16/03/2015 | Yazar: Ömer Akpınar

AİHM’in Türkiye’yi para cezasına mahkûm ettiği cinsiyet geçiş süreci davasında Avukat Ali Nezhet Bozlu, karar sonrası hukukî süreci ve mahkemenin yorumunu kaosGL.org’a anlattı.

‘AİHM, transların fiziksel ve ahlakî güvenlik hakkının tam olduğunu belirtiyor’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), cinsiyet geçiş ameliyatı olmak için mahkeme izni alamayan trans erkeğe ilişkin kararında Türkiye’yi para cezasına mahkûm etti. Davanın avukatı, Mersin Barosu’ndan Ali Nezhet Bozlu, karar sonrası hukukî süreci ve mahkemenin yorumunu kaosGL.org’a anlattı.
 
AİHM, Türk Medenî Kanunu’nun cinsiyet geçişiyle ilgili 40. Maddesine dair Y.Y. - Türkiye davasında kararını geçtiğimiz hafta açıkladı. Mahkeme, oybirliğiyle aldığı kararda Türkiye’nin başvurucu Y.Y.’ye 7.500 Euro manevî tazminat cezası ödemesi gerektiğine hükmetti.
 
“Hukuk mücadelesini Mersin Barosu avukatlarının sürdürmesinden gurur duyuyorum”
 
Mersin Barosu Başkanı ve Ali Nezhet Bozlu, karara ilişkin Perşembe günü bir basın açıklaması yaptı. Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, özel hayata saygı hakkı temelinde başvurucunun 2005 yılında başlattığı hukuk mücadelesini Mersin Barosu avukatlarının sürdürmesinden gurur duyduğunu söyledi. “Yerel mahkemede iç hukuk yollarını tüketen ve daha sonra ikinci kez yerel mahkemeye başvuran Av. Seyhan Göktürk’e ve bu davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götüren Av. Ali Nezhet Bozlu’ya teşekkür ederim” dedi.
 
Bozlu ise Türk Medenî Kanunu’nun 40. Maddesindeki onsekiz yaşında olmak, evli olmamak, transseksüel yapıda olmak, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olması şartlarına sahip başvurucunun üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunmak şartına sahip olmadığını, bu nedenle davasının reddedildiğini paylaştı.
 
“Avrupa Mahkemesi’ne yaptığımız başvuruda, bu yasanın başvurucuyu bedeni ile ruhu arasındaki çelişkiye mahkûm ettiğini dile getirdik,” diyen Bozlu, Trans Danışma Merkezi Derneği, Kaos GL Derneği ve Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’ne teşekkür etti.
 
Ali Nezhet Bozlu ile karar sonrası hukukî süreci ve mahkemenin yorumunu konuştuk.
 
AİHM Türkiye’yi para cezasına mahkûm etti. Peki, bundan sonraki süreç nasıl işleyecek?
 
Bundan sonraki sürecin nasıl işleyeceği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 43. ve 44. maddelerinde belirtilmiştir. Daire’nin verdiği bu karar şu anda kesin değil. Karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde taraflardan herhangi birinin kararın Büyük Daire’ye gönderilmesini isteme hakkı var. Bu karar başvurucu lehine olduğu için, Hükümet bu kararın Büyük Daire’ye gönderilmesini isteyebilir. Hükümet tarafından böyle bir talep yapılırsa, beş yargıçtan oluşan bir kurul davanın daha fazla inceleme gerektirip gerektirmediği hususunu inceler. Bu kurul inceleme gerektiği kanaatindeyse, dava Büyük Daire’de görülür ve burada verilecek olan karar kesindir. Büyük Daire’ye gönderme istemi kurul tarafından reddedilirse Daire kararı o tarihte kesinleşir.
 
Karardaki “kendi kaderini tayin hakkı” vurgusu nasıl bir önem taşıyor?
 
Kararın kendisi 46 sayfa ve Fransızca. Benim çevirerek yayınladığım metin, Mahkeme Yazıişleri’nin basın açıklaması. Ancak, özet mahiyetindeki bu basın açıklaması bile çok etkileyici. “Right to self-determination”, yani kendi kaderini tayin hakkı, Mahkeme tarafından başvurucunun kendi cinsel kimliğini tesis etme özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olarak nitelendirildi. Dikkat ediniz, “cinsel kimliğini tesis etme özgürlüğü” ile beraber kullandı. Bu çok önemli bir tanımlama.
         
Mahkeme, davada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8 Maddesinde yer alan özel hayat saygı hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Bu “özel hayat” ifadesinden ne anlamalıyız, mahkeme bu maddeyi kararda nasıl yorumladı?
 
Mahkeme’nin önceki içtihatlarına baktığımızda, özel hayatın mahremiyet hakkından daha geniş, herkesin özgür olarak kişiliğini oluşturmasını ve geliştirmesini içeren bir alan içerdiğinin tespit edildiğini, sadece iç dünyaya hapsedilemeyeceğinin ifade edildiğini görüyoruz.
 
Mahkeme’nin bu kararda 8. madde kapsamında transseksüellere ilişkin tespit ve yorumları şöyle sınıflanabilir:
         
İlk olarak, Mahkeme transseksüellerin kişisel gelişimi ve fizikî ve ahlakî güvenliği hakkının toplumdaki diğerleri kadar tam olduğunu, bunun tartışma konusu yapılamayacağını tekrar etti. Burada ayrımcı yaklaşımların tartışma konusu dahi yapılamayacağını vurgulayarak belirtiyor.
         
İkincisi, bu sorunun çözümüne ilişkin Avrupa’da ortak bir yaklaşım eksikliği olsa da, transseksüellerin artan sosyal kabulü ve operasyon sonrası transseksüellerin yeni cinsel kimliklerinin yasal olarak tanınması lehine yaygın olan kanaati daha fazla önemsediğini ifade etti. Konuya dinamik ve gelişimsel bir yaklaşımı benimsediğini bir kez daha belirtti.
         
Üçüncüsü, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin, transseksüellere cinsiyet değiştirme ameliyatı veya hormonal terapi gibi tıbbi prosedür ön koşulu getirmeksizin seçtikleri kimliklere resmi belgelerin düzenlenmesine ilişkin tavsiye kararına vurgu yaptı. Buna ek olarak bazı ülkelerde bu doğrultuda değişiklikler yapıldığını da belirtti.
 
Bütün bunları, Mahkeme Yazıişleri’nin yaptığı basın açıklamasından çok çok özet haliyle görebiliyoruz. Karar metni tamamen Türkçe’ye çevrildiğinde, kararı daha hukukî ve daha bilimsel bir tarzda görebilme şansımız olacak.
 
İlgili haberler:
 

Etiketler: insan hakları
Nefret