03/04/2020 | Yazar: Hayat Çelik

“İnsanlara ücretsiz olarak ve başka yerlere yönlendirilmeden direkt kendi kimliğini; isim, soy isim ve cinsiyet olarak düzeltme imkanı sağlanmalı.”

“Her yerdeyiz çünkü…” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Buradayız Alışın dosyamızda bugünkü konuğumuz Edirne’den 19 yaşında bir trans kadın, Miedema. Miedema ile okul hayatını, ailesini ve spor tutkusunu konuştuk.

Seni tanıyabilir miyiz?

2001 yılında Elazığ’da doğdum. Muhafazakar bir ailenin en küçük çocuğuyum. 9 yaşına kadar orada kaldım, sonra İstanbul’a geldim. Şimdi Edirne’de iki yıllık, giyim üretim bölümünde üniversiteye başladım. Bazı sorunlardan dolayı ikinci dönem okula başlamak zorunda kaldım.

Nedir o sorunlar?

Ailesel sorunlar. Babam hacca gidecekti, abim yurtdışına çıkacaktı, İstanbul’da kalmak için benim de çalışmam gerekiyordu. İş aramak zorunda kaldım. İş bulamayınca da, okula gitmeye karar verdim.

Kimliğinle ilgili henüz kimseye açılmadığın dönemden bize bahsedebilir misin?

O zamanlar cinsel açıdan bakıyordum. Günah olduğunu, haram olduğunu düşünüyordum. Böyle şeylerin neden olduğunu hiçbir türlü anlayamıyordum. Neden böyleyim? Çünkü, ben daha kendimi keşfetmemiştim o dönemde. Öğrendiğimde de direkt birine söylemiştim zaten.

Nasıl öğrendin peki?

Toplumsal Dayanışma Derneği’ne katılmıştım. O dernekte işte bazı eylemler yapılıyordu. 8 Mart yürüyüşleri yapılıyordu. Onur yürüyüşlerine katılıyorlardı. Ben de LGBT kavramını ilk orada öğrendim. Araştırmaya başladım. Biliyordum çünkü ben de, heteronormatif olmadığımı. Öyle bir farklılık hissettim kendimde. Bu yüzden LGBT olduğumu düşündüm. Araştırdım bunu, bir süre kafam karıştı, gitti geldi. Anlayamadığım durumlar oldu. Sonra trans durumunu öğrendim. Trans lezbiyenlik durumu, onu çok daha sonra öğrendim. Onu öğrenmeden önce kararsız kalmıştım, emin değildim durumumdan. Çünkü böyle bir şeyin olduğunu düşünmüyordum. Hem trans hem lezbiyen olabilir mi bir kişi? Araştırdım, onu da öğrendim.

Nasıl açıldın mesela, nasıl anlattın, kendini nasıl ifade ettin?

Ben yüz yüze hiç konuşamıyordum insanlarla. O yüzden, sosyal medya aracılığıyla anlattım ona durumu. Benim durumum şöyle dedim. Ben trans kadınım. Bilgin olsun, gibisinden bir şeyler yazdım. “Sıkıntı yok, gayet normal” dedi. “Sen benim arkadaşımsın zaten” dedi. “Bunu yüz yüze konuşalım, ben sana daha iyi anlatırım, iletişimimiz daha rahat olur” dedi. Sonra yüz yüze konuştuk. Ona anlatma ihtiyacı duymuştum. Arkadaşlığımız kaldığı yerden devam etti. Şimdi, o da Edirne de okuyor, aynı üniversitede, aynı yerleşkede. Görüşüyoruz ara sıra. Çok iyi geliyor bazen.

“Senin gibi insanlar ama farklı hayatları paylaşıyorlar”

Geçiş sürecinle ilgili ne düşünüyorsun?

Şu an sürece başlamadım. Birkaç araştırma yapıyorum yurtdışına çıkmak için. Eğer yurt dışına çıkabilirsem, orada ameliyat olmayı planlıyorum. Bütün sürecimi orda geçirmeyi planlıyorum. Ama olur da çıkamazsam, tüm durumu burada halletmeyi planlıyorum. Daha çok araştırma yapmayı, daha detaylı öğrenmeyi düşünüyorum.

