05/04/2020 | Yazar: Hayat Çelik

Psikiyatr Ender Cesur: Psikiyatrların işi sen transsın ya da sen trans değilsin demek değil. Kişi öyleyse öyledir, kimliğini ondan daha iyi bilemeyiz.

“Müfredatında cinsiyet kimliğine yer veren eğitim kurumlarının sayısı yavaş da olsa artıyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Buradayız Alışın” dosyamıza Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nden Psikiyatr Ender Cesur ile devam ediyoruz. Ender Cesur ile grup terapisini, ruh sağlığı uzmanlarının trans kimliklere yaklaşımlarını ve ruh sağlığı uzmanlarının sorumluluklarını konuştuk.

“Bu tecrübeler terapist olarak kendi bilgilerimi ve sınırlarımı gözden geçirmemi sağladı”

Seni tanıyabilir miyiz?

Merhaba. Ben Ender. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde uzmanlık eğitimimi tamamladım. Psikiyatri uzmanıyım.

Alandaki kişisel deneyimlerinden ve İstanbul’daki trans terapi grubundaki deneyimlerinden bize bahsedebilir misin? Grup terapisi ve transların deneyimi bir uzman olarak sana neler kattı?

Cinsellik ve cinsel terapiler konusunda hem asistanlık sürecinde eğitim aldım hem de CETAD’ın teorik eğitimlerini ve süpervizyonunu tamamlayarak cinsel terapist oldum. LGBTİ+ kişilerle çalışmaya başlamam Seven Kaptan aracılığıyla oldu aslında. CETAD’da tanıştık. Sonra 2016 yılında SPoD’taki trans terapi grubuna gözlemci olarak katılmaya başladım. Grubun terapistleri Seven (Kaptan) ve Necip (Varan). 4 senedir onları izleye izleye bugünlere geldim:) 2016’dan önce grup terapisi tecrübem olmamıştı. Translar üzerinde de bu kadar etkisi olduğunu anlamam mümkün değildi. Mesela gruba ilk geldiğim gün benim için çok çarpıcıydı. Trans kadınlar arasında hijyenle ilgili bir takım temel ihtiyaçlar konuşulmuştu ve çıkarken çok iyi hissettiklerini gördüm. Konuşulan şeyler aslında direkt psikolojinin alanına girmemesine rağmen dayanışmanın da iyileştirici olabileceğini ilk defa bu kadar somut görmüş oldum. Bu tecrübeler terapist olarak da kendi bilgilerimi ve sınırlarımı gözden geçirmemi sağladı. Bir de translarla çalışıyorsan kliniği çok iyi bilmek zorundasın; anksiyete, depresyon, ruhsal travma, cinsellik, hormonlar, ameliyatlar… Dolayısıyla çalışma konusunda teşvik edici oldu grup benim için. Yani oldukça şey kattı ve hala katıyor.

Türkiye’deki psikiyatri uzmanlık eğitimi müfredatında transseksüellik, hangi başlık altında, nasıl ele alınıyor?

Özellikle transseksüellik ya da geçiş süreciyle ilgili soruyorsan verilen eğitimin içeriği kurumdan kuruma göre değişiyor. Bazı kurumlarda bu alanla ilgilenen uzmanlar var ve onlar translara özel sağlık hizmeti verebiliyorlar. Dolayısıyla uzmanlık eğitiminde de daha kapsamlı bir şekilde yer alıyor. Ama bazı yerlerde sadece teorik olarak cinsiyet kimliği ve geçiş süreci konuşulup pratikte çok fazla şey uygulanmıyor. Maalesef bazı yerlerde de hala translıkla ilgili hiçbir bir eğitim verilmiyor. Fakat müfredatında yer veren eğitim kurumlarının sayısı yavaş da olsa giderek artıyor. Bu da hem aktivistlerin hem de bu alanda çalışan ruh sağlığı çalışanlarının çabalarıyla oluyor.

