08/10/2019 | Yazar: Yusuf Gülsevgi

Kilis’ten Berfin: “Zorla evlendirildim. İki yaşında bir kızım var. Hayattaki tek umudum, inanın. Eğer kızım bana bir gün eşcinselim derse onu asla dışlamayacağım çünkü ben çok dışlandım.”

“Hep bir kuş olmak istemiştim” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Türkiye de LGBTİ+’lara karşı ciddi bir baskı var. İnsanların insanlar için koymuş olduğu bütün yasalar, adaletsiz bir kalbur gibi. Tane eler, samanı tutar…

Bu toplumsal baskıya yaşadığım şehir olan Antep ve içinde yer aldığı Güneydoğu’dan bakmak istedim. Farklı şehirlerdeki LGBTİ+’larla görüştüm ve ortaya bir yazı dizisi çıktı.

Yaklaşık bir ay süren araştırmadan ve görüşmelerden şunu öğrendim: Ülkenin güneydoğusu Valiliklerin almış olduğu süreli ve süresiz yasak kararlarından sandığımızdan daha az etkilenmiş. Çünkü bu bölgede çoğu yerde LGBTİ+ hareketi görünür değil. Görünürlüğün başladığı yerde yasaklar da başlıyor. Fakat bu bölgede LGBTİ+’lara sürekli yaşatılan bir OHAL var ve bazen susmak en büyük çığlıktır…

İlk konuğum Berfin 29 yaşında, Kilis’te yaşıyor. Zorla evlendirilmiş ve iki yaşında bir kızı var. “Hayattaki tek umudum” diyor kızı için ve ekliyor: “Kuşları çok seviyorum. Hep de kuş olmak istemişimdir.”

“Bu bölgede analar hep ağlar. Ağıtlarını da kendi kız çocuklarına miras bırakırlar. Bu geleneği kızımla ben bozacağız” ifadesini kullanan Berfin bu düzeni kızına umutlar bırakarak yıkacağını söylüyor.

Berfin’in sorularımıza yanıtları şöyle:

Kısaca seni tanıyabilir miyiz?

Adım Berfin 29 yaşındayım. Kilis’te doğup büyüdüm. Tek bir hayalim vardı. olmadı… Altı kardeşiz. Çocukluğumdan bu yana hep tarlada çalışıyorum. Zorla evlendirildim. İki yaşında bir kızım var. Hayattaki tek umudum inanın. Eğer kızım bana bir gün eşcinselim derse onu asla dışlamayacağım çünkü ben çok dışlandım. Çok çaresiz kaldım. Çocukken benim hiç oyuncağım olmadı. Hep olmasını istemiştim. Ama olmadı. Bu yüzden kızıma hep oyuncaklar alıyorum. Kuşları çok seviyorum. Hep de kuş olmak istemişimdir.

Yaşadığın kentten biraz bahseder misin?

Yaşadığım kent küçük bir yer. Kasaba gibi işte. Küçük olduğu için neredeyse herkes birbirini tanır. Bu nedenle elalem ne der düşüncesi hakimdir. Kent demeye bin şahit ister zaten. Bir zamanlar doğduğum ve büyüdüğüm bu şehir şimdilerde mezarlığım. Öldürdüler beni bu şehirde. 

Sorularım eğer sizi rahatsız edici, tetikleyici ve travmatize ediciyse röportajı sonlandırabiliriz…

Rahatsız olmadım. Aksine içimi ilk kez döküyorum. Beni sakinleştirdi. Rahatlattı. Siz buyrun devam edin.

Güneydoğu insanı genellikle sıcakkanlı, misafirperver ve iyicil yönleriyle bilinir. Söz konusu LGBTİ+’lar olunca da böyle mi sence?

Valla Güneydoğu insanının hiç sıcakkanlı, iyicil ve misafirperver olduğunu görmedim. Yine de inkar etmeyeyim sadece zorla evlendirildiğim düğünümde annemin kocasını göbek atarken ve konukların yanında güler yüzlü gördüm. Bu bölgede analar hep ağlar. Ağıtlarını da kendi kız çocuklarına miras bırakırlar. Ama ben kızıma umutlar bırakacağım. Bu geleneği kızımla ben bozacağız. O benim kaderimi yaşamayacak.
Aktivizm nedir bilmem. Ama buralarda bir şeyler yürütmek hep zordur.

Biliyorsun ki İstanbul Onur Yürüyüşü 5 yıldır Valilik tarafından yasaklanıyor. Bunun yanı sıra Ankara Valisi’nin süresiz yasak kararı vardı. Bu yasak Mersin, Antalya ve İzmir’e de sıçradı. Senin yaşadığın şehir olan Kilis bundan nasıl etkilendi? Etkilendi mi?

Burada bir şey değişmedi. Böyle geldi, böyle gidiyor… Yürüyüşlerin yasaklanmasına da hiç şaşırmadım. Siyasetle de pek ilgilenmem ama şunu görebiliyorum; ülke din ile yönetilmek isteniyor. Hani Müslümanlık hoşgörü diniydi? Nerede hoşgörü? 


Etiketler: kadın, yaşam
Nefret