Ekonomik destek almıyorum. Sadece bir kere geçen ay terapi grubuna katıldım. Gittim. Aslında çok iyi gelmişti psikolojik açıdan bana. Çünkü senin gibi insanlar ama farklı hayatları paylaşıyorlar. Bilmek güzel aslında. Her yerdeyiz çünkü. Sonra bir araya toplandığımızda, kimse kimseyi dışlamıyor. Kimse kimseye garip garip bakmıyor. O açıdan çok iyi. Sürecin nasıl ilerleyeceğini bilmeyen biri de bu konuda bilgi alabiliyor çok rahat, diğer arkadaşları mesela deneyimlerini paylaşıyor. Kendine bir plan hazırlayabiliyor bu şekilde.

Peki geleceğe dair ne gibi hayallerin var?

Küçüklüğümden beri, kendimi keşfetmeden önce de futbolu seviyordum. Futbol hayallerim var sadece. Bir tane kadın futbol takımında oynamayı çok istedim, en büyük hayalim buydu zaten. Büyüdüm biraz, aradan zaman geçti, kendimi keşfettim. Buna rağmen erkeklerin içinde top oynuyordum. Futbolu sevdiğim için, rahatsızlık verse de yine de oynuyordum. Çok seviyordum futbolu. Bu yüzden, ayrı yerlerde giyiniyordum. Soyunma odasına hiç gitmiyordum. Durumumu bilen de vardı zaten top oynadığım zaman. O çok yardımcı oldu bana. Spor konusunda.

Atletik Dildoa’dan haberdar mısın? İletişime geçtin mi?

Haberdarım, evet. Açıkçası nasıl iletişime geçeceğimi çözemedim. Uzun zaman önce mail atmıştım. O zaman da pek evden çıkmıyordum. İnstagram adresinden ulaşmaya çalıştım. Geri dönüş gelmedi. Şu anlık duruyor. Bazı kulüplere de mesaj gönderdim. Video göndermeyi planlıyorum şimdilik. Bekleyeceğim işte, bakalım ne olacak. En büyük hayalim bu şimdilik.

Futbol sektörü çok cinsiyetçi, erkek egemen, heteronormatif bir alan sunuyor. O yüzden zorlanacağını düşünüyor musun, ne düşünüyorsun bu konuda?

Bu ülkede çok zorlanacağımı düşünüyorum ama yurtdışında insanlar çok daha açık bu konularda. Mesela İngiltere’de LGBTİ haftası oluyor. Bütün formalar, gökkuşağı renklerine; stadlar gökkuşağı renklerine boyanıyor. Sadece İngiltere’de de olmuyor, Amerika’da, Almanya’da, o tür ülkelerde de oluyor.

Bazı kadınlar, trans dışlayıcı bir feminizm üzerinden, spor müsabakalarında trans kadınların, natrans kadınlarla aynı müsabakada yarışmalarının adil olmadığı söylüyor. Sen ne düşünüyorsun bu konuda?

Mutlaka olacaktır, günümüzde de mesela, geçenlerde bisikletçi vardı bir tane. İlk üçe girmişti. O da trans kadındı. Bisiklet yarışında fobik söylemler oldu. Mücadele edeceğim ben de bu konuyla ilgili.

“İstediğim gibi giyinebiliyorum”

Ailene açıldın mı?

Abime açılmıştım. Birkaç kez tehdit etti. Ablama açıldım. O da psikolojik baskı uyguladı.

Ne diyorlar?

