24/02/2015 | Yazar: Ömer Akpınar

Liseli LGBTİ’den Melisa, Sevgi, Gökçe, Kadir, Şirvan ve Hayriye oluşumlarına, eylemlerine, Vahdet gazetesinin nefretine ve eğitim sistemine dair kaosGL.org’un sorularını yanıtladı.

‘Eğlenmeyi iyi bilsek de derdi olan çocuklarız’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Liseli LGBTİ oluşumu, haftasonu Ankara’da önce Dünya Anadil Günü için eylem yaptı, ardından “regl kanından değil, katledilen kadınların kanlarından utanın” diyerek hijyenik ped dağıttı. Liseli LGBTİ’den Melisa, Sevgi, Gökçe, Kadir, Şirvan ve Hayriye oluşumlarına, eylemlerine, Vahdet gazetesinin nefretine ve eğitim sistemine dair kaosGL.org’un sorularını yanıtladı.
 
“Liseli LGBTİ’ye katılmadan önce kendim olmaktan vazgeçmiştim”
 
Önce biraz sizleri tanıyalım. Nerede okuyorsunuz, Liseli LGBTİ’ye nasıl dâhil oldunuz?
 
Melisa: Melisa Yıldırım, Tınaztepe Lisesi’nde okuyordum, on ikinci sınıfım bu dönem açık liseye geçiş yaptım. Liseye başladığımdan beri özellikle sosyalist, LGBTİ ve feminist örgütleri takip ediyor, kimi zaman katılım sağlıyordum. Liseli LGBTİ kurulmadan önce eşit, bilimsel, parasız, anadilde eğitim talepleri ile mücadele veren lise örgütlerine heteronormatif, ayrımcı eğitim ile mücadele eklenebilir mi üzerine çalışmak istiyordum. Sonra Liseli LGBTİ’nin kurulduğunu duydum ve çok umutlu bir şekilde ilk resmî toplantıya katıldım.
 
Sevgi: İsmim Sevgi, Hacettepe Üniversitesinde okuyorum. Liseli hareketini duyalı 2 yıl gibi bir süre oldu, ilk kez Pembe Hayat’tan Buse bana söylemişti. İstanbul Liseli LGBTİ kurulduktan sonra Ankara’da bir haber paylaşılmış, fakat ben haberden değil Trans Danışma Merkezi Derneği’nin bir film gösteriminde Batu ile tanışıp öğrenmiştim. Hareketin Ankara’da henüz bir fikir olduğunu ve bir kaç gencin internet üzerinden iletişimde olduğunu söylemişti. Ben de katılmayı çok isterim demiştim, böylece gruba dâhil oldum.
 
Gökçe: Gökçe Şimşek, Anıttepe Anadolu Lisesi’nde okuyorum, onuncu sınıfım. Liseli LGBTİ’ye sosyal medyada takip ettiğim sayfalardan buluşma gününün olduğunu görüp katıldım.
 
Kadir: Kadir Yılmaz. Hasan Ali Yücel Anadolu Öğretmen Lisesindeyim. Liseli LGBTİ’ye arkadaşımın aracılığıyla dâhil oldum ve çok mutluyum.
 
Şirvan: Şirvan, Şevket Evliyagil Ticaret Meslek Lisesi. Liseli LGBTİ’ye ilkokul arkadaşım Şeyda sayesinde katıldım.
 
Hayriye: Ben Ankara’da eğitim gören bir lise öğrencisiyim. Liseli LGBTİ oluşumuna katılmadan önce kendini toplumdan soyutlamış, toplum normlarına göre yanlışları kabul etmiş ve kendi olmaktan vazgeçmiş biriydim. Hayattan o kadar kendimi soyutlamış ve kendimi yanlış kabul etmiştim ki tek hayali "iyi bir insan" olmak olan, ötekileştirilmeden normsal kabullenme bekleyen birine dönüşmüştüm. Bir seneye yakın süreçte bu konu hakkında araştırma yaptıktan sonra sosyal paylaşım sitesinde rastladığım bir gönderi hayatımı değiştirdi. Sanırım katılıp katılmamak hakkında içine düştüğüm o endişe ve kararsızlık şu anki mutluluğuma baktığımda en çok pişman olduklarım arasında.
 
