19/12/2012 | Yazar: Tanıl Bora

Eşcinsel olduğunu açıkladıktan sonra maç alamayan Halil İbrahim Dinçdağ, Ayrımcılıklara karşı sempozyum çerçevesinde yapılan maçlarında düdük çaldı.

Hakemin cinsiyeti Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Eşcinsel olduğunu açıkladıktan sonra maç alamayan Halil İbrahim Dinçdağ, Ayrımcılıklara karşı sempozyum çerçevesinde yapılan maçlarında düdük çaldı.
 
Halil İbrahim Dinçdağ, eşcinselliğini beyan edeli beri topyekûn sosyal dışlamaya maruz kaldı. Futbol, her yerde, hâlâ eşcinsellere düşman bir dünya.
 
St. Pauli’nin bataktan kurtuluş dönemindeki (2003-2010) başkanı Corny Littmann eşcinsel. ‘Açık’ eşcinsel. “Hiçbir profesyonel futbolcuya, eşcinsel kimliğini açıklamayı tavsiye etmem” demişti, “Çünkü o sosyal baskıyı kaldıramazlar”. Nitekim kaldıramıyorlar. İsimsiz mülakat verenler var ama eşcinselliğini açıklayan üst düzey profesyonel olarak bir tek Man. City’nin forveti Justin Fashanu’yu biliyoruz. Fashanu’nun hayatı, 1990’daki beyanından sonra yokuş aşağı gitmiş, sekiz yıl sonra bir tecavüz ithamına maruz kaldığında kendini öldürmüştü.
 
Evet, ergen erkek fanatizminin müstahkem mevkii olan futbol ortamında, eşcinsel olarak varolmak ekstra sebat ve cesaret istiyor. John Blankenstein’a bakarsanız, bu cesareti göstermek hakemler için nispeten kolay. “Çünkü”, demiş, 2004’teki bir mülakatında, “Herkes hakemlere karşıdır, eşcinsel olmaları çok da fark etmez. Hakemin zaten taraftarı, seveni yoktur.”
John Blankenstein dediğimiz adam, üst düzey profesyonel futbol âleminde eşcinselliğini beyan etmiş tek hakemdir. 1992’de Avrupa Şampiyonası finallerinde yer almış, 1993 UEFA Kupası finalini yönetmiş bir meslek ustasından söz ediyoruz. 10 yılı FIFA kokartlı olmak üzere 17 yıl profesyonel liglerde düdük çaldı, UEFA hakem gözlemciliği yaptı. Hollanda Futbol Federasyonu, Milli Olimpiyat Komitesi ve Uluslararası Fair-Play Komitesi’nde görev aldı.
 
Blankenstein, “Evli misiniz?” gibisinden anket sorularına “Hayır, ben eşcinselim” cevabını yapıştırarak, ilk andan cinsel kimliğini beyan etmişti. Hollanda futbol âlemi, baştan itibaren onu anormalleştirmeyerek iyi bir sınav verdi.
UEFA’nın da ‘temiz’ davrandığını teslim etmek gerek. 90’da onu Dünya Şampiyonası finallerinin hakem kadrosuna seçtiler ama FIFA çizdi ismini. Gerekçe sorulunca, birkaç yıl önce bir gay barında görüldüğüne dair duyumlardan bahsettiler sözümona, buna itirazları olmazdı ama bara FIFA kokartlı kıyafetiyle gitmesini münasip bulmamışlardı.
 
Blankenstein “Hiç seksi değil, barda niye FIFA kokartı takayım, hem söyleyin hele, beni orada kim görmüş?” diyerek mukabele etmiş bu gerekçeye. Bu gibi hıyarlıklarla karşılaştığında, hep mizahla baş etmeye çalışmış zaten.
Bir maçtan önce odasına ‘test amaçlı’ fahişe gönderilmesi gibi hıyarlıklar... 1992’de İngiltere-Danimarka maçından önce İngiliz bulvar gazetesi Daily Mirror’ın, ‘Futbolcular eşcinsel hakeme davranışlarında nelere dikkat etmeli?’ rehberi yayımlaması gibi hıyarlıklar... Daha vahimleri de var tabii. 1994’te Şampiyonlar Ligi finaline atandığında, Milan’ın maço başkanı Berlusconi’nin, “Hem Hollandalı (rakip Barcelona’nın hocası Cruyff’tu) hem “i.ne” diye ortalığı ayağa kaldırması gibi... Blankenstein ölüm tehditleri almış, UEFA bu baskılara boyun eğip onu geri çekmişti.
 
Blankenstein, 2006’da 57 yaşında ölene kadar ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı kampanyaların aktif katılımcısıydı. (Öncülük ettiği kampanyalardan birinin adı: ‘Futbola pembe kart göster’.) Kendini sporda homofobiyle mücadeleye adamıştı. Birçok gey futbolcunun kendini belli etmekten korkarak ikili hayat sürme ızdırabına katlandığını anlatıyordu.
 
Memleketimizde, biliyorsunuz, Trabzon bölgesi hakemi Halil İbrahim Dinçdağ eşcinselliğini beyan etti ve o gün bu gündür kendisine maç verilmiyor. Tam teşekküllü sosyal dışlamaya maruz kaldı. Dinçdağ, geçen hafta Kaos GL’nin düzenlediği ‘Ayrımcılıklara karşı sempozyum’ çerçevesinde yapılan halı saha maçlarında düdük çaldı. Alkaralar taraftar grubu, Solfasol Gazetesi, Öteki Bisiklet, Kaos GL mensupları ve birçok destekçi oynadı, o yönetti.

Şampiyonlar Ligi finali değilse de önemliydi. Dinçdağ, kesif ayrımcılığın pusuna gömülü Türkiye futbol ortamında bir kahramandır. 


Etiketler: yaşam, spor
Nefret