20/04/2020 | Yazar: Kaos GL

ODTÜ LGBTİ+, Hükümetin BM’ye ODTÜ Onur Yürüyüşü’ne ilişkin mektubunu Türkçeleştirdi.

Hükümetin BM’ye ODTÜ Onur Yürüyüşü yanıtı: Tam metin Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan öğrenciler serbest kaldıktan sonra. Yıldız Tar/Kaos GL

ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması, Türkiye Hükümeti’nin Birleşmiş Milletler uzman ve raportörlerinin ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşü sorularına verdiği yanıtın tam metnini Türkçeleştirdi.

Metnin tamamı şöyle:

BM’ye Türk Hükümeti’nin yanıtı, 9 Nisan 2020

Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime dayalı ayrımcılık ve şiddete ilişkin Bağımsız Uzman’dan, düşünce ve ifade özgürlüğünün geliştirilmesi ve korunması üzerine Özel Raportör’den, barışçıl toplantı ve gösteri hakları üzerine Özel Raportör’den, terörle mücadelede insan haklarının korunması ve geliştirilmesi üzerine Özel Raportör’den acil çağrıyla ilgili gözlemler.

1)10 Mayıs 2019’da ODTÜ kampüsünde gerçekleşen Onur Yürüyüşü bağlamında güç kullanımının yasallığı ve polis tarafından uygulanan orantısız güç ile ilgili malumatlar

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 24. maddesine göre, topluluk gösteri sırasında dağılması için uyarılırsa ve reddederse, polis tarafından cebren dağıtılır. 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 16. maddesine göre, “Polis görevini yerine getirirken direnişle karşılaşırsa bu direnişi kırmak için güç kullanma yetkisine sahiptir. Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.” Bu hükümlere bağlı olarak, biber gazı polis tarafından kullanılan araçlardan biridir. Ayrıca, biber gazı BM’ye üye devletler ve AB’ye üye devletler tarafından eşit ölçüde kullanılmaktadır.

1997’den beri ülkemiz 13 Ocak 1993’te Paris’te imzalanan Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme’nin mensubudur. Mevzuatımızı bu sözleşme ile uyumlu kılmak için Kimyasal Silahların Geliştirilmesi̇, Üretimi̇, Stoklanması ve Kullanımının Yasaklanması Hakkında 5564 sayılı kanunu, yasağın ilke ve prosedürlerini düzenlemek amacıyla 2006 yılında yürürlüğe sokmuştur.

Güvenlik güçlerimiz, yukarıda belirtilen Sözleşme ve Kanun'un 2. maddesi uyarınca kitle gösterileri gibi popüler etkinliklerde göz yaşartıcı gaz kullanmaktadır.  Ek olarak, kanun tarafından belirlenen koşullara göre, personelin göz yaşartıcı gaz, gaz (tüfeği) ve savunma tüfeği ve bunların ekipmanlarını, cephanelerini ve tüm göz yaşartıcı gazları stoklamalarına ilişkin yönetmelik, kullanım koşullarını düzenler ve bu malzemenin kanun tarafından belirlenen koşullara göre verilmiş teknik kurslara katılmış personel tarafından kullanılmasını zorunlu kılar.

Başvuranlar tarafından yukarıda bahsedilen 10 Mayıs 2020 tarihli yasadışı gösteride kullanılan orantısız gücün ve göz yaşartıcı gazın kullanımına ilişkin iddialar, temellendirilmemiştir ve gerçeği yansıtmamaktadır. Yetkililerimiz tarafından sağlanan bilgilere göre, bahsi geçen yaklaşık 5 saat süren yasadışı gösteri sırasında, güvenlik güçleri hafif mühimmat kapsülleri içine koyulmuş göz yaşartıcı gazı paintball tüfeği ile 14.30 ve 16.50 saatlerinde iki kere kullanmıştır. Orantısız güç veya göz yaşartıcı gaz kullanımı olsaydı, 700 kişinin kampüs içerisinde bu kadar uzun süre bulunması mümkün olmazdı.

2) Onur Yürüyüşüne katılımlarıyla ilgili olarak insanların tutuklanması ve yasal süreçlerinin devamıyla ilgili malumatlar

Ankara ili, LGBT gösterilerinin nüfusun bir kısmının diğer kısmına karşı olan sınıf, bölge, ırk, başka nitelikler veya din konusunda nefret veya düşmanlık duygularını provoke ettiği gerekçesiyle bu tür gösterileri 18 Kasım 2017 tarihinde süresiz olarak yasakladı. Sonuç olarak bu durum kamu güvenliği bağlamında, kamu düzeni, suçun önlenmesi, halk sağlığının ve genel ahlakının korunması, hak ve özgürlüklerine karşı yakın bir tehlike oluşturabilir. Ancak bu karar, Ankara İdare Mahkemesi tarafından yasadışı olduğu ve hak ve özgürlükleri koşulsuz, belirsiz ve orantısız bir şekilde kısıtladığı gerekçesiyle reddedildi.

Ayrıca, Türk mevzuatına göre Ankara ilinin kararları sadece kamuya açık alanları kapsar ve her üniversitenin kampüs idaresi rektörlük yetkililerine aittir. Sonuç olarak ODTÜ’de yapılan 10. Onur Yürüyüşü ile ilgili valilik yasağı yoktur. Yasaklamayı ODTÜ rektörlüğü tarafından yasaklanmıştır.

Kampüse girme hakkı olmayan güvenlik güçlerinin müdahalesi ODTÜ yönetiminin talebi üzerine gerçekleşmiştir. 10 Mayıs 2019 tarihinde saat beşte “69. ODTÜ Onur Yürüyüşü” isimli bir gösterinin rektörlük yasağına karşın yapılması planlandığını belirten ve valiliğin giriş noktalarında ve kampüs içerisinde gerekli önlemleri almasını isteyen bir mektup (79667519-951.04.11-9) rektörlük tarafından 3 Mayıs 2019 tarihinde gönderilmiştir.

