05/12/2006 | Yazar: Murad Esin

‘Sevginin, aşkın, inancın, ailenin ve arkadaşlığın olmadığı bir toplum küresel dünyanın belki de en sevilmeyecek yüzüdür. Globalleşmekle bir anlamda insanların karnının doyması sağlanmaktadır, ancak kapitalizm girdiği köylerde hiç merhametli değildir. Çünkü merhamet çoktan kapitalizm tarafından yok edilmiştir.’ Murad Esin’in kaleminden.

Kapitalizm, Sosyal ve Bireysel Yaşam Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

‘Sevginin, aşkın, inancın, ailenin ve arkadaşlığın olmadığı bir toplum küresel dünyanın belki de en sevilmeyecek yüzüdür. Globalleşmekle bir anlamda insanların karnının doyması sağlanmaktadır, ancak kapitalizm girdiği köylerde hiç merhametli değildir. Çünkü merhamet çoktan kapitalizm tarafından yok edilmiştir.’ Murad Esin’in kaleminden.

KAOS GL

Murad Esin

''Kapitalizmin insan hayatı üzerine etkisine dair düşünceler...''

Günümüz insanını anlamanın yolu onların içinde yaşadıkları ekonomik ve siyasi sistemleri anlamaktan geçer. Bu anlamda dünyadaki hakim ve tek yaşayan ekonomik sistem olan kapitalizmin iyice anlaşılması ve ekonomik sistemin yanında toplumsal yaşama inen yönlerini de tahlil etmek gerek. Bu bağlamda kapitalizmin uzun ömürlü olmasını sağlayan, kapitalist sistemi ayakta tutan, sistemin sosyal hayata olan etkisidir. Sistem sadece ekonomik şartlarla değerlendirilmemeli, sosyal yaşamdaki organize edici, insanların yaşamlarını ve kişiliklerini belirleyici etkisi asla küçümsenmemelidir.

Tarihin sonu geldi mi? Kapitalizm kendi önündeki öteki ekonomik ve politik sistemleri devre dışı bırakarak tek hakim sistem konumuna geldi. Bu anlamda artık tarihin sonu gelmiştir. En son Birleşik Arap Emirliklerinde hafta sonu tatilinin Perşembe ve Cumadan, Cumartesi ve Pazara alınması kararı, kapitalizmin sonunda Arap yarım adasında da zafer kazandığını gösterdi. Bu günlerde Arap ülkelerinde hafta sonu tatilinin değiştirilmesi tartışmaları devam etmekte. Kapitalizm Irak savaşıyla önündeki aslında 100 yıl önce Osmanlı’ya karşı İngilizler eliyle yarattığı ve 1979 Afganistan’ın Sovyetlerce işgali ile birlikte militanlaştırdığı geleneksel Arap-İslam-Vahhabi oluşumunu da aşmaktadır.

Kapitalizmin tek güç haline gelmesiyle küreselleşen dünya artık insanların yaşamlarını da birbirine benzer hale getirmiştir. Bireyselleşen insanın bencilliği, acımasızlığı, merhametsizliği, ötekine yabancılaşması, normal birer davranışmış gibi sunulmakta, aslında bencilleşen, acımasızlaşan, ötekine yabancılaşan insanın daha verimli çalışması önündeki engeller böylelikle ortadan kalkmış olmaktadır. Ya insanlar memnun mudur hayatından? Bencillik doğru bir davranış mıdır? Acımasızlık? Bunlar insanı memnun eder mi? Mutlu eder mi? Para her şey midir? Modern insan işini yaşamını sevdikleri için terk edemez, çünkü sistem onu böyle şekillendirmiştir. Kapitalini terk etmeyi bilmemelidir. İs devam etmelidir. Para kazanılmalıdır, iş yaşamı devam etmelidir, öteki bir deyişle dükkan devamlı açık kalmalıdır. Bunun bir istisnası yoktur. Çalışmak önemlidir, iş hayatının devamını hiç bir şey engellememelidir. Aslında bu kuralın istisnasını da şirket CEO’ları yaşamaktadır, onlar haftada 40 saat çalışmamakta, sevdiklerine ayıracakları vakitleri bulabilmektedirler, ancak CEO’ların belki de büyük bir çoğunluğu bu göreve gelebilmek için çoktan sevdiklerini, ailelerini kaybetmişlerdir, onlar 50’li yaşlarında kendi zamanlarını kontrol edebilme haklarını almışlardır, ancak bu vakti harcayacak kimseleri yanlarında kalmamıştır. Ya da insani yanlarını çoktan yok etmişlerdir. Ya CEO olacak şansı yakalamayanlar ki bunlar büyük çoğunluğu oluşturmaktadır. Ölene kadar çalışan bu kitle, hiç bir zaman gerçek anlamda mutluluğu yakalayamamış ve kendi günlerini tek başlarına planlama lüksleri olmamıştır.

