24/04/2020 | Yazar: Yunus Emre Demir

“Müzik sektöründe zaman zaman LGBTİ+ olduğum için veya beyaz olmadığım için ciddiye alınmadığımı hissediyorum.”

Lavanta Tavan: “Sen aslında bayağı prekarya oluyorsun” /Asîde Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

LGBTİ+’ların iş hayatında neler yaşadığını konuştuğumuz Lavanta Tavan dizisinde ikinci konuğumuz DJ Asîde. Gece hayatında DJ’liğin yanı sıra garsonluk ve barmenlik gibi işlerde de çalışan Asîde ile müzik sektöründe LGBTİ+ olmayı, gece hayatında çalışmayı, güvencesizliği ve görünmeyen emeği konuştuk.

“Açık kimliğimle bir alanda bulunmak bana rahat hissettiriyor”

Merhaba. Röportaj teklifimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Biraz kendinden bahseder misin? Neler yapıyorsun hayatta?

2 yıl öncesine kadar İTÜ’de mühendislik okuyordum. Ondan önce de katlanamayıp Anadolu lisesine geçiş yaptığım bir fen lisesi geçmişim var. Hep mühendis olsun, doktor olsun, bir şey olsun diye ailem tarafından bu tarz bir eğitime “maruz bırakıldım” aslında. Sonrasında, üç yıl önce mühendislik okumayı bıraktım ve elektronik müzikle ilgilenmeye başladım, ne kadar istediğimi fark ettiklerinde ailem de desteklemeye başladı sonrasında. Müzikle hep ilgiliydim ama bilgisayarımdan müzik yapabileceğimi bilmiyordum mesela. Ardından biraz perküsyon, müzik teorisi, solfej dersleri aldım. Bir şekilde kendimi eğitmeye çalıştım. Müzik üretiyorum ve DJ’lik yapıyorum. Bir yandan da garsonluk yapıyorum.

lavanta-tavan-sen-aslinda-bayagi-prekarya-oluyorsun-aside-1

Ne kadar zamandır DJ’lik yapıyorsun ve neden DJ’lik yapmayı, müzikle uğraşmayı tercih ettin?

Bir buçuk yıldır DJ’lik yapıyorum. Neden yaptığıma gelince, çünkü sevdiğim şarkılardan bir bütün oluşturmayı, bir atmosfer yaratıp bunu insanlara sunmayı, onları dans ettirmeyi seviyorum. Müzik ise en büyük tutkum diyebilirim.

Mesleğini yaparken açık kimlikli misin? Tüm işverenlerin veya çaldığın yerde dinleyicilerin bir lubunya DJ olduğunu biliyorlar mı?

Açık kimlikliyim ve gizlendiğim süreçler olmuyor. Açık kimliğimle bir alanda bulunmak bana rahat hissettiriyor. Bu sebeple yaptığım işleri açık kimliğimle yapmak istiyorum, bu benim için önemli ve bunu yapabiliyorum.

Şu ana kadar lubunya olduğum için başka bir sanatçıdan daha az paraya, daha farklı koşullarda çalıştığım olmadı.

Lakin müzik sektöründe zaman zaman LGBTİ+ olduğum için veya beyaz olmadığım için ciddiye alınmadığımı hissediyorum.

Nasıl bir ciddiye alınmama durumu bu? Nasıl hissettiriyorlar?

Direkt iletişim kurmayarak hissettirebiliyorlar mesela. Aslında her mekanda olmasa da bazı mekanlarda da hissettiğimi söyleyebilirim bunu. Direkt LGBTİ+’sın ve seni ciddiye almıyoruz demiyorlar ama neden ciddiye almadıklarını düşündüğümde başka bir sebep göremiyorum. Çünkü birlikte çalıştığım sanatçılara daha fazla alan açılırken bana açılmayan alanlar olduğunu gözlemleyebiliyorum.

