13/02/2015 | Yazar: Ömer Akpınar

Gözde ile Melahat yol arkadaşlıklarını, eğlenceli sohbetlerini, birbirlerinden öğrendiklerini ve sevgilerini kaosGL.org ile paylaştı.

‘Bana sarıldığında içim ısınıyor’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
“İki biseksüel kadın - bir Çorumlu ile bir Bandırmalının aşkı” diye paylaşılmalı bu haber şakasıyla, gülerek başladık röportaja. Gözde ile Melahat, alternatif başlığın dediği gibi iki biseksüel kadın. Yol arkadaşlıklarını, eğlenceli sohbetlerini, birbirlerinden öğrendiklerini ve sevgilerini kaosGL.org ile paylaştılar.
 
Gözde ile Melahat’in nasıl tanıştıkları konusunda iki farklı teori var. “Ben onunla 2. Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum’da tanıştım ama o benimle Homofobi Karşıtı Buluşma’da tanıştı geçen sene. Bizim tanışmamız arasında bir 5 ay oynuyor yani,” diye anlatmaya başlıyor Gözde. Nedeni ise unutkanlık.
 
“Melahat ilk tanışmamızı hatırlamıyor da ben pek unutamıyorum, biraz aksi bir tanışma olmuştu çünkü. Geçen yıl Homofobi Karşıtı Buluşma’da yeniden tanışma faslı yaşayınca bu aksiliğin sadece takılmasını yaptım ben de, içim rahatladı bir yandan.”
 
Şimdi bir de Melahat’ten dinleyelim: “Mayıs’ta HKB etkinlikleri sırasında birlikte bayağı vakit geçirdik. Etkinlik hazırlıklarında çok yardımcı oldu Gözdeler, sürekli bir aradaydık. Dostça bir yakınlaşmamız oldu, hayli bir süre böyle devam etti. Zaten o zamanlar benim bir sevgilim vardı. Gözde’nin keza görüştüğü biri...”
 
O esnada Gözde’den geliyor ilk müdahale: “Ne görüştüğü, benim de sevgilim vardı (gülüyorlar).”
 
Gözde: Daha sonra İzmir Pride oldu, Melahat’la orada biraz görüştük.
Melahat: Pride’dan sonra başladı diyebiliriz.
Gözde:Ondan sonra başlamadı, daha 1 ay var (gülüyor). Pride’dan sonra daha sık konuşmaya, görüşmeye başladık diyebilirim.
Melahat: Evet, zamanla yoğunlaştı hislerimiz, yakınlaştık ve birbirimize açıldık. Ama o dönem âşık olduğum bir kadın vardı ve iki kişiden birden etkilendiğimi fark ettim. Biraz karışık bir dönem oldu diyebilirim.
 
Sonrasında hislerini etkilendiği iki kadına anlatmaya karar veriyor Melahat:
 
“İkisiyle de gönülden paylaştım hislerimi; ne kendimi, ne de sevdiğim kadınları kandırmak istemedim. Böyle de sürebileceğini düşünüyordum ama tabii onların ne düşündükleri ve yaşayacağımız ilişkinin içlerine sinmesi önemliydi. Paylaştıktan sonra ikisi de gayet anlamaya açık yaklaştılar, ‘yaşadığımız şey ikili olarak bizi ilgilendirir’ deyince öylelikle sürdürdük bir süre. Şimdi Gözde’yle birlikte sürdürüyoruz yalnızca. Tek eşliliğe döndük diyormuşum (gülüyor)”
 
“Görülmemiştir böyle aşk inan dünyada”. Mı acaba?
 
Ajda Pekkan’ın “Üç Kalp” şarkısını hatırlatıyorum; aynı anda iki kişiyi sevmek mi olurmuş, hadi oradan diyenleri... Melahat cevaplıyor:
 
“Niye olmasın, oluyormuş. Yani olamaz deyince olmuyor değil ki. İnsanlar çeşitli biçimlerde hissedebiliyorlar. Görünür olamayabiliyor! Misal bu konuda söylediklerimin röportajda yer alıp almasını düşündük Gözde’yle, sonrasında gelebilecek can sıkıcı yorum ihtimallerine karşın… Karşılıklı istek, rıza, mutluluk önemli. Ben de ilk kez deneyimledim; ama yaşamadan evvel de karşı olduğum bir şey değildi bu. Her şeye rağmen, biraz da kendimize, hislerimize ve birbirimize karşı ne kadar samimi olduğumuzla, değişmeye açık olmakla, duygularımızı ve yaşanabilirliğimizi ne kadar özgür bıraktığımızla ve bu duyguları ifade etme özgürlüğünü sağlamamızla da ilgili gibi.”
 