Bana atanan ismi, bastıra bastıra söylüyorlar. Biyolojik cinsiyetimi her bulduğu fırsatta yüzüme vurmaya çalışıyor. Bu konuda psikolojik baskılar uyguluyordu. Sinir bozucu oluyor dolayısıyla. Abim de birkaç kez şiddet üzerinden tehdit etmişti. Amcama söyledi durumu. Amcam da o zaman yurtdışındaydı. Benimle konuşmuştu. Bu konuyu sapıklık olarak düşünüyordu abim gibi. Konuştum bir iki saat kadar falan. En sonunda şey demişti. “Hayvanlarda bu durum görülmüyor” dedi. Şu an nasıl düşünüyor bilmiyorum ama ailemin içinde rahat olmadığımı çok iyi biliyordum. Yalnızken çok daha rahat olduğumu hissediyordum. Okulda, lisedeyken ara sıra kendi kıyafetimle gidiyordum. Sütyen falan giyiyordum mesela. Sokaklarda bazen öyle gidiyordum, sütyen falan giyiyordum. İnsanlar görmüyordu, fark etmiyordu zaten. Abime açıldıktan beri hiç böyle şeyler yapamadım. Cesareti bulamadım kendimde. Son zamanlarda kendimi rahat hissediyorum. Ailemden uzağım. İstediğim gibi giyinebiliyorum. Daha ileride, daha iyi şeyler olacağını düşünüyorum. Dernekte de çok iyi zamanlarım olmuştu. Kendimi çok rahat hissediyordum. Çevremdeki insanlar durumumu biliyordu. Ona göre daha rahat hareket edebiliyordum. İnsanlar beni anlıyordu. Ailem de oraya gitmemi istemiyordu. Ben de işte aileme karşı geldim. Onlardan sürekli gizli gizli yanlarına gittiğim oluyordu. Çünkü insanın kendini atacak bir yer bulması, bir ortam bulması lazım. Çünkü kabul edilmiyor kendi evinde. O yüzden bir yerlere gitmesi lazım. Ben de oraya gittim. Ailem şey düşünüyordu; işte ben oraya gittim LGBT kavramını öğrendim. Ailem de, oraya gittiğim için böyle olduğumu düşünüyor. Onların beni böyle yaptığını düşünüyor.

Eğitim masraflarını kim karşılıyor ailenden?

Abim karşılıyor ama iki abim var. Küçük olan karşılıyor. Büyük olana açıldım, küçük olana açılmadım daha. Durumdan haberleri yok zaten açılmayı da düşünmüyorum. O yüzden sorun da yok aramızda. Hatta çok daha iyi. Açılırsam, kötü olacağını düşünüyorum ama hiç planlamıyorum açılmayı, hiç düşünmüyorum, ekonomik destek gitmesin diye.

Ekonomiyi kendi elime alırsam eğer, zaten bir süre konuşmamayı planlıyorum. Bir süre Edirne’de hayat yaşamayı düşünüyorum.

Edirne’de öğrenci yurdunda kalıyorsun şu anda, yurttan biraz bahsedebilir misin?

Daha yeni iki hafta falan oldu, yurtta oda arkadaşlarımla konuşmamız falan olmadı nerdeyse. Tanıştık sadece. Aramızda hiçbir sohbet falan olmadı. Yurtta bir arkadaşım vardı, İstanbul’da tanıştığım. Ona durumu zaten açılmıştım. O da anlayışla karşıladı beni. Onunla görüşüyorum sürekli. Yurtta kimse kimseyi umursamıyor gibi bir izlenim bıraktı bende. Sadece kendi arkadaş grubunu kurmuş insanlar var, diğerleriyle hiç uğraşmıyor, umursamıyor bile. Hırsızlık olayları oluyor bazen. Botum çalınmıştı geçenlerde. Ortaya koymuştum ben de zaten normal karşıladım. Dediğim gibi daha yeni girdim, iki hafta oldu. Sorun olmadı hiç. Tek sorun oydu, başka da hiçbir sorun görmedim. Gizleniyorum.

Sınıfında, okulda açık değilsin. Peki herhangi bir talebin olacak mı, yasal kimlik isminle değil de kendi isminle hitap etmeleri konusunda?

Aslında biraz zamana bırakacağım. İnsanları tanımak için, ortamı tanımak için. Zamana bırakmayı düşünüyorum, bekleyeceğim. Ona göre bir hamle yapmayı planlıyorum. Bulunduğum yerde ortam eğer uygun değilse ayrımcılığa maruz kalacağımı düşünüyorum. Sorun yaşamamak için, zaten uygun bir durum olmazsa, açılmayı hiç planlamıyorum.

“Ailem olduğunu düşünmüyorum onların”

Okulda ayrımcılığa maruz kalırsan ne yaparsın?

