23/03/2011 | Yazar: Damla Gülmez

LGBT örgütleri Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu Kanun Tasarısı ve Anayasa çalışmalarını konuşmak için Diyarbakır’da bir araya geldi.  

LGBT’ler ‘Cinsel Yönelim’ ve ‘Cinsiyet Kimliği’ Realitesinin Tanınmasında Kararlı Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
LGBT örgütleri Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu Kanun Tasarısı ve Anayasa çalışmalarını konuşmak için Diyarbakır’da bir araya geldi.
 
Diyarbakır, İstanbul, Ankara, Eskişehir ve İzmir’den LGBT’ler, 18–19 Mart’ta, Ayrımcılık Kanunu ile Anayasa’da “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ibarelerinin geçmesine yönelik çalışmalar yapmak üzere Diyarbakır’da bir araya geldiler.
 
İstanbul’dan Lamda, Kadın Kapısı, İstanbul LGBT; Ankara’dan Pembe Hayat, Kaos GL; İzmir’den Siyah Pembe Üçgen; Eskişehir’den MorEl ve Diyarbakır’dan Hevjin üyelerinin katıldığı toplantıda kampanya süresince homofobi ve transfobiyi deşifre etmekten bir adım öteye geçilmesi gerektiğinin altı çizildi. Yasa talebinin karşılığını bulması için çalışmalarını sürdürecek olan LGBT’ler, Ayrımcılığa Karşı kanun Tasarısı için çalışan diğer sivil toplum örgütleri ile de iletişim halinde olunması gerekliliğini vurguladılar.
 
LGBT örgütleri, “Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu Kanun Tasarısı Taslağı’nın 3. Maddesi’nde yer alan “cinsiyet, ırk, renk, dil, inanç, etnik köken, cinsel kimlik, felsefi ve siyasi görüş, sosyal statü, … ve benzeri temellere dayalı ayrımcılık yasaktır.” hükmünde yer alan “cinsel kimlik” ibaresinin taslakta çıkarılmasına dair tepkilerini 2 Şubat 2011 tarihinde yaptıkları yazılı açıklama ile dile getirmişler ve “cinsel kimlik” ibaresinin tekrar eklenmesini talep etmişlerdi. Talepleri karşılıksız kalan LGBT’ler İstanbul ve Ankara’da yaptıkları toplantıların ardından Diyarbakır’da üçüncü kez bir araya geldiler. 7 Mart’ta Ankara’da yapılan toplantıda gruplara ayrılan örgüt temsilcileri kampanya çalışmalarına fiilen başlamışlardı.
 
Toplantının birinci gününde Kürt Sorunu’na ilişkin LGBT örgütlerinin konumlanması ve Diyarbakır Hevjin ile ilişkiler konuşuldu. Çalışma gruplarının sunumlarının ardından kampanya örgütlenmesine dair planlamaların konuşulmasına ikinci gün de devam edildi. Daha öncesinde tüm LGBT bireylere Newroz çağrısı yapan örgütler 20 Mart Pazar günü de alanda gökkuşağı bayrağını dalgalandırdılar.
 
İki günlük yoğun programın ardından bazı katılımcılardan çalışmaları ve Ayrımcılık yasa taslağı sürecini değerlendiren görüşlerini aldık.
 
Belgin Çelik (Pembe Hayat): “Çalışmalarımızı sadece LGBT bireyler için sürdürüyor olmanın yeterli olmadığını düşünüyorum. Hak hepimizin hakkı; Aleviler için de, Kürtler için de, Çingeneler için de… Onlar ne kadar özgürse ben de o kadar özgür olurum. Bu bir mozaik bütündür. Biz hepimiz bir mozaiğin parçasıyız. Bu coğrafyada yaşıyoruz, bizler uzaydan gelmedik. Bizim de ailelerimiz var, annemiz var, babamız var, çevremiz var, ahbaplarımız var. Ben vatandaş olarak bir tek seçimden seçime hatırlanmamalıyım. Anayasada, ceza hukuk sisteminde belirli bir zümreye yönelik çalışmalar yapılıyorsa bu LGBT’leri de içermeli. Hiçbir azınlık grup dışlanmamalı, ötekileştirilmemeli. Ve biz bu ayrımcılık yasası için hep beraber çalışmalıyız.”
 