Tarihsel olarak baktığımızda, transseksüellik konusunda Türkiye’deki ruh sağlığı uzmanları nasıl bir geçiş süreci yaşıyor?

Doğru aslında, bizimki de bir nevi geçiş süreci:) Ruh sağlığı uzmanlarının geçiş süreci de Türkiye’nin geçiş sürecine paralel. Görünürlük arttıkça bilgi artıyor, bilgi arttıkça ruh sağlığı profesyonelleri de öğrenmeye başlıyor. Sanırım ruh sağlığı alanında translara yönelik ilk sağlık hizmeti Çapa Tıp Fakültesi’nde verilmeye başlandı. O dönem Şahika Hoca (Yüksel) öncü oldu. Şimdi pek çok şehirde bu hizmet veriliyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli…

Türkiye’de trans bireylerle çalışan ruh sağlığı uzmanları, bu konuda ne kadar yeterliler? Ruh sağlığı alanında trans kimliklere yaklaşım konusunda, dünya sağlık örgütü ve Amerikan Psikiyatri Birliği’nin standartlarının yakalanmasının önündeki zorluklar ve engeller nelerdir?

Buna da aslında önceki sorularla benzer şekilde yanıt verebilirim. Geçmişe göre daha yeterliyiz. Bu alanda bilgi sahibi olan ve çalışan ruh sağlığı profesyonelleri artıyor. Trans kimliklere yaklaşım konusunda en temel aldığımız kurumların başında WPATH (The World Professional Association of Transgender Health) geliyor. Orada multidisipliner yaklaşımın önemi ve bunun bir ekip çalışması olduğu vurgulanıyor. Dünya’nın pek çok yerinde “Gender Clinic”leri ve buralarda çalışan “Gender Team”leri var. Bizde en büyük zorluklardan biri ekipte psikiyatr ve psikolog dışında çalışabileceklerin de az olması. Her şehirde bu alanda donanımlı ruh sağlığı uzmanı da yok zaten. Bir de mesela yanılmıyorsam 2012’den itibaren operasyonları sigorta karşılıyor, bu önemli bir gelişme oldu. Yine de maddi sıkıntılar, sistemle ilgili sıkıntılar da engel oluşturuyor maalesef.

Transların geçiş sürecini düzenleyen Medeni Kanun Madde 40’ın gerekçesinde; “Toplumun temeli olan aile kurumunun cinsiyeti belirsiz kişiler nedeniyle sarsılmasını önlemek amacıyla öncelikle kişinin evli olmaması şartı öngörülmüştür.”

“Heteroseksizm transfobiyi ve homofobiyi doğuruyor”

Aile kurumunun heteronormatif ve cinsiyeti belirli ikili yapısı, transların ruh sağlığını nasıl etkiliyor ve geçiş sürecine nasıl yansıyor?

Heteronormatif düzen sadece ikili cinsiyet yapısına uymayanları anormalleştirip dışlamakla kalmıyor, kadınlığı ve erkekliği de sadece kendisinin belirleyeceği belirli tanımlamalar üzerinden son derece dar bir alanda tutmaya çalışıyor. Aile kurumuna halel getirecek en ufak bir davranış çok büyük bir tehdit olarak algılanıyor. Tehdit varsa bastırıp görmezden gelebilirsin, değiştirmeye çalışabilirsin, o da olmuyorsa yok edersin. Transların maruz kaldığı ayrımcılık da bu mekanizma üzerinden işliyor. Heteroseksizm transfobiyi ve homofobiyi doğuruyor. Transfobi nedeniyle yıllarca ayrımcılığa uğrayan transların ruh sağlığı etkilenebiliyor. Depresyon, kaygı bozuklukları, travmayla ilişkili rahatsızlıklar görülebiliyor. Kişi bu transfobiyi içselleştirip, toplumun dayattığı kadın ve erkek üzerinden tanımlanan toplumsal cinsiyet rollerine yüzde yüz uymak zorunda hissedebiliyor. Bunlara uymadığını fark ettiğinde daha fazla acı çekebiliyor ve kaçınılmaz olarak sonraki hayatı da olumsuz etkilenebiliyor.

