09/10/2019 | Yazar: Ali Erol

LGBTİ+’lara selamı esirgemeyen, gökkuşağının hakkını veren, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan “köşe”lere de göz atalım…

“Hep kahır hep kahır hep kahır” nereye kadar! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Hep kahır, hep kahır, hep kahır, hep kahır” nereye kadar…

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazılarını okumakla geçer mi günler…

Arada bir de gökkuşağının hakkını veren, LGBTİ+’lara selamı esirgemeyen, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan “köşe”lere göz atalım…

İşte, son haftalarda “köşe”lerinde cinsel çeşitliliğe, cinsel yönelimlere, cinsiyet kimliklerine, LGBTİ+’lere (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) kısacası gökkuşağına yer açan gazete yazılarından sizler için okuduklarımız…

Mersin İmece Haber gazetesinden Bedir Solmaz, “Serçeler karşılar sabahı!” başlıklı köşe yazısında, “Ülke yönetimini emanet alanların toplumu dönüştürüp kendilerine benzetmeye hakları yoktur; unutulmamalıdır ki törpülenmek istenen her zerre insanlık ağacının ayrı bir rengidir” diye yazdı:

“Her konuda uzman olup tek karar verici yöneticilerin kaptanlığında yürütülen Türkiye’yi yeniden şekillendirme projesi, geniş toplum kesimlerinin dokunulmaması gereken haklarına doğrudan müdahaleye dönüşürken, vatandaşın gösterdiği haklı tepkiler ise marjinallik ve çapulculuk olarak değerlendiriliyor. Gönül kafeslerinde ayrı dünyalar barındıran insanların sorumluluğunu taşıyacağı çocuk sayısına, ne içeceğine, giyimine, süsüne, cinsel tercihlerine yön verme girişimi her kim yaparsa yapsın haddini aşan bir davranış biçimi olup, o anlayışın sahiplerine de diktatör denir. Tarihin yaprakları bu yola başvuranların sonunda hüsrana uğradıklarının örnekleriyle doludur; çünkü kartallar yüksekten uçsa da hep serçeler karşılar sabahı! Milyonları dayatmalarla uzun süre boyunduruk altında tutmak imkânsızdır! Bu nedenle özellikle kamu kaynaklarının tasarrufunu ellerinde bulunduranlar kalenderliği elden bırakmayıp, toplumun her kesimini şefkatle kucaklamalıdırlar.”

Damga gazetesinden Anıl Boduç, “Tükenme!” başlıklı köşe yazısında, Ahmet Kaya dinlerken, “Ay ışığı vurmuş, yurdum kanıyor. Bu kaçıncı bahar, başlamadan bitiyor...”, “şöyle bir gündeme dönüp bakıyor”: “…kadın cinayetleri, farklı cinsel tercihleri nedeniyle yakılarak öldürülenler… Neden bu kadar kötülük, neden bu kadar hasetlik neden bu kadar sevgisizlik? Oysa tek arzumuz tek istediğimiz gülümsemekti.”

Çeşme Güneşi gazetesinden E. Özdemir, “Neyi Konuşuyoruz?” başlıklı köşe yazısında, “Nerdeyse yılbaşından bu yana bir İBB başkanını dilimizden düşüremedik. Paris’e eşcinsel belediye başkanı seçildi gazetelere haber bile olamadı. Varın ötesini siz hesaplayın” diye yazdı.

Hürriyet Kelebek yazarı Cengiz Semercioğlu, “Kerimcan’ın siteden atılması olacak iş değil” diye yazdı. Semercioğlu köşe yazısında, cinsel yönelim ayrımcılığı ve barınma hakkı’nın yasadışı gaspına dikkat çekti.

Kerimcan’ın yaşadığı siteden atılmak istenmesi haberini DokuzEylül’den Yücel Öziçer de, “Sen sütten çıkmış ak kaşıksın ya!” başlıklı köşe yazısına taşıdı: “Bir insan sosyal medya paylaşımı yüzünden ya da cinsel tercihi sebebiyle evinden atılabilir mi? O sitede oturanların dört duvar arasında neler yaşadıklarını kim bilebilir? Eleştirirsin, takip etmezsin olur biter... Yerinden, yurdundan edemezsin.”

Sözcü gazetesinden Sultan Uçar, “24 saatin gizemi” başlıklı köşe yazısında, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dersi”nin başına gelenleri ele aldı. “LGBT’nin arkasına saklanmak” ara başlığını kullanan köşe yazarı, toplumsal cinsiyet eşitliği dersinin “ahlaksızlık diyen bazı kesimlerin karalama kampanyası, yeni neslin LGBT olacağı fikri, korku iklimiyle beslendi” diye yazdı. Sözcü köşe yazarı, “konu, din-cinsellik gibi taraftar bulan kavramlara sıkıştırıldı. Çocuklarının lezbiyen gey olacağı sanrısına kapılan modernite de sessizliğiyle süreci destekledi” diye devam etti.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın “toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı”nı hedeflerinden çıkarmasını Cumhuriyet gazetesinden Mine Söğüt de “Toplumsal cinsiyet cinneti” başlıklı yazısına taşıdı:

“İktidardakiler...
Özgür kadınlardan korkuyorlar.
Medeni erkeklerden nefret ediyorlar.
Farklı cinsel yönelimleri olanlardan tiksiniyorlar.
Erkeğin üstünlüğünden şüpheleri yok.
“Kadının yeri, karnında sıpa, sırtında sopa, evi.
Eşcinselliğin başı nerede görülürse ezilmeli.”
Laikliği tekmeleyerek dinle devlet işlerini birbirine düğüm ettiler.
Kadına, çocuğa, farklı cinsel yönelimleri olanlara baştan beri küflü bir ideolojinin hükmünde yaklaştılar.
Kadın hakları, çocuk hakları, eşcinsel hakları, insan hakları dendiğinde hep çuvalladılar... Gay pride’ı yasakladılar. 8 Mart yürüyüşünü engellediler.”


Etiketler: medya
Nefret