26/05/2014 | Yazar: Ömer Akpınar

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Ebru Boyar, Cuma günü Tarih Vakfı’nda ‘Hak, Ekmek ve Namus: Osmanlı Devleti’nin Son Döneminde Fahişeliğin Yasallaşması ve Devlet-Toplum İlişkisi’ başlıklı bir sunum yaptı.

‘Osmanlı’da fuhuş gündelik hayatın bir parçasıdır’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Ebru Boyar, Cuma günü Tarih Vakfı’nda “Hak, Ekmek ve Namus: Osmanlı Devleti’nin Son Döneminde Fahişeliğin Yasallaşması ve Devlet-Toplum İlişkisi” başlıklı bir sunum yaptı.
 
Selanik, 1908: Osmanlı’daki Seks İşçilerinin Hak Talepleri
Boyar, 1908 yılında Selanik genelevinde çalışan kadınların kaleme aldığı bir dilekçenin seks işçilerinin hak talepleri açısından önemli bir yeri olduğuna dikkat çekti.
 
Dilekçeye göre, tabi tutuldukları tıbbî muayene koşullarının iyileştirilmesini isteyen seks işçisi kadınlar “sanatlarını daha iyi yapabilmek için” zorunlu jinekolojik muayenelerin sıklığının azaltılmasını, zorunlu muayene ücretinin kaldırılmasını ve kendilerini muayene eden doktorların daha hassas olmasını istiyorlardı.
 
Boyar, koşulların iyileştirilmesini bir hak olarak görmesi ve Osmanlı’nın diğer vilayetlerindeki seks işçilerini örnek göstermesi sebebiyle dilekçenin tarihî bir önemi olduğunu belirtti.
 
“Seks İşçiliğinin Tanınması Frenginin Artışıyla Birlikte İlerledi”
“Osmanlı’da fuhuş gündelik hayatın bir parçasıdır. Fuhuşa mahal vermemek ise mahallenin inisiyatifine bırakılmıştır” diyen Boyar, seks işçilerinin mahalle baskısı ve gücünü göstermek isteyen siyasi otoritenin ilk seçtiği kurban olduğunu vurguladı.   
Osmanlı’da seks işçiliğinin tanınmasının frenginin artışıyla birebir gittiğine dikkat çeken Boyar, zührevi hastalıkların Osmanlı’nın nüfusunu ve savaşma gücünü azaltacağını iddia eden kaynaklardan örnekler verdi.
 
Boyar, seks işçiliğinin denetlenmesinin tıbbî sebeplerle ortaya çıktığını belirterek mahalleden çıkarma ya da başka şehirlere sürgün gibi cezaların yeniçeri ve esnafa verilen rüşvetlerle zaman zaman önüne geçilebildiğini söyledi.
 
“Burada Fuhuş Olmaz” İnkârı
Genelevlerdeki ücretli sağlık kontrollerinin 1884’te yasal zemine oturtulduğunu ifade eden Boyar, “frengi hastalığının fuhuş ile ilişkisi kentli Osmanlılar arasında bir stigmaya dönüşmüştür,” dedi.
 
Seks işçiliğinin devlet genelinde tanınmadığına dikkat çeken Boyar, bazı şehirlerdeki “burada fuhuş olmaz” söyleminin seks işçiliği konusundaki yaklaşımı yerel yönetimlerin kendi inisiyatifine bıraktığını belirtti.
 
Hasta kadınların iyileşene kadar hastanede, iyileştikten sonra da sürekli denetim altında tutulduğunu söyleyen Boyar, seks işçiliği konusundaki taleplerin dile getirilmesinin seks işçiliği ile devlet arasındaki ilişkinin değişen yüzünü gösterdiğini vurguladı.
 
Erkek Seks İşçileri Tanınmıyor
Sunumun ardından gelen sorular arasında seks işçisi kadınların hep gayrimüslim olduğu miti vardı. Boyar, kendi baktığı kaynaklardaki seks işçisi kadınların çoğunlukla Müslüman isimlere sahip olduğunu söyledi.
 
Erkek seks işçilerinin bu ilişkinin neresinde olduğu sorusuna ise Boyar, “erkeklerin diğer erkeklerle olan ilişkileri zina kapsamında ele alınmıyor. Erkek fuhuşla suçlanmasa da sistem bunu tanımıyor,” cevabını verdi.
 
Ebru Boyar’ın Kate Fleet ile birlikte hazırladığı Osmanlı İstanbul’unun Toplumsal Tarihi kitabına Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan ulaşabilirsiniz.   

Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı
Nefret