20/06/2012 | Yazar: Mehmet Atakan Foça

Genelde İç Anadolu bölgesinde yerleştirilen LGBT sığınmacılar kaldıkları yerlerde şiddete, tacize, aşağılanmaya, küçük düşürülmeye maruz kalıyorlar.

Genelde İç Anadolu bölgesinde yerleştirilen LGBT sığınmacılar kaldıkları yerlerde şiddete, tacize, aşağılanmaya, küçük düşürülmeye maruz kalıyorlar.
 
Kaos GL Derneği’nde mülteci ve sığınmacı LGBT’lerin hakları için çalışan Hayriye Kara’yla Türkiye’deki LGBT sığınmacıları konuştuk.
Türkiye, İran ve İslami rejimle yönetilen diğer pek çok ülkeden gelen Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) bireyler için en yakın sığınma durağı. Türkiye’de yaşayan iltica/sığınma başvurusu sahibi LGBT bireyler en çok Eskişehir, Kayseri, Nevşehir, Isparta, Van, Yozgat gibi illere dağılmış durumda.
 
Birleşmiş Milletler (BM) kayıtlarına göre Türkiye’de 179 LGBT sığınmacı bulunuyor, kayıtlı olmayanlarla beraber bu sayı iki yüzü geçiyor. LGBT sığınmacıların çoğunluğu ise Tahran’dan kalkan trenin son durağı olması nedeniyle Kayseri’de.
 
LGBT bireyler BM için “hassas gruplar” kategorisine giriyor ve bu yüzden başvuruları geçtiğimiz birkaç yılda en hızlı değerlendirilen grup olma özelliğini taşıyor. Birçok LGBT iltica/sığınma başvurusu sahibinin başvurusu bir buçuk, iki yıl içerisinde sonuçlanıyor.
 
Genelde İç Anadolu bölgesinde yerleştirilen LGBT bireylerin başvuruları diğer başvuru sahiplerininkinden hızlı da görülse, LGBT’ler kaldıkları yerlerde şiddete, tacize, aşağılanmaya, küçük düşürülmeye maruz kalıyorlar. Kayseri’de dışarı çıkabilseler de, Nevşehir’de yalnızca imza için sokağa adım atabiliyor, onda da tacize maruz kalıyorlar.
 
Trans bireyler tedavi olamıyor
 
Kaos GL Derneği’nde mülteci ve sığınmacı LGBT’lerin hakları için çalışan Hayriye Kara, polisin ilden ile farklılık göstermekle birlikte genel olarak LGBT bireylere toplum içerisinde küçük düşürücü davrandığından, cinsel yönelimlerini insanların için açıklamak zorunda bıraktıklarından söz ediyor.
 
Kara, sığınmacı LGBT’lerle yaptığı mülakatlara dayanarak, LGBT bireylerin sokakta gördükleri şiddet hakkında polise yaptıkları suç duyurusunun, karakolda dikkate alınmaması nedeniyle, şikâyetlerini geri çekmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor.
 
LGBT sığınmacı ve mülteciler Türkiye’de yalnızca vatandaşlar veya idare tarafından değil, diğer iltica/sığınma başvurusu sahibi gruplardan da ayrımcı tavırlar görüyorlar. Sığınma başvurusu sahipleri, LGBT bireylerin başvurularının daha erken kabulüne nefretle yaklaşıyorlar.
 
LGBT bireylerin bir diğer dezavantajı iş. Kara’nın ifade ettiğine göre iş sahipleri cinsel yönelimini öğrendikleri personellerini derhal işten çıkarıyor. Aynı şekilde LGBT bireyler sağlık hakkına da en az diğer başvuru sahipleri kadar zor ulaşıyorlar.
 
İran’da cinsiyet değiştirerek Türkiye’ye sığınan trans bireylerin tedavi olma zorunlulukları Türkiye’deki yabancıların sağlık hakkına erişimleri ile ilgili mevzuatın katılığında tıkanıp kalıyor.
 
"LGBT örgütleri yok sayılıyor"
 
Önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesi beklenen Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) tasarısı hakkında da görüşlerine danıştığımız Hayriye Kara’ya göre, göç politikası yönetiminin sivilleşmesi iyi bir gelişme, ancak yasayla kurulması planlanan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün sivil toplum kuruluşlarıyla, özellikle komisyonda bile gündeme getirilmeyen LGBT kuruluşlarıyla ne kadar işbirliği yapacağı konusu muallâk.
"Tasarı birçok muğlâk ifade içeriyor. Yasanın boşlukta bıraktığı bu konular yargı içtihatlarıyla da doldurulmayınca, her mahkeme kafasına göre karar veriyor. Genel ahlak bunlardan biri. LGBT derneklerinden bazıları böyle bir ifade nedeniyle daha önce kapatılma raddesine gelmişken, bazı dernekler mahkeme sürecine bile taşınmadı."
 
Kara, Kaos GL olarak kendilerinin yasa yapımı sürecine dahil edilmemelerine rağmen, sürece ısrarla dahil olmaya çalışacaklarını vurguluyor. 

Etiketler: insan hakları, mülteci
Nefret