Transların geçiş sürecindeki en önemli aşamalardan bir tanesi, psikiyatri aşamasıdır. Geçiş sürecine başvuran translar, “transseksüel yapıdadır” ibareli psikiyatri raporunu alabilmek için bir gözlem sürecine tabi tutuluyor. Türkiye’de psikiyatri uzmanları tanı koyan sorunlu tarihsel geçmişinden tamamen sıyrılabildi mi, yoksa halen alanda böyle uzmanlarla karşı karşıya kalabilir miyiz?

Mevcut sağlık sistemi böyle bir raporu gerekli kılıyor. Psikiyatrların işi sen transsın ya da sen trans değilsin demek değil. Kişi öyleyse öyledir, kimliğini ondan daha iyi bilemeyiz. Bahsedilen bu sorunlu geçmiş psikiyatrinin geçmiş sınıflama sistemlerinde trans olmanın bozukluk olarak ele alınmasından kaynaklı maalesef. Şu an hem bilim insanlarının hem de hak savunucularının kıymetli çabaları sonucu hiçbir sınıflama sisteminde hastalık ya da bozukluk olarak yer almıyor. Dolayısıyla asla böyle psikiyatrlarla karşılaşmayacaksınız demeyi çok isterdim ama üzgünüm ki öyle değil. Her alanda olduğu gibi tıp alanında da çalışan transfobik hekimler ve ruh sağlığı profesyonelleri var. Giderek azalıyor. Geçmişe göre çok çok az ama hala var.

Transseksüelliğe ruhsal bir hastalık olarak yaklaşan ruh sağlığı uzmanlarına karşı ne gibi yaptırım yollarına başvurulabilir?

Kişilerin çalıştığı kurumlara ya da hastanelere şikayet edebilirler. Çeşitli meslek örgütlerinin etik kurullarına başvurabilirler. Türk Tabipleri Birliği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Psikologlar Derneği… Yine LGBTİ+ derneklerine ulaşıp yardım isteyebilirler. Bireysel olarak da adli makamlara başvurabilirler. Fakat yol gösterici olması açısından meslek örgütleri önemli. Ayrımcılık yapan ya da mesleğini kötüye kullanan bir hekim olduğunda TTB tarafından ciddi yaptırımları olabiliyor. Yalnız hissetmesinler. Burada da dayanışma içinde olmak ve yardım istemek önemli.

Trans geçiş sürecinin psikiyatrik gözlem süresi neden kişiden kişiye değişiyor? Bu süreçte ne gibi zorluklar yaşanıyor?

Gözlem süresi herkeste aynı olmuyor. Değerlendirilmesi gereken bazı noktalar var. Örneğin psikiyatrik bir hastalığı var mı yok mu? Varsa stabil mi? Hayatını tehdit eden kişisel ya da ailesel riskler var mı? Beklentileri gerçekçi mi mesela? Değilse bunları konuşmak gerekiyor. Kişinin kendini hazır hissetmesi, açılma ve kabullenilme sürecinde desteğin arttırılması, hormonlar ve ameliyatlar ile ilgili yeterince bilgi sağlanması önemli. Bize başvuran bazı kişiler uzun süredir tam zamanlı olarak trans kimlikleriyle yaşıyor ve açılma sürecini tamamlamış olabiliyor. Fakat kimseye söylememiş ilk defa görüşme odasında bize açılanlar da olabiliyor. Elbette bu kişilerin gözlem ve takip süresi değişiyor.

“Grup terapilerini yaygınlaştırmak önemli”

Türkiye’deki psikiyatrik yaklaşım, kendini gey veya biseksüel olarak tanımlayan trans erkeklerin veya kendini lezbiyen veya biseksüel olarak tanımlayan trans kadınların geçiş sürecini nasıl değerlendiriyor?

