03/07/2020 | Yazar: Evrim Demirtaş

“Fobi demek, illa birine fiziksel şiddet uygulamak değil, onu yok saymak, onu aşağılamak, onu incitmek, hedef haline getirmek... Bunların hepsi fobi.”

“LGBTİ+ avukatlar yargının bütün özneleri tarafından fobiye maruz kalıyorlar” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Adaletin bu mu dünya” yazı dizisinde avukatlara mikrofon uzatıyor, LGBTİ+ hakları ve hukuku konuşuyoruz. Yazı dizisinde bugünkü konuğumuz Avukat Hatice Demir. Uzun yıllardır LGBTİ+ ve feminist hareketinin içinde olan Demir, 2018 yılından beri de SPoD LGBTİ+ Derneği’nin hukuk danışmanı ve avukatı olarak çalışıyor.

“Avukat eğitimleri güzel bir temel oluşturuyor”

İstanbul Barosu bünyesinde yapılan LGBTİ+ çalışmalarından bahseder misin? İstanbul Barosunda LGBTİ+ hakları komisyon ya da merkezi var mı?

İstanbul Barosu maalesef biraz daha statükocu davranıyor bu konuda. Benim gözlemlediğim kadarıyla, diğer barolara göre yeni şeylere biraz daha kapalı. İstanbul'da yıllardır LGBTİ+ alanından çalışan avukatlar olarak, LGBTİ+ komisyonu kurulsun diye yönetime gitmiştik, benden önce de gidilmişti ve ısrarla bu talepler geçiştirilmişti. Şimdi, İnsan Hakları Merkezinin bir alt çalışma grubu olarak, LGBTİ+ hakları alt çalışma grubu var.  Pandemiden hemen önce kurulduğu için henüz açık bir çağrı yapılmadı ama ufak ufak toplantılar alınmaya ve iş planları çıkartılmaya başlandı.

Dünyada ve Türkiye'de LGBTİ+ hakları meselesi gündem olduğu sürece İstanbul Barosu buna sessiz kalamayacak ama doğrusunu söylemek gerekirse ben de biraz daha erken kurulmasını beklerdim. Çünkü İstanbul Barosu öncü olmakla, dünyanın en büyük barolarından biri olmak olmakla övünen bir baro ama yönetime LGBTİ+ hakları meselesinin bir temel insan hakları meselesi olduğunu anlatamamıştık. Şimdi biraz daha iyi durumda. Bundan sonrası içinde daha iyi olacağını düşünüyorum. Yeni gelen meslektaşlar baroda da çalışmaya daha hevesliler. Bizler alanda çok fazla avukata ihtiyaç olduğu için, baroda çalışmalar sürdürmek de ayrı bir emek ve zaman olduğu için çok yönelemedik.

SPoD’un LGBTİ+ haklarıyla ilgili avukatlara yönelik düzenli olarak yaptığı eğitimden bahseder misin?

SPoD 2011 yılında kurulan bir dernek, 2012 yılından itibaren de avukat eğitimleri düzenliyor. Kendi kaynaklarına göre, bazı yıllar yılda bir, bazı yıllarsa yılda iki kere bu eğitimleri, gelenekselleştirmiş şekilde düzenliyor. LGBTİ+'ların adalete erişimleri ve adalete erişimlerinde uzman hukukçular yetiştirme meselesini dernek olarak çok önemsiyoruz.

