05/09/2011 | Yazar: Gülistan Aydoğdu

Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) 2. Olağan Büyük Kongresi Ankara Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda onbinlerce kişinin katılımı ile yapıldı.

‘Bizden Zorbalıkla Çalınanı Geri İstiyoruz’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

 Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) 2. Olağan Büyük Kongresi Ankara Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda onbinlerce kişinin katılımı ile yapıldı.

“Demokratik Özerklikle Demokratik Cumhuriyeti selamlıyoruz” şiarıyla gerçekleştirilen kongreye yurt içi ve yurtdışından yoğun ilgi vardı.
 
“Tam da sözün söylenmesi gereken yerdeyiz”
Filiz Koçali ile birlikte BDP Eşbaşkanı Hamit Geylani kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, eğitim sistemindeki asimilasyon politikalarına vurgu yaptı. “Maya bozan bu eğitim isteminde günahsız çocuklara daha anaokulunda ezberletilen “Türküm, Doğruyum, Çalışkanımla” başlayan ant ile ırkçılığın ilk şırıngası başlıyor. Körpe yavrularımızın varlığı hiçbir şeye armağan olmasın” diyen Geylani sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Erdoğan da, Ahmedinejat da bilmelidir ki kirli siyaset yapanların kendileri de kirlenir. Erdoğan’ın sözün bittiği yer dediği yer otuz yıllık kan gölünün ortasıdır. Tam da sözün söylenmesi gereken yerdeyiz.”
 
Eşbaşkan Filiz Koçali, “Başbakan aranıza mesafe koyun diyor. Kiminle?” diye başladığı konuşmasını, “Bedel ödemekten korkmuyoruz Sayın Başbakan. Siz PKK ile aranızdaki mesafeyi kapatın diyor. Mesafe kapanmazsa sorun derinleşecek, uçurum olacak diyor. BDP bu uçurumu kapatacak tek partidir. BDP Türkiye’nin tek sigortasıdır.” diyerek tamamladı.
 
Kışanak ve Demirtaş yine eşbaşkan seçildi
Eşbaşkanlık sistemini fiiliyatta uygulayan, ancak Siyasi Partiler Yasası nedeniyle sadece bir kişiyi genel başkan olarak gösterebilen BDP, Eşbaşkanlık için Selahattin Demirtaş’ı gösterdi. Fiiliyatta ise Gültan Kışınak da Eşbaşkan olarak görev yapacak.
 
Konuşmalardan sonra yapılan seçimlerde Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak BDP Eşbaşkanlığı’na getirildi. Kongrede ayrıca 80 kişilik PM de belirlendi.
 
“Bizden zorbalıkla çalınanı geri istiyoruz”
BDP Genel Başkanlığına seçilen Selahattin Demirtaş, konuşmasında “savaş ve şiddettin yüz yıl da geçse sorunu çözmeyeceğini” “ söyledi. Demirtaş, “Bu savaşta yaşamını yitiren askere, polise, gerillaya yazıktır. Kanlı ve zorlu bir sürece doğru ilerlerken hiçbir siyaset buna seyirci kalmaz. Hükümet kendine sunulan barış için çözüm önerilerine cevap vermelidir.” dedi.
 
Hükümetin yeni Anayasa yapmak gibi bir derdi olmadığını da söyleyen Demirtaş; “var olan 12 Eylül yasasının bazı maddelerini değiştirmekle yetinecektir” dedi.
 
BDP’nin Meclis’ten kaçmadığını ama mücadeleyi de sadece parlamentoya endekslemediğini belirten Demirtaş, şunları söyledi:
“Sadece AKP iktidarı döneminde 205 sivil öldürülmüştür. Bu öldürülenlerin 62’si çocuktur. Biz Suriye’nin, Filistin’in, Mısır’ın, Libya’nın mazlum halklarının istediklerinden fazla bir şey istemiyoruz. Bizden zorbalıkla çalınanı geri istiyoruz sadece. Diyalogcu, barıştan yana her türlü çözüm için BDP açıktır. Ancak halklar onurlu, eşit yaşam hakkına sahip değillerse, direnmekten başka şansı yoktur. Yok olacaksan direnerek onurunla yok olmasın. Kürtlerin mücadelesi sadece Kürtçe konuşulsun diye değil. Biz direndikçe, emperyalist birçok uluslararası oyun bozulacaktır. Biz direndikçe onların oyunlarına çomak sokacağız. Blok’a verilen bir tek oy boşa gitmeyecektir. Hiçbir şey başaramasak bile umudu gelecek nesillere taşıyacağız.”
 
“Demokratik çözüm protokolü”
BDP, Ankara’da gerçekleştirdiği 2. Büyük Olağan Kongresi’nde 8 maddelik ‘Demokratik çözüm protokolü’ sundu. Gültan Kışanak, demokratik çözüm protokolünün bir müzakere metni ve yol haritası olduğunu söyledi.
 
1-Türkiye’de yaşayan tüm kimliklerin, kültürlerin, dillerin, inançların anayasal güvence altında olduğu, açıkça anayasada yer almalı. Etnik kimlikler arasında alt kimlik-üst kimlik tartışması yapılmamalı. Bu çerçevede, üst kimlik olarak hiç bir etnik kimliğe vurgu yapmayan anayasal vatandaşlık esas alınmalıdır.
 
