25/06/2020 | Yazar: Yıldız Tar

Lubunya 40+ İnisiyatifi Onur Haftası’ndaydı: Biz buradayız ancak bir yandan da gittikçe görünmez oluyoruz.

“Harekette her şey değişiyor ancak maalesef yaşlılığa bakış değişmiyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası devam ediyor. Bugün yapılan etkinlikler arasında “40 ve üzeri LGBTİ+’lar neredeler?” söyleşisi de yer alıyordu.

17 Mayıs Derneği bünyesinde örgütlenen Lubunya 40+ İnisiyatifi’nin düzenlediği ve elliden fazla kişinin izlediği etkinlikte LGBTİ+ yaşlılar alanında uluslararası iyi örnekler, mevzuat açısından LGBTİ+ yaşlılar için durum analizi ve Lubunya 40+ İnisiyatifi’nin çalışmaları konuşuldu.

“LGBTİ+ toplumunun yaşlılığa bakış açısı o kadar da sevecen değil”

Söyleşide ilk olarak İsmail Alacaoğlu Lubunya 40+ İnisiyatifi’nin nasıl kurulduğunu ve önüne koyduğu hedefleri anlattı. Alacaoğlu, “Hep bu alanda çalışmamız lazım dediğimiz bir alandan bahsedeceğiz” diyerek konuşmasına başladı.

Türkiye’deki LGBTİ+ hareketinin genç bir hareket olduğunu, hareket içerisindekilerin de genç olduğunu hatırlatarak, “Hâlâ varoluş mücadelesi verdiğimiz için maalesef ki yaşlılık konusuna gelemedik ancak bir artık zamanı geldi diyerek yola koyulduk” dedi.

“Yaşlanıyoruz diye ne cinsel yönelimimiz ne de cinsiyet kimliğimiz değişmedi. Biz buradayız ancak bir yandan da gittikçe görünmez oluyoruz” diyen Alacaoğlu, 40+ Lubuna İnisiyatifi’nin “birlikte yaşlanma düşüyle” kurulduğunu belirtti ve şöyle devam etti:

“Bu inisiyatifte hepimiz bir yandan hareketin bir yerlerinde olsak da zaman zaman hareketin değişim ve gelişimi karşısında ‘Ben neredeyim’ diye sorduğumuz anlar oluyor.”

Alacaoğlu, LGBTİ+ hareketinin ve topluluğunun dinamiklerini düşünerek 40+ dediklerini, literatürde yaşlılığın 40+ olarak tanımlanmadığını ancak hareketin dinamiklerini de göz önüne aldıklarını belirterek, “Harekette her şey değişiyor ancak yaşlılığa bakış değişmiyor. Ve bir bakıyorsunuz ki 40’ınıza geldiğinizde naftalık bitiyor ve balamozluk başlıyor. Bazı istisnalar dışında LGBTİ+ toplumunun yaşlılığa bakış açısı o kadar da sevecen değil. Date app’lerinde yaşına bakmadan boş boş hayaller kuran, yaşına başına bakmadan manti peşinde koşan insanlar olarak görüyoruz. Yaşlılığa dair bu ayrımcı söylem sadece gençlerden de gelmiyor. Kendi yaşıtlarımızdan da geliyor. Toplumda nasıl yaşlıların yapmasının uygun olduğu ve olmadığı davranışlar varsa bizde de maalesef bu durum var” dedi.

Alacaoğlu bu konuların yanı sıra LGBTİ+ yaşlıların sosyal haklarını da konuştuklarını ve düzenledikleri bir çalıştayın ardından örgütlendiklerini ve yol haritası çıkardıklarını anlatarak konuşmasını sonlandırdı.

“Yaşam boyu ayrımcılık, sağlık hizmetlerine erişimde sorunlar, veraset sistemi…”

Özge Gökpınar ise yaşlanmanın biyolojik anlamda ömür boyu devam eden bir süreç olduğunu hatırlatarak, “Biyolojik yaşlanmanın temel ölçüsü sağlık ve damar yaşı. Bir de bizim kronolojik yaşlanma dediğimiz bir süreç var. Dünya Sağlık Örgütü biyolojik değil de kronolojik yaşı dikkate alıyor ve 65 yaş ve üstünü yaşlı kategorisine alıyor. Ancak yaşlılık kavramı çok geniş bir kavram ve bunu takvim yaşına indirmek çok doğru olmaz” şeklinde konuştu.

Yaşlılık tanımının emeklilikle iç içe verilmiş bir şekilde tanımlandığını, erken yaşta yıpranma ve sağlık sorunlarının dikkate alınmadığını belirten Gökpınar, “Artık tamamen ekonomik bir değerlendirme yapılıyor” dedi.

LGBTİ+ yaşlıların yaşlanmanın ve yaşlılığın 65 yaşta başlamadığını ilk elden deneyimleyen grup olduğunu hatırlatan Gökpınar, “Araştırmalara göre LGBTİ+ yaşlılar en çok sosyal izolasyon, yalnızlık, eğitim gelir dengesizliği, yaşam boyu ayrımcılık ve nefret, sağlık ve destek hizmetlerine sınırlı erişim, temel haklara erişim, veraset sistemi ve sosyal haklar bağlamında ciddi sorunlar yaşıyor. Şimdiden çözüm bulmak için 40+ diyoruz” şeklinde konuştu.

Gökpınar konuşmasının devamında LGBTİ+ yaşlılara ilişkin uluslararası iyi örnekleri paylaştı.

Uluslararası iyi örneklere ilişkin Kaos GL dergisindeki derlemeye ulaşmak için tıklayın.

“Ayrımcılık bize dokunmadıkça görmüyoruz”

Son olarak Yasemin Öz, “Biz hareketin ilk kuşağıyız ve ilk kuşak olarak da birbirimizle akranız. Harekete ilk başladığımızda hepimiz öğrenciydik” diyerek sözlerine başladı. “Kendimiz içimizde yarattığımız başka ayrımcılık biçimlerini bize dokunmadıkça görmüyoruz” diyen Öz sözlerine şöyle devam etti:

“Kendi hayat tahayyülü ve arzusu nasılsa kendisini de oraya sabitlemek gibi bir alışkanlığımız var. Birbirimize dair ne kadar çok varsayım geliştiriyoruz! Biz belki de hareketin ilk kuşağı olarak yalnızlaşmayı çok yaşıyoruz. Bir yandan da sağlık sorunları baş gösteriyor. Bir yol haritası çizilmesi gerekiyor. Türkiye’de LGBTİ+ haklarını düzenleyen hiçbir mevzuat yok. LGBTİ+ yaşlılar için de yok. Yaşlılarla ilgili sosyal hizmeti daha çok belediyeler sağlıyor ancak LGBTİ+’ların esamesi dahi okunmuyor. Hareketin de bir yandan destek ve dayanışma mekanizmaları yok.”

Öz, “Biz yapmazsak kimse yapmayacak. Yasal düzenlemelerin olmadığı yerde mahkeme kararlarıyla hukuk yaratmaya çalışıyoruz. Yaşlı LGBTİ+’ların hakları için de bu geçerli” dedi. Öz, bütün hukukun heteroseksüel aileyi korumak üzerine kurulduğunu hatırlatarak; "Devlet kan bağı ve evlatlık ilişkisiyle kurulan ilişkileri korumayı kendisine vazife görüyor. Soyu ve aileyi korumak denen mesele miras hukukunu da etkiliyor" dedi.


Etiketler: insan hakları, sosyal hizmet
Nefret