17/10/2019 | Yazar: Ali Erol

Anayasaya karşı suç işleyen ırkçı, cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazıları…

Irkçı, cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”leri… Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazılarını sizler için okumaya devam ediyoruz.

Millî Gazete, Doğru Haber, Akit, Maraş Gündem ve Tokattan gazetelerinden seçtiğimiz işte Ekim ayının ikinci haftasından “anayasaya karşı suç” işleyen ırkçı, cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”leri…

Millî Gazete’den Ekrem Şama: “Eşcinsellerin evlenmelerini mümkün kılacağız”

Millî Gazete’den Ekrem Şama, “Darbeler darbesi” başlıklı köşe yazısında, okurlarına, “tarihi 20 yıl geriye alıp yeniden düşünmeyi” öneriyor, “o yıllarda, birileri ülkemizde darbe yapıp bir “cunta yönetimi” kurmuş olsalardı. Cuntacı başları çıkmış televizyonlara konuşuyor olsalardı. Faraza şunları deselerdi” diyerek “günümüz”den kendince “tasvirler” sıralıyor:

Eşcinsellikleri cinsi bir çeşitlilik ve zenginlik olarak kabul edecek, bunların örgütlenmeleri ve serbestçe hayatlarını yaşamaları önündeki engelleri kaldıracağız. Evlenmelerini mümkün kılacağız.”

Hak ve özgürlüklere karşı ayrımcılık ve homofobik nefret söylemi ile sıraladığı dezenformasyon “tasvir”lerinde hızını alamayan Millî Gazete yazarı Şama, “eşcinsellikler”in öncesinde değilse hemen sonrasında bekleneceği gibi sırayı “toplumsal cinsiyet”e getiriyor:

“Dini kaide, ahlaki hassasiyet ve geleneklerin gerek aile yapımızda, gerek eğitim kurumlarımızda etkilerini yok edeceğiz. Toplumsal cinsiyet esaslarını uygulamaya geçeceğiz. İki cinsiyete dayanan birey ve aile sistemini yıkacağız. Üçüncü cinsiyetin oluşmasını ve çoğalmasını devlet garantisine alacağız. Boşanmaları kolaylaştırıp teşvik edeceğiz. Aile kurumunun gevşemesini sağlayıcı adımlar atacağız. Anne, baba, abi, kardeş kavramlarını yok edip, “aile bireyleri” kavramını yaygınlaştıracağız. Aile içinde veya dışarıda “cinsel tercihlerin” rahatça, serbestçe ve özgürce yaşanmasının şartlarını oluşturup, garantilerini sağlayacağız. Okullarımızda Toplumsal Cinsiyet dersleri okutup, toplumun bu esaslara göre yetişmesini sağlayacağız. Böylece sizin “gazınızı alacağız”.”

Doğru Haber’den Mustafa Karakaş: “Ümmetçilik lgbt’yi kabul etmez”

Doğru Haber gazetesinden Mustafa Karakaş, “Ümmetçiler sizin babanızın bastonu değildir” başlıklı köşe yazısında, ““Peki ümmetçiler kimdir?” diyecek olursanız söyleyeyim” diyor ve söylüyor:

“Ümmetçilik Batıcılığı kabul etmez, sekülerizmi, sosyalizmi, lgbt’yi kabul etmez, onlara sempati beslemez. (Velevki kendi kavimlerinden olsalar bile) onların güçlenmesi için mücadele vermez. Bunları yapıyorsan başını secdeden kaldırmasan bile ümmetçi değilsin!”

Doğru Haber köşe yazarı, arada “Ümmetçiler din kardeşini öldürmez, öldürene iyi gözle bakmaz.” diye de saymaya devam ediyor.  

Akit’ten İlhan Oral: “Fuhuş kokulu fikirler”

Akit’ten İlhan Oral, “Allah, korkaklardan desteğini çeker” başlıklı köşe yazısında, cinsiyetçi ve homofobik nefret damlayan kalemiyle “İstanbul Sözleşmesi”nden giriyor, “LGBT”den çıkıyor:

“Bugün, hiçbir kaynağı ve hiçbir dayanağı olmayan, hiçbir delile uymayan, âdi ve iğrenç fuhuş kokulu fikirleri savunan oluşumlar zuhur ediyor.”

“İşin özüne bakarsak, İstanbul Sözleşmesi’ni üstlenen feministler, yetersiz kaldılar. Elbette kendi işlerini yürütecek taşeron firma aradılar. Maalesef Cumhurbaşkanı R. Tayyib Erdoğan’ın konağının müştemilatında organize olan KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği) seçildi. Fakat unutmamak gerekir ki, insanı, kadın ve erkek ayırımına tabi tutan hiçbir oluşum başarı kazanamaz. Hele dış şer güçlerin empozesi ile cahilâne kabul edilip savunulan iddialar fuhuş kokusu yaymaktan başka hiçbir işe yaramaz ve hiçbir derde deva olmazlar.”

