03/11/2009 | Yazar: Özge Gökpınar

"AB 1997 Amsterdam Anlaşmasında cinsel yönelim ayrımcılığı da vardır.

Hükümet Çalışma Hayatında Cinsel Yönelim Ayrımcılğını Düzenlemeli  Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

"AB 1997 Amsterdam Anlaşmasında cinsel yönelim ayrımcılığı da vardır. AB'ye girme sürecinde olan TC Hükümeti, çalışma hayatında yaşanılan ayrımcılıklar içerisine cinsel yönelim ayrımcılığını da mutlaka dâhil etmelidir."

Türkiye’nin farklı illerinden gelen birçok lezbiyen-gey ve biseksüel çalışan 24-25 Ekim’ de Ankara’da buluştu. Etkinlikte, 2 gün boyunca LGB çalışanlar, çalışma hayatında karşılaştıkları cinsel yönelimden kaynaklı ayrımcılıklara dair ve sendikal süreç içerisinde nerede ve ne kadar yer aldıklarına ya da alabildiklerine dair ortak paylaşımda bulundular. Cinsel yöneliminden dolayı işini kaybeden ve tekrar göreve gelmesi engellenen futbol hakemi Halil İbrahim Dinçdağ'ın da aralarında bulunduğu katılımcılar Pozitif Yaşam Derneği, Lambdaistanbul, Diyarbakır Piramid LGBTT Oluşumu, MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu ve Sosyalist Feminist Kolektif'in yanı sıra İzmir, Ankara, İstanbul ve Diyarbakır'dan işçi ve memurlardı.

Kaos GL’nin ev sahipliğini yaptığı “LGB İşçi Buluşması”nda birinci gün emekçilerin kendilerini tanıtması ile açıldı. Sonrasında Kaos GL’nin yürüttüğü ve Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği tarafından desteklenen “Çalışma Hayatında LGB Çalışanların Yaşadıkları Cinsel Yönelimden Kaynaklı Sorunlar ve Türkiye’de Sendikal Yapılanma ve LGB Bireylerin Süreçleri” projesi tanıtıldı. Üç ayaklı proje içinde 3 ürünü barındırıyor.

Projenin 3 temel kolonundan birincisi LGB çalışanların çalışma hayatında yaşadıkları sorunları anlamak ve ülke hakkında genel bir durumu ortaya çıkarmak için 100 çalışan, 100 Anket, 100 hikâye raporlama çalışması, ikinci olarak sendikaların tüzük incelemesi ve sendikal yapılanma içinde LGB çalışanların hakları üzerine bir raporlama. Üçüncü olarak farklı sendikalardan 20 sendikacı ile derinlemesine görüşmeler ve bu görüşmelerden çıkan sonuçlar doğrultusunda bir raporlama çalışmasını içeriyor.
 
Bu çalışmanın ürünlerinden birincisi 24-25 Ekimde düzenlenen “LGB İşçi Buluşması” idi. İkinci olarak yukarıda bahsi geçen 3 raporlama çalışmasının birleştirilmesinden doğacak ve Aralık ayında kitap haline getirilecek olan “Çalışma Hayatında LGB Çalışanların Sorunları Raporu 2009” ve son olarak da kitap haline getirilen raporun tanıtılacağı, emekçi katılımcıların, yurtiçi ve yurtdışından sendika görevlilerinin de katılacağı yine Ankara’da düzenlenecek olan “LGB İş Buluşması Final Toplantısı” yapılacak.
 
Tüm bu bilgiler katılımcılara aktarıldıktan sonra Kaos GL sürecinde çalışma hayatı alanı anlatıldı.
Eğitim-Sen 5 No’lu Şube Yönetim Kurulu Üyesi Remzi Altunpolat, “Eğitim Hakkına erişim ve erişimin engellenmesinin çalışma hayatına etkisi” başlıklı konuşmasını yaptı. Sonrasında ise çalışma hayatında LGB işçilerin yaşadıkları sorunları birlikte tartışmak için gruplar halinde sivil toplum kuruluşlarından kişilerin moderatörlüğünde atölye çalışması ve yuvarlak masa toplantıları yapıldı.Grup çalışmaların sunumu ve tartışmaile devam eden etkinliğin birinci günü, bu grup çalışmalarından çıkan sonuçlara göre çalışma hayatında karşılaştığımız sorunlar belirlenerek ve değerlendirilmesi yapılarak tamamlandı.
 