Bana soruyorsan cinsiyet kimliğiyle cinsel yönelimin farklı olduğunu, bir kişinin hem trans hem eşcinsel/ biseksüel olabileceğini biliyorum:) Bu alanda çalışan psikiyatrlar da çok iyi biliyor. Fakat bazen cinsel kimlikle ilgili bilgi eksikliğinden bazen de transfobiden kaynaklı bunları eşdeğer tutan psikiyatrlar olabiliyor. Böyle durumlarda ‘ya sen hem trans erkeğim diyorsun hem erkekleri beğeniyorsun, kafan karışmış, trans değilsindir’ diyen meslektaşlarımızı duyabiliyoruz. Tabii bu yaklaşım da kişinin ya da özellikle ailenin kafasının karışmasına yol açabiliyor. Doktor tarafından verilen gerçekçi olmayan bu şekildeki ‘umut’ kırıntıları ailenin kişi üzerindeki baskısını arttırabilir. Bu da kişinin ruh sağlığını olumsuz etkileyip geçiş sürecini aksatabilir.

Çocuk ve ergenlerde trans geçiş süreciyle ilgili ruh sağlığı alanında Türkiye’de nasıl bir yol izleniyor? Psikiyatride nasıl bir yaklaşım hakim?

Tüm dünyada cinsiyetinden hoşnutsuzluk olan çocukta ergenliğin baskılanmasıyla ilgili çalışmalar mevcut. Bu GnRH analogu denen ilaçlarla yapılabiliyor. İdeali kişi ergenlik sürecini tamamlamadan (bunun belli kriterleri var- Tanner evrelemesi vb) bu baskılayıcı ilaçlarla ikincil cinsiyet karakterlerinin gelişmesinin (meme büyümesi, ses kalınlaşması, kıllanma vb) baskılanması. Ergenlik baskılayan hormon tedavilerinin ergenin cinsiyet uyum zorluğunu azalttığını, ses kalınlaşması, yüz-ayak büyümesi gibi sonradan geri döndürülmesi zor özelliklerin gelişmesini engellediğini ve kişiyi sosyal açıdan rahatlattığını gösteren araştırmalar var. Baskılayıcı tedavi sonrası, sosyal uyumu artan, cinsiyetinden hoşnutsuzluğu azalan, cinsiyet kimliğiyle uyumlu yaşayan ergene 16-18 yaşından itibaren cinsiyet kimliğine uygun hormonlar verilebilir deniyor. Ergenlere geri dönüşümü olmayan müdahaleler ve cerrahi tedaviler uygulanmıyor. Çok kabaca şu an için dünyada önerilen yaklaşım böyle. Elbette bu tedavileri etkileyen bir takım ailesel, kültürel ya da sistemden kaynaklı faktörler var. Türkiye’de de cinsiyetinden hoşnutsuzluk sergileyen ergenleri takip eden ve baskılayıcı hormonlarla izleyen klinikler var.

Türkiye’de trans intiharlarının önüne geçebilmek için ruh sağlığı alanında neler yapılıyor ve ne gibi çalışmalar yapılabilir?

Translarda da diğer cinsel azınlıklarda da intihar oranları azımsanmayacak kadar yüksek. Psikiyatride genelde intihar sebebi olarak ruhsal hastalıklar öne çıksa da translarda tek sebep bu değil. Uyum sorunları, dışlanma, ayrımcılık, işsizlik, geçim sıkıntıları, tüm bunların sonucunda ortaya çıkan umutsuzluk intihar girişimi için riski arttırmaktadır. Bunu sadece ruh sağlığı çalışanlarının engellemesi mümkün değil. Çünkü sebepleri son derece politik. O yüzden hak savunucularıyla beraber hareket etmek önemli. Verilen eğitimleri arttırmak, herkese anlatmak lazım. Türkiye’nin her yerinde, transların yardım isteyebileceği ruh sağlığı çalışanları olması gerekir. Bunun için de meseleyi daha görünür kılmak, psikoloji / psikiyatri dışında diğer disiplinlerle birlikte hareket etmek lazım. Grup terapilerini yaygınlaştırmak da önemli.

“Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey oluyor”

Trans karşıtı önyargı veya ayrımcılıklara karşı mücadelede, ruh sağlığı uzmanlarına düşen görev ve sorumluluklar neler? Sağlık hizmetinin sunulduğu alanların, trans olumlayıcı güvenli alanlara dönüştürülmesi için, ruh sağlığı uzmanları bulundukları alanda neler yapabilir?

Ayrımcılığı aşabilmek için en önemli şey translığın ne olduğunun ve ne olmadığının doğru bir şekilde anlatılması. Bu noktada da en stratejik grupların başında ruh sağlığı çalışanları ve diğer hekimler geliyor herhalde. Tıp fakültelerinde uzmanlık eğitimlerinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularının müfredata girmesi önemli. Bunu yapan üniversiteler var. Yine özellikle ruh sağlığı uzmanlık eğitiminde olması şart. LGBTİ+ gençlerin ve ailelerinin sık başvurabileceği danışma kaynağı olan öğretmenlik, hemşirelik, sosyal hizmet uzmanlığı gibi alanlarda çalışan kişilerin de bu konuda kendi disiplinlerinin sınırları içinde nasıl yaklaşacaklarını bilmeleri gerekmekte. Yani her alandan kişilerle iletişim halinde olup, konuyu birlikte ele almak ayrımcılıkla mücadelede ruh sağlığı çalışanlarının en büyük sorumluluklarından biri diye düşünüyorum.

Toplum bilimleri açısından ruh sağlığı uzmanları trans bireyler için ne gibi çalışmalar yapabilirler?

Trans bireyleri görünür kılmak, transfobiyi açıklamak ve değiştirmek multidisipliner çalışmayı gerektiriyor. Sosyoloji, felsefe, psikoloji, tıp… Tabii ki aktivistler olmazsa olmaz zaten. İrtibat halinde olmak hem toplumsal hem de akademik çalışmaları arttırmak, temas edebilmek önemli. Belli bir amaç için uğraşırken de birbirimizden öğreneceğimiz çok şey oluyor. Sonuçta aynı bahçenin çiçekleriyiz:)

Psikiyatrist ile danışan arasındaki sınır nasıl çiziliyor? Sınır ihlali söz konusuysa veya uzman transfobik bir yaklaşıma sahipse, ne gibi şikayet mekanizmaları işletilebilir, nerelere başvurabilir?

Psikiyatr hatta psikoterapist iseniz sınırlar, kurallar ve çerçeve tedavide oldukça önemli. Her terapi yönteminin, her terapistin, her terapötik ilişkinin ihtiyaç duyduğu sınırlar ve çerçeve farklı olabilir. Fakat asla değişmeyecek birtakım mesleki etik kurallar ve sınırlar var. İster psikiyatr ol ister başka branştan bir hekim bunlar herkes için geçerli: gizlilik, mahremiyete özen gösterme, ayrımcılık yapmama gibi. Ayrıca psikiyatrların/ psikoterapistlerin tedavi devam etse de etmese de danışanlarıyla arkadaş ya da sevgili olarak görüşmesi kabul edilebilir değil. Dolayısıyla kişi etik bir ihlalle ya da sınır aşımıyla karşılaşmışsa, transfobik bir uygulamaya maruz bırakıldıysa şikayetçi olabilir. Biraz önce bahsettiğim TTB, TPD gibi meslek örgütlerinin etik kurullarına şikayette bulunabilir ya da mahkemelere başvurabilir. LGBTİ+ derneklerinden de destek alması yalnız hissetmemesi için ve dayanışma açısından iyi olacaktır.


Etiketler: insan hakları, sağlık, sağlık hakkı
Nefret