13/03/2009 | Yazar: Arzu Kaykı

Ebru'nun ardından Arzu Kaykı yazdı. Yağmurlu havada yaktığımız mumların sönmeye DE bileceğini öğrendim.

Ebru'nun ardından Arzu Kaykı yazdı.

Yağmurlu havada yaktığımız mumların sönmeye DE bileceğini öğrendim.

Kimi ‘Biz burada niye duruyoruz? Nasıl olsa yarın yine birimiz öldürülecek’, kimi ‘10 yıl önce 2 kişi anca gelirdi böyle bir anmaya, bu ne büyük katılım, sonunda bir arada bir güç oluşturmaya başlıyoruz’, kiminden de içlerinden bazıları için söylediği ‘bu grup eylemlere hiç gelmezdi’ sözleri kulağıma çalınıyordu. 10 Mart’ta evinde öldürülen Ebru’nun Cihangir Pürtelaş Sokaktaki kapısının önündeki anma töreninde bu söylenenlere kulak verirken, bir yandan da elimdeki mumu söndürmemek için direniyordum.
 

Elimdeki mum söndükçe, yanımdakilerin mumuna yanaşıp, kiminin mumundan bir, kiminin mumundan 2, kimi zaman 3 kere ateş alıp yer değiştiriyor, mumu yanar halde tutmak için dağıtılan helvanın boş plastik tabağını yağmur ve rüzgara karşı siper ediyordum.
 
Bu esnada, elinde yanmamış mumuyla bir kadın beliriverdi ve benden ateş istedi, mumunu yaktık, ben yine plastik tabağım ile mumumu korumak üzere kendime döndüm, kısa bir süre sonra, az evvel yaktığım mumun sönmüş olduğunu gördüm. Mumumu yaklaştırdım ve tekrar yaktım. Bu kez onun mumunu yanık tutabilmek amacıyla tabakla onu korumaya başladım. Arada göz ucuyla kendi mumuma bakıyor, yandığını görünce tekrar onun mumuna dönüyordum.
 
Diğer mumu söndürmemeye çalışırken yağmur mumumun üzerine yağıyor, ancak ne yağmur ne de rüzgar mumumu söndürmüyordu. Bir süre sonra bu durum iyice belirginleşti. Diğer mum korumaya rağmen arada sönse de benimki artık hiç sönmeden yanıyordu. Bunun üzerine nasıl oluyor da bir mum sürekli yanıyor, diğer mum sürekli sönüyor diye düşünürken (tabii bir süre sonra bu yandaki arkadaşla ortak konumuz/merakımız olmuştu), mumları incelemeye başladık, sonunda aradaki farkı anladım. Onun mumu henüz yeni yakıldığı için mum içinde bir oyuk oluşmamış, fitil yeterince uzamamıştı, aksine onun mumunun fitili kısa, mumun üstü çıkıntılıydı. Oysaki benim mumumun fitili büyük alevlerle yanmayı sürdürüyordu artık. Bu durumu onunla da paylaştım.
 
Ve şöyle dedim ‘Vazgeçmezsen bir süre sonra sönmüyor’. Sonra etrafımıza baktık, hemen hemen bütün mumlar yanıyordu artık. Birbirimize döndük tıpkı bu ve diğer mücadeleler gibi dedik.
 
Sonra mumları Ebru’nun kapısının önüne bırakıp ayrıldık.
 
Mumların hepsi yanıyordu…


Etiketler: insan hakları, nefret suçları
Nefret