Eğitimler genelde iki ya da üç gün sürüyor. Pandemi döneminde de online bir eğitim düzenliyoruz, muhtemelen bu röportaj yayınlandığı zaman o eğitimi de yapmış olacağız. Birden fazla başlıklarla, her sene yeni gündemler ekliyoruz ve hukukçulara yeni gündemleri de vermeye çalışıyoruz. Örneğin eski eğitimlerde bekçilere ilişkin bir şey konuşmuyorken şimdi eğitimlerde bekçiler meselesi de bizim bir başlığımız olarak var ve sahada daha çok çalışan avukatlar da eğitmen olarak eğitimlerimize katılıyorlar. Eğitimlerde bizim için iki önemli husus var: İlki avukat ağımızı güçlendirmek, Türkiye'nin her yerinden LGBTİ+ alanında uzman avukatlar yetiştirmek; ikincisi de derneğin hukuk ekibini güçlendirebilmek. Hukuk ekibimizse akademisyenlerden ve avukatlardan oluşuyor. Derneğin müdahil ya da taraf olduğu davalarda doğrudan çalışan ve derneğin hukukçuları olarak nitelendirdiğimiz, derneği temsil eden bir ekip. O alanı da güçlendirmeyi hedefliyoruz. En temel meselemiz, bir hukukçu karşısına LGBTİ+ bir kişi geldiğinde, onunla nasıl iletişim kuracağını, sadakat ilişkisini nasıl gerçekleştireceği. Çünkü vekalet ilişkisinin en temelinde karşılıklı sadakat ve güven ilişkisine oturtmak var. Avukat hizmet veren olarak müvekkiline karşı özenle o işini yerine getirmekle yükümlüdür. LGBTİ+ dosyalarında avukatlar çalışırken, nasıl o güven ilişkisini tesis ederler, dili nasıl kullanırlar, nelere dikkat etmeliler, soru sorarken özel hayatın sınırı neresi; gerçekten daha dosyasının dışına çıkmadan, karşısındaki kişiyi rahatsız etmeden nasıl bütün bu dosyayı yürütürler, eğitimlerde bunu vermeye çalışıyoruz. Tabi ki hukukun teknik kısımlarına dair de bilgi veriyoruz. Mevzuatı anlatıyoruz, dava örneklerini sunuyoruz. Eğitime gelen bütün meslektaşlarımız sahada çalışan avukatlar ya da akademisyenler oluyor. Dolayısıyla doyurucu eğitimler olduğunu düşünüyorum. SPoD’un avukat eğitimleriyle alana giren bir hukukçu olarak, gerçekten sonrasında da üzerine bir şeyler katınca, mevzuatı ve içtihatları takip edince, bu eğitimin güzel bir temel oluşturduğunu düşünüyorum.

“Fobi demek, illa birine fiziksel şiddet uygulamak değil”

LGBTİ+ avukatların mesleklerini icra ederken mevzuattan kaynaklı yaşayabilecekleri sorunlar nelerdir? Barolar bu hak kayıplarının önüne geçmek için neler yapabilir?

Aslında avukatlık kanununda doğrudan LGBTİ+’ların avukat olmalarını engelleyici bir düzenleme yok. Fakat ahlak, kamu düzeni gibi kavramlara avukatlık kanununda da atıf var ve bu bazen önümüze sorun olarak çıkabiliyor. Bu yaşandı daha önce. Sen yaşamıştın mesela. Barolar bu atıfları, aynen mahkemelerin yaptıkları gibi istedikleri gibi yorumlayabiliyorlar.

Barolar cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini görmezden gelmekten vazgeçebilirler. Kendi üyelerine dair de toplumsal cinsiyet lensiyle bakıp, hem LGBTİ+ avukatların hem de kadın avukatların genel ahlak adı altında tanımlanan şeylerden nasıl muaf tutabileceklerini biraz daha konuşarak tartışmaya açabilirler. Özne avukatları güçlendirecek işler yapabilirler. Baro komisyonları kurulması bunlardan bir tanesi olarak değerlendirilebilir. CMK eğitimi ve staj eğitim merkezlerinde verilen eğitimlerde de LGBTİ+'lara dair birtakım bilgilendirmeler verilebilir. Hukuk fakültelerinde, temel hak ve özgürlükler anlatılırken, LGBTİ+ hakları meselesine de girilebilir.

LGBTİ+ olan bir avukat ruhsatını alırken sorun yaşayabilir. Bir şekilde ruhsatını aldı diyelim; mahkemeler, savcılar, kalemler, katipler, diğer meslektaşları tarafından, baro içerisinde ciddiye alınmama gibi bir sürü sorunla karşılaşabilir. Çünkü fobi demek, illa birine fiziksel şiddet uygulamak değil, onu yok saymak, onu aşağılamak, onu incitmek, hedef haline getirmek... Bunların hepsi fobi. LGBTİ+ avukatlar yargının bütün özneleri tarafından fobiye maruz kalıyorlar. Bunlar için, barolar iç eğitimlerini biraz daha güçlendirebilirler ve ayrımcılığa ve fobiye karşı daha net, tavizsiz bir tutum sergileyebilirler. Hem TBB hem de barolar toplumsal cinsiyet körlüğünden vazgeçip, meselelere bu ayrımcılık perspektifinden de bakmaları sağlanmalıdır.

