29/09/2014 | Yazar: Ömer Akpınar

Medya sahiplerinin iktidarla olan ilişkileri basın özgürlüğünü nasıl tehdit eder?

‘Hidroelektrik santrali olan medya patronu basın özgürlüğünü niye savunsun ki!’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Medya sahiplerinin iktidarla olan ilişkileri basın özgürlüğünü nasıl tehdit eder? Avrupa Liberal Forumu’nun Friedrich Naumann Vakfı ile Heybeliada’da düzenlediği basın çalıştayında genç gazeteciler, özgür bir medyanın nasıl mümkün olabileceği sorusunu tartıştı.
 
Ulusal ve yerel basından gazetecileri 23-26 Eylül arasında bir araya getiren “Özgür Medya: Demokrasinin Vazgeçilmez Unsuru” başlıklı çalıştayın Perşembe günkü oturumlarında medya etiği, medyanın mülkiyet yapısı ve sansür ele alındı. İşte oturumlardan satırbaşları:
 
Gazeciliğin siyasî ve sosyal sorumlulukları
 
Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, gazeteciliğin siyasî ve sosyal sorumluluklarını anlattığı konuşmasında özdenetim ve medya etiğine dikkat çekti.
 
Neoliberalizmin yükselişe geçmesiyle gazetecilikte de optimum çıkar hesabı yapıldığını belirten İnceoğlu, “kamu yararından ziyade kamu merakını gıdıklayacak yayınlar”ın popülerlik kazandığını söyledi:
 
“Türkiye’de medya etiğindeki sorun, basının kendi kendini denetlemesinin sağlıklı bir şekilde ilerlememesidir.”
 
“Gazetecinin görevi vatan savunuculuğu yapmak değildir”
 
Kamunun bilgi edinme hakkının ulusal çıkarların ötesinde olduğunun altını çizen İnceoğlu, hak odaklı habercilik yerine reklam haberciliğinin yaygınlaştığını ifade etti.
 
İnceoğlu ayrıca nefret söyleminin anaakım medyada azalmasına rağmen sosyal medyada çoğalmasına dikkat çekti.
 

“Tek sorumlu medya patronları değil”
 
Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Ceren Sözeri, Türk medyasının mülkiyet yapısının basın özgürlüğünü nasıl etkilediğini anlattı.
 
“Türkiye’de medyanın konumlanmasıyla ilgili ciddî sıkıntılar var” diyen Sözeri, tek sorumlunun medya patronları olmadığını belirtti.
 
“Hidroelektrik santrali olan medya patronu basın özgürlüğünü niye savunsun ki!”
 
Türkiye tarihi boyunca gazetelerin iktidarın yanında olup toplumu eğitmeye çalışan bir yapı gösterdiğini söyleyen Sözeri, “Pazar kendi geliriyle dönmediğinden sermaye sahibi için içeriğin bir önemi yok. Maliyeti düşürme derdinde” ifadelerinde bulundu.
 
Sözeri, “Türkiye’de ekonominin büyük bir kısmı devletin elinde. Patronların ihale almak için hükümetle iyi geçinmeleri gerekiyor,” diyerek medya patronlarının kamu ihalelerine girmesinin engellenmesi gerektiğini söyledi.
 
Gazeteciler arasındaki hiyerarşinin birlikte örgütlenmeyi zorlaştırdığını belirten Sözeri, gazeteciler arası örgütlenme, dayanışma ve direnişin önemini vurguladı.
 
“Türkiye’de kimin gazeteci olduğuna devlet karar veriyor”
 
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz ise, Türkiye’nin basın özgürlüğüne ilişkin AİHM dosyalarıyla ilgili bilgiler paylaştı.
 
“Türkiye’de kimin gazeteci olup olmadığına devlet karar veriyor” diyen İlkiz, gazeteciler arası dayanışmanın yükseltilmesi gerektiğini söyleyerek şu ifadelerde bulundu:
 
“Gazeteci arkadaşınızın sarı basın kartı yok diye alınmadığı toplantıya hiçbirinizin girmemesi gerekir. Yoksa akreditasyonu kabul etmiş olursunuz.”
 
Fotoğraflar: Minas Vasiliadis
 
İlgili haber:
 

Etiketler: medya
Nefret