25/03/2020 | Yazar: Kaos GL

Türkiye’de yaşayan LGBTİ+ mültecilerin katkılarıyla “Gökkuşağı Sınır Tanımaz” temalı özel bir sayı yayımlayan Kaos GL Dergi’de Yıldız Tar sordu Ramtin Zigorat yanıtladı.

“Hapishaneden ve yoğun bir baskıdan çıkmıştım ama hayata döndüm!” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ramtin Zigorat, Yalova’da yaşayan İranlı eşcinsel bir mülteci. İran’da tutuklandı, kötü muameleye maruz kaldı ve bunun ardından Türkiye’ye geldi. İran’da ve Türkiye’de LGBTİ+ hakları için mücadele eden Ramtin ile “orayı ve burayı”, mücadelesini konuştuk. 

Ramtin İran’da 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi ve Transfobi Karşıtı Gün etkinlikleri düzenlediklerini o etkinliklerden birisi için broşür dağıtırken gözaltına alındığını anlattı: 

“Çok kötü şeyler yaşandı orada… Gözaltına alındım, tutuklandım… Ufacık hücrelerde tuttular beni. Bazen hücreden çıkarıp katillerin içine bıraktılar beni. Kulağıma Kuran ve Ezan okuttular. Hem psikolojik hem de fiziksel şiddete uğradım. Hiçbir zaman unutmam o günleri. Psikolojik destekle biraz unutabilsem de arkamdan biri yürüdüğünde bile korkuyordum.” 

Bütün bu baskılardan sonra Türkiye’ye gelen Ramtin, senelerdir birçok LGBTİ+ derneğinde gönüllü olarak hem mülteci hakları hem de LGBTİ+ hakları için mücadele ediyor. Peki Türkiye’deki serüveni nasıl başladı?

“Türkiye’ye geldiğimde 2015 yılında trafik kazasında kaybettiğimiz LGBTİ+ aktivisti Zeliş’le tanıştım. Yalnızdım ve kimseyi tanımıyordum. İranlı bir arkadaşım vardı. İstanbul’daydım, çok rahatsızdım. Hiç kimseyi tanımadığın bir yere geldiğinde çok sıkılıyorsun. Metroda bir kadın vardı önümde oturan. Bakıyorduk birbirimize. Bana, ‘sen de ibne misin’ diye sordu. Şaşırdım. Sonra ‘eveeeet’ dedim. Geldi yanımda oturdu. Nerelisin diye sordu. Sohbet etmeye başladık. O bana anlattı ben ona anlattım.”

Zeliş ile tanışmasının kendisini hayata döndürdüğünü söyleyen Ramtin’in sorularımıza yanıtları şöyle:

İran’da hayat nasıldı? Neler yapıyordun?

Yaklaşık 12 yıldır aktivizm yapıyorum. Bunun 8 yılı İran’da idi. 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi ve Transfobi Karşıtı Gün için toplantı ve etkinlikler yapıyorduk. İran LGBTİ Milli Gün’ü düzenliyorduk. Sonra adını Onur Haftası’na dönüştürdük. O günlerde buluşuyorduk, deneyimlerimizi paylaşıyorduk. LGBTİ’leri davet ediyorduk. LGBTİ hakları üzerine konuşuyorduk. Neyin ne olduğunu konuşmak, yalnız olmadığımızı görmek istiyorduk. Sorunları nasıl çözeceğimizi tartışıyorduk. İran’da eşcinsel olmak yasakken bir araya gelmeye çalışıyorduk.

Eşcinselliğin yasak olduğu bir ülkede bu buluşmaları nasıl örgütlüyordunuz?

Bu buluşmalar için ben broşür dağıtanlardan birisiydim. Herkes akşamları broşürleri bir yerlere dağıtırken ben gündüzleri yüz yüze dağıtıyordum. İnsanlarla konuşuyordum bazen. 17 Mayıs kutlamasından çıktığımız bir gün ben broşür dağıtmak istedim. Çevrede de sivil polisler varmış. Fark etmeden polise de broşür vermişim. Beni çağırdılar, “Sen kime çalışıyorsun” diye sordular. Aile ve Sosyal Politikalar’ın translarla ilgili biriminin adını verdim. “Bana verdiler, ben para karşılığı çalışıyorum” dedim. “Kim verdi, ne zaman verdi” diye sordular. “Ben kendim transım ve ameliyat olmak için bu işi yapıyorum” dedim. Ev telefonumu, adresi filan aldılar. “Bekle, seni yarın arayacağız, senle işimiz var” deyip bıraktılar.

Sonrasında neler oldu?

Çok stresliydim. Otobüse bindim. İnerken arkamdan beni aynı sivil polisler yakaladılar. Kaçmaya çalıştım. Pazar vardı orada. O pazarda beni herkes tanırdı. Birisinin tezgahının altına girdim. O akşam ailemden para alıp Tahran’dan kaçtım. Bir hafta boyunca beni aramışlar Tahran’da. Evimize gitmişler, her yerde beni sormaya başlamışlar. Kanada’daki bir aktivist arkadaşımdan destek istedim. Türkiye’ye gelmeye çalışıyordum. Kaçtığım dönemde arkadaşlarımda kalıyordum ama en büyük hatam bir gece otelde kalmak oldu. Beni takip edip buldular. Çok kötü şeyler yaşandı orada… Gözaltına alındım, tutuklandım…  Ufacık hücrelerde tuttular beni. Bazen hücreden çıkarıp katillerin içine beni bıraktılar. Kulağıma Kuran ve Ezan okuttular. Hem psikolojik hem de fiziksel şiddete uğradım. Hiçbir zaman unutmam o günleri. Psikolojik destekle biraz unutabilsem de arkamdan biri yürüdüğünde bile korkuyordum.

