23/11/2019 | Yazar: Ali Erol

Kasım ayının ikinci haftasından cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”lerini Türkiye, Akit, Gerçek Hayat, Çanakkale’nin Sesi ve Independent Türkçe’den seçtik…

“Homoseksüellik, lezbiyenlik akımlarına kapılmış gençlerimiz var..” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazılarını sizler için okumaya devam ediyoruz.

Kasım ayının ikinci haftasından cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”lerini Türkiye, Akit, Gerçek Hayat, Çanakkale’nin Sesi ve Independent Türkçe yazarlarından seçtik…

“Ne demek yani Kürt olmak ile kadın olmak, Rum olmak ile gay olmak aynı şey mi?”

Independent Türkçe’den M. Xalid Sadînî, “Hakları karıştırmak ve kaybettirmeye çalışmak” başlıklı yazısında, “Türkiye’de bir grup insan bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yaklaşık 100 yıldır Kürtler’in gasp edilmiş haklarını muğlaklaştırmak için bir çaba içerisine girmiş. 

Belki amaçları bu değildir, ama olayı muğlaklaştırarak asıl amacı yok ediyorlar.” diyor ve gazeteci Jinda Zekioğlu’nun Hamit Bozarslan’la yapmış olduğu, Duvar internet gazetesinde yayımlanmış söyleşiyi eleştiriyor.

Jinda Zekioğlu, Bozarslan ile söyleşisinde, “Siyah Bilinç Hareketi’nin de kurucusu Steve Biko, Siyah Bilinci kitabında, ‘siyah gururu’ndan bahseder” diyor ve sorusunda, “gay olma gururu”nu da sıralıyor.

Hamit Bozarslan ise “gururun ötesinde, baskının nedeni olan kimliğin, direnişin temeline dönüştürülmesi” tarifiyle, ‘kendini inkâr etmeme’ anlamında, Hannah Arendt’in de dile getirdiği gibi diye belirtip, “size hangi sıfatla saldırılıyorsa, kendinizi ancak o sıfatla savunabilirsiniz” sözünü hatırlatıyor.

Independent Türkçe yazarı M. Xalid Sadînî, “röportajdaki bir soru ve Hamit hocanın da hiç bir tepki vermeden cevaplaması beni gerçekten huzursuz etti” diyor, “Hamit hoca bu soruya tepki vermeliydi” diye de içerliyor: “Zira soruda “siyah olma gururu, Kürt, Ermeni, Rum, gay, kadın olma gururu”ndan bahsediliyor ki bu kadar kavramın bir araya getirilmesi büyük bir sorun.”

“Ne demek yani Kürt olmak ile kadın olmak, Rum olmak ile gay olmak aynı şey mi?” ifadeleriyle şaşkınlığını dile getiren Independent Türkçe yazarı, yetinmiyor, “Ayrıca neden insanoğlu gay olmak ile, kadın olmak ile gurur duysun ki?” diye devam ediyor:

“Öte yandan bir insan gay olmak veya lezbiyen olmakla nasıl gurur duyabilir ki? Ne demek yani “gay olma gururu”? İnsan cinsel tercihi ile gurur duyamaz, duymamalı. Cinselliğin değişik halleri vardır ve hepsi de özeldir. Özneldir. İnsanların cinsel tercihleri bizi ilgilendirmez. Ayrıca bununla gurur duyuyorsa da duysun bu da bizi ilgilendirmez. Kendi bileceği bir şey.”

“Niye siz o adamın cinsel tercih sorununu benim ulusal ve demokratik haklarımla özdeşleştirip benim sorunlarımı muğlaklaştırıyorsunuz?” itirazında bulunan M. Xalid Sadînî, devam ediyor: “Çocuklarımın anadillerinde görmesi gereken eğitim hakkı ile başka insanın nasıl ve ne şekilde cinsellik yapacağı mesele aynı mesele mi? Ayrıca bu bir mesele bile değil. İsteyen istediğini yapıyor. İstediği şekilde yaşıyor. Kim kimin nasıl tercihleri olduğunu sorgulayabilir ki?” 

