23/10/2017 | Yazar: Kaos GL

‘Konuşulmayanı Konuşalım’ konferansı eğitimden trans aktivizme; LGBTİ+ mücadelesinin tarihinden LGBTİ+ ailelerin deneyimlerine çok sayıda panele ev sahipliği yaptı.

‘İkili cinsiyet sistemi ayağımıza vurulan en büyük pranga’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Konuşulmayanı Konuşalım” konferansı eğitimden trans aktivizme; LGBTİ+ mücadelesinin tarihinden LGBTİ+ ailelerin deneyimlerine çok sayıda panele ev sahipliği yaptı.

Kıbrıs’ın kuzeyinde “Konuşulmayanı Konuşalım” konferansının ikinci gününde “Okullarda Homofobi ile Mücadele”, “Kalıp Yargılardan Gerçek Hayata: Trans Aktivizm” ve “LGBTİ+ Mücadelesinde Dün, Bugün ve Yarın” tartışıldı.

Kıbrıs Toplum Medyası Merkezi tarafından Kuir Kıbrıs Derneği ve Thomson Vakfı ortaklığıyla yürütülen Konuşulmayan/Unspoken Projesi kapsamında yapılan konferans 20-21 Ekim tarihleri arasında Lefkoşa’daydı.

Okullardaki homofobi

21 Ekim’deki oturumlardan biri okullarda homofobi ile mücadeleye odaklanıyordu. Feminist Öğretmen İnisiyatifi ve Kaos GL Eğitim Çalışma Grubu’ndan Semen Yönsel Saygun, okulda ayrımcılık ve ders kitaplarındaki heteronormativiteyi anlattı. Kuir Kıbrıs Derneği’nden Costas Constantinou “Okullardaki Homofobi Karşıtı Mevzuatlar” raporunu sundu. Son konuşmacı Tayfun Can Onuk ise şöyle konuştu:

“Öğrenciler ‘o bizden farklı’ denilerek akranlarından ayrımcılığa uğruyorlar. Öğretmenler ve idareciler ise bu ayrımcılığı aileye taşıyarak aslında ayrımcılığın aracısı olurlar ve sorunun daha fazla büyümesine yol açıyorlar.”

“Farklılık bir bozukluk olarak algılanıyor”

“Kalıp yargılardan gerçek hayata: Trans aktivizm” oturumu Dr. Seven Kaptan’ın Mitler ve Gerçekler sunumuyla başladı. Kaptan cinsel kimliğin gelişimini, stigmatizasyon kavramını anlattı. Sunumda “Azınlıklar çoğunluk tarafından tanımlanır, bu tanımlanan farklılıklarına olumsuz değerler yüklenir. Farklılık bir bozukluk bir eksiklik olarak algılanır. Bu kurumsallaşır ve buna yaftalama denir” dedi.

“İkili cinsiyet sistemi ayağımıza vurulan en büyük pranga”

Şevval Kılıç, “Trans Feminist Mücadele” başlıklı sunumunda ikili cinsiyet sisteminin ayağımıza vurulan en büyük pranga olduğunu belirtti ve ekledi:

“Hegemonya, patriyarka ve eril sistem ile sorunum var. Toplumumuz erkekliğin kutsallaştırıldığı bir toplum, sistem de bunu destekleyen din, aile kurumlarıyla var oluyor. Transların bu kutsallardan kendi rızalarıyla vazgeçmesi bu sistemleri en derinden yıkıyor. Transların sınıfsal da bir mücadele verdiklerini düşünüyorum.”

“İki virgül at ve bekle”

LADEG’ten Pınar Özer ise “Ben Bir Transseksüel Kadın Annesiyim” başlıklı sunumunda şöyle dedi:

“Doktor kabule geç dediğinde ben erkek çocuğumu kaybettim. Ben napacağım derken yine aynı hastanenin bahçesinde kız çocuğum dünyaya geldi. Elaleme kaptırdığım özgürlüğümü ve çocuğumu kurtarmak istedim. Kesin ve kesin diğerlerini kenara attım ve çocuğuma bir oksijen verdim. Şimdi hamile olanlarla konuşuyorum, erkek çocuğum olacak diyorlar. Ben de artık onlara 'sen oraya iki virgül at ve bekle' diyorum. Daha bunun cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği gelecek, sonra noktayı koyarsın.”

“Dün, bugün ve yarın”

“LGBTİ+ Mücadelesinde Dün, Bugün ve Yarın” panelinde ise Kaos GL’den Seçin Tuncel, Homofobiye Karşı Yerel Buluşmaları, diğer örgütlerle ve bağımsız aktivistlerle örgütlenme deneyimini aktardı.

Kuir Kıbrıs Derneğinden Faika Deniz Paşa, HOKİ’den Kuir Kıbrıs’a bir örgüt hikayesini, Kuir Kıbrıs örgütünün ilkelerini, bu ilkelerin hangi ihtiyaçlarla yazıldığını aktardı. Despina Michaelidou ise “Kıbrıs’ta aktivizmi queerleştirmek: 8 yıllık bir yolculuk, geçmişin yansımalarıyla geleceğe bakış” isimli konuşmasıyla katkı sundu.

İlgili haber:

“Hak haberciliği ‘iyi niyete’ bağlı olmamalı”

 


Etiketler: yaşam
Nefret