18/10/2017 | Yazar: Emre Korlu

Orflem Owoh ile bir trans erkeğin iç dünyasını anlattığı ilk kitabı "7.Koyu Renk Sen"i konuştuk.

‘Hayatın sessizliğini dinleyen herkese dokunmanın hissi başkadır’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Orflem Owoh ile bir trans erkeğin iç dünyasını anlattığı ilk kitabı "7.Koyu Renk Sen"i konuştuk.

Kitabın arka yüzünden cümleler dokunuyor gözlerime," Dünyada sayılı psikopatlardan biri olabilirdim, ismim ilk üç sıranın içinde en komiği dursa da suçlandığım her dosya insanların kanını dondurabilecek gücü taşırdı eminim fakat ben bu kitapta içimdeki katilin intiharını gerçekleştirdim. Bu yüzden rahat nefes alabilirsiniz."

Bir trans erkeğin iç dünyasını yalnızlığa hapsettiği bu akıcı anlatım okunmaya değer... Orflem Owoh ile "7.Koyu Renk Sen" adlı ilk kitabından konuştuk. 

"7. Koyu Renk Sen” yolculuğu benim bitirdiğim ilk yolculuğum"

Orflem, yazıya dokunmaya hangi yıllarda başlar ve neden ona bu denli sarılır?  

Ölen teyzemin evindeydim ilk satırlarımı dörtlük halinde o gün yazdım, ondan öncesinde hep söylenmesi gereken her şey söylenmiş kurulması gereken her cümle kurulmuş mantığında bakıyordum. Yazdığım dörtlüğün değerini bugün anlıyorum. Dans etmek üzerine kelimelerimiz, sevişmek üzere harflerimiz var ve bu dehşet bir heyecan...

“7.Koyu Renk Sen” adlı kitabının doğuşuna kadar geçen zamanda Orflem, içinden geçtiği zaman yolculuğunda anlattığı birinci tekil şahsa ne kadar yakınlaşıp, ondan ne kadar uzaklaşmıştır? 

Ruhunda uyuyakalıp kimliğimi unuttuğum anların çokluğu kadar, onu hatırlamadan anlarımı karşıladığım zaman dilimleriyle bitirdim yolculuğu ve “7. Koyu Renk Sen” yolculuğu benim bitirdiğim ilk yolculuğum...    

Yalnızlaştıkça kendine dokunan bir trans erkeğin, sonunu hazırlayan travmayı önceden kestirebilmiş midir ya da şöyle sorayım; bir yazar için bunu önceden kestirebilmek mümkün müdür?

Bir yazar için bunu kestirebilmek mümkün müdür, bilmiyorum ancak yazar olarak tanımlanmaktansa "yazan" olarak tanımlanmayı seçiyorum; yazan biriyim ben ve benim bakış açımda yalnızlaştıkça kendine dokunan bir trans erkeğin sonunu hazırlayan travmaya yaklaşması, yolculuğumla gerçekleşti. Harfler kelimelere, kelimeler cümlelere sarılıp seviştikçe küfürleşip itekledikçe birbirlerini; sona yürüdük ve son hiç beklemediğimiz anda çelme taktı bize o çok arzuladığımız son için cesareti verdi.                  

"Anlatımın akıcılığı kadar erotizmin hassasiyetini bu denli derin tutmuş olman oldukça hoşuma gitti."  Orflem'e göre okuyucuya bir mastürbasyonu veya sevişmeyi anlatmak sade bir öpüşmeyi yaşatmaktan kolay mı, yoksa daha mı zordur?                   

Hayatın sessizliğini dinleyen herkese dokunmanın hissi başkadır. Hissedilmesi gereken anda hissedilmek, istenileni vermek ve bunu öngörmek anlamı sırtında taşıtan durum sanırım.

Aile kavramının eksikliği transseksüellerin hayatında, na-transseksüel insanların aile kavramından daha mı fazla önem taşır? Eğer öyle ise, yalnızlaşmak işte o noktada mı başlar?          

Sanırım bu sorunun cevabı olmamalı... O kadar çok fazla insanın hayatının sorusu ki cevaplayabilecek gücü kendimde görmüyorum.

Peki ya aşk? Kitabındaki kahramanın hissettiği ölçüde sessizliğe ses olabilecek bir çare midir ya da insanı sona getirecek bir ihanetin başlangıcı mı?

(Gülümsüyor)

"Cümlemi bitirmek istemiyorum"

Anlatımında cinsiyet kavramını -tıpkı olması gerektiği gibi- yok sayan vajina ve penis geçişlerin  oldukça hoşuma giden kısımlardı. Hikâyenin kahramanına asıl acı veren, vibratörü penise dönüştürememesi miydi, yoksa aynaların sahtekârlığı mı?

Hislerinin bütünüyle kendine sarılmış ve tüm olanaklarına rağmen bir şeyler hissedebilmek adına kendine kurduğu tuzakların halen her birinde nefes alan bir karakterin pantolonunun altındaki organına olan tavırları, sihirli bir çubuk kadar basite indirgenemeyeceği gibi aynalarında sahtekârlığını güçlendirmemeli... Sonsuzluğa kucak açmış kahkahalar içinde yürüyen biri, o yolda yürürken küçük bir taşın ayağına batmasıyla ağlayan biri haline dönüşebilen kişi oluyor. Bu muhteşem hızın tanığı olmak bizde saklı kalacak ve herkes bu hissi farklı anlatacak.

Kitabında şiddete ve istismara maruz kalmış hayvanlardan bahsettiğin kısımlar oldukça etkiliydi. Yazara göre nasıl düze çıkar bunca engebeli yollar? Acı dediğimiz duygu nasıl son bulur?        

İnsanlar var olduğu sürece… Cümlemi bitirmek istemiyorum.

Son olarak, sence o bitiş-bitiriş olmasaydı hikâyenin  kahramanı onca kalabalığın arasında tekrar yalnızlığıyla karşılaşır mıydı?                       

Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğimiz bir ihtimal olarak saklayabiliriz.


Etiketler: kültür sanat
Nefret