Kapitalizmin kurbanları kendilerini kurban olarak hiç bir zaman görmezler, çünkü sistem onların eleştirisel düşüncelerini almıştır, insani yanlarını tırpanlamıştır, haftada 40–50 saat çalışmak, çekici olmak için en az haftada 4–5 gün GYM’e gitmek, hafta sonu eğlenmek ki bu barda saatlerce içmek demek, sonra sabaha kadar seks, sonra tekrar işe dönmek. Uyuşturucu ile birleşen seks partileri bir anlamda yeni bir tapınma şeklini yaratmıştır. AIDS ve öteki ciddi hastalıkların bu insanlar için artık korkutucu bir yanı yoktur, çünkü onların yaşamlarından başka kaybedecekleri şeyleri yoktur, aynı komünizmin yüzyıl önce çocuklarından başka kaybedecek bir şeyleri olmayan proletaryayı tanımlaması gibi, çocukların olmadığı bir toplumda artık kaybedecek bir şey de kalmamıştır. Öldüklerinde arkalarında ağlayacak, onlar için üzülecek kimseleri olmayanlar ölümün üzerine gidebilir. Sistemin kurbanları tarihin son aşamasında artık şehvetlerini tatmin edecek yeni yollar bulmak için enerjilerini harcamaktadırlar. Bu kurbanlar ölümle de şaka yapmayı kendilerine bir ayrıcalık olarak görmüştür, korkusuzluk kurbanlar için çok çekicidir ve yaşamlarını değişik kılmak için aslında çok korkak olan zihinlerini, risk alarak aldatmayı tercih etmişlerdir.

Kapitalizm dinleri de kendine benzetmiştir. Din adamları dini kendi işleri görmüşlerdir ve o dine inananları da büyük bir Pazar. Kapitalizm dini de bir sektör, bir market haline getirmiştir. Din adamları kendi işlerini tam anlamıyla yaparken, aynı bir mühendisin özel hayatına işini sokamaması gibi, kendi özel hayatlarına bir iş olan dini sokmamışlardır. Çünkü onlar da bu sistemin bir parçası olmuşlardır. Özel hayatlarında din adına söylediklerinin tam tersini yaşamayı tercih etmişlerdir. Çünkü kapitalizm dinleri de kendi gelişmesi önündeki engellerden biri olarak görmüştür. Dinleri kendi kurallarına uydurmakta bir anlamda zorluk çekmemiştir. Artık dinlerin de genel anlamda bir özelliği kalmamıştır, ayni içi boşaltılan öteki kavramlar gibi aile gibi arkadaşlık gibi.

Tüm ekonomik sistemlerin temel amacı zenginlik ve refah olmuştur, kimi zenginliği serbest piyasa sistemi üzerine dayandırmış, kimi ise kapitali toplumun ortak malı olarak göstererek, insanları kapital için çalışmaya teşvik etmeyi öngörmüş, faşizm ise parayı ve toplumu yönetmeyi kooperatiflere bırakmıştır. Ancak kapitalizmin uygulaması başarıyla sonuçlanmıştır. Ve kapitalizm 1991 yılında Sovyetlerin yıkılması ve 2006 yılında Afganistan, Irak ve Arap yarım adasının tümüyle işgali ile nihai zaferini ilan etmiştir. Denilebilir ki Çin ve Küba’yı nereye koyacağız, bir de Venezuela ve İran’ı, bunların söylemleri görünüşte kapitalizme karşı olmasına rağmen gerçekte kapitalizm bu ülkelerde en acımasız bir şekilde yaşamını devam ettirmektedir. Çin’de, Avrupa’da kapanmak zorunda kalan K-Mart milyarlarca dolar kâr edebilmiştir, ya Küba ekonomisi; turizme dayanan ekonomi, turistler için yeni zevkler sunmada kendi vatandaşlarını en acımasız şekilde kullanmaktan çekinmemiştir. Venezuela başkanı konuşurken ülkesi dünyanın beşinci büyük petrol üreten ülkesi olmasına rağmen halen daha halkının büyük kesimi yoksulluk içinde yasamaktadır. Ya İran, Şah döneminde toprak sahibi olan mollalar, devrimle petrol gelirinin de sahibi olmuşlardır, şu anda dünyanın değişik ülkelerinde İranlı dini liderlerin çocukları, yakınları büyük şirketlerle dünya kapitalizminin içinde yerlerini almışlardır. Buna karşın İran halkının büyük çoğunluğu ekonomik olarak zor durumdadır.