“Nesiniz siz şimdi?” soruları...
 
İlişkilerinin önünde herhangi bir engelle karşılaşıp karşılaşmadıklarını merak ediyorum. Bir “ilişki” tariflemek zorunda bırakılmanın kendisinin nasıl yorucu bir şeye dönüşebildiğini anlatıyor Melahat:
 
“Bizim birbirimize dair, ilişkimizi sürdürmeye dair engel gördüğümüz şeyler olmadı, birbirimize de engel olmadan tatlı tatlı yaşıyoruz. Ama başkaca gördüğümüz engeller var pek tabii, bir dünya var. Engel dediklerimizi de herkesin engelleri olarak gördüğümüzden aşma yolunu da heteroseksizme ve otoritenin nicelerine karşı mücadelede yer almakta buluyoruz. Ha deyince aşılır şeyler değilse de; zaman, emek, umut, sabır...
 
Gözde’nin photoshop’ladığı Melahat
 
“Örgütlerimizi, yakın aktivist çevremizi tenzih ederek söylüyoruz. Zira yakın aktivist çevremiz her daim nefes aldığımız, güçlendiğimiz bir noktada bizim için… Yani tabi bizi yorabilen meseleler bundan ibaret olmasa da; çevremizde insanlar merak ediyor, soruyorlardı; açıklama yapmak durumunda hissettirebiliyorlardı. Aramızdaki ilişkiyi inkâr etmiyorduk; ama bunun bir adı olmalı diyerek deklare de etmiyorduk. Bir bakmışız ki birbirimize sevgilim diyoruz ve bunu dediğimiz için sevgiliyiz bugün. ‘Bu çokça anlatılabilir, üzerine tartışılır ve herkesin yorum getirebileceği bir şey değil çünkü. Bizi ilgilendiren bir süreç sonuçta’ demeden de etmiyorduk bunu sağlamak zor olsa da.
 
Gözde de ilişkinin illa bir tanım gerektirmediğini düşünüyor: “Bizim de çok tanım koyduğumuz bir şey değildi. Tanım koymadığımız bir şey üzerinden insanlara bir şeyler söylemek zorunda hissetmek falan, o da ilginçti. Tanımlanacak bir şey de değil çünkü.”
 
Birlikteliklerinden anladıkları yaşandıkça belirginleşmiş. Melahat Ankara’da, Gözde’de ise İzmir’de olduğundan birlikte zaman geçirebilmek için bayağı bir mesafe kat etmişler.
 
Gözde: Pamukkale Turizm yârim oldu (gülüyor).
Melahat: Benden de Kamil Koç kazandı (gülüyor).
 
Birbirlerini tanıma süreçlerinde ise söz bu kez Gözde’de:
 
“Tabi, hiçbir zaman temelli bir tanıma hâlinde olamıyorsunuz yani kendinize dair de her gün başka bir şeyi fark ederken karşınızdaki insanı yanınıza alma sürecinde gözleme başvurabiliyorsunuz. İstek biraz da... İstek olduğu sürece her an tanıma ve tanınacak yeni şeyler oluşturma oluyor.”
 
“İlişkimiz başka kadınları da güçlendiriyor”
 
İlişkilerinin görünürlük kazanmasıyla tanımadıkları kişilerden “o seni aldatıyor” gibi mesajlar alsalar da olumlu tepkilerin daha fazla olduğunu söylüyor Melahat:
 
“İlişkimizi açık yaşıyor, paylaşıyor olmamız aslında bir yerlerde birilerini güçlendirebiliyor. Sosyal medya hesaplarımızdan bizi tanıyan da, tanımayan da takipçilerimizden ilişkimize dair olumlu yorumlar aldık, mutluluğunu, ilişkimizin biseksüelliğe dair olumsuz yargılarını kırdığına dair yorumlarını paylaşanlar oldu... Özellikle de eşcinsel, biseksüel kadınları güçlendirdiğini, iyi geldiğini gördük. Bu da bizi mutlu etti.”
 
Gözde: Benim blogum üzerinden çok fazla hayranı oldu Melahat’in mesela. Çok seviyorlar onu.
Melahat: Gördüğümüz yerde sarılacağız size gibi.
Gözde: Genelde de anonim geldiği için mesajlar, insanlar daha rahat yazabiliyorlar.
Melahat: Kim olduğu gözükmüyor.
Gözde: Anonim zaten o demek aşkım (gülüyorlar).
 