Bir mekanın müzik direktörüyle böyle bir şey yaşadım mesela. Bu mekanda çalmak istediğimi söylemiştim ve tarzımı öğrenmek için set atmamı istemişti. Ben de paylaştığım setlerden ikisini ona da gönderdim. Bana geri dönüş yapacağını söylemesine rağmen üzerinden 3 ay geçtikten sonra hâlâ geri dönüş yapmamıştı. Ben o mekana gittiğimde tekrar konuştum o kişiyle ve bana tekrar “sen ne çalıyordun” gibi şeyler sordu. Ben ona aslında zaten setlerimi yollamıştım. Çoğunlukla house, breaks ve tekno çaldığımı ama genre spesific bir çalışım olmadığını; tek bir genre’a bağlı kalmadan eklektik setler oluşturmaya çalıştığımı söyledim. O da mekanında çok fazla house çalınmadığını söyledi. Ama ben o mekanda house çalındığını biliyorum. O mekanda house çalan kişilerin özelliklerine baktığımda da o kişilerle benim aramdaki farkın onların beyaz heteroseksüel erkekler olması olduğunu görüyorum. Benden daha yetenekliler mi bu tartışmaya açık ama bana neden şans verilmiyor diye düşündüğümde bu tarz sebepler geliyor aklıma.

lavanta-tavan-sen-aslinda-bayagi-prekarya-oluyorsun-aside-2

“Sen aslında bayağı prekarya oluyorsun”

Gece hayatında çalışan insanlar için sigorta, güvenceli çalışma, iş güvenliği gibi meseleler çok gündem olmuyor. Buraya dair söylemek istediğin bir şeyler var mı?

Gece hayatında sadece DJ’lik yapmadım. Garsonluk, barmenlik gibi çeşitli işlerde de çalıştım. O yüzden bu alanın parça parça bir kısmını deneyimledim. Garson ve barmen olarak çalıştığım mekanların çoğunda insanların güvencesiz şekilde, günlük yevmiyeyle çalıştığını biliyorum. Sen aslında bayağı prekarya oluyorsun. O iş devam ettiğinde geleceğini görmediğin, kariyer planı yapamadığın, aynı yerde sayıkladığın, güvencesiz olduğun, esnek çalışma saatlerinde çalıştığın bir hale dönüşüyor.

Mesela ben barboyluk yaparken bira fıçısı da taşıyordum. Bira fıçısı taşırken belim sakatlandı ve o mekan da bana sağlık sigortası yapmamıştı. Ne oldu? Benim belim sakatlanmış oldu, o işte çalışmaya devam edemedim. O iş yerinde günlük 70 lirayla çalışıyordum, belimin sakatlandığıyla kaldım.

Her mekanda da bu böyle değil tabi. Mesela şu an çalıştığım yerde hem garsonum hem de DJ’im. Bu mekan daha açılmadı, tam açılacağı sırada pandemi süreci başlamış oldu, biz de ücretsiz izne çıktık ama burada ben sigortalı çalışıyordum.

Şu an başladığın yerde hem garsonluk hem DJ’lik yapıyorsun. Daha önce de garsonluk deneyimin olmuş. İşin bu kısmından biraz daha bahseder misin?

Mekandan mekana çok değişiyor. Ben üniversiteye başladığım zaman kendi harçlığımı çıkarmak için çalışmaya başlamıştım. İlk başlarda deneyimsizdim ve deneyimsizken hem iş bulman daha zorlaşıyor hem de daha kötü koşullarda çalışıyorsun. Beşiktaş’ta bir barda işe başlamıştım, günde 10-11 saat çalışıp 50 TL alıyordum. Mekan da çok yoğun bir mekandı ve eve döndüğümde o kadar yorgun oluyordum ki gider gitmez uyuyakalıyordum. Ertesi gün uyanıp yine işe gidiyordum ve yine işi bitirip eve döner dönmez uyuyakalıyordum.

Sonrasında çalışa çalışa deneyim elde ediyorsun ve 50 liraya çalışmak zorunda olmuyorsun. Yine sigortasız çalışıyorsun ama biraz daha iyi bir paraya çalışıyorsun. Deneyim elde ettikçe daha rahat işlerde de çalışabildim. Öyle bir süreç oldu benim için.

lavanta-tavan-sen-aslinda-bayagi-prekarya-oluyorsun-aside-3

“Diğer iş alanlarına kıyasla daha güvende hissettiğim bir alan gece hayatı”

Hem gece hayatı hem de müzik sektörü lubunyaların yoğun olduğu bir sektör gibi duruyor. Ama aslında çok büyük bir alandan bahsediyoruz hem gece hayatında hem de müzik sektöründe. Bu büyük alanda yeterince yer bulabiliyor mu LGBTİ+’lar? Sektörün sence lubunyalar için avantaj veya dezavantajları var mı?

Lubunyalar olarak zaten gece hayatında örgütleniyoruz ve sosyalleşiyoruz. Artık mekanlarımız var ve gece hayatında varız. Lubunya DJ de çok fazla var, lubunya mekan sahipleri var. Buna bir avantaj diyemem, bu olması gereken. Sadece diğer iş alanlarına kıyasla daha güvende hissettiğim bir alan gece hayatı.

