04/11/2013 | Yazar: Efe Songun

‘Onur yürüyüşünde korkuya yer yoktu. Çünkü hareket için verdiğimiz emek ve harekete verdiğimiz değer bizi bir arada tuttu.’

Karadağ LGBTİ Hareketinden Jelena Dacic Anlatıyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
“Onur yürüyüşünde korkuya yer yoktu. Çünkü hareket için verdiğimiz emek ve harekete verdiğimiz değer bizi bir arada tuttu.” 
 
Karadağ’da ikincisi yapılan Onur Yürüyüşü’nün ardındanJuventas’tan Jelena Dacicile görüştük
 
Karadağ’da 20 Ekim Pazar günü Podgorica’da gerçekleştirilen Onur Yürüyüşüne yapılan saldırı hakkında ülkede LGBTİ hakları üzerine aktif çalışma sürdüren Juventas, İnsan Hakları Program Koordinatörü Jelena Dacic ile söyleştik.
 
Onur Yürüyüşü öncesi ve sonrasında halkın, din adamlarının ve ana akım medyanın ilgisi; Avrupa Birliği ilerleme raporundaki ayrımcılıkla mücadele raporuna eklenen 2013 – 2018 yılları arasında uygulanması öngörülen LGBTİ bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik stratejinin uygulanmasına dair de konuştuk.
 
Bu kadar şiddete rağmen Jelena’nın dilinden düşüremediği laf ise “Onur yürüyüşünde korkuya yer yoktu. Çünkü hareket için verdiğimiz emek ve harekete verdiğimiz değer bizi bir arada tuttu.” 
 
Yabancı basından ve sosyal medyadan takip edebildiklerimizden öğrendiğimiz kadarıyla, Karadağ’ın başkentinde ilk kez gerçekleştirilen LGBTİ Onur Yürüyüşü polis gözetiminde tamamlandı ve protestonun hemen ötesinde yürüyüşü engellemeye çalışanlar polis ile çatıştı. Hem Onur Yürüyüşü’nün her aşamasına dâhil olan bir aktivist olarak hem de Juventas’ın bir üyesi olarak bize olan biteni anlatır mısın?
Onur Yürüyüşü hazırlıkları sırasında polisin şehrin birçok yerinde konumlanacağını ve protestonun herhangi bir saldırıya karşı barışçıl geçebilmesi için elinden geleni yapacağını biliyorduk. Gerçekten de öyle oldu. Onur Yürüyüşü planlandığı noktadan sonuna dek barış içinde gerçekleşti.
 
Polisin kurduğu barikatın dışında ise homofobik grupların saldırısına polis ağır şekilde müdahale etti. Basın ve kamuoyu da Onur Yürüyüşünün kendisine değil de saldırılara odaklanmayı seçti.
 
Bu tutum yeni bir strateji değil sanırım?
Aslına bakarsan Onur Yürüyüşü hazırlıkları sırasında medya polisten bir basın açıklaması istediğinde odaklandığı sorular tahliye yöntemi ile ilgiliydi. Kısaca herhangi bir saldırı anında yürüyüşün nasıl boşaltılacağına dairdi. Medya, Onur yürüyüşüne yapılacak saldırıyı adeta meşru kılmak için elinden geleni yaptı.
 
Bu yaklaşım sadece medyanın yaklaşımı da değildi. Medya kadar kamu nezdinde önemli olan Kilise de medyanınkine benzer bir yöntemle sadece katılımcıları değil, destekçileri de ürkütmek için elinden geleni yaptı. Birkaç yıl önce LGBTİ’leri doğrudan hedef gösteren “Bu insanlar yabani ot gibidir, bunların kökünü kurutmak gerekir” diyen Başpiskopos ise Onur Yürüyüşünün yapılacağı Pazar günü insanların başına kötü şeyler gelebileceğini söyledi ve “Evlerinizden çıkmayın” diye çağrı yaptı.
 
Bu tabi ki işe yaradı. Sadece halkın ilgisini kırmak ve korkutmakla kalmadı; en başından beri yanımızda olan bazı destekçi oluşumların da geri çekilmesine sebep oldu.
 
