02/03/2020 | Yazar: Yıldız Tar

Türkiye’nin sınır kapısını açtığı açıklaması ve mültecilerin tampon bölgede sıkışıp kalmasını Kaos GL’den Av. Hayriye Kara değerlendirdi: İnsan hayatı üzerinden pazarlık yapılamaz!

“Mültecilere ‘zulümler arasında tercih yap’ deniliyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Meydan Gazetesi

Türkiye'nin, mültecilerin Avrupa’ya geçişine engel olmayacağı ve Yunanistan'la sınır kapılarını açtığı yönündeki haberlerin ardından Türkiye'nin dört bir yanından mülteciler Edirne’ye gitmeye başladı.

Mülteciler 28 Şubat’tan beri geceleri yerde yatıyor, topladıkları dalları yakarak ısınmaya çalışıyor. Özellikle Pazarkule Sınır Kapısı’nda yoğun bir toplaşma var.

Sınırın Yunanistan tarafı kapalı olduğu için mülteciler canları pahasına nehirden karşıya geçmeye çalışıyor. Yunanistan polisi ise Pazarkule ve Kastanies sınır kapıları arasındaki ara bölgede bekleyenlere ara ara gaz bombasıyla saldırıyor. Öte yandan medyada insan kaçakçılarının mültecileri botlara bindirerek Midilli adası başta olmak üzere Yunanistan’a bağlı adalara götürdüğü yer alıyor.

multecilere-zulumler-arasinda-tercih-yap-deniliyor-1

Fotoğraf: Burcu Karakaş

BBC Dünya Servisi'nden Mughira Al Sharif, sosyal medya hesabından Suriyeli göçmen Ahmed Ebu Emad'ın Yunanistan'a geçmeye çalışırken Yunan Sınır Güvenliği tarafından öldürüldüğünü yazdı. Yunanistan'ın Midlli Adası yakınlarında 48 sığınmacıyı taşıyan bir teknenin alabora olduğu açıklandı. Fransız haber ajansı AFP'nin aktardığına göre olayda bir çocuk hayatını kaybetti.

Mülteciler sınırda zor koşullar altında hayatta kalmaya çalışıyor ve sınır kapısının açılmasını bekliyor.

Kaos GL’den Av. Kara: İnsan hayatı üzerinden pazarlık yapılamaz

Kaos GL Mülteci Hakları Program Koordinatörü Av. Hayriye Kara’ya Türkiye’nin sınır kapılarını açtığına ilişkin açıklamasını ve yaşananları sorduk. Av. Kara, “İnsan hayatı üzerinden pazarlık yapılamaz” diyerek süreci KaosGL.org’a şöyle değerlendirdi:

“Türkiye 2013’ten bu yana uluslararası alanda sınır kapılarını açmayı bir koz olarak kullanıyordu. Bizim de içinde olduğumuz insan hakları örgütleri insan hayatı üzerine pazarlık yapılamayacağını söylemişti ve söylemeye devam ediyoruz. Türkiye, Avrupa’yı sınırları açmakla tehdit ediyor ve bunu da yapıyor. Birçok uluslararası sözleşmeye aykırı olarak Türkiye, mültecilerin sınıra gitmesine çağrı yaptı. Edindiğimiz bilgilere göre otobüsler kaldırıldığı iddiası da var. Mülteciler şu anda Yunanistan ve Bulgaristan sınırına gidiyor ve tampon bölgede kalıyor. Binlerce mülteci tampon bölgede yaşam savaşı veriyor.

“Mülteciler Türkiye lütfettiği için değil uluslararası sorumluluğu gereği Türkiye’de Sığınmak temel bir insan hakkıdır. Sadece Türkiye’nin de sorumluluğu değil. Mültecilerin haklarını korumak tüm devletlerin sorumluluğu. Bu sorumluluk maddi ve manevi olarak paylaşılmalı ancak bu “sınırı açtım naparsanız yapın” şeklinde olmaz. Binlerce insanı sınıra sürmek ne demek? Yunanistan ise sınırda gaz bombalarıyla saldırıyor. Can pazarı gibi bir durum var ortada. Bütün dünyanın gözü önünde bunu izliyoruz. Sivil toplum örgütleri dışında tepki gösteren de yok. Gerçekten büyük bir utanç sahneleniyor. Gözler önünde insan hakları ihlal ediliyor.”