Ben bir buçuk, iki yıldır DJ’lik yapıyorum ve bu sektörün bütününü deneyimlemedim açıkçası. Ne kadar bir kısmını deneyimlediğimden de emin değilim. Ama mekanlara gidip etrafına bakındığında orada ne kadar lubunya olduğunu az çok anlayabiliyorsun. Veya bir gecenin line-up’ına baktığında kaç kadın çaldığını görebiliyorsun. Ortaya çıkan tabloda cis- hetero erkeklerin çok daha fazla yer aldığı çok net bir şekilde ortada oluyor. Bu mekanların LGBTİ+ görünürlüğünü çok fazla hesaba kattığını düşünmüyorum.

LGBTİ+’ları destekleyen mekanların veya organizasyonların bunu vitrin meselesi haline getirdiği oluyor mu sence? Çalacağın yeri veya beraber çalacağın insanları seçerken oranın politik duruşuna dair soru işaretlerin, kaygıların oluyor mu?

Bu vitrin olma meselesini bazen hissediyorum açıkçası. Sadece mekanlarda değil etkinlik düzenleyen insanların veya oluşumların da bunu yaptığını düşünüyorum. Buna dahil olduğun zaman yine kendini madi bir şeyin içinde bulabiliyorsun. Yaptığın şey kuir sanatçılar için, kuir gece hayatı için değerli ve önemli olabiliyor ama sonradan geriye dönüp baktığında “ben o etkinlikte çalmakla ne kadar doğru bir yerde konumlandım?” diye düşünmemek elde değil.

Birlikte çalacağım kişilere veya çalacağım mekanlara dair politik kaygılarım oluyor aslında ama bu bir iş olduğu için, mekanların politik duruşunu ne kadar önemsesen de para kazanmak zorundasın hayatını idame ettirebilmek için. Bazı şeyleri görmezden gelmek zorunda kalabiliyorsun.

Bundan iki yıl önce konuşsaydık, bir bira markasının sponsor olduğu etkinlikte yer almayı asla desteklemeyeceğimi, bu markanın kapitalist bir şirket olduğunu, insanların emeklerini sömürdüğünü söylerdim. Ama cebimde para olmadığında tamam ben burada çalışacağım ve kiramı ödeyeceğim diyebiliyorsun.

Veya çok havalı bir kulüp var, şehrin en fiyakalı yerinde ve fiyatları da yüksek. Buranın kitlesinin ne benim içinde bulunduğum sosyal grupla ne de ekonomik sınıfla uzaktan yakından ilgisi yok. Ama ben burada çalınca kiramı ödeyebiliyorum, istediğim müziği de çalabiliyorum. Bazen düşündüğüm şeylerden ödün verip şirketlerin, mekanların, organizasyonların tavırlarını veya politik duruşlarını önemsemeden çalabiliyorum oralarda.

Lubunya mekanlarda veya lubunya partilerde çalmakla, diğer yerlerde çalmak arasında bir fark oluyor mu senin için?

Seçtiğim müzik çok net farklı oluyor. Lubunya partilerinde kendimi daha özgür hissediyorum, istediğim şeyi çalıyorum. Ama bunu her lubunya mekan için söyleyemem, lubunya partiler için söyleyebilirim. Mesela kuir bir mekan var Beyoğlu’nda, ben orada istediğim müziği çalamıyorum her zaman. Orası istediğim müziği çaldığımda mekanın işletmecisi tarafından müdahale edilen bir mekan.

Ben paraya ihtiyacım olduğu için burada çalmaya devam ettim bir süre ama artık bunu yapmak istemediğimin bilincindeyim. Ben ne çaldığıma karışılmasını istemiyorum. Bunu para kazanmam gerektiği için söyleyemiyordum bir süre öncesine kadar ama artık kafam daha net.

Yine de lubunya partilerde genellikle daha özgür hissediyorum. İstediğim şeyi çalabiliyorum.

lavanta-tavan-sen-aslinda-bayagi-prekarya-oluyorsun-aside-4

“DJ olman için sanırım sosyal medyada da popüler olman gerekiyor”

Gece hayatında bir lubunya olarak hem iş üreten, müzik yapan hem de bazen hizmet alan konumunda olduğun da oluyor. Gece hayatında var olmanın her iki tarafında da duruyorsun. İkisinin de muhtemelen zorlukları ve keyifli tarafları vardır. Senin için bu yanları neler?