Kapitalizm sevgi ve aşka da geçit vermez. Çünkü sevgi bir afyondur, aynı komünizmin din afyondur demesi gibi ya da aile karşıtlığı gibi, kapitalizm bu sorunu temelde çözmüştür, aşkı, sevgiyi anlamsızlaştırmıştır. Anlamsızlaştırılan dinler gibi sevda kavramının da içi boşaltılarak sadece söze indirgenmiştir. Yaşlanmak büyük bir korkudur, yaşlanınca büyük huzur evleri imdada koşar, ancak burada da yaşlanana kadar biriktirdiğin kapitalin miktarı önemlidir, çok para biriktirmişsen lüks bir huzurevinde dünyaya gözlerini kapatırsın ya da çok kötü şartlar altında. Kapitalizmin hedonizmle hayatları doldurulan kurbanları artık sevgiye hayatlarında geçit vermeyerek zafer kazanmış gibi hissetmişlerdir. Çünkü hedonizm sevgi istemez, çünkü para sevgi tanımaz, sınır tanımayan para, kalplerde de sınır tanımamalı, ABD’de 50-60’li yaşlarda olanlar arasında boşanma oranı son 10 yılda oldukça artmıştır, çünkü hedonizm-kapitalizm yeni tatlara da ulaşılması gerektiği, onlara da sahip olunması gerektiğini öğretmiştir. Kapitalist bireyler her şey zevk için mantığıyla aslında her şeyin kapitalizm için olduğunu unutmaktadırlar. Globalleşen dünya ile bilgiye ulaşmak kolaylaşmış, medya dünyada sinir tanımaz hale gelmiştir. TV kanallarında dünyanın öteki ucundaki yaşamlar şimdi dikkatimizi çekmektedir, ancak ABD ve Avrupa ülkelerinde yaşayanlar için bunun bir anlamı yoktur. Çünkü gündelik hayatı yaşamak kapitalizmin temel felsefesidir. Toplumun geneli, büyük çoğunluğu, tüketmek, kapitalizmi ayakta tutmak için vardır. Onlar için Türkiye’nin dünyanın neresinde olduğunun önemi yoktur, zaten bilmeleri de gerekmez. Çoğunun zihinleri sürekli aldıkları uyuşturucu ile uyuşturulmuş ve sistemin devamı için kendine düşen görevi yerine getirmeğe devam etmektedirler.

Sevginin, aşkın, inancın, ailenin ve arkadaşlığın olmadığı bir toplum küresel dünyanın belki de en sevilmeyecek yüzüdür. Globalleşmekle bir anlamda insanların karnının doyması sağlanmaktadır, ancak kapitalizm girdiği köylerde hiç merhametli değildir. Çünkü merhamet çoktan kapitalizm tarafından yok edilmiştir. Çocukları için merhamet göstermeyen anne babalar küreselleşen dünyada Tanzanya’daki aç çocuklar için çalışmaya gitmeyi bir merhamet gösterisi olarak kendi kurbanlıklarını unutmak için kullanmaktadırlar. Oysaki kendi çocukları yanı başlarında onların sevgisini ve merhametini beklemektedirler. Ancak bu çocukların çığlıkları ne yazık ki duyulmamakta, her gün onların yalnızlığını daha da ağırlaştırmaktadır.

Karamsarlık belki de kapitalizmin bireyin ruhuna kazandırdığı bir kirli histir. Modernleşen birey, rasyonelleştikçe olaylara iyi yönlerinden bakmayı da unutmaktadır. Artık şüphecilik, kötümseme onun için tek yoldur, çünkü sevdiği ve güvendiği insanların ihanetiyle artık o gittikçe kendinden başkasına güvenmez olmuştur.

Sonuç olarak, kapitalizm kişinin bireysel ve sosyal hayatına geleneksel, modern ötesi yaşama oranla derin ve onarılması gittikçe zorlaşan zararlar vermiştir. Bu yazı eleştiri savından hareketle olanı çıplak bir şekilde yansıtma çabasındadır. Ancak aşk ve umut her zaman, kapitalizme inat, düşünen insanın yaşam kaynağı olmaya devam edecektir.

Etiketler:
Nefret