LGBTİ+'lar adalete güveniyorlar mı? LGBTİ+'ların avukatlar kurdukları ilişkilerden bahseder misiniz?

Bu konuda ikili bir ayrıma gitmek istiyorum. Türkiye'deki adalet sistemine ve adalet mekanizmalarına güvenmek konusunda sadece LGBTİ+'lar değil; herkes, avukatından hakimine savcısına kadar bence herkes çok büyük bir güven eksikliği yaşıyor.

LGBTİ+’ların adalete erişimleri için avukata güvenmeleri konusunda ise, ben geçtiğimiz yıllara göre çok daha iyi bir aşamada olduğumuzu düşünüyorum. Aslında Türkiye'de LGBTİ+'lara dair yargısal aktivizm, 2005'lerin sonunda Lambda'nın kapatılma davası üzerinden başlayan tartışmalarla başladı. Aslında LGBTİ+ alanına dair istikrarla çalışan avukatlar o dönemde ortaya çıktı ve sonrasın bu avukatların sayısı arttı. O zamandan beri, dernekler de öznelerin adalete erişimlerini en temel meselelerinden biri olarak gördüler. Mesela 2016'da yapılan bir araştırmada öznelere, bir dernekte ne olsun sorusu sorulduğunda, özneler en çok uzman hukukçunun mutlaka olmasını istedikleri cevabını verdiler. Bunun sebebi kendilerini karakolda, duruşma salonunda daha iyi temsil edecek avukatların olmasını istemeleri. Diğer bir sebebi de Türkiye'de avukatlık hizmetine erişimin yüksek ücretli olması ve avukatlık kanununda da danışmanlığın ücretli olarak yapılıyor olması. Biz danışma ücretlerimizi en nihayetinde derneklerden alıyoruz.

Bir sürü dernek LGBTİ+'lar konusunda avukatlara eğitimler düzenliyor fakat; LGBTİ+’ların da avukatlarla olan ilişkilerini hangi sınırda tutmaları gerektiğine dair bir hatırlatmanın bazen yapılması gerektiğini düşünüyorum. Biraz daha açmalıyım bu söylediğim şeyi; mesela bazen bir avukat aynı zamanda özneyse ve alanda sürekli görünen tanınan bir aktivistse, onunla avukatlık sınırı aşılıp bir arkadaşlık ilişkisine dönüşebiliyor ve sanki her saatte ulaşılabilir, her saatte doğrudan sana cevap vermesi gerekir, hiçbir özel hayatı olmayan, haftasonu olmayan bir yere konumlanabiliyor o avukat. Aslında bu durum da hareket içerisinde avukatların çok çabuk tükenmesine sebep oluyor. Çünkü alanda istikrarla çalışan binlerce avukat yok, biz kırk kişiyiz birbirimizi biliriz. Dosyalara bakan bir sürü avukat olabilir fakat her durumda koşan çok fazla avukat yok. Dolayısıyla avukat-müvekkil ilişkilerinin karşılıklı düzenlenmesi gerektiğinin önemli olduğunu düşünüyorum.

SPoD’un hukuki danışmanlık hizmetinde en çok karşılaştığınız sorular, başvurular ya da öznelerin sorunları neler?

Dernek olarak ara ara faaliyet raporlarımızla sunuyoruz. En çok başvuru aldığımız konular: Transların beden uyum süreci; TMK 40. maddeden kaynaklı davalar; isim tashihi davaları; diploma değişikliği davaları; askerlik sürecine ilişkine açılması gereken davalar; aile içi şiddet, 6284'ten kaynaklı dilekçe desteğine ilişkin hizmetler sunuyoruz. HIV'le yaşayan LGBTİ+'ların yaşadıkları ayrımcılıklara ve damgalamalara ilişkin çok fazla başvuru alıyoruz. İşten atılma, LGBTİ+ olduğu için kira sözleşmesinin feshi, ifşa tehditleri gibi bir sürü başlık altında başvuruları toparlayabiliriz. Bazen çok spesifik durumlar da yaşanabiliyor, bu saydıklarım en genel olarak aldığımız başvurular.


Etiketler: insan hakları
Nefret