Gece hayatında beni asıl zorlayan şey, uyku düzenimi ayarlamakla ilgili oluyor. Yoğun çaldığım ya da partilediğim dönemlerde sabahları uyuyorum ve uyku düzenim yüzünden depresif bir ruh haline bürünebiliyorum. Aynı zamanda alkol kullanımı vs. gibi şeyler zorlayabiliyor.

Bir de insanlar tabii. Hayatımın büyük bir çoğunluğunu bir ucube gibi geçirdiğim için üniversite dönemine kadar çok sosyal bir insan değildim. Gece hayatında beni zorlayan bir diğer şey de sürekli olarak insanlarla sosyalleşmek. Kendimi çok rahat hissetmeyebiliyorum bu sosyal halden. Bazen sadece gidip, çalıp, dönmek istiyorum. Ama bazen zorlasa da seviyorum genel olarak.

DJ’liğin bir de görünmeyen emek verdiğiniz bir kısmı var. Sadece oraya çıkıp çaldığın süre değil, hazırlık aşamaları da var. Öncesi ve sonrası olan bir süreçten bahsediyoruz aslında. Senin için bu hazırlık kısmı, görünmeyen emek kısmı nasıl gelişiyor?

Sürekli olarak müzik dinlemen gerekiyor. Bu benim aslında zaten yaptığım bir şeydi ama bu bir iş haline gelince gereklilik durumunu alıyor. Müzik dinlemem lazım, iyi şarkılar bulmam lazım ve bunları setlerimde efektif şekilde kullanmam lazım bakış açısıyla dinlemeye başlıyorum.

Aynı zamanda başka bir işte çalışıyorsan zorlayan farklı yanları da oluyor. Etkinlikler genelde Cuma ve Cumartesi günleri gece saatlerinde gerçekleşiyor. Eğer ertesi gün erken kalkman gerekiyorsa ya hiç uyumadan işe gidebiliyorsun veya sadece birkaç saat uyuyarak çalışman gerekebiliyor

Bir de sosyal medya kısmı var. Benim şu ana kadar gözlemlediğim kadarıyla, DJ olman için sanırım sosyal medyada da popüler olman, sosyal medyanı iyi yönetmen ve kendini daha görünür kılman gerekiyor. Ben bunu çok iyi yönetebildiğimi düşünmüyorum. Ve yapmak istiyor muyum bunu da bilmiyorum. Kendimi olmadığım biri gibi göstermek istemiyorum. Sürekli olarak sosyal medyada paylaşım yapan bir insan haline dönüşmek istemiyorum çünkü bana iyi gelmiyor.

Bunu yapmadığında üzerinde bir kaygı hissediyor musun başarılı olamamaya dair?

Üzerimde net olarak popüler çocuklarla iyi geçinme baskısını hissediyorum mesela ama yapamıyorum. O kişi değilim, hiçbir zaman olmadım. Okulun popüler çocuklarıyla iyi geçinen, onlardan onay alarak popülerleşen biri olamadım hiçbir zaman öyle bir dinamiğin içinde bulunamıyorum.

Çünkü zaten popüler olmak için sağlam tüketmen gerekiyor mesela. Gerek giydiğin kıyafetler, tarzın ve gittiğin mekanlar olsun gerekse arkadaşlık kurduğun kişilerin birbiriyle bağlantılı olduğu bir dinamik var ve ben bunu hayatımın hiçbir döneminde gerçekleştiremedim. O yüzden biraz daha outsider olarak tanımlıyorum kendimi. Popüler çocuklarla çok iyi geçinemiyorum ve onların koyduğu kurallara çok uyamadığım için de biraz dışlanmış hissediyorum açıkçası.

Bahsettiğin sence sektörün genel sorunu mu yoksa sadece senin yaşadığın bir problem mi?

Bence sektörün genelinde olan bir sorun bu. Ben net bir şekilde deneyimledim.

Geleceğe dair kafanda nasıl hedefler var? Umutlu musun?

Ben umutluyum açıkçası. En azından kendimle ilgili ve kuir gece hayatıyla ilgili olarak umutlu hissediyorum. Güzel şeyler oluyor. DJ’liğin yanında müzik prodüksiyonuyla da ilgileniyorum. İki ayrı proje üzerinde çalışıyorum bir süredir ve önümüzdeki yıl iki ayrı EP yayınlamayı düşünüyorum.

https://soundcloud.com/djaside/a001
https://soundcloud.com/djaside/yatczkalkcz-rave-tool-mix


Etiketler: insan hakları, kültür sanat, çalışma hayatı
Nefret