Okuldan pek beklentim yok aslında. Danışman öğretmenim var, ona durumu anlatırdım. Sonra arkadaşlarımla konuşurdum bu konuyu. Arkadaşlarım bana baya yardımcı oldular. Ailem gibi oldular daha doğrusu. Çünkü insan ailesini kaybedince...Kaybetmedim de, şöyle bir şey oluyor insanın içinde, kendini gerçek ailesinin içinde hissetmiyor. Ben hissetmiyorum daha doğrusu. Ailem olduğunu düşünmüyorum onların. Destek olmadılar bu konuda bana. Aslında pek de suçlamıyorum onları. Çünkü daha önce hiç görmediler çevrelerinde veya akrabalarında. Onlara da öyle öğretildi.

Sen de aslında ilk başlarda kendini, şu an ailenin sana baktığı yerden gördün.

Evet evet, öyleydi. Ama sonra işte taşları yerine oturtunca, farklı olduğunu anlayınca, uzaklaşma isteği geldi, ihtiyacı geldi daha doğrusu. Uzaklaşınca çok daha iyi oluyor. Şu anlık durumlar çok daha iyi, eskisine göre.

“Onlar bakıyor, hiç bakmadan yoluma devam ediyorum”

Lise yıllarına dönersek, okulda seni en çok neler zorladı ve bu zorluklara karşı nasıl mücadele ettin?

Aslında pek bir ayrımcılığa maruz kalmadım. Sadece insanların bakışları, tek sinir bozucu olan yer oydu. Bakışlardan her zaman nefret ettim. Nefret de ediyorum hala. Garip bir şeymişim gibi bakıyorlar. Çok farklı bir şeymişim gibi. Onlardan farklı olabilirim ama ben de insanım sonuçta. Öyle bakmaları, biraz psikolojik bunalıma soktu ara ara. Ama sonra birden bir şey oldu, içime mi doğdu artık bilmiyorum. Umursamayacağım dedim içimden. Onlar bakıyor, hiç bakmadan yoluma devam ediyorum mesela.

Lise son sınıfta öğretmenlerden birine açılmıştım. Şöyle oldu; öğretmen ilk sınıfa girdi. Okuldaki öğrenciler de aklınca eşcinsel şakası falan yapıyordu. Öğretmen de dedi; “Bence olabilir” dedi. İnsanların kendi tercihi olduğunu söyledi.

Ne öğretmeniydi?

İngilizce öğretmeni. Ben de karşı olmadığını anladım. İlk gelmişti zaten, biraz daha tanımaya çalıştım. Sonra işte biraz sohbet ettim. Konuyla ilgili de konuştum. Üstü kapalı anlattım aslında. “Bir arkadaşım var, böyle bir durum var hocam.” dedim. Sonra hocam da anlamış zaten ama hiç belli etmemişti. Sonra da; “Hocam, o arkadaş benim.” dedim. O zaman ses eğitimi konusunda, Youtube’da videolar vardı. Hepsi İngilizce olduğu için, çözemedim. Ben de öğretmenden yardım istedim. O da yardımcı oldu, elinden geldiğince.

Ortaokul son sınıfta, okula yeni başlamıştım. Sekizinci sınıfta da işte, ara ara böyle kadın iç çamaşırlarıyla okula gidiyordum. Garip garip şakalar yapıyorlardı; pantolon indirmece falan. Birkaç defa denk geldi ama kemer takmıştım, bağlamıştım her şeye hazırlıklı olmak için. Ondan sonra da, o zamanlar hani öyle gitmek istedim. Hala günah olduğunu, haram olduğunu düşünüyordum o zamanlar. Pek umursamıyordum aslında. Ne olacaksa olsun gibisinden. Liseye geçtim. Lisede de kötü bir bölüm geldi; makina bölümü. Sınıfta hiç biyolojik kadın yoktu. Herkes erkekti orda. Ortamda o zaman rahat olduklarını düşünüyorlar, daha rahat konuşuyorlar. Daha küfürlü, daha cinsiyetçi, sinir bozucu tabi. Pek duymamaya çalışıyordum.

LGBTİ+’ lara yönelik ne gibi küfürler duyuyordun?