Kadınları utandırmaya karşı sokakta ped dağıttılar
 
"Regl Kanından Değil Katledilen Kadınların Kanından Utanın!" eyleminde Pazar günü Ankara sokaklarında hijyenik ped dağıttınız. Fikri ortaya kişi Melisa oldu. Melisa, nereden aklına geldi bu fikir, anlatır mısın?
 
Melisa: Kadınlar üzerine olan sistemli saldırı  feministlerin yıllardır ilgilendiği bir konu ve Özgecan’ın katledilişi ile ilk kez büyük bir kitleye ulaştı ancak bu tepkiler yine eril sistemin düşünce biçimi ile şekillendi. Liseli LGBTİ olarak bir şey yapmalıyız diye düşündük ve çeşitli fikirler önerdik. İnsanların eylemlere uzaktan bakıp geçmeleri ve ahlâkçı tavırlarını sürdürmeleri rahatsız ediyordu. Sonra aklıma okullarda kadınları ayrı, erkekleri ayrı odaya doldurup kadınlara ped erkeklere traş bıçağı tanıttıklarını kadınların utanıp pedleri çöpe attıklarını hatırladım. Liseli öğrenciler okulda yüksek sesle birbirlerinden sigara isterler, erkek cinselliği ve mastürbasyonu çeşitli cinsiyetçi şakalarla ne kadar "erkek olduklarını" bağırarak konuşulur ancak ped çok gizli çeşitli kodlamalarla saklanarak istenen bir şeydir. Ve bu aile, iş yeri, arkadaş gibi çevrelerde de devam eden bir davranış. Ben de insanların doğamızdan korkup lanetlediği şeyi sokağa taşımanın hem şaşırtıp unutulmayacağını hem de iki yüzlü ahlâkı hedef alacağını düşündüm ve arkadaşlarım destek oldular.
 
“Sokak, bizim belki de okuldan sonra en çok hak ihlâli yaşadığımız alan”
 
Sokakta ne gibi tepkilerle karşılaştınız?
 
Melisa: Aslında hayal ettiğim tepkilerle karşılaştık. Benim için amaç bunca yıldır adeta el altından verilen bir eşyayı sokağa taşımak ve sorgulayıp, ses çıkarmadıkça hepimizin potansiyel suçlular olduğunu hatırlatmaktı. Bazı kadınlar gülümseyerek pedi alırken özellikle genç kadınlar ve yanında sevgili, aile üyeleri gibi kişiler olan kadınlar dehşet içinde kaldılar, ters bakışlarla reddettiler, erkekler ise genellikle alaya aldı ya da şaşırdı. Kısık sesle "Tövbe, tövbe" gibi ifadeler kullananlar oldu.
 
Sevgi: Sokak bizim belki de okuldan sonra en çok hak ihlâli yaşadığımız ikinci bir alan. Bu yüzden sokaktan gelen tepkiler bizler için çok kıymetli. Liseli LGBTİ olarak ilk büyük sokak pratiğimiz 13 Şubat boykotu oldu. O gün sokakta tepkiler çok güzeldi, destek alkışlarını alarak yürüdük. Bu bana, hepimize çok büyük bir umut verdi, belki de ilk kez kendimizi "biz" olarak, "LGBTİ bireyler" olarak özgür hissettik sokaklarda. Ben sokakların bina sıraları arasında kalmış ara yollar olduğuna inanmıyorum. Sokaklar canlıdır, her birinin kendine has bir karakteri, bir devinimi vardır. Bu yüzdendir ki her sokakta başka hızda yürümek zorunda kalırız. Ben kendimi Konur Sokak’ta hep güvende hissetmişimdir. Sanırım arkadaşlarım için de bu böyle ki, diğer eylemlerimizi bu sokakta başlattık ve bitirdik. Bir de bir kadının tepkisini hiç unutamıyorum; İrene Kültür Evinde açtığımız stanttan bir kitap alıp "sonuna kadar yanınızdayım evlatlarım" demişti. Benim için ne kadar değerli olduğunu anlatamam...
 