“Toplumsal düzeni bozmadığı, başkasına dayatmada bulunmadığı sürece kimin nasıl bir tercihi olduğu bizi alakadar etmez.” diyerek şartını koşan M. Xalid Sadînî, ardından sorunlar ve haklar hiyerarşisini sıralıyor: “İster Kürt olsun ister başka bir etnisiteden olsun, grup olarak insanların çözülebilir sorunları ile bireylerin ideolojik, felsefi veya cinsel tercihlerini karıştırıp öne sürmenin iyi niyetli bir çaba olduğu kanaatinde değilim ben.” 

LGBTİ’lerin inkâra karşı tanınma ve adıyla çağırılma talebine itiraz etse de, Independent Türkçe yazarı M. Xalid Sadînî, twitter hesabından, gazeteci Jinda Zekioğlu’nu haberdar ediyor ve “Hakaret yok. Eleştiri haktır değil mi sizce de?” diye ekliyor.

Hamit Bozarslan ile söyleşiyi yapan gazeteci Jinda Zekioğlu ise “Hocanın şaşırmamasının sebebi bu alanda uzman olması” diyor ve ekliyor: “Ötekileştirilen kimliklerde onur kavramı, sosyo-psikolojik bir boyutu ele alır. Kendiyle barışık olma, ezik olmama, talep gösterme ve edilgen olmama durumlarında varlık göstermenin zemini onur ile aciklanir. Fanon, Biko, Arendt buna değinir.”

“Homoseksüellik, lezbiyenlik akımlarına kapılmış gençlerimiz var..”

Türkiye gazetesinden Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, kadın konusunda bildiğiniz gibi: “Bunlar aileyi yıkmak ve kadını Mor Çatı Kadın Sığınağı’na düşürmek isterler. LGBT’nin silahşorlarıdır. Kadınlar bunların yoluna saparsa, dünyadan değerli incisini kaybettiğinin farkında olmayıp bir mavi boncuk için yanıp yakılan çocuğa dönerler.”

Türkiye gazetesinden bir başka isim Süleyman Özışık, “Sapık mı dediniz?” diye kendi soruyor kendi saydırıyor: “Eşcinsel desen sizde, travesti desen sizde, LGBT'li desen sizde. Siz kim, bize sapık demek kim kardeş? Sapık arıyorsanız dönün kendi çevrenize bakın. Sizden âlâ sapık bulamazsınız. Bu ayak oyunlarıyla milletin inançlarına ket, mabetlerine kilit vuramayacaksınız.”

Abdurrahman Dilipak gibi Akit’ten Ali Karahasanoğlu da, her “köşe”de geyleri lezbiyenleri anmadan yazısı içine sinmiyor olmalı. ““Hayvan hakları”, ikinci İstanbul Sözleşmesi olmasın!” başlıklı yazısında gene sıralamış: “Gaylik, lezbiyenlik, homoseksüelliği normal bir tercih gibi algılayan, nasıl ki “insanlar erkek ve kız diye dünyaya geliyor”sa, onun kadar normal bir vaka gibi gösterilen, homoseksüellik, lezbiyenlik akımlarına kapılmış gençlerimiz var..”

Gerçek Hayat’tan Can Kemal Özer, “İnsana ölüm, pestisite özgürlük!” başlıklı yazısında, “Özgürlüğün bol olduğu rejimlerde hiçbir zaman iyiye yer kalmaz. Çünkü oradaki özgürlük iyi için değil, kötü içindir” diye buyuruyor ve ekliyor: “Mesela ‘LGBT demokrasisi’ diye bir şey var ve bu demokrasi türünde ahlaksızlık ve iffetsizliğin her şekli serbest.”

Çanakkale’nin Sesi gazetesi, “30 yıllık aktif siyaset hayatı”na doyamamış eski siyasetçilerden Rıfat Serdaroğlu’nun “Şimdi, Tam Zamanı” başlıklı yazısına yer veriyor: “Toplum, köklü insani değerlerimiz olan, erdem-ahlak-eşitlik-hak-özgürlük-örgütlü toplum-adalet ve hukuk devleti yerine, gelin-kaynana yemek yarışmaları, hayvan-kadın- gey-lezbiyen haklarıyla meşgul ediliyor. Türk Milleti asimile ediliyor!”

Not: Bu haberde, internet ortamı ile sosyal medyadan yapılan alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alıntılanıyor.


Etiketler: medya
Nefret