Genelde ibne, top gibi şeyler. Okulda bir zaman, bir şey oldu; fotoğraf çekimi için bir tane öğretmen geldi. O zaman ben de sütyen giymiştim, üstüme de mont giymiştim. Pek belli olmuyordu. Bir tane müdür yardımcısı geldi. “Okuldaki profil fotoğrafını değiştireceğiz” demişti. Sonra “Herkes kıyafetini çıkarsın. Üstünde sadece okul forması kalsın” demişti. Montu çıkarsaydım, direkt belli olacaktı zaten. Tam yakalanacakmış gibi oldum. Son anda öğretmenden izin aldım, tuvalete gittim. Ordan zor kurtuldum. Baya heyecanlanmıştım.

Bütün sınıfın önünde zorunlu bir açılma yaşayacaktın aslında değil mi?

Evet. Tahtaya kaldırıyordu, fotoğrafını çekiyordu, gönderiyordu. Az daha olacaktı o. Ben zor attım kendimi tuvalete. Orda sakladım sütyeni, sonra çantaya koydum. En zorlandığım kısım orasıydı. Onun dışında pek zorluk yaşamadım çünkü hiç anlatmadım durumumu. Çok gizli kaldım aslında.

Okulda beden derslerinde kıyafet değişikliği oluyordu bazen. Direkt erkekler tuvaletine giriyordum. Orda bir tane kabin vardı. Tuvaletin içinde değiştiriyordum üstümü. Zamanla sorular gelmeye başladı işte; “Neden böyle yapıyorsun, neden tek giriyorsun?” gibi. Garip garip şakalar yapmaya başladılar. Ben de, “Rahat hissetmiyorum kendimi” dedim. Açıkladım, “Hiç rahat değilim. Kendimi burada rahat hissediyorum. Kendimi sadece yalnız kalırken rahat hissediyorum.” Bu şekilde anlattım durumu zaten daha sonra hiç böyle bir konu açılmadı.

Tuvaletlerle ilgili bir sorun yaşadın mı?

Evet, çok. Baya sorun yaşadım.

Nasıl aştın peki zorlukları?

Tuvaletlerde genelde çok pis oluyordu, garip garip sohbetler yapılıyordu. Bazı öğrenciler kapının üstünden sıçrayıp bakıyordu. Tuvalette kim var kim yok. Kapıyı açıyorlardı bazen. Bazı kapılar kilitlenmiyordu. O tür sorunlar oluyordu. Ben de teneffüs olmadan, derste gitmeye çalıştım genelde. Aslında tuvalete gitmemeye çalıştım. Çok zorlandığım durumda gidiyordum tuvalete. Onun dışında kendimi zorluyordum tuvalete gitmemek için.

“Bulunduğum ortamda benim dışımda kadın yoktu”

İş hayatında bulundun mu hiç?

Staj gördüğüm bir yer oldu, İstanbul Başakşehir’de. Sanayi sitesinin oradaydı, makina bölümünden staj gördüm. Orada iş hayatını tanıdım. Baya argolu, bulunduğum ortamda benim dışımda kadın yoktu. Onlar da zaten beni kadın olarak görmüyordu. Saçım uzundu o zamanlar. Bu konuda laflar geldi. Bazı işçiler laf atıyordu bazen. “Aynı karı gibisin, karıya benziyorsun” gibi, o tarz şeyler. Abimle aynı yerde çalıştım bu arada. Abim; “Saçını kesene benden şu kadar, şunu alacağım” gibi şeyler söylüyordu. Sinir bozucu oluyordu. Hatta biri yengeme demiş; “Uykusunda, saçını kes. Sana güveniyor, zaten sana kızamaz” gibi şeyler, ciddi ciddi söylemiş bunu. Kabul etmemiş zaten yengem de. Biliyor çünkü saçımı keserse, sonucu ney biliyor. Çünkü hiç konuşmayacaktım hayatım boyunca onunla. Hayatımdan çıkarırdım belki, bilmiyorum.

Sokakta bir zorlukla karşı karşıya kaldın mı?

Bu zamana kadar çirkin bakışlar dışında aslında pek bir şey olmadı. Bazen işte, 8 Mart’a katılacaktım birkaç sene önce. Polis çevirdi. “Erkekler giremez” dedi. İçerde tanıdığım biri vardı, dernekten dolayısıyla. Konuştum onunla, anlattım durumu, sorunu o şekilde halledebildim.  Söyledi içeriye alınması gerekiyor diye. “Kadın o sonuçta” dedi. İçeri girdim, katıldım 8 Mart’a.

