21/05/2016 | Yazar: Kaos GL

Homofobi Karşıtı Buluşma’nın son oturumunda konuşan Zafer Aracagök, klinik ve kritik sapkınlıktan bahsetti.

Homofobi Karşıtı Buluşma’nın son oturumunda konuşan Zafer Aracagök, klinik ve kritik sapkınlıktan bahsetti.

11. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın son oturumunda “Klinik ve Kritik Sapkınlık” tartışıldı.

Ayşe Uslu’nun modere ettiği oturumda hakemli akademik dergi KaosQ+ Danışma Kurulu Üyesi Zafer Aracagök konuştu.

Aracagök konuşmasına Plato'dan bu yana mimesis ve diegesis kavramları arasında gitgide daha çok açılan uçurumun 19. yüzyılda içine düştüğü krizden söz ederek başladı:

“Düşünüre göre, bu kriz aslında ‘siyasal’ olanın krizi olup, bastırılması 19. yüzyılın sonuna doğru psikanaliz tarafından üstlenildi. Bu kriz Georg Büchner'in Lenz adlı novellasında başka bir ifade biçimiyle karşımıza çıkar: Sessizlik denen şeyin o korkunç sesini duyabiliyor musun?”

Siyasal olanın yitiminin psikanaliz aracılığıyla ilk başta "hipnoz" ve daha sonra "telkin" adı verilen metodlarla analistin sesini hastanın sesine hep üstün kılarak sağlanmasından bahseden Aracagök aynı zamanda sapkınlığın klinikleştirilme süreçlerine de dikkat çekti. Sapkınlığın klinikleştirilme sürecini Deleuze ve Guattari felsefesinin yüzey/derinlik; klinik/kritik, ödipal-ensent/şizo-ensest gibi kavramlarının süzgecinden geçirerek ele aldı.

*Bu etkinlik, Gökkuşağı Projesi kapsamında İsveç Kalkınma Fonu (SİDA) ile Kanada Büyükelçiliği'nin destekleriyle gerçekleştirilmektedir.


Etiketler: yaşam
Nefret