“Üstelik insanı dışlayarak yalnızca istismar etmek ve toplumları, uyuşturucuya ve fuhşa sürükleyen uluslararası LGBT gibi ahlâk düşmanı akımlara zemin hazırlamak Müslümanın işi de olamaz.”

Maraş Gündem’den Ömer Işık: “Akla İstanbul Sözleşmesinin bu Yahudi aileleri tarafından desteklendiği gelmektedir” 

Maraş Gündem’den Ömer Işık, “İstanbul Sözleşmesi Aileyi Yıkıyor mu?” başlıklı köşe yazısında, “Anayasanın madde 90/5 uyarınca İstanbul Sözleşmesi kanun hükmündedir” bilgisini veriyor ve ardından anayasal hak ve özgürlüklere karşı, ayrımcı, cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemi ile “LGBTİ”ye bağlıyor:

“İstanbul Sözleşmesi’nin öncü yönlerinden biri de, metinde LGBTQI bireylere yönelik ayrımcılıktan doğrudan ve net bir biçimde söz etmesidir. Aile içi şiddetin önlenmesi işin bahanesiydi. İstanbul Sözleşmesi’nin hemen ardından eşcinsellerin önünü açan LGBTİ Derneği’nin kurulmasına izin verildi. Hatta erkek erkeğe iki kişinin yaptığı evlilik TV’lerde haber oldu. Ayrıca Taksim’de eşcinsellerin yürüyüşü de İstanbul Sözleşmesinin verdiği haklar kapsamında yapılmıştır. Zira TV programlarında Türkiye’de 6 milyon eş cinsel olduğu vurgulanmaktadır. Bu ürkütücü sayı gittikçe çoğalmaktadır.” 

“Diğer taraftan bilindiği üzere Rockefeller ve Rotschild ailelerinin projesine göre dünyada eş cinsellere destek verilmektedir. Bu itibarla başta toplumun eşcinsellere özendirilmesi için basın ve televizyonlarda, yayınlara yer verilmektedir. Akla İstanbul Sözleşmesinin bu Yahudi aileleri tarafından desteklendiği gelmektedir.” 

Tokattan gazetesinden Kemal Vanlı: “Mesela evinizi kiraya vermek istediniz... İki homoseksüel çift kiralamak için size geldi...”

Tokattan gazetesinden Kemal Vanlı, “Özlem Hanım Milletvekili Olmuş Ama…” başlıklı köşe yazısında, İstanbul Sözleşmesi’nin LGBT’lere yönelik ayrımcılık yapma hakkını elinden almasından dert yanıyor:

“İstanbul sözleşmesi nedir peki..; Sözde kadına haklar veren... Sözde cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldıran... Cinsel tercihleri koruma altına alıcı göndermeler yapan... Bu sayede eşçinselliğin, biseksüelliğin ülkede yayılmasına olanak sağlayan... Bir anlamda; eşcinselliği koruma altına alan sözleşme...

Bu sözleşme sayesinde ülkemzide LGBT Derneği açıldı... LGBT nedir; Homoseksüel, lezbiyen, biseksüel, transeksüeller gibi, toplumun genel yapısına aykırı cinsel tercihlere sahip insanların bir araya gelerek haklarını aradığı dernek.... Bazıları bü tür gruplar ve cinsel eğilimlerini sapıklık, sapkınlık olarak görüyor... Helak olan 'Lut Kavmi'ne benzetildiği dahi oluyor.... Ama İstanbul Sözleşmesi sayesinde artık, kendilerini rahatça ifade edebiliyor... etkinlik ve yürüyüş falan yapabiliyorlar...

Mesela evinizi kiraya vermek istediniz... İki homoseksüel çift kiralamak için size geldi... Sırf homoseksüel oldukları için... Onlarla aynı binada olmaktan rahatsız olacağınız... Komşularınız, çocuklarınızın da rahatsız olacağını düşünerek "Vermem" diyemezsiniz...
Derseniz; Milletvekili Zengin'in de yılmaz savunucusu olduğu İstanbul sözleşmesi çıkar karşınıza... Cinsel tercihlere saygısızlıktan suçlanabilirsiniz..”

Not: Bu haberde, internet ortamı ile sosyal medyadan yapılan alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alıntılanıyor.

 

 



Etiketler: insan hakları, medya
Nefret