23/07/2020 | Yazar: Kaos GL

Kadının İnsan Hakları ve Yeni Çözümler Derneği, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya çağırdı: “İstanbul Sözleşmesi, devletin alması gereken tedbirler özelinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılık yapılamayacağını söylemesi nedeniyle elbette LGBTİ+’ları da koruyan bir sözleşmedir.”

KİH-YÇ: “İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik şiddeti artırıyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kadının İnsan Hakları ve Yeni Çözümler Derneği (KİH-YÇ), dün “İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasını kınadığını belirterek herkesi İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya çağırmıştı.

Dernek, ilk çağrıda LGBTİ+’ların sadece İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini isteyenlerin manipülatif söylemleri arasında anılmasına istinaden yapılan eleştiriler üzerine bugün ek açıklama yayınladı ve “Feminist bir örgüt olarak kadın ve LGBTİ+ haklarına sahip çıkmak ve ortak mücadeleyi artırmak için her daim çaba göstereceğiz” dedi:

“İstanbul Sözleşmesi’nin feshedileceğine yönelik beyanlara istinaden dün yaptığımız açıklamamıza gelen eleştiriler üzerine, feminist ve LGBTİ+ mücadelenin bir parçası olarak bir açıklama daha yapma ihtiyacı hissettik. Dün yaptığımız açıklamada da belirttiğimiz üzere İstanbul Sözleşmesi devletin şiddete maruz kalan kadınları korumaya yönelik tedbirleri hiçbir ayrımcılık yapmadan, şiddete maruz kalan herkese eşit olarak uygulaması gerektiğine dair ayrımcılık yasağı getirmektedir. Yani Sözleşme'ye göre, taraf ülkeler kadına yönelik şiddete karşı alınan tedbirlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılık yapılmadan alınmasını temin etmelerini taahhüt eder. Konuya ilişkin metinde de belirttiğimiz gibi söz konusu ayrımcılık yasağı, evrensel insan hakları hukukunun en temel ilkesi olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası uyarınca da devletin asli yükümlülüklerinden biridir.”

“Bütüncül şekilde LGBTİ+ haklarını ele alacak uluslararası ve ulusal mevzuata ihtiyaç vardır. İstanbul Sözleşmesi şiddet özelinde bir anlaşma olması sebebiyle ve devletin alması gereken tedbirler özelinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılık yapılamayacağını söylemesi nedeniyle elbette LGBTİ+’ları da koruyan bir sözleşmedir. İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkan gruplar ise esasen devletin anayasal yükümlülüğü de olan ayrımcılık yapmama yükümlüğüne karşı çıkmaktadır. Sözleşme'ye karşı çıkma gerekçeleri olarak ‘Değerlerimize uygun değil’ diyerek LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılığı yasaklayan Sözleşme'nin 4. maddesini sebep göstermektedirler. Yani daha açık bir ifadeyle bu gruplar LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılığın yasaklanmasına karşı çıkmaktadırlar.”

“Ancak sözleşmenin hükümleri halihazırda yeterince uygulanmamakla birlikte, özellikle LGBTİ+’lara yönelik devletin son dönemlerde üst kademelerinden gelen nefret söylemleri, LGBTİ+’lara yönelik şiddeti artırmaktadır. Devletin hem kendi yasalarını hem de Sözleşme'yi tüm kadınlar için, din, dil, irk, statü, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği gibi kimlik farklarını ayırt etmeksizin uygulaması gerekmektedir. Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olmasının tartışmaya açılması, imza çekileceği yönünde beyanların devletin en üst kademelerinden gelmesi, kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik şiddeti her gün daha da artırmaktadır.”

“LGBTİ+ hakları insan haklarıdır, insan haklarını Devlet eksiksiz ve ayrımcılık yapmadan tüm vatandaşları için hayata geçirmekle yükümlüdür. Dün yaptığımız açıklamada da üzerine eleştiri aldığımız cümlenin devamında yukarıda yazdıklarımızı anlatmaya çalışmıştık. Gelen eleştiriler kendimizi doğru ifade edemediğimizi düşündürdüğü için bu açıklamayı yapmaya ihtiyaç duyduk. Feminist bir örgüt olarak kadın ve LGBTİ+ haklarına sahip çıkmak ve ortak mücadeleyi artırmak için her daim çaba göstereceğiz.”


Etiketler: insan hakları, kadın
Nefret