“Mülteci LGBTİ+’lara ‘zulümler arasında tercih yap’ deniliyor”

Av. Kara, siyasilerin de açıklamalarıyla yükselişe geçen mülteci karşıtlığının mülteci LGBTİ+’lar başta olmak üzere mültecileri bir arafa mahkum ettiğini de söyledi. Mülteci LGBTİ+’ların sorunlarına ilişkin verdikleri danışmanlık ve araştırmalara göre mülteci LGBTİ+’ların çoklu ayrımcılığa ve nefrete maruz kaldığını belirten Kara şöyle devam etti:

“Mülteci LGBTİ+’lar cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadelerinden dolayı ayrımcılık ve nefretin yanı sıra yasal engellerle de karşılaşıyor. Günlük hayatta uygulanan ayrımcılık ve nefretin önlenmesine ilişkin vatandaş olsun olmasın bir devlet politikası söz konusu değil. Bu politika söz konusu olmadığı gibi siyasi figürler tarafından nefret sarf ediliyor. Zaten Türkiye’de gelecek göremiyorlar. Daha önce de düzensiz olarak Avrupa’ya geçmek isteyen mülteci LGBTİ+’lar olmuştu. Bir yandan da mülteci LGBTİ+’lar mülteci toplumlarının kendi içindeki dayanışma ağlarından faydalanamıyor.

“Mülteci karşıtı açıklamalar, nefreti daha da körüklüyor. Mülteci LGBTİ+’lar için Türkiye zaten yasal bir araftı. Son yaşananlar ile bu araf hali daha da zorlaşıyor. Türkiye düzensiz göçü teşvik ediyor. İnsan kaçakçılarının medyaya açıklamaları cidden tüyler ürpertici. Mülteci LGBTİ+’ların hayatları zulümler arasında tercih yapmak zorunda kalmakla geçiyor. Ve son yaşananlar ile tercih haklarına bir zulüm daha eklenmiş durumda!”

Mülteci LGBTİ+’lar Türkiye’de ne yaşıyor?

Sınırın açıldığına ilişkin haberlerin ardından mülteciler sınıra gitmeye başladı ancak uzun yıllardır Türkiye’de mülteciler yoğun hak ihlallerine maruz bırakılıyor.

Kaos GL Derneği’nin 2016 yılında İstanbul’da öldürülen Suriyeli eşcinsel mülteci Muhammed Wisam Sankari anısına yayınladığı “Türkiye’nin LGBTİ Mültecilerle İmtihanı” raporuna göre maruz kaldıkları ayrımcılık ve zulüm nedeniyle ülkelerinden ayrılan mülteci LGBTİ+’lar, Türkiye’de cinsel yönelim, cinsiyet kimliklerinin yanı sıra yabancı düşmanlığına da maruz kalıyor.

“Türkiye’nin LGBTİ Mültecilerle İmtihanı” başlıklı rapora buradan ulaşabilirsiniz.

Barolar sınıra gitti

Pazarkule sınır kapısına giden İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, Merkezi Mülteci Hakları Alt Çalışma Grubu’ndan bir grup avukat rapor yayınladı:

“Sınır kapısı Yunanistan tarafından kapalı ve Yunanistan tarafında bekleyen polisler yoğun bir şekilde biber gazı, ses bombası atarak ve tazyikli su sıkarak bekleyen gruba saldırıyor. Aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da olduğu insanlar üzerlerini kapatacak bir şey olmadan nemli ve soğuk zeminde oturuyor ve uyuyor. Isınmak için etraftan topladıkları odunlar ile ateş yakıyorlar. Sivil toplum kuruluşları yiyecek dağıtımı yapmaktadır fakat alanda yeterli gıdanın olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca alan hijyen açısından kötü durumda ve güvenlik riskleri taşıyor.”