Bu durumdan nasıl kurtulabildin?

İdam cezası çıktı bana. Annem arazilerini sattı ve rüşvet verdi. Dosyamı değiştirdiler ve ben çıktım hapisten. Ondan sonra evden çıkamıyordum. Annem vefat etti. Onun emeklerini ödeyemem. Ama onun vefatından sonra ben yeniden aktivizme dahil oldum. Yine polis peşime düştü ve Türkiye’ye gelmek zorunda kaldım. Fotoğraflarımın paylaşıldığı an uçak bileti alıp çıktım İran’dan. Kız kardeşimin düğünü vardı o gün. Düğünü göremeden ülkeden çıkmak zorunda kaldım. Hem benim için hem de kız kardeşim için çok üzücüydü.

Türkiye’ye geldin. Türkiye nasıldı senin için ilk dönemlerde?

Türkiye’ye geldiğimde 2015 yılında trafik kazasında kaybettiğimiz LGBTİ+ aktivisti Zeliş’le tanıştım. Çok tektim ve kimseyi tanımıyordum. Geldiğimde yalnızdım ve İranlı bir arkadaşım vardı. İstanbul’daydım, çok rahatsızdım. Hiç kimseyi tanımadığın bir yere geldiğinde çok sıkılıyorsun. Metroda bir kadın vardı önümde oturan. Bakıyorduk birbirimize. Bana, “sen de ibne misin” diye sordu. Şaşırdım. Sonra “eveeeet” dedim. Geldi yanımda oturdu. Nerelisin diye sordu. Sohbet etmeye başladık. O bana anlattı ben ona anlattım. O gün beni bara götürdü. Sevgilisi ile tanıştırdı. Benim için çok iyi bir başlangıç oldu. O zaman kendimi bir cenaze olarak görüyordum. Hapishaneden ve çok yoğun bir baskıdan çıkmıştım. İyi değildim. Beni hayata döndürdü. Onur Haftası ile tanıştırdı. Etkinliklere davet etmeye başladı. Hayata yeniden dönmüş oldum. Çok harika bir duyguydu. Zeliş bana o kadar destek çıktı ki… Her yere götürdü, herkesle tanıştırdı. Lambdaistanbul ile tanıştım. Toplantılarına katılmaya başladım. 2015’te Hêvî LGBTİ+ ve SPOD (Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği) ile tanıştım. Hepsi ile arkadaş oldum. Hêvî’ye dahil oldum ve kitap düşüncesi çıktı. Mültecilerin dertlerini anlatmak için kitap çıkardık. Benim bir derneğe yaptığım ilk gönüllü işti. Kitabın tercümesini gönüllü olarak ben yaptım. SPOD’un aktivizm okulu gibi eğitimlerine katıldım. LGBTİ+ Danışma Hattı’nda danışmanlık vermeye başladım. Kaos GL ve Hayriye Kara ile tanıştım. İranlı mülteci LGBTİ’ler konusunda ilk çalışan dernek Kaos GL. Kaos GL’nin etkinliklerine katılmaya başladım.

Şimdi Yalova’da yaşıyorsun. Yalova’da hayat nasıl LGBTİ+ mülteciler açısından?

Yalova’dayım şimdi de. Maalesef Yalova’da bu yıl çok fazla saldırıya uğradık. Mülteci LGBTİ’ler hep polisten korkuyor. Hiçbir hakkımız olmadığını görüyoruz zaten. “Geldiniz ülkemizi bozdunuz” gibi sözlerle karşılaşıyoruz polisten. Ben dava açtım mesela bundan iki yıl önce dört kişi bize saldırdığı için. Arabayla üzerimize gelip küfretmişlerdi. Ardından çok fena şekilde bizi dövdüler. Ben dava açtım. Hakim saldıranların dediklerine güvendi. “Siz bir şey yapmışsınızdır” dedi bize. Neredeyse suçlu ben oluyordum. Sanki biz onlara saldırmışız gibi anlattılar ve hakim inandı. Kamera kayıtlarının incelenmesini istedim ama incelemediler. “Burnumuz kırıldı filan ama sanırım hepsi şakaymış” diyerek davamı geri çekmek zorunda kaldım. Sağlık raporları aldık ama ortada yok.

Bugünden sonra ben başıma bir şey geldiğinde dava açamam. Nasıl bir adaletin olduğunu gördüm. Hepimiz de küçük şeylerde susuyoruz. Büyük şeyler olduğunda, saldırıya uğrayınca da çoğu zaman tehdit ediyor bizi saldırganlar. “Polise gidersen seni öldürürüm” diyorlar. Biz de susmak durumunda kalıyoruz. Sağlam kalabilmek için sessiz kalıyoruz…

“Gökkuşağı Sınır Tanımaz” özel sayısına ArapçaFarsça ve İngilizce burada yer alan linklerden erişebilirsiniz. 


Etiketler: insan hakları, mülteci
Nefret