20/04/2010 | Yazar: Kaos GL

Kültür Ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar

Kültür Ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar 2010 Kitabı Yayınlandı Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Kültür Ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar 2010, Feminist Yaklaşımlar Dergisinin üçüncü kitabı. Kitap, Feminist Yaklaşımlar’ın 2009 yılı boyunca internet üzerinden paylaştığı yazılardan yapılan bir seçki niteliğinde. Türkiye’de demokratik açılım ve anadil tartışmaları, kadınların barış mücadelesi, İsrail’in Filistin işgali ve işgalin Türkiye’deki yansımaları ve küresel kapitalizm ve feminizm tartışmaları kitapta yer alan konular arasında.
 
Feminist Yaklaşımlar ilk olarak 2006 yılında yayımlanmaya başlanan bir e-dergi. Feminist aktivizim ile feminist teorinin buluşabileceği bir zemin oluşturma hedefi ile yayın hayatına başlayan Feminist Yaklaşımlar bu yıl 4. yılını geride bıraktı ve 10. sayısı ile okurlarıyla buluştu. Elinizdeki kitap ise Feminist Yaklaşımlar dergisinin yayına hazırladığı üçüncü kitabı. Kitap, Feminist Yaklaşımlar’ın 2009 yılı boyunca internet üzerinden paylaştığı yazılardan bir seçki sunuyor.
 
Kitapta yer alan “Çözüm Sürecine Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Bakmak” isimli yazıda, Handan Çağlayan Kürt sorununun çözümünün ve barışın inşa edilme sürecinin toplumsal cinsiyet analiziyle beraber yürütülmesi gerektiğini belirtiyor ve süreçte kadınların aktif özneler olması gerektiğini vurguluyor. Yazıda, 1990’lı yılların sonlarından bu yana yaklaşık on yıldır yoğun bir şekilde birlikte hareket etmenin koşullarını yaratan kadınların, bu deneyimlerinden edindikleri önemli bir birikim olduğunun altını çiziyor ve bu birikimin dikkate alınması çağrısını yapıyor.
 
Demokratik açılım tartışmaları ile beraber yeniden gündeme gelen anadil eğitimi ve anadilde eğitim tartışmaları da kitapta yer alan konular arasında. Füsun Üstel ile yapılan söyleşide “Türkiye’de Demokratik Açılım ve Anadil Tartışmaları Üzerine” anadil sorunu, dünyada çokdilli eğitim konusunda geliştirilen politikalar ve Türkiye’de farklı dillerin tanınmasının ve kullanımının önündeki engellerin kaldırılmasının toplumsal bir barış talep ederken neden önemli olduğu üzerinde duruluyor. “Toplumsal Barış ve Kürtçe Dil Eğitimi Üzerine” isimli söyleşide ise Kürtçe eğitmenliği yapan Ronayi Önen’le Kürtçe dil eğitiminin önemi, resmi dil politikalarının kadınların yaşantısına etkileri ve barış sürecinde “öteki”nin dilini öğrenmenin anlamı tartışılıyor. Karin Karakaşlı ise “Açıl Susam Açıl” isimli yazısıyla herkesi vicdanının sesine kulak vermeye çağırıyor ve eğer hakiki bir açılım olacaksa bu süreçte herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini hatırlatıyor.
 
Melissa Bilal’in “Pavagan E (Yeter!): Zabel Yesayan’ın Barış Çağrısını Duyabilmek” adlı makalesi, Osmanlı Ermeni entelektüel kadınlarından Zabel Yesayan’ın bir eserini, Pavagan E’yi (Yeter!), onun militarizm ve ırkçılık karşıtı duruşunu aktarıyor. Yazıda, Pavagan E, Yesayan’ın yaşamöyküsü, eserleri ve barış aktivizmi bağlamında değerlendiriliyor ve feminist antimilitarist düşünce ve hareketin öncülerinden olan Zabel Yesayan’ın barış mücadelesi üzerinden Türkiye’deki barış mücadelesi tarihinin silinmiş bir parçasının belgeleri okuyucuya sunuluyor.
 
