10/10/2016 | Yazar: Kaos GL

Farklı alanlardan altı uzmanın makalelerinin yer aldığı ‘Türkiye’de LGBTİ Haklarının Durumu ve Öneriler’ kitabı dijital ortama aktarıldı.

‘Türkiye’de LGBTİ Haklarının Durumu ve Öneriler’ kitabı online ortamda Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Farklı alanlardan altı uzmanın makalelerinin yer aldığı “Türkiye’de LGBTİ Haklarının Durumu ve Öneriler” kitabı dijital ortama aktarıldı. Aynı zamanda “Farkındalık Projesi” danışma kurulunda da yer alan akademisyenler, kitapta LGBTİ haklarını farklı perspektiflerden tartışmaya açıyor.

Kaos GL Derneği’nin “Türkiye’de LGBTİ Haklarının Durumu ve Öneriler” kitabı dijital ortama aktarıldı.

2013-2015 yılları arasında Kaos GL Derneği tarafından yürütülen, “Kamu Kuruluşlarında, Parlamentoda ve Sivil Toplum Kuruluşlarında Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transların İnsan Haklarına Dair Farkındalığı Güçlendirmek” projesinin çıktısı olan kitapta farklı alanlardan akademisyenlerin LGBTİ haklarına ilişkin yazıları yer alıyor. 

Kısa adıyla “Farkındalık Projesi”, farklı disiplinlerden gelen altı uzmanın oluşturduğu Proje Danışma Kurulu’nun etkin katılımıyla yürütüldü. Kaos GL Derneği ile Danışma Kurulu, projenin tematik odağını “Eşit Vatandaşlık” olarak kararlaştırdı. Bu bağlamda, Parlamentonun ve Adalet, Aile ve Sosyal Politikalar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, İçişleri ve Sağlık Bakanlıklarının dikkatine kanun teklifleri, soru önergeleri sunuldu; TBMM’de basın açıklamaları yapıldı. Bu kurumlara ek olarak Kamu Denetçiliği Kurumu ile Türkiye İnsan Hakları Kurumu uzmanlarına dönük çalıştaylar organize edildi. “Uluslararası Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal İçerme Konferansına” yukarıda sayılanlara ek olarak Avrupa Birliği, Kalkınma, Milli Eğitim; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarından katılım gerçekleşti. 

“Türkiye’de LGBTİ Haklarının Durumu ve Öneriler” adlı yayını ise Murat Köylü'nün editörlüğünde Danışma Kurulu Üyelerinin makalelerinden oluşuyor.

“Cinsel Kimliklerin Kontrolü Açısından Muhafazakârlık”

“Cinsel Kimliklerin Kontrolü Açısından Muhafazakârlık” adlı yazısında Prof. Dr. Melek Göregenli, muhafazakârlık ideolojisinin güncel siyaset ile ilişkisini “sosyal-psikoloji” perspektifinden tartışmaya açıyor, meselenin “eşitsizliğin inşası ve muhafazası” boyutuna ışık tutuyor. Göregenli, siyasi iktidarın giderek otoriterleştiği Türkiye’de “homofobi – otoriterlik” ilişkisini ve gruplar arası nefreti bireylerin kişilik yapılarını aşan, münferit değil, kolektif bir ideoloji bağlamında ele alıyor: “Tek tek bireylerin zihniyet yapılarında ve davranışlarında gözlenebilen muhafazakârlık eğilimleri, kuşkusuz, bu eğilimleri meydana getiren ve besleyen toplumsal sistem ve iktidar ideolojileri tarafından oluşturulur.“

“Siyasal Alana dair Öneriler”

“Siyasal Alana dair Öneriler” başlıklı makalesinde Prof. Dr. Simten Coşar, LGBTİ vatandaşların durumuna dair tespit ve önerilerini iki eksende değerlendiriyor: kurumsal siyaset ve siyasal katılım. Coşar’a göre AKP ile Türkiye açısından bir yeni dönem açıldı, “ancak burada ‘yeni dönem’den 1980’lerden ve 1990’lardan tam bir kopuştan ziyade söz konusu yirmi yıl içerisindeki iniş çıkışların yaşanmadığı, aksine bu iniş çıkışlara neden olan politikalarla hedeflenen yapısal dönüşümün son aşamasına gelindiği anlaşılmalıdır.”