Gökçe: Özgecan Aslan için paylaşımda bulunup kadın haklarını savunduğunu gösteren bazı klavye delikanlılarını biz “regl kanından değil, katledilen kadınların kanından utanın” sloganlarımızı söyleyerek pedlerimizi dağıtırken gülmeleri ya da pedlere zararlı maddeymiş gibi bakmaları tabi ki Türkiye’yi düşünecek olursak gayet olası bir davranıştı. Ama bu tip mimikleri sergileyen insanların yanı sıra bizi alkışlayan ve pedleri merakla alanlar da oldu.
 
Kadir: Pedle karşılarına çıktığımız o ilk andaki şaşkın bakışlar çok eğlenceliydi ama büyük ihtimalle sosyal medyada sürekli Özgecan için paylaşımda bulunan bazı insanların, biz ped dağıtmaya çalışırken yüzlerini ekşitmelerini çok ikiyüzlüce buldum. Fakat sürü psikolojisinden olsa gerek, bir iki kişi aldıktan sonra diğer insanlar da almaya başladılar ve tahmin ettiğimizden çok daha kısa sürede kadın arkadaşlarımızın deyimiyle "1 yıl yetecek kadar" olan pedlerimiz bitiverdi.
 
Şirvan: Eylemimizde ’’Bu da ne? Yeni nesil iyice saçmalıyor’’ tarzı cevaplar, yanımızda bulunan arkadaşımıza kaldırılan el gibi çirkin tepkilerle karşılaşmış olmamıza rağmen, “Aferin! Sonuna kadar arkanızdayım, çok tatlısınız, hepinizi yerim!” gibi bizi mutlu eden tepkilerle de karşılaştık. Ancak tabii ki kötü tepkiler bizi durduramaz. 
 
Hayriye: Açıkçası çoğumuz eylemlere yeni yeni katılmaya başlamış ve hâlâ içinde her eylemde bir endişe taşıyan bireyleriz. Fakat buna karşın bu konu hakkında herkes elinden geleni yaptı ve güzel bir sonuç elde ettik.
"LGBTİ’ler bir iki homofobik ’şaka’ dışında okullarda konuşmaya değmez!"
 
Liseli LGBTİ eğitim sistemindeki cinsiyetçi, homofobik ve transfobik yapıya içeriden bir eleştiri getiriyor. Özgecan Aslan cinayeti ve genel olarak kadın ve LGBTİ cinayetleri sınıftaki tartışmalara ne kadar yansıyor? Okullarda bu konularda bilinç geliştirecek bir eğitim sunuluyor mu?
 
Melisa: Kadın bedenine saldırma bir devlet politikası ve okullarda da aynı şekilde işliyor. Özellikle son yıllarda devletin çizdiği bir "makbul insan" portresi var ve bu en çok kadınları kapsıyor. Onu aşan herkes öldürülmeyi hak ediyor. Öğretmenlerimizden kitap önerisinden çok "nasıl eğlenilecek değil evlenilecek kız olunur" önerileri dinledik. Daha bir kaç ay önce öğretmenim Münevver Karabulut cinayeti için "su testisi suyolunda kırılır, ailesine Allah sabır versin" demişti. LGBTİ varoluşu ise onlara göre okullarda bulunmuyor, ara sokaklardaki bir takım hasta insanlar ve bir iki homofobik "şaka" dışında okulda böyle bir “ahlâksızlığı” konuşmaya değmez. Öğretmenler ne düşünüyorsa öğrencilerin büyük çoğunluğu da onlarla paralel düşünüyor.
 
Sevgi: Lise hayatım boyunca sınıfımda ne kadın, ne de LGBTİ cinayetleriyle ilgili hiç bir konu geçmemişti. Önümüze sunulmuş sistemde size atfedilmiş şeyleri yapmazsanız, kabul etmezseniz ölümünüz meşrudur. Okullarda da bu böyle öğretilmeye devam ediliyor. Ne yetkin bir insan hakları, ne de çocuk hakları dersimiz var. Var olan dersler ise ataerkil bir dille, ataerkil bir çatı altında işleniyor. Her gün yeni şiddet uygulayıcıları ve köleler yetiştiriliyor. Meclisteki, sokaklardaki kaos okullara da bulaştı elbette, derslerde bunlardan bahsetmek ise ayıp, günah, yasak oldu.
 