2-Herkesin kendi anadilini özgürce ve hiç bir kayıt-koşul olmadan kamusal alan dahil her alanda kullanabilmesi anayasal güvence altında olmalıdır. Anadilde eğitim anayasal bir hak olarak tanınmalıdır.
 
3- Tüm kültürlerin korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması kamusal bir sorumluluk olarak tanımlanmalı. Bu konuda yürütülen sivil çalışmalar da anayasal güvence altında olmalı.
 
4-Devletin küçültülüp, sivil alanının ve özgürlüklerin genişletildiği, her türlü vesayete son verilerek halk iradesinin tam anlamıyla hayata geçirilmesine olanak tanıyan ademi merkezi yönetim sistemine geçilmelidir. Bu çerçevede; bölgesel düzeyde tanınacak özerkliklerle bölge, il ve belediye meclislerinin yetkileri merkeze oranla arttırılmalıdır. Her türden sivil demokratik halk meclislerinin faaliyetleri anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
 
5-Çalışanların emeğini ve sosyal haklarını koruyabileceği örgütlenmelere devlet ve hükümet müdahalesi önlenmeli, grevli toplu sözleşme hakkı dahil olmak üzere çalışanların örgütlenme ve mücadele hakkı anayasal güvencede olmalıdır. İLO sözleşmeleri hiç bir çekince olmadan anayasal güvence altında uygulanmalıdır.
 
6-Kadınların sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel yaşama katılımı önündeki her türlü engel kaldırılmalı, gerçek ve fiili eşitlik sağlanıncaya kadar özel önlemler alınmalı, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık insanlık suçu olarak tanımlanmalı ve kadın hakları anayasada özel bir başlık altında düzenlenmelidir.
 
7-Düşünce açıklama özgürlüğü, örgütlenme hakkı, basın hürriyeti AİHS ve BM sözleşmleri esas alınarak anayasal düzenlemeye kavuşturulmalıdır.
8-Doğanın korunması, ekolojik dengenin bozulmasını önleyecek tedbirlerin alınması anayasal düzeyde teminat altına alınmalıdır.”

Süreç için öneriler
Kışanak, bütün bu süreçlerin demokratik bir esasla yürütülmesinin ve anayasa inşa sürecinin katılıma açık olmasının esas alınması gerektiğine vurgu yaparak, bunların gerçekleşmesi için de şu talepleri sıraladı:

a- Seçim barajı kaldırılmalı, siyasi partiler kanunu ve seçimlerle ilgili yasalar demokratik temsil hakkını güvence altına alacak şekilde düzeltilmelidir.

b- Siyasi saiklerle tutuklanmış bütün Kürt siyasetçiler ve tutuklu milletvekilleri serbest kalmalı, bunun için yasal düzenlemeler yapılmalıdır. TCK, CMK yeniden düzenlenmeli, TMK kaldırılmalıdır. Siyasi amaçlı tutuklamalara hemen son verilmelidir.

c- Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin hukuksuz bir şekilde düşürülmesi karşısında hükümet siyasi olarak telafinin yollarına açık olmalı, Sayın Dicle’nin parlamentoya gelebilmesi için açık bir çözüm iradesi ortaya koymalıdır.

d- Emek, Demokrasi ve Özgülük Bloku’nun temsilcilerinin de içinde yer alacağı bir demokratik anayasa komisyonu kurulmalı, ancak öncelikli olarak AKP, Emek, Demokrasi ve Özgülük Bloku’nun bu önerilerine ilişkin tutumuna bir açıklık getirmelidir.

e- Demokratik Anayasa Komisyonu, STK’lara, sosyal taraflara ve kanaat önderlerinin etkin katılımına açık olmalıdır.

f- Demokratik Anayasa Komisyonu ile eş güdüm içinde çalışacak bir hakikat ve adalet komisyonu kurulmalı, bu komisyonun arkasında hem TBMM, hem de hükümet iradesi olmalıdır. Her iki komisyon da TBMM’de ve TBMM dışında çalışabilecek yetkinlikte ve yetkide olmalıdır. Komisyonlarda TBMM üyelerinin dışında STK temsilcileri ve uzmanlar da bulunmalıdır.

g- Bütün bu süreçlerin aynı zamanda barışa da hizmet edebilmesi için Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğunu temsilen bir heyetin İmralı’da yüz yüze görüşme yapması, sonrasında görüşmelerin daha sağlıklı yürütülebilmesi için İmralı sistemine son verilmesi ve kısa vadede ev hapsi, orta vadede ise serbest bırakılması öngörülmelidir.”

‘Protokol yol haritamızdır’
Protokolün bir “Müzakere metni” olduğunu söyleyen Kışanak, AKP hükümetine “Çözümden korkma. Barıştan korkma” çağrısında bulundu. “Demokratik çözüm protokolü”nün yol haritaları olduğunu kaydeden Kışanak, şöyle devam etti: “AKP çözümü, diyalog ve müzakereyi tercih ederse tüm Türkiye kazanır. Savaşta ve çözümsüzlükte ısrar ederse; biz yolumuzu yürümekten geri duracak değiliz. Tüm Türkiye halklarıyla, demokrat, sol, sosyalist, devrimcilerle, yolumuza devam edeceğiz.”

Fotoğraflar: Gülistan Aydoğdu

Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret