20/12/2019 | Yazar: Yıldız Tar

Türkiye İnsan Hakları Hareketi Konferansı’nın sonuç bildirgesi yayınladı. Bildirgede LGBTİ+ etkinlik yasaklarına karşı insan hakları hareketinin mücadele etmesi gerektiği vurgulanıyor.

“İnsan hakları hareketi LGBTİ+ yasaklarına karşı mücadele etmeli” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

1998 yılından beri düzenli olarak toplanan Türkiye İnsan Hakları Hareketi Konferansı (TİHHK) bu yıl 22-24 Kasım tarihleri arasında İzmir’de yapıldı.

İnsan hakları savunucularının ve hareketinin sorunlarını tartışan konferansı her yıl İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) düzenliyor.

Konferansa bu yıl Kaos GL Derneği adına Akademik ve Kültürel Çalışmalar Program Koordinatörü Aylime Aslı Demir katıldı. Demir, “Kadın Haklarının İlgasına Karşı Hak Siyaseti” oturumunda Kaos GL deneyimini paylaştı.

Konferansın nihai raporu ve sonuç bildirgesi ise dün (19 Aralık) kamuoyu ile paylaşıldı. Basılı haline TİHV temsilciliklerinden ulaşılabilecek raporda LGBTİ+ haklarına dönük saldırılar da yer alıyor.

“Baskılar çeşitlenerek derinleşiyor”

Raporun “Kent ve Çevre Hakkının İlgasına Karşı Hak Siyaseti” bölümünde “LGBTİQA+’lar için daha rahat yaşanır bir kent vurgusu yer alırken; raporun “Kadın Haklarının İlgasına Karşı Hak Siyaseti” bölümünde LGBTİ+ haklarına dönük saldırılara değiniliyor:

“Çalışma grubu olarak, öncelikle erkek egemenliğinin, toplumu şekillendiren kurucu dinamiklerden biri olarak AKP’den önce de var olduğunun, kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik eşitsizlik ve ayrımcılıkların mevcut siyasal iktidara özgü ve siyasal iktidarla sınırlı bir durum olmadığının altını çiziyoruz. Bununla birlikte OHAL uygulamalarını da içeren ‘yeni’ sistemin, kendisinden öncekilerden farklı biçimlerde de erkek egemenliğini, patriyarkayı güçlendirdiğini, kadınlar ve LGBTİ+’lar üzerindeki baskıyı çeşitlendirerek derinleştirdiğini, yaygınlaştırdığını ve artırdığını görüyoruz.

“LGBTİ+ aktivistlerine saldırılar arttı”

“Feminizm, feministler, LGBTİ+ aktivistleri ve kadın hakları savunucularına yönelik saldırılar arttı. Kadın düşmanlığının ivme kazanmasıyla saldırılar, iktidar ilişkilerini sorgulayan, erkek egemenliğiyle ilişkilerini kuran, ev, aile içi bağlarını özel olanın politikasıyla ortaya koyan feminizme, feministlere yöneldi. Hayatın çeşitli alanlarında kadınlar hedef haline geldi. Saldırıların artmasında, hak ihlalleri karsısında hızla bir araya gelen ve eyleme geçen bir hareket olmasının da büyük etkisi olduğunu görüyoruz. 8 Mart, 25 Kasım, Onur Yürüyüşü gibi, OHAL şartlarında olduğu kadar onun ‘olağanlaştırılmış̧’ koşulları altında da kalabalık ve coşkulu sokak eylemlerine yapılan müdahaleler en görünenleri.

“Eylem yasakları yaygın bir uygulama haline geldi”

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü̈ 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü ve LGBTİ+ eylemlerini yasaklaması, engelleme çabaları, polisin bu eylemleri orantısız güç̧ kullanarak dağıtması ülke genelinde yaygın bir uygulama haline geldi.

“Ankara Valiliği’nin 18 Kasım 2017 tarihinden itibaren süresiz olarak LGBTİ+ etkinliklerini yasaklayarak, örgütlenme ve ifade özgürlüğünü ağır biçimde ihlal eden kararına karşı insan hakları ortamının bir bütün olarak mücadele etmesi, yeni sistemin ayrıştırarak yok etme taktiği karşısında yeni imkânlar sunacaktır.

“Özellikle örgütlenmelerinde mülteci, çocuklu, genç kadınlar ve LGBTİ+’lara alan açmak, bu yapıların örgütlü gücünü de artıracaktır.”


Etiketler: insan hakları
Nefret