Rela Mazali, “Etnikleştirilmiş Silahlar ve İsrail’de Feminist Antimilitarizm” adlı makalesinde İsrail’de bir Yahudi olarak kendi gözlem ve deneyiminden yola çıkıp Yahudi kimliğinin nasıl karmaşık ve çelişkili süreçler içinde kurulduğunu ve militarizmin nasıl bu kimliğin kurucu unsurlarından biri olduğunu gözler önüne seriyor. 1926 İstanbul doğumlu Beki Bahar şair, araştırmacı ve oyun yazarı olarak pek çok esere imza atmış Türkiyeli bir Yahudi. Kendisi ile yapılan söyleşide, hayat hikâyesinden yola çıkarak, Türkiyeli Yahudilerin deneyimlerini aktarıyor; 1930’ların, 1940’ların Ankara’sından başlayarak, günümüz Türkiye’sine değin, Türkiye’de Yahudi olmanın çeşitli hâllerinden bahsediyor. Leyla Neyzi ile yapılan söyleşi ise Türkiye’de Yahudi ve Sabetaycı kimliklerin nasıl temsil edildiği, bu temsiliyetin tarihin belirli noktalarında nasıl değiştiği ve ırkçılık ve ayrımcılık karşısında nasıl var olabildiği konularına dikkat çekiyor.
 
2009 Temmuz ayında İstanbul Kuruçeşme Arena’da Kardeş Türküler’le beraber sahne alan Reem Kelani kendi topraklarından sürülen Filistinli bir ailenin çocuğu olarak Kuveyt’te doğdu ve şu an Londra’da yaşıyor. Kendisi ile yapılan söyleşide Reem Kelani, müzikal ve kültürel hafızasının yaşadığı coğrafyanın çokkültürlülüğünden nasıl beslendiğini, kültürel kimlik konusundaki hassasiyetini ve diasporada yaşayan feminist bir müzisyen olarak aktivizminin nasıl şekillendiğini aktarıyor.
 
Burcu Yıldız “Türkiye Popüler Müziğinde ‘Aykırı’ Kadınlar” isimli makalesinde Türkiye’de popüler müzik alanındaki cinsiyetçi algıların ve müdahalelerin kadınların bu alandaki varoluşunu nasıl şekillendirdiğini anlatıyor. Makalede, kadın enstrüman icracılarının erkeklere oranla çok daha az olmasının nedenleri, kadın grubu oluşumları, kadın müzisyenlerin sadece kadınların icracı olduğu müzik gruplarında çalmayı tercih etmeleri gibi noktalar üzerinde duruluyor.
 
Küresel kapitalizmin kadınlara etkileri kitapta yer alan diğer bir konu. “Yoksul Olma Özgürlüğü ya da Küresel Kapitalizme Dair Feminist Bir Teoriye Neden İhtiyacımız Var?” isimli makalesinde Anna Tsing, neoliberalizm analizine sınıfın yanı sıra etnisite ve toplumsal cinsiyeti de analitik bir kategori olarak eklemeyi öneriyor. Oregon’daki mantar toplayıcıları üzerine yaptığı alan çalışmasından hareketle, arz zinciri kapitalizminin, emeğin ve sermayenin harekete geçirildiği kültürel ve ekonomik nişler sayesinde örgütlendiğini iddia ediyor. Bu argümanı öne sürerken, neoliberalizme ilişkin feminist teorilerden faydalanıyor. Kültürün, kendi çalışması bağlamında da akrabalık ve klan ilişkilerinin neoliberalizmin ucuz ve güvencesiz işgücü elde edebilmesine nasıl olanak sağladığını gösteriyor.
 
Kitapta yer alan son iki makale ise kapitalizm ve feminist aktivizmin izini sürüyor. Nancy Fraser “Feminizm, Kapitalizm ve Tarihin Oyunu” isimli makalesinde ikinci dalga feminizmin kapitalizmle olan ilişkisini sorgularken evrildiği yeni biçimleri de göz önünde bulundurarak kapitalizme karşı nasıl bir feminist analize ve aktivizme ihtiyacımız olabileceğine dair bir tartışma başlatmayı hedeşiyor. Özlem Aslan ve Zeynep Gambetti ise Fraser’a bir yanıt niteliğinde kaleme aldıkları “Fraser ve Feminizm: Söylem Kimin Söylemi, Tarih Kimin Tarihi?” başlıklı yazılarında, Fraser’ın feminizmin içinde bulunduğu duruma dair tespitlerini tartışmaya açıyor ve bu tartışma esnasında Fraser’ın çerçevesinde eksik kaldığını düşündükleri noktaları değerlendiriyorlar.
 
KÜLTÜR VE SİYASETTE FEMİNİST YAKLAŞIMLAR 2010
 
214 sayfa, 23,5 x 16 cm
ISBN: 978-975-6165-37-9
bgst Yayınları, İstanbul, 2010
 


Etiketler: kültür sanat
Nefret