25 Ekim Pazar günü “Çalışma Hayatında Cinsel Yönelim Ayrımcılığına Nasıl Müdahale Ederiz?” başlıklı grup çalışması yapıldı, hukuki süreç avukatlar Yasemin Öz, Senem Doğanoğlu, Fırat Söyle tarafından aktarıldı. 
 
LGBTT örgütlerin, sivil toplumun ve sendikaların müdahil olma süreci içinde Kaos GL, Lambda İstanbul, Pembe Hayat, Siyah Pembe Üçgen, MorEL Eskişehir, Diyarbakır  Piramid LGBTT, Kaos GL Dergisi, Pozitif Yaşam, Eğitim-Sen çalışanları süreç hakkında ortaklaşa bilgi aktarımında bulundular.
 
Etkinliğin ikinci günü, çözüm önerileri ve hep birlikte neler yapılabileceğinin tartışılmasıyla son buldu.
 
İki gün süren LGB İşçi Buluşmasından çıkan sonuçlara göz attığımızda: Türkiye’de LGB çalışanların iş yaşamında yalnızlaşma, yabancılaşma, işten atılma, işe alınmama, mobbing/taciz, aşağılanma ve damgalanmaya maruz kaldıkları belgelenerek, tekil olaylar ve tanıklıklara bakarak yaşanılan bu tarz durumların Türkiye’de oldukça yaygın olduğu ve insan haklarına aykırı bir şekilde eşcinsel ve biseksüel çalışanların uygulanan tüm caydırma politikaları neticesinde en sonunda işten çıkarılması veya daha fazla direnemeyip istifa etmesi ile sonuçlandığı ortaya çıkmıştır.
 
Hukuki boyutuna baktığımızda ise çıkan sonuçlar şunlardır; çalışma yaşamını düzenleyen temel kanunlarda cinsel yönelim ayrımcılığına dair bir şey söylemez. Sosyal Sigortalar Yasası, yeni Sosyal Güvenlik Yasası, Sendikalar Yasası ve 4857 sayılı İş Yasası tamamen görmezden gelmiştir eşcinsel var oluşuna veya sorunlarına yönelik hiçbir düzenleme içermez.
 
Sadece eşcinsel ve biseksüeller için değil, kadınların yaşadığı cinsel tacize karşı da belli bir zamana kadar suskunluğunu sürdüren yasalar, 2003 yılında yürürlüğe giren iş yasası içinde yeni bir düzenleme ile kadınların yaşadığı tacizler için maddeler eklenmiş ancak yine ve yeniden cinsel yönelimden kaynaklanan ayrımcılıklar veya tacizler için hiçbir düzenleme içermemiştir, dahası Türk Ceza Kanununda dahi böyle bir düzenleme olmadığı gibi bahsi bile geçmez.
 
Eğitimciler için ise uygulanan kanunda onların yeri ve uygulaması sabittir. Eşcinsel ve biseksüel eğitimciler herhangi bir disiplin soruşturması altında. İşçi buluşmasından önce bu konuda bilgi aldığımız Avukat Oya Aydın’a göre:
 