Gökçe: Özgecan Aslan cinayeti ve genel olarak kadın ve LGBTİ cinayetleri okuldaki birkaç erkek grupları tarafından sanki günlük yaşanmış ’’normal(!)’’ bir olaymış gibi karşılanıyor ama böyle karşılayanların yanı sıra duyarlı olan arkadaşlarımız öğretmenlerimiz de var. Örneğin Özgecan Aslan’ın cinayetinden sonra Pazartesi günü ’’siyah giyin’’ eyleminde okulun çoğunluğu siyah giyinmişti. Benim dağıttığım Özgecan Aslan rozetlerini okulun yarısından çoğunda görmek mutlu etmişti lakin bu konularda bilinç geliştirecek bir eğitim sunulmuyor. 
Okulumdakilerin bu konuda desteğini pek aldığım söylenemez ama en azından okuldaki kütüphanemize bilinçlendirici kitapçıklarımızı tepki göstermeyip sadece sorgulayarak kütüphaneye koymamıza izin verdiler.
 
Kadir: Özgecan’ın cinayeti tıpkı Münevver Karabulut’un cinayetinde olduğu gibi herkesin sahiplendiği bir olay oldu bu yüzden okulda bahsi çok kez açıldı fakat kadın ve LGBTİ cinayetleri ile ilgili okullarda hiç tartışma olmuyor. Konusu bile açılmıyor ne yazık ki. Görünürlük sorunu olmayanlarımız da tam burada devreye giriyor ve LGBTİ cinayetlerini okulda duyurmaya çalışıyoruz. Okullarda sözde çok önemli olan dersler bile düzgün verilmezken çok acı ama böyle bir eğitimin konusu bile geçmiyor. En azından benim okulumda.
 
“Yaşadığımız tüm zorluklar tek tiplikten dolayı değil mi?”
 
Anadilde Eğitim Günü için Cumartesi günü bir eylem düzenlediniz. Tek kimlikli bir toplum inşasına karşı anadilde eğitim hakkı Liseli LGBTİ için nerede duruyor, ne ifade ediyor?
 
Melisa: Dil kavramının tüm ötekiler için ayrı bir yeri olduğunu düşünüyorum. Sanırım bu nedenle eylemimiz aniden ve büyük bir hevesle gerçekleşti. Beni Liseli LGBTİ’ye en çok bağlayan şeylerden biri biz eğlenmeyi iyi bilsek de derdi olan çocuklarız. Bu bence empati kurmamızı, mücadele etmemizi destekleyen şeylerden biri. Biz aynı zamanda dinsiz, Laz, Alevi, işçi, kadın, çocuk, engelli gibi kimlikleri olan kişileriz. Henüz büyük şehirlerde örgütlüyüz ve Türkiyeli pek çok çocuktan daha iyi şartlarda yaşadığımızı tahmin ediyorum. Bu nedenle tanımadığımız pek çok şiddet biçimi olsa da büyük çoğunlunun öznesiyiz. Kişisel görüşüm Liseli LGBTİ, odak noktası LGBTİ liseli bireylerin yaşadığı ayrımcılık ve şiddet olan, genel olarak ise tek tipleştirmeden, nefretten, şiddetten bıkmış, temel hakları çalınmış, hayallerine müdahale edilmek istenen genç insanların "başka bir dünya için bir şeyler yapmak mümkün" düşüncesi ile hareket ettiği bir oluşum.
 