Ankara Barosu Mülteci Hakları Merkezi ise açıklamasında şöyle dedi:

“Şişme botlar karaya vurduğunda, gaz bombaları dağıldığında kaç bebek cesedi sayacağız? Transit ya da hedef Avrupa ülkeleri ile resmi olarak görüşülmeden ve uluslararası hukuk kurallarına uygun bir şekilde yerleştirme garantisi alınmadan sığınmacılara sınır kapılarını açıp meçhule göndermek tarihi bir insan hakkı ihlalidir. Yetkilileri; iki sınır arasında silahlar, gaz bombaları ve Ege Denizi'nin soğuk sularında sıkışmış mültecilerin yaşadığı krize müdahale etmeye ve onların birer sayı, alelade bir istatistiki veri olmadıklarını fark etmeye davet ediyoruz.”

Sivil toplumdan tepkiler

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Araştırma Direktör Yardımcısı Massimo Moratti, “Yunanistan ve Bulgaristan, koruma arayan insanların topraklarına girmesini temin etmeli ve sınır muhafızları da sınırda toplanan insanlara karşı aşırı güç kullanmaktan geri durmalı” dedi.

Göçmen Dayanışma Ağı, “Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinde mültecileri bir şantaj aracı olarak kullanmakta hiçbir beis görmeyen Türkiye’nin yapmış olduğu bu açıklamanın ardından mülteciler, Türkiye’nin dört bir yanından Edirne, Çanakkale, İzmir gibi sınır bölgelerine doğru hareket etmeye başladı. "Çanakkale, İzmir gibi şehirlerden güvencesiz koşullarda, şişme botlarla Yunanistan’a geçişinin canlı yayınlarda adeta bir gösteriye dönüştürülmesi durumun vahametini açıkça ortaya koyuyor. Ve dahası, Türkiye’nin pek çok şehrinden mültecilere yönelik ırkçı stresin yükseldiğine dair haberler gelmeye devam ediyor” diye açıklama yaptı.

Halkların Köprüsü Derneği ise şöyle dedi:

“Ölüm yolculukları her şey doğal seyrindeymiş gibi servis edildi. Türkiye'nin, mültecilere Avrupa sınırlarını açma kararından sonra Yunanistan ve Bulgaristan gibi sınır komşular da, sınır kontrollerini üst düzeye çıkardı. Mülteciler, Pazarkule Sınır Kapısı ve Kastanies Sınır Kapısı arasındaki tampon bölgede bekletiliyor.”

Yunanistan ve Türkiye’den açıklamalar

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis, ülkenin en üst düzey karar alma konseyi olan Dışişleri ve Savunma Konseyi'ni (KYSEA) olağanüstü toplantıya çağırdı. Toplantının ardından Hükümet sözcüsü Stelios Petsas, sınır muhafız gücünü en üst düzeye çıkarma, Yunanistan’da yapılan iltica başvurularını bir ay süre ile askıya alma kararı aldıklarını açıkladı. Açıklamada Türkiye, ilk kez ve resmen “insan kaçakçılığı yapmakla” suçlandı.

Öte yandan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 29 Şubat’ta, “Ne dedik aylar önce? 'Eğer bu böyle giderse biz kapıları açmak zorunda kalacağız.' Rahatsız oldular. İnanmadılar bizim bu söylediğimize. Biz de dün ne yaptık? Kapıları açtık. Şimdi bu sabah itibarıyla yaklaşık 18 bin oldu kapıları zorlayıp geçenler. Ama bugün herhalde 25 bin-30 bini bulabilir. Bu kapıları bundan sonraki süreçte de kapatmayacağız” dedi.


Etiketler: insan hakları, mülteci
Nefret