Gizem (Lamdaistanbul): “Anayasa taslağından “cinsel kimlik” ibaresinin çıkarılması ile ilgili olarak genel bir değerlendirme yapmak gerekirse: zaten yoktuk, bir illüzyondu. Bu kadar kolay var ve yok oluşumuz bu süreçte bazı şeylerin yanlış örgütlendiğini gösteriyor. Bizim talebimizle girmedi o oraya, üstten bir hamle ile girmişti ve bizim haberimiz olmadan da çıktı. Ayrımcı ve özgürlükçü olmayan bir tavır oluşu yanında bize başka bir mesaj daha veriyor. Süreçte söz sahibi değiliz. Nasıl söz sahibi oluruz sorusunun yanıtını ararken bu yaptığımız toplantılar önemli diye düşünüyorum. Bir şekilde sokakta varız, belli bir birikimimiz var, belli bir deneyimimiz var. Ama bu konuda muhatap değiliz. Bu toplantılar çok önemli. Belki bugün bir şey olmayacak. Üç ay sonra bir şey değişmeyecek ama öz örgütlenme adına çok önemli olduğunu düşünüyorum”
 
Oktay (Siyah Pembe Üçgen İzmir): “Hükümetin bir şekilde göstermelik de olsa yapmaya çalıştığı ayrıcılıkla mücadele yasa tasarısından “cinsel kimlik” ibaresini bir anda çıkarmış olması öncelikle LGBT hareketinin kimlik ve bilinç siyasetinin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Burada tam bir ikiyüzlülük olduğu açıktır. İçselleştirilmeyen bir takım açılım ya da vaatlerinin ne kadar havada olduğunu gösteriyor. Bizim bu konuda Diyarbakır’da toplanmamızın gerekli olduğunu da ortaya koymuş oldu.”
 
Şevval Kılıç (Kadın Kapısı & İstanbul LGBT): “Hükümetin bu manevrası beni şaşırtmadı. Sadece en başta konmuş olması ve sonradan çıkarmaları bizi rencide eden şey. Seçimler yaklaşıyor ve hükümet muhafazakâr tabanını kızdırmak istemiyor. Dolayısıyla yoksunuz gibi bir açıklama yapılıyor. Ama biz tabiî ki LGBT hakları için mücadele eden insanlar olarak yapabileceklerimizi yapacağız, yapamayacaklarımızı bunları yapabilen mekanizmaları devreye sokarak bir şekilde bunun olmasını sağlayacağız.
 
Bu kadar farklı yapının bir arada oluşunun çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bugün burada bir araya gelen insanlar farklı şehir ve kültürlerden gelen LGBT aktivistleri. Hepimizin her konuda hemfikir oluğu yanılgısına düşmeyelim. Fakat yine de belirli amaçlar paydasında hepimiz tek ses çıkarabiliyoruz. Bu işte politikacıların yapamadığı bir şey. Biz politikacı değiliz ama biz de politika yapıyoruz. Politikayı yapılması gerektiği gibi yaptığımıza inanıyorum.”
 
Umut Güner (Kaos GL): “Hükümet oy kaygısıyla LGBT bireylerin varoluşlarından vazgeçiyor. Buna asla taviz vermeyiz. Hayatlarımızın siyasi partilerin kısa vadeli çıkarlarına kurban edilmesine izin vermeyiz. Ayrımcılık yasa tasarısına cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği eklenmediği durumda bu yasanın yasallaşması gerekir ve sadece bizim değil herkesin dert etmesi gerekir. “Cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ayrımcılığı sadece bizim talebimiz değil insan hakları hareketinin de kadın hareketinin de talebi. Bu talebin arkasında durmalarını ve bizi yalnız bırakmamalarını istiyoruz.”  
 
İlgili Bağlantılar:
 

Etiketler: yaşam
Nefret