“El ele tutuşmak müthiş keyifli bir şey”
 
Gözde’ye göre, hem kendisinin, hem de Melahat’ın cinsel yönelimi konusunda açık olması çok güzel bir his:
 
“Ben yönelimsel bağlamda değil de, ilk defa bu kadar görünür bir ilişki kurdum sanırım. Bunun keyfini sürüyorum biraz. İlişkimiz için bir yol diyoruz, birlikte yürüyoruz. Ve el ele tutuşmak müthiş keyifli bir şey. Bunun gerçek hayata da yansımış olması inanılmaz güzel ve huzur veriyor bana. Öte yandan LGBTİ hareketinin içinde de aktivist olarak yer almak, birlikte bir şeyler yapmaya çalışmak inanılmaz keyifli, birbirimizle fikir paylaştıkça bir şeyler yapmak için umudum artıyor. Ankara’dan İzmir’e her dönüşümde içimde farklı şeylerin yapma arzusuyla dönüyorum misal. Çünkü bu ilişkinin besleyiciliği yalnız duygusal değil, çünkü bu ilişki çok yönlü olarak doyuruyor ikimizi.”
 
“Misler misi içi”
 
Birbirinizde sevdiğiniz 3 özellik?
 
Melahat: Sarılmasını çok seviyorum. İçim ısınıyor. Sarıldığında çok huzurlu hissediyorum.
 
Sohbetini seviyorum. Hiç bir şeyi düşünülemez, konuşulamaz, tartışılamaz, paylaşılamaz görmüyor. Çok yapıcı ve anlayışlı. Gönül rahatlığıyla konuşabiliyor, çözüm üretebiliyor, karar verebiliyoruz. Ve sohbet ederken laf lafı açıyor, çok da eğleniyoruz. Âşık olduğum kadınla böylesi bir ilişki kurabilmek bana çok iyi geliyor.
 
Aklını çok seviyorum bir de. Entrikası, madiliği, ufak hesapları da yoktur Gözde’nin... Zeki bir kadın. Hakikaten tanıştığımızdan beri buna ayrıca hayranım. Hem politik, hem mizah zekâsını ne kadar övsem az (gülüyor).
 
Gözde: Imm, galiba öncelikle diyebileceğim ilk özelliği açık yürekli oluşu. Yani hiçbir şeyi gizleme hali yok, her şey gönlünde nasılsa dilinde de öyle Meloş’un. Ve bu beni çok etkiliyor. Bir şey karaysa gri gibi göstermeye çalışmıyor, karanın güzel yanlarına sarılıyoruz birlikte.
 
Sonra yol arkadaşlığı diyebilirim herhalde. Çok güzel bir yol arkadaşı Melahat, her şeyden önce sürükleniyor gibi hissetmiyorum onunla olan yolculuğumda. Bazen el ele, bazen diz dize, bazen göz göze, böyle gidiyoruz. Bilirsin sen de, aktivistler olarak çok kolay hayatlar yaşamıyoruz, ajite etmek için ya da “bakın görün, nasıl zorluk içindeyiz” demek istemiyorum lâkin dışarıda olduğundan daha hızlı yaşamamız gereken psikoloji geçişleri olabiliyor. Misal bir arkadaşımızı kaybediyoruz, haberini alıyoruz, öte yandan bize tam da arkadaşımızı kaybettiren sebepler üzerine bir mücadele pratiğimiz olmak zorunda, bunun farkındalığı var, onu hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bunlar hızlı geçişler, bazı duyguları farklı formlarda yaşama hâli, yas gibi mesela. Ve herkes bu hızlı hâlin içinde tam anlamıyla tutunamayabiliyor. Ya da tutunurken daha yakın tutunmalar ve tutuşmalar istiyor (gülüyor). Bu noktada Melahat için gönül rahatlığıyla mükemmel bir yol arkadaşı diyebilirim. Ne yoldaki taşları görmezden geliyor, ne taş görünce yürümeyi kesiyor.
 
Gözde
 
Misler misi içi. Sabırlı da. Ve yani bu soru biraz acımasız bir soru çünkü bitmez en beğendiklerim. Hiç sonu olmasa da bu soru için son olarak bakışlarının ellerine olan yansıması diyebilirim sanırım. Bir kez bile aynı masada Meloş’la oturmuş insan fark etmiştir, kafası sürekli doludur orada otururken başka şeyleri bir yandan yoluna sokmak için düşünür. Bu düşüncelerin birden kesildiği bir an var, o an ellerine yansıyor. Bunu çok seviyorum.
 