Sevgi: Aslında cevabını sorunuzda veriyorsunuz. Tek kimlikli bir toplum yaratılmaya çalışılıyor. Tek din, tek cinsel yönelim, tek görünüş, tek politika, tek tipte birbirinin aynı insanlar... Ve bundan hepimiz nasibimizi alacağız. Bir engellinin, bir Kürtün, bir Alevinin, bir kadının, bir çocuğun, bir Lazın, bir LGBTİ’nin yaşadığı tüm zorluklar bu tek tiplikten dolayı değil mi? Bu tek tiplikte kendimize yer bulamamamızdan kaynaklı değil mi? Örneğin paraplejik birisi ile bir Kürtün ya da bir geyin arasındaki ayrım ne ki? Hepsi bir farklılıktan dolayı ayrıştırılmamış mı? İşte bu yüzden 21 Şubat’ta da sokaklardaydık. İşte bu yüzden bizim hareketimizin temel öznesi genç LGBTİ’ler olsa da, binlerce yan öznemiz ve mücadele alanımız var. Bizler sadece liseli LGBTİ’ler için değil, tüm çocuklar, tüm hayvanlar ve tüm ağaçlar için nefes hakkı, özgürlük istiyoruz. Özgürlük yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!
 
Kadir: Oluşum olarak politik bir tutumda bulunmamız gerekiyor mu diye çok tartıştık ve genel olarak düşündüğümüz şey şu: Biz belli bir partinin veya siyasi ideolojinin alt kolu değiliz. Bu ülkede ötekileştirilen herkesin yanındayız. Devletin tek tip insan projesine karşı, anadilde eğitim büyük önem taşıyor. 13 Şubat boykotunda Genç Umut ile birlikle laik, bilimsel, anadilde eğitim sloganı attık. Anadil Gününde de sloganımızın arkasında durmalı ve yalnız olmadıklarını göstermemiz gerekiyordu.
 
Hayriye: 13 Şubat günü katıldığımız boykot bizlerin sokaklara ilk defa çıkarak özgürce kendini anlattığı bir eylem olması nedeniyle önem taşıyor. Bizler toplumu eleştirirken onların yaptıklarını reddediyoruz: Yaptıklarını devam ettirmemelerini, unutmayı, unutturulmayı, sessiz kalmayı, yapılacakların sadece sözde kalıp bu düzenin işleyişine göz yummayı...
Bu sebeple 21şubat günü bir şeyler yapılması gerekiyordu. Çok kısa bir sürede örgütlendik, ilk olarak bu konu hakkında tartışma yaptıktan, aklımızdaki soruları giderdikten sonra eylem hazırlıklarına başladık ve akşam saatlerinde sokağa çıktık.
 
“Birçok eğitimcinin de hedefiyiz”
 
Liseli LGBTİ’nin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğiyle sınırlı kalmayıp pek çok konuya dair söz söylemesi Vahdet gazetesinin nefret saçan haberinin hedefi oldu. Hedef gösterme gibi ciddi bir konuda bulunduğunuz okullardaki eğitimcilerin desteğini aldınız mı?
 
Melisa: Okulda verilen eğitimin iktidara göre şekillenmesine karşın hep “okul siyaset yeri değildir” cümlesini duydum. Haber çıktığında açık liseye geçmiştim ancak örgün eğitime devam etseydim de herhangi bir destek göreceğimizi düşünmüyorum.
 
Sevgi: Bizler zaten her konuda ve her yerde nefretin öznesi, şiddetin hedefiyiz. Kendi evimizde, okul sıralarında veya sokakta... Elbette birçok eğitimcinin de hedefiyiz. Bizler kendimizi tanıyıp farklarımızı sevmeye başladığımızda, donanmaya başladığımızda yani örgütlendiğimizde birçok insanı, çevremizi donatmaya başlıyoruz. Bu çevreden büyük bir pay alan eğitmenler de elbette değişmeye başlıyor. Tüm eğitimciler yanımızda ya da karşımızda demek pek doğru olmayacaktır fakat bir değişimin tam ortasındayız. Kaos GL’nin ve birçok kuruluşun verdiği öğretmen eğitimleriyle, bizlerin gizli gizli kapı altlarından attığımız kitapçıklarla ve birebir konuşmalarımızla yarınlarda yanımızda büyük bir eğitmen kitlesi olacağına inanıyoruz. Sanırım bizim itkimiz bu, insanların tüm şiddetlerine ve nefretlerine karşı halen içlerindeki sevgiye ve aşka olan inancımız.
 