Peki ya Karadağ Hükümetinin aldığı konum hakkında neler söyleyebilirsin?
Karadağ her ne kadar küçük bir ülke olsa da, genç nüfus oldukça yüksek; işsizlik oranı da bir o kadar fazla. Gençler, siyasete dâhil olmak, bir şeyleri dönüştürebilmek için herhangi bir adım atmayı tercih etmiyor.
 
Ama medyanın ve kilisenin etkisi altında güç bulan bu genç nüfus hınç ve öfkesini gözünde daha güçsüz olandan çıkarmaya çalışıyor. Yaşadıkları ekonomik zorlukların ve işsizliğin sorumluluğunu farklı olan sırtlanmalı diye düşünüp farklı olanlara karşı saldırganlaşıyor.
 
Her ne kadar Onur Yürüyüşünden bir sıyrık bile almadan kurtulmuş olsak da, yürüyüş sonrası tek başına evine dönen bir destekçi yirmi erkek tarafından dövülerek hastanelik edildi.
 
Karadağ hükümetine düşen en önemli rol bizim yanımızda olduğunu daha net bir şekilde ifade etmek olurdu. Çünkü bizler haklarımız için mücadele etmeyi tercih ediyoruz. Ayrımcılıkla mücadele için sivil toplum kuruluşlarında birçok sosyal hak ihlalinin -sadece LGBTİ hakları için değil– mücadelesini veriyoruz.
 
Onur Yürüyüşüne Karadağ Hükümetinin sadece İnsan Hakları ve Azınlık Hakları Bakanının katılması, bu çabaların karşılık görmediği ve takdir edilmediğini hissettiriyor. Bizlerin mücadelemiz için verdiği emek sadece bir bakanın yürüyüşe katılması ile değil yaptığımız çalışmaların toplumla paylaşılması ve uygulanması noktasında verilen desteğin artması ile değer kazanır. 
 
Avrupa Birliği 2013 Karadağ İlerleme Raporundaki LGBTİ bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik stratejinin uygulanmasına dair neler söylemek istersin?
Juventas ve Karadağ’daki diğer LGBTİ örgütleri yaşam kalitesinin artırmasına yönelik birçok araştırma yapıyor. Bu araştırmalar, sağlık personeli, emniyet yetkilileri, lise ve üniversite öğrencilerinin tutumunu görmemize yardımcı oluyor. Her ne kadar elimizdeki veriler, yaygın inanış ile örtüşse de – homofobinin hayatın her alanına işlediği örgütler bu araştırmalarından çıkan verilerin önümüzdeki dönemde bilinçlendirmeye yönelik çalışmaları beslemesi için çabalayacak.        
 
2013 – 2018 yıllarında Ayrımcılıkla Mücadele mevzuatına eklenen stratejinin belge değeri, uygulanmasından çok daha önem arz ediyormuş gibi görünüyor. Stratejinin değer kazanabilmesi ve uygulanabilmesi bu stratejinin ancak tüm bakanlıkların program ve işleyişine dâhil edilmesi ve tüm bakanlıkların LGBTİ hakları üstünde çalışması ile elde edilebilir.
 
Karadağ’da LGBTİ hareketi, Onur Yürüyüşü’ne yapılan saldırılara rağmen destek gören ve her geçen gün büyüyen bir hareket gibi görünüyor. Hareket hakkında bir şeyler söylemek ister misin?
2010 yılında ülkede cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık yasaklandı. Bu yasanın hayatın her aşamasına yayılmasında sivil topluma düşen rol ise çok büyük. Bu sorumluluk sivil toplum kuruluşlarının daha da aktif hale gelmesini ve birbirleri ile daha sıkı ilişkiler kurmasını sağlıyor.
 
Karadağ’da LGBTİ hareketinin katlanarak büyüyeceğinden eminim. Hâlâ atmamız gereken çok fazla adım var. Bizi en çok heyecanlandıran adımlar sanırım LGBTİ hareketinin kendi içinde gelişmesi. Trans ve lezbiyen haklarına dair örgütlerin kurulması ve mücadelede bu örgütlerle birlikte ilerlememiz.     
 
Fotoğraf: Erjon Tela

Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret