25/03/2015 | Yazar: Ömer Akpınar

Halkların Demokratik Partisi’nden feminist ve LGBTİ aktivisti Gülistan Aydoğdu, politik mücadelesini kaosGL.org’a anlattı.

‘Herkesi heteroseksüel olarak görmekten vazgeçin’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Halkların Demokratik Partisi’nden feminist ve LGBTİ aktivisti Gülistan Aydoğdu, politik mücadelesini kaosGL.org’a anlattı.
 
HDP’den aday adayı olma süreci nasıl gelişti, anlatır mısınız?
 
Aslında milletvekili olmak fikri çok uzak bir konuydu. Hani sosyalizm mücadelesine ne zaman başladığımı bile net hatırlamıyorum. Tuzluçayırlıyım, bunun büyük etkisi var sanırım. HDP’de MYK üyeliği sonra Ankara il eş başkanlığı süreci oldu. Ben altı yıl kadar Çorum’a bağlı Evcikuzkışla Köyü Kültür ve Dayanışmas Derneği’nde başkanlık yaptım. Hitit Dernekleri Federasyonu kurucularındanım. Köy derneklerinde ve federasyonda birlikte çalıştığım insanların “bu yıl artık CHP ye oy vermeyeceğiz, bari bizden solda biri olsun” demeleri üzerine son gün aday olmaya karar verdim. Tabii ki kadın eş başkanlarımızın “daha çok kadın siyasete” çağrısı da beni cesaretlendirdi.
 
Sizin için HDP feministler ve LGBTİ’ler için ne sunuyor?
 
Aslında HDP’den önce şimdi olmayan BDP süreci var. KA.DER’in yaptığı bir çalışma vardı toplumsal cinsiyet açısından siyasi partilerin durumuna ilişkin. Çalışmada görüldü ki kadın açısından BDP, eş başkanlık sistemi, eşit temsiliyet gibi konularda toplumsal cinsiyet alanında tek partiydi. HDP ise bu durumu daha da ileri taşıyarak kadın ve LGBTİ’yi tüzüğüne, programına aldı. Hem temsiliyet açısından Türkiye’nin de altına imza attığı uluslararası yasalara uyulması, yeni yapılacak Anayasa ile nefret suçları ve ayrımcılıkla mücadele kapsamında “cinsel yönelimin ve cinsiyet kimliği”nin yer alması gerektiği, çalışma alanında, sendikal alanda temsiliyetin sağlanması gibi konuları kapsayan bir çalışma yer alıyor. Yani bir adım daha ileriye taşınmış durumda.
 
Partinin çeşitli kurul ve komisyonlarında da LGBTİ’ler temsil edilmek zorunda, bu da görünürlük açısından değerli diye düşünüyorum.
 
Feminist mücadelenin dilini HPD’ye ve Meclis’e nasıl taşımayı düşünüyorsunuz?
 
Yıllardır kadın ve LGBTİ alanında mücadele eden birisi olarak buna nasıl cevap verilir diye düşündüm, sanırım en kısa ve öz biçimde “kendim olarak “diyebilirim.
 
Heteroseksüel olarak açılmış bir isimsiniz. Homofobi ve transfobiyle mücadele sizin için nasıl bir yerde duruyor?
 
Evet, heteroseksüel olarak açılan ilk kişiyim galiba. Bu aslında bir tepki idi. Sürekli LGBTİ’lerin açılmasını beklemek, bir yanıyla fişlemek ve teşhir etmek gibi geliyor bana. İnsanların cinsel yönelimlerinin ne olduğundan kime ne diye düşünüyorum. Kendini nasıl hissediyorsa, nasıl tanımlıyorsa ben öyle kabul ediyorum. Toplumun da bunu böyle kabul etmesini istiyorum. Ön kabul olarak herkesi heteroseksüel olarak görmekten vazgeçip LGBTİ’lerin uzaydan gelmiş yaratıklar olmadığını, en yakınınızdaki insan olabileceğini bilin, görün ve kabul edin demek istedim.
 
Ankara’nın siyasi ve kentsel dönüşümüne tanıklık etmiş biri olarak, Meclis’te öncelikli mücadele alanlarınız ne olacak?
 
Doğru, Ankara’da artık tarih oldum. Kentsel dönüşümlere, yoksulların merkezden sürülmelerine, meydanların-parkların-yeşil alanların yağmalanmasına, beton yığını olmasına, çirkinleştirilmesine, “parsel parsel” satılmasına, ranta dönüştürülmesine tanıklık ettim. Ankara için Melih Gökçek-AKP işbirliği dönemi en kötü dönemdir.
 
Aslında hangi mücadele önemli diye bir sıralama yapmak mümkün değil. Hiçbiri diğerinden ayrı ve bağımsız değil. Ortadoğu’da, burnumuzun dibinde IŞİD zebanileri tarafından tecavüze uğrayan, katledilen, satılan, kadın ve çocuklar, ölüm haberleri gelen gençler mi, nefret cinayetleri ne kurban giden LGBTİ’ler mi, en yakınındaki erkekler tarafından katledilen katınlar mı, taşeronlaşma nedeniyle öldürülen işçiler mi, daha çok sermaye ve rant uğruna katledilen doğa mı? Hangisi öncelikli veya ikincil diyebiliriz ki?  Hepsi de sermayeye, ranta, iktidara, devlete, çıkara ve hetroseksist politikalara dayanıyor.  Sistemin devamı için katli vacip, yani “fıtrat” olarak görülüyor. Mücadele tek yönlü değil ki! 

Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret