20/09/2017 | Yazar: Aslı Alpar

Belki Judith gibi beynimizde bir ur yok. Ancak tarihi unutturulan kadınların da tel tel dağılan ortak bir hafızası var.

‘Sil baştan başlamak gerek bazen’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Belki Judith gibi beynimizde bir ur yok. Ancak tarihi unutturulan kadınların da tel tel dağılan ortak bir hafızası var.

Desen Yayınları, oldukça prestijli bir etkinlik olan Angoulême Uluslararası Çizgi Roman Festivali'nden ödül alan “Parantez”i 2016 yılında yayınladı. Élodie Durand'ın yazıp çizdiği kendi hikâyesi “Parantez” bir kadın hikâyesi.

Ötekilerin yaşadıkları çizgi romanda pek de anlatılmak istenmez. Kahramanlar dururken sıradan insanların çizgili anlatılarının yavan bulunacağı düşünülür. Parantez’i hem bir kadın hem de hasta bir kadın hikâyesi olduğu için ötekilerin hikâyesine dâhil edebiliriz. Oysa yirmi iki yaşındaki Judith’in bir anda sağlığını, anılarını yitirmesi, hastalığını kabullenişi ve iyileşme sürecinin anlatıldığı bu çizgi roman birçok açıdan okuru kendine bağlamasını bilen bir eser.

Çizgiler Judith’le sizi birbirinize bağlayacak

Biz “Parantez”, içinde Judith’in anılarını birleştirme çabasına tanıklık ederken o kendini tedavi ediyor. Sağlığını yitirmeden önce resimlediği kilometrelerce duvarın altında kalan karalamaları ona iyileşme yolunu yeniden açıyor.

Élodie Durand eserinde, Judith’in bu hastalıkla kendisinden farklı bir kendisi ile karşılaşmasına, onunla yüzleşmesine, onu yeniden büyütmesine yer verirken, anlatımını okuyucunun kendisi ile derinden empati kurmasına yol açan desenleriyle destekliyor.

Tel tel dağılan hafızamız

"Sana bu hikâyeyi anlatmak çok güç. Hâlâ kaybolmuş gibiyim. Tel tel dağılan bir hafızayı anlamak ve anlatmak çok zor" diyor Judith.

Belki Judith gibi beynimizde bir ur yok. Ancak kadınların hem kişisel hem kollektif tarihinin tutulamaması, bu çabanın engellenmesi ve günlük uğraşılardan fırsat kalmaması bir bütün olarak bizlerinde tel tel dağılan bir ortak bir hafızasına işaret etmez mi? Tarihi içinde kaybolmuş kadınlar hem kendi hayatlarında hem de toplumsal yaşantının içinde kendini anlatmakta güçlük çekmez mi? Bizlerde çoğu zaman aynı Judith gibi bu “unutma hastalığı” yokmuş gibi yapmaz mıyız? Bunca zaman ne yaptığımız sorulduğunda Judith gibi paniğe kapılmaz mıyız? Bunca zaman ne yapmışızdır, hafızamız tel tel dağılır…

Ur

Hayata sil baştan başlayarak iyileşen Judith’in hastalığını ve iyileşme sürecini bir metafor olarak ele alırsak belki ortak hafızamıza ya da kişisel hayatımıza iyi gelecek bir hamlede bulunabiliriz. Hastalığından önce güzel sanatlarda akademik çalışmalar yürüten Judith, beynindeki urun ardından yalnızca basit figürler çizebiliyor. Ancak onu iyileştiren de bu karalamalar, figürler. En basit yerden başlamak, yakaladığın noktadan sürdürmek ama ısrarcı olmak, şaşkın bakışlara, sorgulayan gözlere rağmen kararlı küçük adımlar atmak.

Anıları not etmek, tarihini bir yerlere yazmak, hatırlama egzersizleri yapmak, unutmamak… Belki hepimizi iyileştirecek karalamalar bunlar.

Keyifli okumalar.


Etiketler: kültür sanat
Nefret