“Geleneksel Medya ve Yeni Medya Ortamlarında “Milli İradenin ve İstikrarın” Yaratılması: Dilsizleştirilmeler ve Suskunluklar”  

“Geleneksel Medya ve Yeni Medya Ortamlarında “Milli İradenin ve İstikrarın” Yaratılması: Dilsizleştirilmeler ve Suskunluklar”, Prof. Dr. Mutlu Binark’ın gözüyle meselenin medya ve iletişim boyutuna odaklanmamızı sağlıyor. Medya endüstrisinin sahiplik yapısını, ifade ve basın özgürlüğü bağlamında tartışmaya açan Binark, ister yandaş isterse karşıt görüşlü olsun medya organlarının heteronormatif erkeklik kültürünü ve “AKP hükümetinin muhafazakâr ve tektipleştirici Sünni İslam yorumunu” nasıl ve neden beslediğini kendisine özgü dili ile anlatıyor. 

“Yeni Hiyerarşik Vatandaşlık Rejiminin Dışlanan Kesimlere Dayattığı Yeni Zorluklar ve LGBTİ Hareketi”

“Yeni Hiyerarşik Vatandaşlık Rejiminin Dışlanan Kesimlere Dayattığı Yeni Zorluklar ve LGBTİ Hareketi”nde Doç. Dr. Ayşen Candaş, “Türkiye’nin zorlu bir demokrasiden arınma dönemine girdiğini vurguluyor. Candaş’a göre bu döneme eşlik eden AKP’nin sosyal mühendislik politikaları, LGBTİ Hareketi’nin mevcut kazanımlarını da elinden almayı amaçlıyor; 2015 yılında Onur Yürüyüşü’ne polis saldırısı Hükümet’in bu tutumunu açık ediyor. Bu karamsar tabloya rağmen yapılacak şey belli: “LGBTİ vatandaşlar marjinalleştirilen diğer kesimlerle beraber mücadeleye devam etmek zorundadırlar. Toplumların tarihinde demokratik kazanımların yok edildiği dönemler de olur ve bu krizlerden yeniden ilerlemeci, demokratikleştirici dönemler doğar.”

“Türkiye’de Cinsel Kimliğin Tanınması ve Ayrımcılık”

“Türkiye’de Cinsel Kimliğin Tanınması ve Ayrımcılık” ile Yard. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, tek kimlik politikaları ile otorite tarafından “makul” bulunmayan kesimlerin nasıl görünmezliğe itildiğini anlatıyor. Altıparmak’a göre bu politika sonucunda vatandaşların kimlik özellikleri dikkate alınmaksızın eşit oldukları iddia edilir. Hatta azınlık bireylerinin, farklılık iddiasında bulunanların taleplerinin reddedilmesi bu eşitlik anlayışına dayanır. Nasıl çoğunlukta olanlar, farklılıkları nedeniyle ayrıcalığa sahip değilse, azınlıkta olanların da olmaması gerekir. LGBTİ’lerin hakları söz konusu olduğunda bu husus çok daha nettir. Bu tutum onların hukuken de tanınmaması anlamına gelir ve kendilerine karşı ayrımcılık yapma ve nefret etme serbestisi yaratır.

“Yasa Yapım Süreci, Komisyonlar ve LGBTİ’ler: Tespit ve Öneriler”

“Yasa Yapım Süreci, Komisyonlar ve LGBTİ’ler: Tespit ve Öneriler” adlı yazısında Dr. Salih Şahin, yasama ve denetleme görevleri gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin LGBTİ kişilerin hak ve özgürlüklerini kullanabilmelerine yönelik yasal-kurumsal güvenceleri oluşturma yükümlülüğünü anımsatıyor. “Günümüzde Türkiye’de, LGBTİ hak sahiplerine yönelik doğrudan ve açık şekilde ayrımcılık ve eşitsizlikler içeren yasal düzenlemelerin yerine, LGBTİ vatandaşları tanımayan ve yok sayan dışlama süreçlerinin işler kılındığı görülmektedir.” Bu bağlamda Şahin, TBMM’ye yönelik önerilerini 4 başlıkta topluyor: sosyal içerme amaçlı yasal düzenlemeler, katılımcı yasa yapım süreci, yasa uygulamalarının etkin izlenmesi ve TBMM İdari Teşkilatı kapasitesinin güçlendirilmesi.

Kitaba ulaşmak için tıklayınız.


Etiketler: insan hakları
Nefret