10 Mayıs 2019 tarihinde saat 08.00’de gerekli önlemler kampüs girişinde alınmıştır. 14.30 civarında iki çadır kurmuş ve birçok uyarıya rağmen çadırlarını indirmeyen öğrencilere tek başına karşı koyamayan ODTÜ Genel Sekreterliği kolluk kuvvetlerinin içeriye girmesini talep etmiştir. Kampüse müdahale için yapılan bu çağrıdan sonra, kolluk kuvvetleri yaklaşık on kişilik bir gruptan birçok kez çadırlarını indirmelerini istemiştir. Saat 15.00 civarı grup konumlarında kalmaya devam ederken talimatlara uymuştur.

Saat 16.30 civarında alandaki insan sayısı yaklaşık olarak 70’e ulaşmıştır. Kolluk kuvvetleri gruba dağılmalarını söylemiş, sonuç alınamamıştır. Sloganların artmasıyla gerilimin arttığını fark eden kolluk kuvvetleri 4 kişiyi gözaltına almıştır.

Saat 17.30 civarı grup yaklaşık olarak 300 sayısına ulaşmış, kolluk kuvvetleri dağılma çağrısını yenilemiştir ve daha fazla ret ile karşılaşmıştır, 4 kişiyi daha gözaltına almıştır.

Saat 18.45 civarı yaklaşık 500 kişilik bir grup LGBT sembolleri içeren pankartlarla birlikte sloganlar atmaya başlamıştır. Dağılma çağrıları karşılıksız kalan kolluk kuvvetleri gruba liderlik eden 14 kişiyi tutuklamıştır.

İzinsiz gösteri saat 19.40 civarı bitmiştir. Savcının emirlerini takiben, gözaltına alınan 22 kişi, gösteriler üzerine 2911 sayılı kanun çerçevesinde sorgulanmıştır ve serbest bırakılmıştır. Ayrıca, sorgudan sonra üç göstericiyi gözaltında tutmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

Soruşturma sırasında elde edilen kayıtlı görüntüleri ve diğer kanıtları gören Savcı, 19 şüpheli için 2911 sayılı Kanunun 32. Maddesi olan “Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmünü önerdi. Çeşitli polis memurlarına atılan hakaretler nedeniyle, Cumhuriyet Savcısı ayrıca XXX (19 şüpheliden biri) için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125 / 1-3. ve 43/2. maddelerinin uygulanmasını talep etmiştir.

Suçlama 39. Ankara Polisi Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma 12.11.2019'da ikincisi 12.03.2020'de gerçekleştirildi. Dosyada bazı bilgiler hala eksik olduğundan, dava daha sonraki bir tarihe ertelendi. Soruşturma ve davalar boyunca sanıklara karşı tutuklama tedbiri uygulanmadı.

3-LGBT bireylerinin cinsel yönelimlerine dayalı ayrımcılık yaşamamaları için alınan veya planlanan önlemler

-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesi, BM'nin İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 20. maddesi ve BM'nin Türkiye'nin de taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 20. maddesi ile Türk Anayasası'nın 34. maddesi benzer hükümlere sahiptir. Bu hükümler herkesin önceden izin almadan toplanma ve barışçıl gösteriler düzenleme hakkına sahip olmasıdır.

-Türkiye'de dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi görüş, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerden bağımsız olarak yasalar önünde herkes eşitliği Anayasa ile güvence altına alınmıştır.

-Türk Ceza Kanunu, 3/2. Maddesinde, ceza kanunlarının uygulanmasında vatandaşlar arasında ırk, dil, din, milliyet, renk, cinsiyet, siyasi görüşler veya fikirler ve benzeri nedenler ile ilgili ayrım yapmayı yasaklamaktadır ve insan haklarını temel bir değer olarak benimser.

-Türk Ceza Kanunu'nun 216. Maddesine göre, bir kişi toplumun bir bölümünü; sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge açısından farklı özelliklere sahip başka bir bölümüne karşı kışkırtırsa aynı şekilde cezalandırılır. Ayrıca başka bir kişiyi veya toplumun bir kısmını onların sosyal sınıfları, ırkları, dinleri, mezhepleri, cinsiyetleri veya farklı bölgeleri nedeniyle aşağılayan herkes cezalandırılacaktır.

- Sonuç olarak yukarıda belirtilen mevzuatla, Türkiye diğer tüm vatandaşlar gibi LGBT bireylerinin de cinsel yönelimleri temelinde herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmamaları için mevzuat ve uygulama yapmıştır.

-Bu mevzuata uygun olarak, LGBT oluşumları yetkililerin müdahalesi olmadan Türkiye'deki çeşitli şehirlerde gösteriler düzenlemiştir. Nitekim 2016 yılında LGBT oluşumları 13 ilde (Adana, Bolu, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Erzincan, Gaziantep, İzmir, Kocaeli, Mersin, Sakarya ve Şanlıurfa) 5685 kişinin katıldığı 30 gösteri düzenledi. Aynı şekilde, 2017 yılında LGBT oluşumları (transseksüeller için onur haftası olması nedeniyle) 1.584 kişinin katıldığı 6 şehirde (Adana, Çanakkale, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Mersin) 23 gösteri düzenledi.

4-Sonuç

Bu bilgileri göz önüne alarak, Türk hükümeti Türkiye’nin iç mevzuatına ve mensubu olduğu uluslararası sözleşmelere uygun hareket ettiğine inanmaktadır.


Etiketler: insan hakları
Nefret