“Sevgi neydi? Sevgi emekti...”
 
Bu ilişkide ne öğrendiniz?
 
Melahat: Birlikte öğreniyoruz. Paylaştıkça, zamanla. Bitmiyor da yani… Birbirimizi incitmeden ilişkimizi sürdürüyor olmak çok güzel… Bugünlerde ilişkimize bakınca bu sözler geçiyor içimden: Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti...
 
Gözde: Bunu Melahat’le olan ilişkimde öğrenmesem de en güzel Melahat’le hissettim; insan duygularını saklamayıp küçük hesaplar içine girmediği sürece o belirginleşen duyguların okşandığını fark ediyor. Küçük hesaplar derken de şundan bahsediyorum, yaşanan güzelliği bazı gereksiz gerginliklerle yıpratıyor olma, biriken sevginin canını haksız yere acıtma gibi gibi şeyler... Seviyorsam, bundan mutluysam olabildiğince sorun yaratmadan ilerlesin isterim, ilerletirim de. Her şeyi olduğu gibi konuşmak belki, biraz da bunu pratiğe dökmüş olabilirim. Daha rahat, daha açık ve daha sağlıklı.
 
“Gözde’yi ailemle tanıştırdığım günün mutluluğunu unutamam”
 
Unutamadığınız bir anınızı istesem?
 
Melahat: Geçenlerde, Gözde’yle ailemi tanıştırdığım gün diyebilirim. Ailem gönlü açık, güzel insanlardır, arkadaşlarımıza karşı da hep öyleydiler. Ama böyle bir durumda hani nasıl olacak diye de meraktaydım. Yani ilk kez açık bir kadın sevgilimi tanıştırıyordum. Abime ve anneme evvelinde az biraz söyledim. İlişkimize dair konuşulmadı. Ailem Gözde’yi yıllardır tanıyormuş gibi rahat ve yakındı. Güzel geçti o akşam. O günün bendeki “bugünlere de geldik, nihayet bugünleri de gördüm ya” mutluluğunu da unutamam.
 
Gözde: Meloş’la unutamadığım anlardan birisi, biz bir geceyi hastanede geçirdik. Bir arkadaşımıza taksi vurmuştu, çok yoğun bir hafta ve çok yoğun bir gecenin ardından böyle talihsiz bir olay yaşadık. Acilde geçirdiğimiz o geceyi hiç unutamıyorum. Hastanenin koridorlarında ordan oraya koşup gece ayazında bankta oturuşumuz, sonuç bekleyişimiz, o gece bizi birbirimize daha bir bağlayan gece olmuştur. Eve vardığımızda bir süre yorgunluktan uyuyamayışımız da aklımdan çıkmıyor pektabi.
 
“Yollar mutlaka kesişiyor. Gönlünüzü ferah tutun”
 
Son olarak, LGBT’ler arasında yalnızlık korkusu biliyorsunuz biraz fazla. Tanışma açısında yaşanan sıkıntılar bir yana, ilişkilerini her zaman gönüllerince yaşayamadıklarından bu gibi konulara karşı umutsuz olma eğilimi gösterebiliyorlar. Bu tür hisler içinde olanlara ne söylemek istersiniz?
 
Melahat: Kolay değil biliyorum ama karamsarlığın da bize bir şey kazandırdığını görmedim. Güzel deneyimleri görmemize ve yaşamamıza da engel olabiliyor bazen. Önümüzde yollar var bize yürümek için biraz daha istek ve gayret lazım olabiliyor sanki. Engellere rağmen yürümek… Elbet gönlümüze göre birileriyle yollarımız kesişiyor ve öyle devam edilebiliyor. Mümkün. Hani yollar ayrılsa bile sağlık olsun deyip yola devam edersek yolların kesişeceği birileri yine olabiliyor elbet... Gönüllerimizi ferah tutalım.
 
Gözde: Bu dünyada yolları kesişmeyen insan yok. Hayatta hiç kimse insanlarla paralel iki doğru gibi seyir sürmüyor. Mutlaka bir yerde birileriyle bir şekilde yollar kesişiyor. Misal ben o ilk tanışmamızda demezdim ki Melahat’le yollarımız kesişsin ama şimdi gel gör uzun bir yolu yürüyoruz birlikte. İnsanın her şeyden önce biraz da kendine şans tanıması çok önemli. Çok!

Etiketler: kadın
Nefret