıl etkilediği sorusu üzerinde durdu. Bakım emeğinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği yarattığı ve bu eşitsizliğin bedelini kadınların ödediğini söyleyen Gardiner, İngiltere ve Türkiye’den verdiği örneklerle günümüzdeki durumu ortaya koymaya çalıştı. İstatistikler şöyle:
 
Ücretsiz Ev İçi Emeğe Ayrılan Süre
 
Kadın
Erkek
Türkiye
6 saat 11 dakika
1 saat 28 dakika
İngiltere
5 saat
3 saat
 
İş Gücüne Katılım Oranları
 
1990
2010
Kadın
34%
24%
Erkek
81%
69%
 
Türkiye’de kadının bakım emeğine vakit ayırma süresinin yüksek olmasını eğitim seviyesi ile ilişkilendiren Gardiner, üniversite eğitimi alan kadın oranının düşük olmasının bu durumun etkeni olabileceğini belirtti. Buna rağmen kadınsılık ve erkekliğe dair değişen fikirlerin olumlu yönde değişmesinin feminizmin başarısı olduğunu belirtti. Ancak kadının ücretsiz bakım emeğine ayırdığı vakti azaltarak kendine daha fazla boş vakit ayırması gerektiğini ve bu konuda kadının siyasi örgütlenmesinin önemli olduğunu vurguladı.
 
Üçüncü oturum, Hirata ile –ertesi gün- devam etti. Hirata da Fransa’dan verdiği örneklerle ev içi esnek emek gücünü kadınlar açısından değerlendirdi. Kadınlar için iyi ücretli, nitelikli ve güvenceli istihdam sağlanmasının bugün bir sorun olduğunu belirtti. Ancak Hirata yarı zamanlı ve esnek istihdam üzerine odaklaştı. 80’lerden itibaren artan esnek istihdam koşullarının istatistikleri ise şöyle:
Türkiye’de Yarı Zamanlı İstihdam
 
1982
2010
  Kadın
18%
30%
 
2011’in ilk üç ayında kadınların yarı zamanlı çalışma oranları ise aşağıdaki gibi:
 
Yarı Zamanlı İstihdam Edilen Kadın
Hollanda
76%
İngiltere
43%
İsveç
40%
Bulgaristan*
%2.6
 
(*Bulgaristan için bu sayı toplam yarı zamanlı istihdam oranıdır.)
 
Türkiye’de ise son iki üç yıl için yarı zamanlı istihdam oranı kadınlar için %13,5’tir. Ancak kadının dâhil olduğu güvencesiz, kayıt dışı istihdam söz konusu olduğunda bu oran oldukça artmaktadır. Hirata bu durumun aşılabilmesi için sosyal güvencenin sağlanması, çalışma sürelerinin düzenlenmesi yetkinlik derecesinin belli eğitimlerle artırılması gereği üzerinde durdu. Ayrıca esnek istihdam için de iki alternatif sundu. Bunlardan ilki yargının işçiyi korumasından geçiyor. Böylece çalışan sadece iş koşullarını değil aynı zamanda izinler, tatiller, eğitimler gibi hakların belirtildiği bir sözleşmeye sahip olabilir. İkinci olarak esnek güvenilir ve nitelikli emek gücü koşullarının yaratılması da bu durum için bir alternatif olarak sunuldu.
 
Son oturumda ise Gülnur Acar Savran ve diğer konuşmacılar nasıl bir feminist politika izlenmeli sorusunu yanıtladı. Savran, bu soruyu, artan kadın cinayetleri sayısından yola çıkarak cevaplandırdı. Kadınların hayır diyebilmeye başlaması, istihdama katılamayan erkeğin şiddeti, medyanın ataerkil dili ve haksız “tahrik indirimi” bu cinayetlerin sebebi olarak anıldı. Öte yandan bu cinayetlerin patriyarkanın modernleşme sürecinin sancıları olup olamayacağı üzerinde duruldu. Ancak asıl neden Türkiye’deki melez patriyarka ile ilişkilendirildi. Öte yandan soyut eşitlikçi neo-liberal politikalar ile AKP’nin aileci muhafazakâr politikalarının çatışması da bu durumun sebepleri arasında yer aldı. AKP’nin eşcinselliği hastalık, boşanmaların artmasını yozlaşma ve çürüme sayan ve bunun çözümünü aileyi ıslah ederek güçlendirmede bulan politikası kadını metalaştırarak aileye/ev içine hapseden bir yapı taşımaktadır. Savran, son olarak, patriyarkanın temel yapısında neo-liberalizmi ve muhafazakârlığı taşıdığı bu süreçte nasıl bir feminist politika sorusuna yanıtını şöyle toparladı: 1) Başlayan isyanı artırmayı mümkün kılacak bir güçlendirme: Boşanmış/evli/bekâr, çocuklu/çocuksuz, lezbiyen, biseksüel kadınları da güçlendirecek sosyal haklar yelpazesi oluşturulması ve soyut eşitlikçi neo-liberal politikalara karşı güçlendirilmesi. 2) Kadını gözeten istihdam politikalarının oluşturulması: Çalışmayan kadına sosyal güvence ve onun ücretli emeğe katılımını sağlayacak bakım emeği, evlilik dışına sağlıklı bir şekilde çıkabileceği sosyal haklar, erkeklerin bakım işlerini katılımını sağlayacak sosyal politikalar. 3) Yeni muhafazakâr politikalar bağlamında kısmen koruyucu olan haklardan vazgeçerek, farklılıkçı, eşitlikçi politikaların savunulması gereği, yani savunmacı değil hakları korumak bağlamında saldırgan bir politika. (Kaos GL/Elif Kutlu)

 


Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı
Nefret