“Milli Eğitim Bakanlığı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun'un 27. Maddesine tabii tutulur, yaptırımı meslekten çıkarma olarak düzenlenen "gerek talebeye karşı gerekse hariçte muallimlik sıfatı ile telif edilmeyen iffetsizliği sabit olan" düzenlemenin, "hariçte muallimlik sıfatı ile telif edilmeyen iffetsizlik" ibaresi, eşcinsel olduğu söylenen ya da bir biçimde böyle olduğundan şüphe edilen tüm öğretmenlere istisnasız uygulanmaktadır. Meslekten çıkarılan bu öğretmenlerden açtığı davayı kazanan yoktur. Oysa bu düzenleme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde düzenlenen özel yaşam hakkına doğrudan müdahale sayılır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi benzer durumlarda verdiği kararlarda, cinsel hayata, ancak kamu düzeni ve korunan diğer menfaatlerle uyuşmazlık halinde müdahale edilebileceğini kabul etmektedir. Bu durumlar da, kişilerin istismarı ve özellikle çocuklara yönelik istismar durumu ile silahlı kuvvetlerde düzenin sağlanması açısından getirilen sınırlamalardır. Ancak, kişinin cinsel eğilim nedeniyle idari görevlerden alınması, mahkeme tarafından ilgilinin özel hayatına dokunur nitelikte bulunmuştur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa'nın 90. maddesi gereği, iç hukukta, yasalara öncelikle uygulanacağından, cinsel yönelimi nedeniyle ayrımcılığa uğrayanlar bu sözleşmenin 8. maddesine dayanarak hak arayabilirler. Her ne kadar Anayasa'da açıkça cinsel yönelim ayrımcılığına karşı bir madde bulunmasa da, Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi de, ayrımcılık durumunda ileri sürülebilecek bir kuraldır”.

Avrupa Birliği'nin 1997 Amsterdam Anlaşması çerçevesinde çıkardığı ayrımcılığa karşı yönergeler içinde cinsel yönelim ayrımcılığı da vardır. Avrupa Birliğine girebilme süreçleri içerisinde olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, çalışma hayatında yaşanılan ayrımcılıklar içerisine cinsel yönelim ayrımcılığını da mutlaka dâhil etmelidir.
 
Sonuç olarak, eşcinsel ve biseksüel çalışanların çalışma hayatında yaşadığı sorunlar ve yönelimlerini gizlemek zorunda olma nedenleri: işlerini kaybetmekten korkma, çalışılan sektörde eşcinseller yasalarca çalıştırılmıyor, uygulamada da çalıştırılmalarına izin verilmiyor, işten atılma, yeni bir iş bulamama ve bunun korkusu, damgalanma, aşağılanma, hakkını nasıl arayacağını bilememe ve hakkını yasalarca arayamama, işte yükselmenin engellenmesi, statü kaybı, mobbing ve istifaya zorlanma olarak özetlenebilir.
 
Toplantıda sendikal sürece dair konuşulanlardan çıkan en genel sonuç ise sendikal süreç içinde Türkiye’ deki onlarca sendika içerisinde çalışma mevzuatına cinsel yönelimden kaynaklı ayrımcılığa karşı maddeler ekleyen ya da bu nedenle bir yönerge öneren ve yürürlüğe sokan sendika sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Yurtdışındaki birçok sendikanın LGB çalışanlara yönelik sekretaryası varken ve bu alanda birçok gelişme yaşanırken ülkemizdeki sorun hala devam ediyor. Sendikalı çalışanların güvencesi varken, sendikalı LGB çalışanlar aynı haktan yararlanamıyor.
 
Bunun için eşcinsel ve biseksüellere yönelik ciddi bir önyargı kırma politikası sağlanmalı, devlet tarafından bu ayrımcılığa yasak getirilmeli ve bilinçlendirme seminerleri yapılmalı. Sendikalarda da aynı şekilde LGB çalışanlar diğer çalışanlarla tam eşitliğe sahip olmalı. Bir sorun yaşadıklarında sendika her daim arkalarında olmalı ve eşcinsel-biseksüel emekçileri daha da güçlendirmeli.
İki gün süren etkinlikten ortaklaşa çıkarılan sonuçlara göre,  LGB çalışanlar Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipler Birliği'nin (TTB) de aralarında bulunduğu sendika ve meslek odalarıyla görüşecek, bu bahsi geçen kuruluşlar ile cinsel yönelimden kaynaklı ayrımcılıkları önlemek amacıyla farkındalık artırıcı eğitimler verilmesi konusunda müzakere yapılacak. Avukatlar ise sivil toplum kuruluşlarından gelen katılımcılarla bir arada çalışarak LGB işçilerin yaşanan ihlaller karşısında neler yapabilecekleri ve hukuki haklarının neler olduğu hakkında bir el kitabı hazırlayacak.
 

Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı
Nefret