Kuaförlere gidiyor musun?

Hiç kuaförlere gitmemeyi düşünüyorum zaten.

Neden?

Kuaförde kendimi rahatsız hissediyorum. Bir dışlanmışlık hissediyorum. Hiç dışlanma durumu olmasa, dışlamasalar bile, ben öyle hissediyorum.

Kadın kuaförleri mi, erkek kuaförleri mi?

Kadın kuaförüne hiç gitmedim bugüne kadar. Kadın kuaförlerine gidecek cesareti bulamadım hiç kendimde.

Başka cesaret bulup gidemediğin, gitmek isteyip de gidemediğin mekanlar var mı?

Evet oluyor bazen. Mesela alışveriş merkezlerinde oluyor çoğu zaman. Sadece kapısının önünden geçiyorum, içeriye bakıyorum gidiyorum. İçeri giremiyorum.

Peki hastanelere girebiliyor musun?

Hastanelerde ilk başta hafiften oluyor. Sonra giriyorum. Zaten insanların garip garip bakışları oluyor genelde. Her ortamda oluyordu bana karşı. Büyük ihtimalle bütün translara oluyordur öyle. Ondan dolayı içimde garip bir heyecan oluyordu, sonra geçiyordu. Umursamıyorum genelde insanları, bakışlarını. Umursamamaya çalışıyorum elimden geldiğince.

Kimliğini göstermen gereken zamanlarda herhangi bir sorun yaşadın mı?

Sadece biraz moralim bozuluyordu, o kadar. Gösteriyorum kimliğimi, moralim bozuluyor sadece biraz. Eski büyük kimliğimi şimdiki, yeni kimlikle düzelttim, değiştirdim. Böyle daha iyi olduğunu düşünüyorum. Pembe kimlik, mavi kimlik kalkması bence çok güzel bir şey oldu translar için. Çünkü o pembe kimlik, mavi kimlik uzaktan bakıldığında bile anlaşılıyordu. Ama şimdi, orayı kapatabiliyorsun. Görmüyor bazıları. O açıdan bence iyi oldu.

Sence başka, kimlik konusunda neler değişse daha iyi olur?

Bence 17-18 yaşını dolduran insanlara, ücretsiz olarak, başka yerlere yönlendirilmeden direkt kendi kimliğini; isim, soy isim ve cinsiyet olarak düzeltme imkanı sağlanmalı. Sadece translar için demiyorum natranslar için de olmalı. Çünkü ailenin koyduğu ismi pek beğenmeyebiliyoruz. Çünkü ailen koyuyor ismi sana. Senin kararın değil. Başka isim koymayı istersin belki kendine. Cinsiyet konusunda çok sıkıntılar oluyor bu konuyla ilgili zaten. Onların düzeltilmesi çok iyi olurdu aslında.

Açık kimlikli bir sürü trans var medyada. Görünürlük ne katıyor mücadeleye?

Bence var olmaları ve bulunduğu konumda ünlü olmaları, bu konuda bence direkt merak uyandırıyor. İnsanlar çünkü, kafasında trans kadınları sürekli seks işçisi olarak algılıyor. Hani ünlü olarak görmesi, merak uyandırıyor, insanları daha çok araştırmaya yönlendireceğini düşünüyorum. Translar böyle miymiş gibisinden.” Biz hep seks işçisi olarak görüyoruz” diye düşünüyorlardır. Bunu araştırmaya karar verdiklerini düşünüyorum ben. Translar açısından da cesaret verici aslında. Kendi açımdan da, o bunu yapabiliyor, ben neden yapamayayım diyebiliyorum kendime. Belki daha iyisini, daha kötüsünü yaparım ama en azından cesaret alıyorum kendime.

Son olarak, 31 Mart Uluslararası Trans Görünürlük Günü kapsamında neler söylemek istersin?

İnsanları pek umursamamaları gerektiğini söylemek isterim translar için. Çünkü çok umursarsak eğer bazı şeyleri, kendimizi çok zor durumlara sokuyoruz. Psikolojik açıdan özellikle. Bu yüzden bazı şeyleri umursamamaları gerekiyor bence. Kendinizi sevin.


Etiketler: insan hakları, kadın
Nefret