Kadir: Şundan eminim ki Vahdet gazetesinin trajikomik haberi hedef gösterileceğimiz son haber olmayacak. Olmasın da. Rahatsız olsunlar, dört duvar arasında olmadığımızı, her zaman ses çıkaracağımızı bilsinler. Okullardaki eğitimciler biz LGBTİ bireylere destek olmak yerine daha çok nefret söylemlerinde bulunuyorlar. Ben LGBTİ bireyler hakkında okulumda bir bilgilendirme çalışması görmedim. Pek şaşırdığım da söylenemez.
 
Şirvan: Birkaç öğretmen ve sayılı arkadaşım dışında pek bir destek görmedim açıkçası ve bu pek de umrumda değil. 
 
“Saklanmaktan sıkılmıştık, sesimiz kısılana dek bağırdık”
 
Yeni dönemde ne gibi çalışmalarınız olacak, bilgi verebilir misiniz?
 
Melisa: 13 Şubat boykotunda Ankara Liseli LGBTİ olarak Liseli Genç Umut ile birlikte ayrı kortejlerle "eşit, bilimsel, anadilde eğitim" diyerek yürüdük. Başlangıçta sloganlarımız farklıydı sonra iki liseli grup ortaklaşmaya başladı. Güzel bir tanışma olduğunu düşünüyorum. Ve bu eylem ile sokağı çok sevdiğimizi keşfettik. Saklanmaktan sıkılmıştık ve sesimiz kısılana dek bağırdık, zıplayarak yürüdük, koştuk. Ardından spontane bir şekilde yine Ankara’da 21 Şubat Anadil Günü eylemini gerçekleştirdik, sonraki gün ise "Regl Kanından Değil, Katledilen Kadınların Kanından Utanın" yazılı pedlerimizi dağıttık ve sloganlar eşliğinde yürüdük. Sırada atölyelerimiz ve 8 Mart var. Sokak sevgimiz ile bizim de henüz bilmediğimiz eylem biçimleri ile sık sık meydanlarda olacağız diye tahmin ediyorum. Onun dışında kültür sanat etkinlikleri ve içe dönük eğitimlerimiz olacak.
 
Sevgi: Birçok fikrimiz ve planımız var. Fikirlerimizden birisi açılma süreci ile ilgili bir atölye kurmak ve üstünden çalışmalar yürütmekti. Geçen haftalarda bu atölyemizi kurduk ilk çalışmamız ise kendine açılma konusuyla ilgili bir söyleşi olacak. Devamında açılma toplantıları, model tartışmaları vs. etkinlikler olacak. Önümüzdeki ay Toplum Gönüllüleri Vakfından cinsel sağlık eğitimi alacağız, Genç Umut ile birlikte bizim ürettiğimiz bir terim çalışması olan "NND kutusu" çalışmasını yapacağız. Ayrıca bir küfür atölyemiz olacak. 3 Mart’ta yetiştirebilirsek bir sokak oyunu yapacağız. 8 Mart öncesinde Ankara Feminist Kolektif’ten Pelin ile feminizm ve sokaklar üzerine bir söyleşi yapacağız ve tabii ki 8 Mart’ta Pembe Hayat ve Kaos GL ile ortak olan ritim grubumuzla birlikte sokaklardayız. Daha birçok fikrimiz ve planımız var elbette; İç Güvenlik Yasası ile ilgili, beden ile ilgili, engelli hareketi ile ilgili. Umarım önümüzdeki 2 ay içerisinde tüm bunları gerçekleştireceğiz.
 
Kadir: Atölyelerimiz var ve çalışmaya devam ediyoruz. İlk eylemimizden sonra anladık ki sokaklarda bağırmayı seviyoruz. Bizi daha çok kez slogan atarken göreceksiniz (gülüyor).
 
Şirvan: Açılma süreciyle alakalı bir çalışmamız olacak, ayrıca aktif bir şekilde yürütülen atölyelerimiz var ve ped eylemimizi her ay düzenli olarak yapmayı planlıyoruz.
 
Hayriye: İlk olarak amacımız ailemize yeni kişilerin katılmasını sağlamak ve daha fazla hayata dokunarak sesimizi duyurmak. 

Etiketler: insan hakları, eğitim
Nefret