29/09/2019 | Yazar: Gözde Demirbilek

Uluslararası Bellek ve Tarih Konferansı’nın son günü, mekânın cinsiyetlendirilmesi ve queer mekânlar tartışıldı.

Görünürlükten bellek oluşturmaya: Mekânın queerleşmesi Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Derneği’nin düzenlediği Uluslararası Bellek ve Tarih Konferansı’nın son gününün üçüncü oturumu Kaos GL’den Ali Erol’un moderatörlüğünde “Mekân” başlığıyla Burkay Pasin’in “Kuir mekan: Değişen paradigmalar, çelişkiler ve olanaklar” ve Melek Göregenli’nin “Mekanın cinsiyetlendirilmesi ve mekan yoluyla cinsiyet ve cinselliğin kontrolü” sunumlarıyla gerçekleşti.

gorunurlukten-bellek-olusturmaya-mekanin-queerlesmesi-1Dergi kapağından anonim slogana

Ali Erol söze, “Ankara yasakları bize çok farklı duygulanımlar yaşatıyor, bu etkinlik de bana bunu hissettirdi. Bir arada olabilmek için her konuda anlaşmamız gerekmez. Şu an Ankara’da değil İzmir’de bir araya gelmiş olmamızın, şu anki mekân koşullarıyla çok büyük ilgisi var” diyerek başladı ve 96’ yılında Kaos GL dergisi kapağında ortaya çıkan “Eşcinsel gettoları değil ‘kentin’ tamamını istiyoruz!” sözünün LGBTİ+ hareketi için nasıl anonim bir slogan hâline geldiğini hatırlattı ve sözü Burkay Pasin’e verdi.

Kentsel dolaplar ve dolaptan çıkmak

Burkay Pasin sözlerine “queer mekân” kavramının analizine yönelik bir ihtiyacı ifade ederek başladı:

“Queer mekân en başta, mimarlığın fiziksel mekânı anlamaya ve üretmeye yönelik disipliner hegemonyası ve bunun yansıdığı kentsel paradigmalardan kurtularak çok-disipliner bir çerçevede okunup analiz edilmesi gereken bir kavramdır.”gorunurlukten-bellek-olusturmaya-mekanin-queerlesmesi-2

Konuşmasına, queer mekân üzerine güncel çalışmaların azlığı ve çoğunlukla Batılı ana akım mimarlık yazını içinde ötekileşmesi ve görünmezliğinin kaçınılmaz olduğunun altını çizerek devam etti:

“Bilimsel yazında, queer mekâna dair iki tip kuramsal yaklaşım ortaya çıkmaktadır. Modernist Avro-Amerikan yazını, queer mekânı belirli işlevler için tanımlanmış gettolar olarak görme eğilimindedir. Bu yaklaşımı izleyen araştırmacılar temelde Amerikalı eleştirel kuramcı Eve Kosofsky Sedgwick’in dolap mecazı ve Fransız düşünür Michel Foucault’nun beden-güç epistemolojisine sadık kalırlar. Bu bağlamda, queer mekânı, cinsel yönelimi dolayısıyla marjinalleştirilmiş bireylerin heteronormatif sosyal yapıdan korunmak üzere sığındığı kentsel dolaplar olarak görürler.”

“Bu yaklaşımı izleyen çalışmalardan bazıları da özellikle erkek eşcinsel bireyler tarafından sıklıkla kullanılan sauna, hamam, bar, sinema, park gibi kentsel kamusal mekânları, queer mekân kategorisinde görmeyi tercih eder.”

gorunurlukten-bellek-olusturmaya-mekanin-queerlesmesi-3gorunurlukten-bellek-olusturmaya-mekanin-queerlesmesi-4“Mekan dönüştürülebilir, queer mekân yaratılabilir”

İkinci konuşmacı Melek Göregenli ise sözlerine, belleği tanımlayarak başladı:

“Bellek dediğimiz şey geçmişe dair değildir, süreğen bir şeydir. Bugüne ve geleceğe dairdir hatta. Nedir queer mekân? Evindir, rahatlıkla oturabildiğin yerdir queer mekân. Katı malzeme kullanılsa bile, mekân yapısı gereği dönüştürülebilirdir. Biz bu yüzden esnek mekânları talep etmeliyiz daha kolay dönüştürebilmek için.”

Göregenli, konuşmasında her mekânın, queerleştirilme kapasitesine odaklanmak gerektiğinin altını çizdi:

“Mekan, yaratılırken bir kültürün dekoru olarak yartılıyor. Mekanlarla kurduğumuz ilişki, mekanlarla insanların birbirini dönüştürdüğü bir bağlamdır. Benim kanaatim şudur: Hiçbir mekân doğası gereği queer mekân değildir. O gettolar da queer falan değildir. Ülker sokak misal, Bornova (Azra Has) Sokak. Bir zamanlar için queer mekân sayılabilirdi, şimdi öyle mi? İçi boşaldığında orası queer mekân olabilir mi? Ama cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği haklarını isteyen insanların bir yerde oluşturduğu kortej queer mekândır misal. Bütün mekânların, queer mekânlaştırma kapasitemizin farkında olmamız gerektiğini düşünüyorum.”


Etiketler: insan hakları, kültür sanat, yaşam
Nefret